T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1596 Esas KARAR NO: 2026/407 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05/07/2024 NUMARASI: 2023/658 ESAS, 2024/551 KARAR DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit KARAR TARİHİ: 11/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine gö…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1596 Esas KARAR NO: 2026/407 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 05/07/2024 NUMARASI: 2023/658 ESAS, 2024/551 KARAR DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit KARAR TARİHİ: 11/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil firmanın bir özel güvenlik şirketi olduğunu, müvekkilinin alacaklı olduğunu iddia eden tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, davalı tarafı tanımadığını ve kendisiyle herhangi bir ticari ilişkisinin de bulunmadığını, icra takibinde borçlu olarak görünen ...'in bir dönem müvekkili şirkette danışman olarak çalıştığını, müvekkili tarafından ... Firmasına düzenlenen boş senetlerden birini müvekkilinden habersiz olarak hukuka aykırı yollarla ele geçirmiş ve davalı alacaklı ile iş birliği yaparak müvekkiline karşı kullandığını, senet üzerinde yazan alacaklı senet tutarı düzenleme tarihi ve ödeme tarihi başka bir elden başka bir kalemle yazıldığını, bu da senedin sonradan diğer borçlu ... tarafından kendi lehine doldurduğunun en büyük kanıtı olduğunu, davaya konu icra takibine dayanak senedin icra dosyasının alacaklısı ve diğer borçlusu ...'in işbirliği ile kötü niyetli olarak müvekkiline ödetilmeye çalışıldığını, bu nedenlerle davanın kabulünü, davaya konu takibin iptalini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu senet kambiyo senedi olduğunu, senet borçlusu davacının, senedin lehdarı ve aynı zaman da borçlusu olan ...' e karşı ileri sürebileceği itiraz ve defileri senedin mücerretliği ilkesi gereği müvekkile karşı ileri sürmesi mümkün olmadığını, müvekkilinin senedin meşru hamili olduğunu, davacı borçlunun lehtar borçlu ile ilgili iddialarının muhatabı olmayıp, bu iddialara da cevap verecek konumda olmadığını, müvekkilinin meşru hamil olması sebebi ile ispat külfeti olmamasına rağmen, davacı borçlunun müvekkilinin senet lehdarı ve aynı zamanda borçlusu ... ile haksız ve kötü niyetli olarak işbirliği yaparak senedi icraya koyduğu iddiası gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin ...'den gerçek alacaklı olup, borcuna karşı verilmiş olan dava konusu senedi ödenmemesi sebebi ile icraya koyduğunu, ...'e müvekkili tarafından elden para verildiğini, bazı borçları bizzat müvekkili tarafından ödendiğini ... ve şirketlerinin borçlu olduğu ... A.Ş.' ne olan ödemelerinin bir kısmını müvekkilinin bizzat ödediğini, sözleşme hükümleri gereği ...'in borçları ( 5 adet TL teminat mektubu toplam bedeli 81.312,00 TL, 2 adet toplam 55.545 USD lik teminat mektubu ve 102 adet çekten kaynaklı 67.320,00 TL lik miktarı ödeme taahhüdüne girildiğini, taahhüdün büyük kısmı müvekkilince yerine getirildiğini, sözleşme hükümleri gereği sorumluluğu devam etmekte, hesaplarında bloke halen devam ettiğini, senet lehdarı ve borçlusu ... yaklaşık 2 yıldır yurt dışında bulunmakta olup, senedin öncesinde müvekkiline verildiğinin açık delili olduğunu, Ticari ilişki içerisinde olduğu şirketlere boş senet verilmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Takip konusu senette ismi geçen firma ile ilgili hiç bir içerik bulunmadığını, kasadan 5 adet senedin alınmasından yıllarca haberdar olunmaması, yıllar sonra farkına varılması hayatın olağan akışına uygun düşmediğini, tüm bu nedenlerle açılan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/07/2024 tarih ve 2023/658 Esas - 2024/551 Karar sayılı kararıyla; ''...Kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan borçlu olunmadığının ispat yükümlülüğü davacı borçluya ait olmakla karine olarak bir kambiyo senedinin mevcut bir borcun ifası veya itfası amacıyla verildiği kabul edilir. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/168267 soruşturma sayılı dosyasından verilen takipsizlik kararı İstanbul Anadolu 7. Sulh Ceza Hâkimliği'nin 2024/4102 sayılı dosyasında verilen karar ile neticesinde kesinleşmiş olmakla soruşturma dosyasında mübrez bilirkişi raporunda özetle şüpheli dava dışı ...,'in müşteki/ davacı firmada danışman olarak çalıştığının tespit edilemediği, dava dışı ... Firmasının, müşteki/davacı firmanın tedarikçisi olup olmadığı , şikayet dilekçesinde beyan edilen ödemelerin aralarında ticari ilişkin olduğunun gösterir cari hesap hareketleri fatura ödeme vb evraklar tespit edilemediği bildirilmiştir. Kural olarak bono bir ödeme aracı olup, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verilmektedir. Davacı tarafından dava dışı ... Firmasına düzenlenen boş senetlerden birinin davacıdan habersiz olarak hukuka aykırı yollarla ele geçirildiği ve davalı alacaklı ile iş birliği yaparak davacıya karşı kullandığını, senet üzerinde yazan alacaklı senet tutarı düzenleme tarihi ve ödeme tarihi başka bir elden başka bir kalemle yazıldığını bu da senedin sonradan diğer borçlu ... tarafından kendi lehine doldurduğunu yönündeki iddialarını yazılı delille ispatlayamadığı ayrıca bu iddialar nedeniyle dava dışı ... açılmış soruşturma dosyasında takipsizlik kararı verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmakla davacı tarafça ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE,...'' karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Müvekkili firmanın bir özel güvenlik şirketi olduğunu, 5188 sayılı Kanun uyarınca sadece personel maaş ve SGK ödemeleri, özel güvenlik kıyafetleri için yazlık ve kışlık olarak giyim ödemesi, özel güvenlik eğitimi ödemeleri ve varsa silah ruhsatı ödemeleri için harcama yapabildiğini, ayrıca tüm bu yapılan ödemelerin EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ'NE bildirilmesi ve onayının alınması zorunlu olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin kanunda belirtilen harcamalar dışında ve Emniyet Müdürlüğü'nün haberi olmadan 3. bir kişiyle borç ilişkisi kurması ya da bono düzenlemesi yasal olarak mümkün olmadığını, davalı tarafça takibe konu yapılan senet incelendiğinde; Senet üzerinde yazan alacaklı-senet tutarı-düzenleme tarihi ve ödeme tarihi başka bir elden başka bir kalemle yazıldığını, bu da senedin sonradan diğer borçlu ... tarafından kendi lehine doldurulduğunun en büyük kanıtı olduğunu, Yerel mahkeme ...'in senedi kendi lehine dolduruğu yönündeki iddiaların ispatlanamadığını, savcılık dosyasında KYOK verildiği bu nedenle reddine karar verildiğini, Ancak bu noktada mahkeme tarafından yeterli araştırma yapılmadığını, senet üzerinde sonradan yazılan kısımlar gözle görülecek şekilde belirgin olduğunu, senet üzerindeki alacaklı-senet tutarı-düzenleme tarihi ve ödeme tarihi kısmının diğer yazılardan farklı olduğunun açık olduğunu, sayın mahkeme bilirkişi incelemesi yaparak bu hususu tespit etmek yerine davacı tarafın ispat edemediği yönünde karar verdiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına taraflarınca şikayette bulunulduğunu, KYOK verildiğini, ancak KYOK kararı huzurdaki dava için bir ret nedeni olmadığını, yapılan şikayetin Nitelikli Hırsızlık (TCK Md. 142/2-d) ve Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma (TCK Md.155/2) kullanma suçlarına ilişkin olduğunu, ancak huzurdaki dosya kambiyo senedine dayanarak açılan haksız bir icra takibi sonucu açılan bir borçtan kurtulma davası olduğunu, mahkemece hem eksik inceleme yapıldığını hem de huzurdaki dosyaya gerekçe olmaması gereken hususların gerekçe göstererek haklı davanın red edildiğini, yerel mahkemenin ispat yükünün taraflarında olduğu kanaatinin doğru dolmadığını beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, menfi tespit talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde; İcra dosyasında borçlu olarak görülen ...'in, bir dönem davacı şirkette danışman olarak çalıştığını, adı geçenin senedi davacıdan habersiz olarak aldığını ve davalı alacaklı ile işbirliği yaparak davacıya karşı kullandığını, senedin alacaklı, düzenleme ve ödeme tarihi gibi unsurlarının sonradan doldurulduğunu ileri sürmüştür.Uyuşmazlığa konu bono suretinden; Keşidecinin davacı, lehtar cirantanın ... ve devam eden cirantanın davalı olduğu, 18.07.2019 düzenlenme tarihli, 18.06.2020 vade tarihli, 500.000,00-TL bedelli olarak ve "nakden" kaydıyla düzenlendiği görülmüştür.Kişisel def’î olan bedelsizlik iddiası kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir. Kambiyo senetlerinde kamu itimadına mazhar olma ilkesi çerçevesinde ortaya çıkmış olan kişisel def’îlerin sonraki hamillere ileri sürülememesinin bir istisnası olan bu kavram, TMK’nın 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralı ile ilişkili olup, iyi niyetin var olup olmadığının her somut olayın özelliğine göre belirlenmesi gerektiğinden bu kavramın içeriği uyuşmazlıklardaki oluşa göre farklılaşabilecektir. İspat konusunda ise; niteliği gereği bile bile borçlu zararına hareketin varlığının senetle ispatı aranmaz, borçlu, hamil olan davalılara karşı kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiğini, kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu bilebilecek durumda olduğunu tanık dâhil her türlü delille ispat edebilir. Bu kapsamda kişisel def’îlerin hamile karşı ileri sürülebilmesi için hamilin keşideci ile lehtar arasındaki ilişkiyi bilmesi yeterli olmayıp sırf borçluyu ızrar etmek maksadıyla hareket etmiş, başka bir deyişle bu amaçla senet lehtarıyla gizli anlaşma içerisine girmiş olması da gerekir.Bu kapsamda somut olaya bakıldığında, davacı keşideci tarafından bono üzerindeki imzanın inkar edilmediği, senedin sonradan anlaşmaya aykırı düzenlendiği iddiasını ispata elverişli dosya kapsamında yazılı delil bulunmadığı, dava dışı ...'e verilen yetki belgesi kapsamı ve kuruma yapılan ödemeler üzerinde bilirkişi incelemesi de yapıldığı anlaşılan ceza soruşturması neticesinde verilen takipsizlik kararının kesinleştiği, ispat külfetinin yerine getirilmemesi karşısında ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5- Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 11/03/2026