Başvuru, çocuğun cinsel istismarı suçuna ilişkin şikâyetin etkili şekilde soruşturulmaması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, çocuğun cinsel istismarı suçuna ilişkin şikâyetin etkili şekilde soruşturulmaması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 17/4/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 14/11/2011 tarihinde eşi N.Y.den boşanmış, ortak çocukları olan 14/9/2010 doğumlu E.N.Y.nin velayeti başvurucuya verilmiştir. Başvurucu 24/10/2014 tarihinde N.Y.nin çocukla kişisel ilişkisinin kısıtlanması talebiyle Kocaeli Aile Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Başvurucu ayrıca 8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında N.Y.ye karşı 4/7/2016 tarihinde tedbir talebinde bulunmuştur. Başvurucunun bu tedbir talebindeki iddialarının çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturma ihtimali bulunduğu düşüncesiyle Kocaeli Valiliği (Valilik) 11/8/2016 tarihinde Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığına (Cumhuriyet Başsavcılığı) ihbarda bulunmuştur. Bunun üzerine Cumhuriyet Başsavcılığınca derhâl adli soruşturma başlatılmıştır. Öte yandan başvurucunun polis merkezine başvurarak N.Y.den şikâyetçi olması üzerine nöbetçi Cumhuriyet savcısının talimatıyla açılan soruşturma ile başvurucunun Cumhuriyet Başsavcılığına müracaatı üzerine başlatılan soruşturma dosyaları da ilk soruşturma dosyası ile birleştirilmiştir. Birleştirilen soruşturmalar kapsamında başvurucunun müşteki sıfatıyla adli kollukta ifadesi alınmıştır. Başvurucu 3/7/2016 tarihli ifadesinde; kızının babasıyla görüşmesi nedeniyle yaklaşık iki yıldır davranışlarında değişiklik olduğunu, farklı tarihlerde birden fazla kez kızının odasında yalnız kalmak istediğini söyleyerek genital bölgesiyle ilgilendiğini, bunun nedeninin N.Y.nin kızına pornografik videolar izletmesi olduğunu kızından öğrendiğini belirtmiştir. Başvurucu ayrıca N.Y.nin kızının göğüs, bacak ve kalçasına dokunduğunu yine kızından öğrendiğini, bu durumu mahkemede açtığı davada dile getirmediğini ancak sonraki dilekçelerinde bu hususu belirttiğini ifade etmiştir. Başvurucunun annesi olan N.K.nın adli kollukta bilgi veren sıfatıyla ifadesi alınmıştır. N.K. İfadesinde genel olarak başvurucunun iddialarını doğrulamıştır. N.Y. 6/7/2016 tarihinde adli kollukta verdiği ifadede iddiaların doğru olmadığını, Mahkemece 2014 yılında verilen kısıtlama süresine ilişkin ara kararının 2016 yılında dolacak olması nedeniyle kendisine iftira atıldığını belirtmiştir. N.Y.nin ifadesi 6/9/2016 tarihinde Cumhuriyet savcısınca alınmıştır. İfadede N.Y. ilk ifadesine benzer şekilde iddiaları yalanlamış, böyle bir durum olsa başvurucunun kızlarını belirttiği tarihten sonra kendisine teslim etmemesi gerektiğini belirterek iftira attığı iddiasıyla başvurucudan şikâyetçi olmuştur. E.N.Y.nin 3/7/2016 tarihinde avukat ve adli görüşmecinin de katılımıyla Çocuk İzlem Merkezinde (ÇİM) mağdur sıfatıyla ifadesi alınmıştır. E.N.Y. ifadesinde annesi olan başvurucunun iddialarını doğrulamış, babasının kendisine iki kez uygunsuz video izlettiğini, ilkinde üç yaşlarında, ikincisinde ise beş buçuk yaşında olduğunu, ayrıca babasının bir kez de tişörtünün altından karın bölgesine dokunduğunu, babasını hiç çıplak görmediğini belirtmiştir. ÇİM'de yapılan adli görüşmeye ilişkin 7/7/2016 tarihli uzmanlık raporu ile E.N.Y.nin ses ve görüntü kaydını içeren ifade videosu Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. Adli görüşmeci yazılı görüşünde; E.N.Y.nin ifadesinde bazı çelişkili durumların bulunduğunu, cinsellik bilgisinin yaşı ile uyumlu olmayıp yaşının ötesinde olduğunu, annesinin olaydan çok sonra kamu makamlarına müracaat etmesinin olağan olmadığını belirterek kesin bir kanaate varamadığını belirtmiştir. Ayrıca raporda, çocukla Kocaeli Üniversitesi Çocuk Koruma Biriminde düzenli görüşme yapılması hâlinde daha sağlıklı ve detaylı bilgi elde edilebileceği, aile ilişkilerinin daha iyi anlaşılabilmesi için ise sosyal inceleme yapılmasının faydalı olacağı görüşü dile getirilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığınca Mahkemeden dava dosyası 29/9/2016 ve 17/1/2017 tarihlerinde istenerek iki kez incelenip iade edilmiştir. Söz konusu incelemelere ilişkin olarak düzenlenen -genellikle dosya inceleme tutanağı şeklinde isimlendirilen- bir tutanağa UYAP ortamında rastlanmamıştır. Başvuru formu ekinde sunulan ve N.Y.nin uzaklaştırılmasına dair tedbir talebi nedeniyle Kocaeli Aile Mahkemesinin 1/12/2016 tarihli ve 2016/510 değişik iş sayılı kararı üzerine alındığı anlaşılan sosyal inceleme raporunda da başvurucunun N.Y. hakkındaki iddiaları ile ilgili bazı değerlendirmelerde bulunulmuştur. Raporun sonuç kısmında başvurucu ve N.Y.nin birbirlerini suçlayıcı şekilde konuştukları, E.N.Y.nin sorulan sorulara yönlendirmeye açık şekilde cevap verdiği, anne tarafından da yönlendirilme ihtimali bulunduğu, bu konuların çocuğun yanında da açıkça konuşulduğu hususlarına vurgu yapılmıştır. Başvuru formu ekinde de sunulan ve Mahkeme tarafından Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinden (Hastane) istenmesi üzerine hazırlanan rapor 13/1/2017 tarihinde mahkeme dosyasına girmiştir. Bu raporda 8/5/2015 tarihli sosyal çalışmacı bilirkişi raporuna, Hastane Çocuk Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalının 26/6/2015 tarihli muayene raporuna, 19/10/2015 tarihli muayene notu ile 28/12/2016 tarihli konsültasyon muayene raporuna, Hastane Adli Tıp Ana Bilim Dalının 23/9/2016 tarihli muayenesine, 21/1/2016 tarihli sosyal inceleme raporundaki psikolog görüşüne, tarafların iddia ve savunmalarına detaylı şekilde yer verilmiştir. Raporun sonuç kısmında N.Y.nin E.N.Y.ye cinsel içerikli video izlettiğine dair net bir ilişkilendirme kurulamadığı belirtilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığınca 13/2/2017 tarihinde verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla soruşturma sona erdirilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...Çocuğun Görebileceği Yerlerde Müstehcenlik, Çocuğun Cinsel İstismarı suçlarından müşteki şüpheli [N.Y.] hakkında yürütülen soruşturmada; müşteki şüpheli [N.Y.] ile müşteki şüpheli [H. K.] [başvurucu] arasında çocukla kişisel ilişki kurulmasının önlenmesi davası bulunduğu, müşteki şüpheli [H.]'nın aradan uzun bir süre geçtikten sonra müşteki şüpheli [N.] hakkında şikayetçi olduğu, dosya kapsamındaki tüm adli ve tıbbi raporlardan müşteki iddiasını destekler bir tespit ve sonuç bulunamadığı, müşteki şüpheli [H.]'nın mağdur ile müşteki şüpheli [N.] arasındaki aile ilişkilerini engellemeye çalıştığı düşünülmekle, müşteki şüpheli [N.Y.] hakkında üzerine atılı suçu işlediği yönünde soyut iddia dışında somut ve yeterli delil elde edilemediğinin anlaşılması nedeni ile..." Başvurucu, anılan karara itiraz etmiştir. İtiraz dilekçesinde başvurucu, aile mahkemelerindeki davalarında alınan bilirkişi raporlarının soruşturma dosyasına getirtilmesini talep etmesine karşın kararda bu raporlara hiç yer verilmediğini belirtmiştir. Başvurucu her ne kadar olayı öğrendikten hemen sonra Cumhuriyet Başsavcılığına başvurmasa da mahkemelere derhâl müracaat ettiğini, olaydan bir süre sonra suç duyurusunda bulunmasının nedeninin ise aile mahkemelerindeki bilirkişi raporlarının alınmasını beklemesi olduğunu ifade etmiştir. Başvurucunun itirazı, kovuşturmaya yer olmadığı kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle Kocaeli Sulh Ceza Hâkimliğince 8/3/2017 tarihinde reddedilmiştir. Bu karar başvurucuya 17/3/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 17/4/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. (2) Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." 5271 sayılı Kanun'un "Kamu davasını açma görevi" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir. (2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler."