9. Ceza Dairesi 2021/13639 E. , 2024/7993 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/165 E., 2016/37 K. SUÇLAR : Nitelikli cinsel saldırı, mala zarar verme, konut dokunulmazlığının ihlali, hakaret, tehdit, yağma, 6136 sayılı Kanun'a muhalefet HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz ret, onama Mala zarar verme suçundan neticeten hükmolunan adlî para cezalarına ilişkin mahkûmiyet kararlarının tür ve miktarları itibarıyla 14.04.2011 tarihi…
**9. Ceza Dairesi 2021/13639 E. , 2024/7993 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/165 E., 2016/37 K. SUÇLAR : Nitelikli cinsel saldırı, mala zarar verme, konut dokunulmazlığının ihlali, hakaret, tehdit, yağma, 6136 sayılı Kanun'a muhalefet HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz ret, onama Mala zarar verme suçundan neticeten hükmolunan adlî para cezalarına ilişkin mahkûmiyet kararlarının tür ve miktarları itibarıyla 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte bulundukları anlaşılmıştır. Sanıklar hakkında kurulan diğer hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanıklar hakkında nitelikli cinsel saldırı, yağma, tehdit, hakaret, mala zarar verme, konut dokunulmazlığının ihlali ve 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarını işledikleri iddiası ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Mahkemece nitelikli cinsel saldırı, mala zarar verme ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından mahkumiyetlerine; hakaret, tehdit, yağma ve 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından ise beraatlerine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanıklar Müdafiinin Temyiz İsteği Sanıkların cezalandırılması için yeterli delil olmadığına, aralarında husumet bulunduğuna, soruşturma aşamasındaki beyanların usule göre alınmadığına ve re'sen tespit edilecek hususlara ilişkindir. B. Katılan Vekilinin Temyiz İsteği Sanıkların atılı tüm suçlardan cezalandırılmalarına ve re'sen tespit edilecek hususlara ilişkindir. III. GEREKÇE A. Mala Zarar Verme Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Hükümlerin tür ve miktarları itibarıyla 5320 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte bulundukları anlaşılmakla, temyiz isteklerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. B. Yağma ve Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olduğu, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği gibi beraat hükümlerinin de dosya kapsamına uygun olduğu anlaşıldığından hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır. C. Hakaret, Tehdit, 6136 sayılı Kanun'a Muhalefet Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden 1. Oluşa uygun kabule göre, sanıkların yargılama konusu eylemlerinin için, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125/1, 106/2-a,c maddeleri ve 6136 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi kapsamında kalıp, anılan maddeler uyarınca belirlenecek cezaların türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66/1-e maddesi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 2. 5237 sayılı Kanun’un 67/2-a maddesi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 18.09.2015 tarihli sorgu olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir. D. Nitelikli Cinsel Saldırı Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanıklar hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan kurulan hükümlerde koşulları oluşmadığı halde 5237 sayılı Kanun'un 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrike ilişkin hükümlerin uygulanarak cezalarında indirim yapılması suretiyle sonuç cezaların eksik tayini hukuka aykırı görülmüştür. IV. KARAR A. Mala Zarar Verme Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle Manavgat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik temyiz isteklerinin, 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Yağma ve Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle Manavgat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında sanıklar müdafii ile katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, C. Hakaret, Tehdit, 6136 Sayılı Kanun'a Muhalefet Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçenin (C) bölümünde açıklanan nedenle Manavgat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanıklar müdafii ile katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321/1. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322/1. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, D. Nitelikli Cinsel Saldırı Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçenin (D) bölümünde açıklanan nedenlerle Manavgat 1. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik katılan vekili ile sanıklar müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Üyeler ... ve ...'ın karşı oyları ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.09.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Daire çoğunluğunca sanıklar hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri yönünden 5237 sayılı Kanun'un 29. maddesinin uygulanma imkanı bulunmadığı gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş ise de; Dosya kapsamına göre, olay günü sanıklar ..., ... ve ...’ın nişanlısı ...’in mağdura yönelik sanıklar ... ve ...'ın annesi, ...'in ise nişanlısının annesi olan ...'ya yönelik daha önceki yaalama, tehdit eylemleri nedeniyle mağdurun evine geldikleri, sanık ...’ın evin dışında beklediği, sanıklar ... ve ...’in yüzlerinde siyah bere, ellerinde sopalarla mağdurun ikametinin kapı camını kırarak içeriye girdikleri, cam kırılma sesini duyan mağdurun uyanarak ışığı açtığı ve sanık ...’ın “ annemin üzerine neden sıcak su döktün” diyerek darp ettikleri, akabinde sanık ...’ın sanık ...’e “yapma enişte onu ben halledeceğim, onu ömür boyu g… kazıklı gezdireceğim” diyerek sanık ...’ın yanında getirdiği sopayı mağdurun anal bölgesine soktuğu, mağdurun olay sonrası intikali gerçekleştirdiği anlaşılmıştır. Mahkemece sanıkların 5237 sayılı Kanun'un 102/2, 3.d maddelerinden mahkumiyet hükmü kurulurken, olay öncesi mağdurun ...'ya yaptığı eylemler dolayısıyla sanıklar hakkında haksız tahrik hükümleri uygulanarak haklarında 5237 sayılı Kanun'un 29. Maddesi gereğince indirim yapılmıştır. Daire çoğunluğu ile aramızdaki ihtilaf cinsel suçlarda haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağına ilişkindir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2017/14-110 Esas 2018/557 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, "...Haksız tahrik 5237 sayılı TCK’nın 29. maddesinde; “Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir” şeklinde ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak düzenlenmek suretiyle, kişiye haksız fiilin etkisi altında işlediği suçtan ötürü verilecek cezadan belli bir oranda indirim yapılması öngörülmüştür. 5237 sayılı TCK'nın 29. maddesinde yer alan haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gereklidir: a) Tahriki oluşturan bir fiil bulunmalı, b) Bu fiil haksız olmalı, c) Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı, d) Failin işlediği suç, bu ruhi durumun tepkisi olmalı, e) Haksız tahrik teşkil eden eylem mağdurdan sadır olmalıdır. Ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak düzenlenen haksız tahrik, failin haksız bir tahrikin yarattığı hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında hareket ederek bir suç işlemesini ifade eder. Bu halde fail, haksız tahrikin doğurduğu öfke veya elemin, ruhsal yapısında yarattığı karışıklığın sonucu olarak suç işlemeye yönelmektedir. Uyuşmazlığın isabetli bir şekilde çözümlenebilmesi için kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçları bakımından yukarıda sayılan şartlar oluştuğu takdirde uygulanmasında bir şüphe bulunmayan haksız tahrik kurumunun, somut olayda gerçekleşen nitelikli cinsel saldırı suçu yönünden ayrıca değerlendirilmesinde fayda bulunmaktadır. 765 sayılı TCK'ya benzer şekilde 5237 sayılı TCK'da da haksız tahrik hükmünün ancak bazı failler ya da belli nitelikteki birtakım suçlarda uygulanabileceğine yönelik bir sınırlandırma mevcut değildir. Bununla birlikte 5237 sayılı TCK'nın 102/2. maddesinde düzenlenen nitelikli cinsel saldırı suçunun karşılığını oluşturan 765 sayılı TCK'nın 416/1. maddesinde düzenlenen ırza geçme suçunun oluşabilmesi için, nitelikli cinsel saldırı suçundan farklı olarak failin şehevi bir kast ile hareket etme zorunluluğu bulunmaktadır. Bu nedenle 765 sayılı TCK döneminde oluşan "Şehevi haz ve öfke birleşmez" kuralı gereğince uygulamada, ırza geçme suçunda haksız tahrik hükmünün tatbik edilemeyeceği görüşü benimsenmiştir. Fakat 765 sayılı TCK döneminde ırza geçmenin "Bir erkeğin bir kadınla veya bir erkekle cebren cinsel ilişkiye girmesi" olarak kabul edilmesi nedeniyle, 5237 sayılı TCK'nın 102/2. maddesinden farklı olarak, cinsel organa penis dışında sair bir cisim sokulması durumunda ırza geçme suçunun oluşmayacağı da dikkatten kaçmamalıdır. Buna göre; 5237 sayılı TCK'nın 102/2. maddesinde düzenlenen nitelikli cinsel saldırı suçunun oluşabilmesi için organ yahut sair bir cismin vücuda vajinal, anal veya oral yoldan sokulmasının yeterli olması ve gerçekleştirilen davranışta cinsel arzuları tatmin amacının şart koşulmaması karşısında; 765 sayılı TCK döneminde oluşan "Şehevi haz ve öfke birleşmez" kuralının 5237 sayılı TCK döneminde uygulama yeri bulunmamaktadır. O hâlde somut olayda gerçekleştirilen nitelikli cinsel saldırı suçunda haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığına ilişkin değerlendirme haksız tahrikin genel şartlarına göre ele alınmalıdır...." Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanıklar ..., ... ve ...'in, mağdurun ...'ya yönelik eylemlerini öğrenmeleri üzerine haksız tahrik altında mağdurun anüsüne sopa sokmak suretiyle eylemlerini gerçekleştirdikleri, şehvet hissiyle değil mağdurun ...'ya yönelik eylemlerinin doğurduğu elem ve öfke ile atılı suçu işledikleri anlaşıldığından, olayda 5237 sayılı Kanun'un 29. maddesindeki haksız tahrik hükümlerinin uygulanması için gerekli tüm şartlar gerçekleşmiş olup mahkemenin uygulaması bu yönüyle yerinde olduğundan sanıklar hakkındaki hükmün onanması gerektiği düşüncesiyle bozma yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz