10. Hukuk Dairesi 2023/8728 E. , 2024/11451 K. MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1698 E., 2023/559 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Zonguldak 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/192 E., 2021/35 K. Taraflar arasındaki meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üze…
**10. Hukuk Dairesi 2023/8728 E. , 2024/11451 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1698 E., 2023/559 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Zonguldak 2. İş Mahkemesi SAYISI : 2019/192 E., 2021/35 K. Taraflar arasındaki meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili murisi ...'in davalı işyerinde çalışırken meslek hastalığına yakalandığını ve bunun sonucunda 05.10.2012 tarihinde meslek hastalığı sonucunda vefat ettiğini, davacının murisinin meslek hastalığı sonucu ölümü sebebiyle maddi ve manevi zarara uğradığını, ölümü nedeniyle büyük üzüntü duyduğunu belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 1,00 TL maddi tazminatın ölüm tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; olayda müvekkilinin kusuru olmadığını, davacının murisinin ölümünün başka işyerlerindeki kötü çalışma koşullarından doğmuş olduğunu, müteveffanın başka yer çalışmalarının da bulunduğunu, ölümün meslek hastalığı sonucu meydana gelmediğini belirterek; haksız ve yersiz davanın reddi gerektiğini bildirmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle, "Dava; meslek hastalığı ölümü nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkindir. ...Davacı vekilinin talebi de dikkate alınarak tüm raporların değerlendirilmesi için Adli Tıp 1. İhtisas Dairesinden rapor aldırılmış, 12.10.2020 tarihli raporda, kişide mesleki pnömokonyoz mevcut olduğu, ancak tespit edilen meslek hastalığının ölümüne neden olabilecek düzeyde olmadığı, kişinin ölümünün akciğer kanseri ve gelişen komplikosyonlar sonucu meydana gelmiş olduğunun kabulü gerektiği, kişide meslek hastalığı mevcut olduğu ancak hafif düzeyde olduğu ve yıllar içerisinde belirgin ilerleme göstermediği, kişinin ölümü ile meslek hastalığı arasında illiyet bağı bulunmadığına oy birliği ile karar verildiği anlaşılmıştır. İddia, savunma, celbedilen kayıtlar, birbiri ile uyumlu SSGM, YSK ve Adli Tıp yetkili İhtisas Dairesi raporları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı murisinin ölüm sebebinin akciğer kanseri ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu, kişinin ölümü ile meslek hastalığı arasında illiyet bağı kurulamadığı, en son aldırılan Adli Tıp raporunda da açıkça murisin ölümü ile meslek hastalığı arasında illiyet bağı bulunmadığına karar verildiği anlaşıldığından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçeleriyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin hükme esas almış olduğu Adli Tıp raporunun eksik rapor ve belgelere göre düzenlendiğini, rapora karşı 20.11.2020 tarihli dilekçelerine ve 2.2.2021 tarihli duruşmadan itirazlarına rağmen itirazlarının usul ve yasaya aykırı olarak reddedildiğini, oysa rapor hüküm için yeterli olmadığı gibi müvekkilinin adil yargılanma hakkını ihlal edecek nitelikte dava konusu sorunun halli için ehil olmayanlarca düzenlendiğini, -Müvekkillerinin murisi ...'in yer altı maden işçisi olarak 20 yıldan fazla çalıştığını ve meslek hastalığına yakalandığını, -Ölümünden önceki şikayetlerinin, dosyada mevcut olan ölümden öncesine ait tüm tedavilerin, tümüyle akciğer hastalıklarına bağlı olduğunu, -Bu durumda meslek hastalığının ilerleme göstermediğine dair görüşün ve ölümün mesleki olmadığına dair kanaatin dosya kapsamına uygun olmadığını, ölüm anına ve ölüm sebebine ilişkin tıbbi belgelere göre otopsi yapılmamış olmasından dolayı bu durumun davacı müvekkili aleyhine yorumlanarak, meslek hastalığının zaman içinde ilerleme özelliğine ve maluliyetin sürekli olarak değişmiş olmasına rağmen meslek hastalığının ilerleyici özelliği olmadığını ve ölüm sebebinin meslek hastalığı sonucu meydana gelmediği şeklinde görüşün yeraltı madenciliğinden kaynaklı meslek hastalıklarına uygun olmadığını, -Dosya kapsamında sigortalının meslek hastalığı ve komplikasyonları dışında kanser şüphesi ile tetkikleri yapılmış ise de kesin kanser tanısı konulmadığını, bu yönde tedavi gördüğüne dair bir delil bulunmadığını, tüm tedavi belgelerinin akciğerlerindeki kronikleşmiş hastalıklara bağlı olduğunu, ölümünde çok kısa bir süre öncesine ait tüm tedavilerinin akciğer ve solunum yetmezliğine bağlı olduğunu ve sigortalının da sağlığında tespit edilmiş maluliyetinin düşük olmakla beraber filmlerinde bu hastalığın daha yüksek bir oranda maluliyeti gerektirdiği görüldüğünü, hastalığın tıpta tedavisi olmayan ve zaman içinde ilerleyen nitelikteki özelliğinin ve ağır derecede meslek hastası olan sigortalının görmüş olduğu tedaviler karşısında ölümünün başka bir sebepten olmasının mümkün olmadığını, dosyada sigortalının ölmeden önce başka hastalığının olduğu ve ölümün başka bir sebepten olduğuna dair hiç bir delil sunulmadığını, -Sigortalıda tespit edilen koah ve pnomoni hastalıklarının mesleki çalışma şartlarına bağlı olduğunu, mesleki çalışma şartlarının bu hastalıklarının oluşumuna doğrudan bağlantısının mevcut olduğunu, -Kurulda görevli tek göğüs hastalıkları uzmanının uzmanlık alanının tüberküloz olduğunu, meslek hastalıkları ve pnomokonyoz konusunda hiç bir uzmanlığı olmayan tek göğüs hastalıkları uzmanının görüşü alınarak düzenlenen raporun tıbbi ve hukuki açıdan yeterli olmadığını, kurulda yer alan diğer üyelerin dava konusu ile ilgili bir uzmanlıklarının bulunmadığını, -Bu sebeplerle emsal içtihatlar gereğince bu durumun ve raporun müvekkili aleyhine yorumlanmaması ve ölümün mesleki olduğunun kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle emsal içtihatlara aykırı olarak davanın reddine karar verildiğini, -Oysa Mahkemece raporun aleyhlerine değerlendirilmemesinin ancak hüküm için yeterli olmadığı kanaatine varılması halinde ise adli tıp kurumundan rapor alınma zorunluluğu bulunmadığından sigortalının ölüm sebebinin kesin olarak tespiti meslek hastalığının ölüme katkı ve etkisi olup olmadığı husunda kuşku ve çelişkiye yer vermeyecek şekilde yeraltı meslek hastalıkları konusunda profesör düzeyinde uzman bilirkişilerden oluşacak bilirkişi kurulundan rapor alınması gerekirken bu yöndeki taleplerinin reddi suretiyle müvekkilinin adil yargılanma ... ihlal edildiğini, -Konun ehli olmayan yeraltı madeniliğinden kaynaklı meslek hastalıkları konusunda hiç bir çalışma ve araştırmaları olmayan branş ve uzmanlıkları ayrı ayrı olan kişilerin katılımı ile düzenlenen raporun dava konusunun halli için yeterli olmadığını, -Bu sebeplerle murisin meslek hastalığı ve komplikasyonları dışında başka bir sebepten öldüğüne dair bir iddia ve bu iddiayı teyit edecek aleyhe bir delil bulunmadığından, kişinin ölüm anına ve ölüm sebebine ilişkin tıbbi belgelere rağmen otopsi yapılmamış olmasından dolayı ölüm sebebinin meslek hastalığı sonucu meydana gelip gelmediğinin tespit edilemediği şeklinde belirtilen kanaatin emsal içtihatlar gereğince davacı aleyhine yorumlanmaması gerekirken taleplere rağmen ölüme mevcut meslek hastalığının etkisi ve katkısı olup olmadığının tespiti açısından kuşku ve çelişkiye yer vermeyecek şekilde yeraltı meslek hastalıkları konusunda profesör düzeyinde uzman bilirkişilerden oluşacak bilirkişi kurulundan veya üniversitelerin adli tıp kurumundan konunun uzmanı olan ehil kişilerin katılımı sağlanmak suretiyle rapor alınmaksızın verilen kararın kaldırılmasına ve emsal kararlar gereğince davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, İlk Derece Mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355 inci maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin tüm istinaf nedenlerine ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, , 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi 3. Değerlendirme Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davacı vekilince dava dilekçesinde davacı murisinin davalı işveren nezdinde çalışması nedeniyle meslek hastalığına uğradığı, anılan meslek hastalığı sonucu vefat ettiğini beyanla maddi tazminat talebinde bulunduğu, SGK Kocatepe Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezinin 11.03.2013 tarihli raporu ile davacı murisinin ölümünün meslek hastalığı sonucu olmadığının belirlendiği, itiraz üzerine YSK'ca ölümün meslek hastalığı sonucu olmadığının bildirildiği devamla davacı itirazı üzerine Adli Tıp 1. İhtisas Dairesinden rapor aldırıldığı, 12.10.2020 tarihli raporda, kişide mesleki pnömokonyoz mevcut olduğu, ancak tespit edilen meslek hastalığının ölümüne neden olabilecek düzeyde olmadığı, kişinin ölümünün akciğer kanseri ve gelişen komplikosyonlar sonucu meydana gelmiş olduğunun kabulü gerektiği, kişide meslek hastalığı mevcut olduğu ancak hafif düzeyde olduğu ve yıllar içerisinde belirgin ilerleme göstermediği, kişinin ölümü ile meslek hastalığı arasında illiyet bağı bulunmadığına oy birliği ile karar verildiği Mahkemece iş bu raporun esas alınması suretiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Meslek hastalığından kaynaklı tazminat davalarının görülmesi için ön koşul zararlandırıcı olayın Kurumca meslek hastalığı niteliğinde olduğunun tespit edilmesidir. Meslek hastalığının tespiti ile ilgili ihtilaf Sosyal Güvenlik Kurumunun hak alanını doğrudan ilgilendirmekte olup tazminat davasında kurum taraf değildir. Yukarıda yapılan açıklamalar gereğince, Mahkemece davanın ATK kurul raporuna göre davacı murisinin ölümünün meslek hastalığı sonucu meydana gelmediği gerekçesiyle reddine karar verilmiş ise de, dosyada meslek hastalığı sonucu ölümün meydana geldiğine yönelik Kurumca yapılan bir tespitin bulunmadığı görülmekle açılacak ayrı bir tespit davasında bu hususun tartışılarak çözüme kavuşturulması gerekirken bu husus gözetilmeksizin ve göreve ilişkin kamu düzenine dair usul hükümleri dikkate alınmaksızın yargılamaya devamla davanın esası hakkında karar verilmesi hatalı olmuştur. Öncelikle Mahkemece yapılacak iş, davacı tarafa, maruz kalınan ölüm olayının meslek hastalığı sonucu meydana geldiğinin tespitine ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumuna ve hak alanını etkileyeceğinden işveren aleyhine “meslek hastalığının tespiti” davası açması için usulüne uygun kesin önel vermek, kesin sürenin sonuçlarını ihtar etmek; tespit davasının verilen kesin önel içinde açılması halinde bu dava için bekletici sorun yaparak çıkacak sonuca göre ;meslek hastalığının bulunmadığı kesinleşirse Mahkemece Dairemizin 20.09.2022 tarih ve 2022/3466 Esas 2022/10875 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere "Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1 inci maddesinde “İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu'na dayanan her türlü hak iddialarından ... hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur” düzenlemesine yer verilmiştir. Benzer şekilde yargılama sırasında yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5 inci maddesinde “(1) İş Mahkemeleri; a)5953 sayılı Kanun'a tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanun'a tabi gemi adamları, 22.05b2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'na veya 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan ... her türlü hukuk uyuşmazlıklarına, b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanun'un geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara, c)Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere bakar.” düzenlemesine yer verildiği, bu açıklamalar kapsamında davacılar her ne kadar davaya konu sigortalının ölümüyle neticelenen olayın bir iş kazası olduğu iddiasıyla iş bu davayı açmış iseler de kesinleşen tespit hükmü çerçevesinde olayın iş kazası olmadığının anlaşılması karşısında yargılamaya konu olayın gerek 4857 sayılı İş Kanunu, gerek ise de 5510 sayılı Kanun kapsamında iş mahkemelerince görülerek sonuçlandırılabilecek nitelikte bir dava olmadığı açıktır. O halde dava konusu eylemin bir haksız fiil olduğu, bu yönüyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41 inci ve devamı maddeleri çerçevesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ise 49 uncu ve devamı maddeleri) genel hükümlere tabi bir tazminat davası olarak görülerek, çözüme kavuşturulması, bu kapsamda da aynı Kanun'un 55 inci maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ise 66 ncı maddesi) kapsamında davalının adam çalıştıran ve/veya işleten olarak sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ile ilgili inceleme yaparak karar verme görevinin genel mahkemelere ait olduğunun dosyadan açıkça anlaşılabilir olmasına göre, İş Mahkemesince genel mahkemeler lehine görevsizlik kararı verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yargılamanın esası hakkında yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur." şeklindeki gerekçe de dikkate alınarak mahkemenin görevliliği hususunun değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır . VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacı vekili temyiz edenlerin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.