14. Hukuk Dairesi 2011/9095 E. , 2011/11875 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.09.2010 gününde verilen dilekçe ile eser sözleşmesine dayalı olarak ayıplı imalat nedeniyle tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 18.01.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki
**14. Hukuk Dairesi 2011/9095 E. , 2011/11875 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.09.2010 gününde verilen dilekçe ile eser sözleşmesine dayalı olarak ayıplı imalat nedeniyle tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 18.01.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, eserin ayıplı imal edilmesi nedeniyle ayıpların giderilmesi bedeli ve oluşan zarar toplamı 5.420,00 TL’nin yaptırılan tespit gideri ile birlikte tahsili istemiyle açılmıştır. Davalı, eserin davacı iş sahibinin talimatıyla meydana getirildiğini, esasen sözleşmeye göre bir yıllık süre için sorumluluğu bulunduğunu, açılan davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davalının sorumluluğunu düzenleyen sözleşme hükmü bir yıl ile sınırlandırıldığından, bu süre de geçirildiğinden bahisle dava reddedilmiştir. Hükmü, davacı temyiz etmiştir. Bir tanımlama yapmak gerekirse eser sözleşmelerinde ayıptan maksat, sözleşmede üzerinde anlaşılan (yüklenicinin esere ilişkin olarak zikrettiği) niteliklerin veya dürüstlük kuralları gereğince bulunması gereken lüzumlu niteliklerin meydana getirilen eserde bulunmamasıdır. Başka bir ifadeyle, eserde sözleşme ve dürüstlük kurallarına göre olması gereken vasıfla fiilen mevcut olan arasındaki fark ayıptır. Açık ayıp, eserin iş sahibine teslimi anında kolaylıkla görülebilen ayıplardır. Buna karşılık gizli ayıp, eserin tesliminden sonra ve kullanımı sırasında kendini gösteren ayıp türüdür. Kural olarak, yüklenicinin eseri sözleşmeye, sözleşmedeki amaca, fen ve sanat kurallarına uygun imal ederek iş sahibine teslimi gerekir. Esasen yüklenicinin bu temel borcu, yüklenicinin sadakat ve özen borcunun bir sonucudur. Aksi halde, eser ayıplıdır ve yüklenicinin Borçlar Kanununun 360.maddesinde sayılan sorumlulukları ortaya çıkar. Eser teslim edilmiş olsa bile, zamanaşımı süresince yüklenicinin ayıba karşı tekeffül borcu devam eder. Eser sözleşmelerinde zamanaşımı; yüklenicinin kasıt veya ağır kusuru ile akti hiç veya gereği gibi yerine getirmemiş, bilhassa ayıplı malzeme kullanmış veya ayıplı bir iş meydana getirmiş olması sebebiyle açılacak davalar hariç olmak üzere bütün davalarda 5 yıl, Borçlar Kanununun 126/4.maddesine dayanılarak açılan davalarda ise 10 yıldır. Eserin meydana getirildiği tarih 2009 yılı olduğuna, dava 17.09.2010 tarihinde açıldığına göre zamanaşımı süresinde açılan eldeki davanın esasının incelenmesi gerekmektedir. Taraflar arasındaki 16.03.2009 tarihli sözleşmede yüklenicinin bir yıl süreyle sorumlu tutulacağının yazılması, uygulamadaki deyimiyle yüklenicinin meydana getirdiği esere bir yıl garanti vermiş olması demektir. Bu süre içinde meydana çıkacak ayıplar için ayrıca ayıp ihbarı gerekmez. Fakat sözleşmeye bir sürenin yazılmış olması, kanunun öngördüğü zamanaşımı süresinde açılan davanın dinlenmesine engel teşkil etmez. Mahkemece yapılması gereken iş, uyuşmazlığı Borçlar Kanununun 359., 360. ve 362.maddeleri çerçevesinde incelemek ve sonucuna uygun bir hüküm kurmak olmalıdır. Bu yönler bir yana bırakılarak davanın garanti süresinde açılmadığından bahisle reddedilmiş olması doğru değildir. Karar, açıklanan nedenle bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 11.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.