T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/280 Esas KARAR NO: 2025/981 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 30/11/2023 NUMARASI: 2022/190 Esas, 2023/292 Karar DAVANIN KONUSU: Markaya Tecavüz ve Haksız Rekabetin tespiti, Meni, Refi, Tazminat KARAR TARİHİ: 14/07/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmı…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/280 Esas KARAR NO: 2025/981 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 30/11/2023 NUMARASI: 2022/190 Esas, 2023/292 Karar DAVANIN KONUSU: Markaya Tecavüz ve Haksız Rekabetin tespiti, Meni, Refi, Tazminat KARAR TARİHİ: 14/07/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının ... AVM isimli satış mağazasında, müvekkili şirketin tanınmış "..." markasını izinsiz olarak 35. Sınıfta yer alan mağazacılık alanında kullandığını, davalının kullandığı marka ile müvekkili markasının karıştırılma ihtimali yaratacak kadar benzer olduğunu, davalı yanın müvekkilinden herhangi bir izin alınmaksızın "..." markasını mağaza ismi olarak kullandığını, "..." markasının ... ve ... tescil numaraları ile müvekkili adına tescilli olduğunu ve davalı kullanımının tecavüz teşkil ettiğini iddia ederek, markaya tecavüzünün önlenmesini ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 10.000,00 TL tazminatın, dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmişir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından yasal marka tesciline dayalı kullanımın söz konusu olduğunu, müvekkili marka kullanımının 07, 11 ve 21. Sınıfta tescilli markalarına dayalı olarak yapmakta olduğu satış işlemi olduğunu, bu nedenle davacının marka tesciline tecavüzün söz konusu olamayacağını, davacı tarafından dava dışı diğer müvekkili ... firmasına, kardeş şirketlerineve bayilerine karşı dava açıldığını ve bu durumun davacının kötü niyetinin bir göstergesi olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI: İlk derece mahkemesinin 2018/330 E, 2019/348 K. Sayılı, 17/10/2019 Tarihli ilamında; "...Yüksek Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere, ticari bir malı üreten bir işletmenin ürettiği malı satmasının, işin doğası gereği ve ticari faaliyetinin zorunlu bir sonucu olması, mal üreten işletmenin, aynı zamanda o malı satmak için ayrıca 35. Sınıfta da markasını tescil ettirmesine gerek olmaması karşısında, mahallinde yapılan incelemede, davalının kendisi ve grup şirketlerinin ürettiği ürünler dışında başka marka altında herhangi bir satışının söz konusu olmaması, buna ilaveten unvanını da kullanmasının mümkün olması karşısında, davalının davacı marka haklarına tecavüzü söz konusu olmadığından, davacının davasının reddine" şeklinde karar vermiştir. DAİREMİZİN KARARI: Dairemizin 18/05/2022 tarihli ve 2020/27Esas, 2022/817 karar sayılı ilamı ile; "...Uyuşmazlık, dava dışı şirketin 08/21. Sınıfta tescilli ve/veya başvuru aşamasındaki mal/emtia grubu markalarının, davalı tarafça 35. Sınıfta (mağazacılık) sınıfında kullanımının, davacı tarafça engellenmesinin istenip istenemeyeceğinden kaynaklanmıştır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, dava dışı ... şirketinin mutfak eşyaları- züccaciye ürünleri emtialarında tescilli markalarının bu ürünlerin bir araya getirilerek satışı (mağazacılık) hizmeti için davalıya yetki verdiği beyan edilmişse de, dava dışı şirket adına 08/21. sınıfta tescil edilmiş/başvuru aşamasında ... ibareli ancak farklı şekil unsuru içeren markalar bulunmakla, hangi markanın kullanımı yönünden davalıya hak sağladığı ve davalının markasal kullanımının davacının tanınmış markası ile benzer olup olmadığı, kullanım şekli ile iltibas yaratıp yaratmadığı tartışılmamıştır. Davacı tarafça sunulan mahkeme ve Yargıtay ilamlarından, bilirkişi raporunda dayanılan dava dışı şirketin bir kısım markalarının davacı markaları ile iltibas tehlikesi bulunduğundan hükümsüzlüğüne karar verildiği anlaşılmıştır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/3581 Esas-2020/2052 Karar sayılı, 26/02/2020 tarihli kararı ile, davalı adına 08/21. Sınıflarda tescilli ... sayılı ... markasının davacının tescilli markaları ile karıştırılmaya yol açacak derecede benzer olduğundan hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine ilişkin mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/3415 Esas-2020/1933 Karar sayılı, 24/02/2020 tarihli kararı ile, davalı adına 08. Sınıfta tescilli ... sayılı ... markası yönünden , markaların asli unsurundaki renk ve yazı karakterinin davaya konu markada önceki markasından farklılaştığı gerekçesiyle davacı tarafça açılan YİDK kararının iptali ve hükümsüzlüğüne ilişkin mahkeme kararının onandığı, yine davalı adına tescilli ... sayılı ...+şekil markasının HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve sicilden TERKİNİNE ilişkin dairemizin kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27/05/2021 tarihli 2020/5935 Esas-2021/4501 Karar sayılı kararıyla onandığı ve diğer bir kısım markaların yine hükümsüzlüğüne ilişkin kararların sunulduğu anlaşılmıştır.) Bu durumda mahkemece davalı tarafça cevap dilekçesinde dayanılan marka tescil belgeleri getirtilmeden, eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporu ile karar verilmesi yerinde olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın tescil belgeleri getirtildikten sonra, yeni bir heyetten rapor alınarak, davalı kullanımının davacı markasına tecavüz ve haksız rekabet teşkil edip etmediği değerlendirilerek karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.Mahkeme kararı kaldırılarak yargılamaya devam edilmesine karar verildiğinden, bu aşamada davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,-Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 17.10.2019 tarihli 2018/330 E. - 2019/348 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA" şeklinde karar vermiştir. DAİREMİZ KARARINDAN SONRA İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: İlk derece mahkemesinin istinafa konu 2022/190, 2023/292 Karar sayılı, 30/11/2023 tarihli ilamında; "...Dosya kapsamı deliller, Bölge Adliye Mahkemesi kararı ve bilirkişi raporları ve taraflar arasında daha önce görülüp kesinleşen dava dosyaları birlikte değerlendirildiğinde; ... tescil nolu "..." ibareli marka ile ... tescil nolu "..." ibareli markanın davacı adına tescilli olduğu, ... tescil nolu "..." ibareli marka ile ... tescil nolu "..." ibareli markanın davalı şirket ile aynı grupta yer alan şirket adına tescilli olup, muvafakatname ile davalı tarafça kullanıldığı görülmüştür. Karıştırılma ihtimali ve buna bağlı olarak gerçekleşecek tecavüzün varlığı için kural olarak hem işaret benzerliği hem de sınıfsal benzerliğin gerektiği göz önüne alınarak; Marka hakkına tecavüzden bahsedilebilmesi için; Davalının, ürünler ya da ürün ambalajlarında kullandığı kompozisyonun ya da sunulan hizmetin, ürünün nihai tüketicileri nezdinde, Davacı markaları ile iltibasa neden olacak şekilde düzenlenmiş olması, marka ve ambalajın kullanıldığı ürünlerin ya da sunulan hizmetin tüketici tarafından algılanış biçimi ve bu algılama sonucunda karışıklığa sebebiyet verilmesi, dolayısıyla tüketicinin davacının ürününü/hizmetini aldığı konusunda yanılgıya düşürülerek, Davalı ürünlerini/hizmetini satın almasına yol açılmış olması gereklidir. Davalının fiili kullanımında yer alan görsel ile ... tescil no.lu marka görselinin aynı olduğu ve ... tescil no.lu markanın bir versiyonu olduğu tespit edilmiştir. Davacı markaları ile Davalı markaları ve fiili kullanımı karşılaştırıldığında, “...” ibaresi açısından, işitsel ve kavramsal benzerlik olduğu tespit edilmekle birlikte, taraf markalarının görsel açıdan farklılık arz ettiği, zira Davalı markalarında ve kullanımında yer alan dünya görseli ve üzerindeki enlem ve boylam şekilleri ile dünya figürünün etrafındaki çember ve üstünde yer alan taç görseli nedeniyle taraf markalarının ayrıştıkları, karşılaştırılan markaların bir bütün olarak bıraktıkları genel izlenime bakıldığında, taraf markalarında “taç” ibaresi ortak ise de, şekil unsurunun eklenmesiyle davalı markasının bütünsel ve farklı bir marka haline geldiği, davacı markasından farklı bir kompozisyon ve içerik kazandığı, taraf markalarının her birinin bütünü itibariyle bıraktığı etkinin de farklı bulunması sebebiyle karıştırılmaya sebebiyet verebilecek derecede aralarında yakınlık bulunmadığı, taraf markalarının bu nedenlerle farklı bir marka algısı yarattığı, ayrıca sınıfsal açıdan değerlendirildiğinde, taraf markalarının sınıfsal açıdan da farklı oldukları ve davacının tecavüz iddiasına dayanak markaları kapsamında 08 ve 21. sınıflardaki malların/emtiaların yer almadığı, dolayısıyla belirtilen sebeplerle genel anlamda markalar arasında iltibasın oluşmayacağı sonucuna varılmıştır. Tecavüz iddiası, 35. Sınıf özelinde değerlendirildiğinde ise, davacının 35. Sınıf kapsamındaki tescilinin 2011 yılında yapılan değişiklik öncesine ilişkin olduğu ve herhangi bir emtia sınırlaması içermediği tespit edilmiştir. Gerek dosya kapsamında delil olarak sunulan gerekse de başkaca yerel mahkeme, BAM ve Yüksek Yargıtay kararlarında ve doktrinde “ticari bir malı üreten bir işletmenin, ürettiği malı satmasının, işin doğası gereği ve ticari faaliyetin zorunlu bir sonucu olduğu, mal üreten işletmenin, aynı zamanda o malı satmak için ayrıca 35.06 sınıfta mağazacılık hizmetinde markasını tescil ettirmesine gerek olmadığı” ifade edilmekte olup buradaki sınırın "bir işletmenin mağazasında kendi ürettiği mallar hariç, başka firmalara ait ürünlerin de satılması olduğu, bu durumdaysa tescile ihtiyaç duyulacağı ve dolayısıyla 35. sınıfta da marka tescilinin gerekeceği” belirtilmektedir. Dosya kapsamında sunulan ve davacı ile huzurdaki davada markaların kullanılması yönünde muvafakat verdiği beyan edilen ... İmalat San. Ve tic. Ltd. Şti'ne arasında kesinleşmiş olduğu tespit edilen Ankara 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2014/184 E. Sayılı dosyasında da; “davalının ... ibaresini 21.sınıf ürünler bakımından ticaret markası olarak kullanım önceliğinin bulunduğu, bu ürünlerin ticaretini yaptığı mağazasında ve iş evrakında ... ibaresini kullanma hakkının bulunduğu, 35/6.sınıf hizmetleri içeren bir hizmet markası olmasa da ürünlerini bu ismi taşıyan bir mağazacılık faaliyeti ile ticaret mevküne koyabileceği” şeklinde karar verildiği görülmüştür. Davalının kullanımını tespit açısından dosya kapsamında alınan ilk bilirkişi raporunda “... AVM'de bulunan davalıya ait mağazanın faaliyetinde başka marka altında herhangi bir ürün satışına rastlanmadığı” tespit edilmiştir. Somut olay yukarıdaki bilgiler ışığında değerlendirildiğinde; davalı kullanımının, SMK'nın 7 ve 29. maddeleri gereğince davacının marka hakkına tecavüz oluşturmayacağı sonuç ve kanaatine varılarak tecavüze ilişkin istemin reddine karar vermek gerekmiştir. Yukarıda değinilen somut olayın gelişimi karşısında haksız rekabet söz konusu olmadığı gibi, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2019/5189 E, 2022/1852 Karar sayılı, 14.03.2022 Tarihli kararında; "... markaların kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (mülga 556 sayılı Marka KHK) hükümleriyle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, Dairenin bu konudaki eski içtihatlarını sürdürme imkanı kalmadığından, Bölge Adliye Mahkemesince, davacının tescilli markasının benzerinin, tescil kapsamındaki ilaç emtiasında kullanılması şeklindeki davalı eyleminin TTK’nın 55/1-a-4.maddesi uyarınca aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğine ilişkin gerekçesi yerinde görülmediğinden, hükmün bu kısım yönünden temyiz eden davalı yararına bozulması..." şeklindeki gerekçe ile açıklandığı üzere; somut uyuşmazlıkta, davacının haksız rekabet iddiasının marka hakkına dayandığı, bu durumda TTK 55/1-a-4 maddesi gereğince aynı zamanda haksız rekabetin oluştuğundan söz edilemeyeceği kanaatine varılmakla haksız rekabet isteminin de reddine karar vermek gerekmiştir. Bu itibarla;-Davacının davasının REDDİNE, " şeklinde karar vermiştir. İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Ürün markasının, mağazacılık markası olmadığını, ürün markasının tescili aynı isimle mağaza açma hakkı vermeyeceğini, Kararda davalının 8. ve 21. Markada tescili olmasından dolayı, marka kullanımlarının korunduğu tescil sınıfında sayılacağı belirtilmiş ise de 35.sınıf hizmet sınıfı ile diğer mal sınıflarının birbirinden farklı olduğunu, davalının kullanımlarının organik olarak kendi tescil sınıfında mal üretilmesi ve satış yapılması olarak değerlendirilemeyeceğini, davacının mağazasında tabelasında kullandığı marka ile müvekkili Şirketin 35.sınıfta tescilli markasının, aynı hizmet markaları olduğunu, Mahkemenin markalar arası iltibası incelemediğini, taraflar arasında pek çok dosya olduğunu, dosyada iki rapor mevcut ise de son rapora atıf yapılarak hüküm verildiğini, ilk raporda markaya tecavüz ve haksız rekabet olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin tanınmış ... markası üzerinde durulduğunu, çelişkiler giderilmeden karar verildiğini, Benzer dosyalardaki bilirkişi raporlarında davalının markasını müvekkili şirketin markasına yaklaştırdığı ve benzerliğin belirginleştiğinin tespit edildiğini, Tasarımcının farklılık sağlayacak zengin seçenek özgürlüğüne sahip olduğunu, yerel mahkeme her ne kadar davalının ve müvekkili şirketin uzun yıllardır farklı“ sektörlerde var olmasından dolayı standart” tüketici nezdinde karıştırılmayacaklarını belirtmiş ise de, iki markanın uzun yıllardır farklı sektörlerde var olması sebebiyle tüketiciler nezdinde karıştırılmayacağı düşüncesi tanınmış markalar yönünden pratikte savunulabilir olmadığını, tescil sınıfı, kullanım sınıfı değerlendirmesinin de yerinde olmadığını, davalının 35.sınıfta tescili olmadığını, Davacıya ait Tescilli “...” markası ile aynı ... Font/Yazı karakteri ve aynı anlam içermesi Satış Mağaza ve Perakendecilik bünyesinde Görsel, biçimsel, anlamsal, kısmen işitsel olarak ve tüketici gözünde bir bütün olduğu sonucu doğuracağını, Dava dışı üçüncü kişilerin, tüm markalarını müvekkili şirketin markalarına benzetme çabası sonucunda, ... markalı züccaciye ürünleri alan tüketicilerin, “...” markalı züccaciye ürünlerinin müvekkil şirket tarafından üretilmiş olduğunu zannederek alış-veriş yapmakta olduğunu, bu hususta delil sunduklarını, Bütün Yargıtay kararlarında, ... adına tescili talep edilen ve “kırmızı bayraklı gri - beyaz” renkli logolu markların müvekkili şirketin markasına tecavüz teşkil ettiği tespit edildiğini ve bu markaların ... adına tescili yasaklandığını, Yargıtay 11. HD'nin E. 2015/12678, K. 2017/729 K ve 13.02.2017 tarihli kararı ile ... no.lu "..." ibareli markada müvekkili davasının kabul edildiğini, "Davalı adına siyah/beyaz renk unsurları ile tescilli önceki marka “dünya şekli” ve üzerindeki beyaz dalgalı kuşak zeminde siyah harflerle ... kelimesinden oluşmakta iken, söz konusu şekil ve renk unsurlarının gri, kırmızı ve beyaz tonlarıyla renklendirilmesi suretiyle yapılan dava konusu başvurunun davacının “gri çerçeveli ve kırmızı renk zeminden oluşan dalgalı kuşak üzerinde beyan renk harflerle yazılı ... kelimesi işaretini taşıyan tescilli markaları ile karıştırılmaya yol açacak derece Benzerdir. O halde, dava konusu başvurunun, davalının önceki markasındaki asli unsurları taşımasına rağmen, anılan unsurlarına ek olarak geçekleştirilen renk kombinasyonu ve harflerin tetik tarzı itibariyle davacının tescilli markası ile ortalama tüketici nezdinde karıştırılma tehlikesi ve haksız yararlanmaya yol açacağının kabulüne" şeklinde karar verildiğini, Yargıtay kararlarında markaların farklı sınıfta olmasına rağmen karıştırılma ihtimali oluştuğuna değinildiğini, Yargıtay 11. HD'nin E. 2018/728, K.2019/2468, T. 01.04.2019 tarihli kararında; ... markası yönünden ise "çok benzediği, faklı sınıflarda olmalarına rağmen, aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, tarafların faklı ürünlerle ilgili ticari sahada faaliyet göstermelerinin, davalının geçekleştirdiği eylemin haksızlığını ve bağlantı kurma şeklinde tezahür etmesi kaçınılmaz olan karıştırılmayı önlemeyeceği belirtilerek, ... 'ın markasının tescil edilemeyeceğine karar verildiğini, ... markası yönünden de benzer karar verildiğini, Yargıtay 11.HD'nin E. 2018/955, K. 2019/2686, T. 8.4.2019 tarihli kararında ... tarafından tescili başvurusu yapılan "..." şeklindeki sloganın marka olarak tescil edilmesi için başvuruda bulunulduğu, davalı tarafından tescil başvurusu yapılan bu sloganın müvekkil şirketin “...” şeklinde kullanılan tescilsiz markası ile iltibas yaratacak nitelikte olduğu davalının sloganlar oluştururken tamamen davacının uzun zamandan bu yana kullandığı sloganlarla karıştırılması kaçınılmaz nitelikte sloganlar oluşturmaya başladığı, dava konusu işaretin tescilinin dava aleyhinde haksız rekabet yaratacağı, bu sayede davacı işletmesiyle ilişkilendirme yolunun açıldığı ve TMK md. 2'ye uygun olmadığı gerekçesiyle markanın hükümsüzlüğüne karar verildiğini, ... markasının hükümsüzlüğü davasında da karıştırılma ihtimaline değinilerek hükümsüzlük kararı verildiğini, ... sayılı ... başvurusu Kurum tarafından kısmen redde konu olmuş ve 35. Sınıf başvuru kapsamından çıkartılmış olduğunu, ... sayılı ... başvurusu Kurum tarafından kısmen redde konu olmuş ve 35. sınıf başvuru kapsamından çıkartılmış olduğunu, Marka tescil başvuru sürecine ilişkin sistem bilgilerine bakıldığında, ilk başvuru sınıflarının 07/08/11/21/35 olduğu ancak mevcut durumda 35. sınıfın koruma kapsamından çıkarıldığı ve yayına çıkarılmadığı görülmekte olduğunu, ... sayılı ..., ... ... ve ... numaralı ... marka başvurularının Kurum tarafından resen reddedildiğini, (Başvuru sınıfı sadece 35) Davalının müvekkilinin LOGOSUNU ve markasını kullandığını, 35.sınıfta tekel hakkının müvekkiline ait olduğunu, Davalının hükümsüzlük kararı verilen markaları dikkate alınmaksızın davanın reddinin yerinde olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE Davacı, tanınmış ... ibareli markası ile 35. Sınıfta tescilli ... ibareli markalarına dayanarak, davalının mağazacılık hizmet sınıfında ... markasını kullanmasının davacı markalarından kaynaklanan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürmüş, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi ile 10.000 TL tazminat talep etmiştir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; dava dışı ...ŞTİ adına koruma altında olan ... markaları 08 ve 21 nolu emtia sınıfında tescilli olup davalının kullanımı ise 35.sınıftaki "müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alınması için züccaciye mallarının biraraya getirilmesi" hizmetlerine ilişkindir. Davalının dayandığı markaların 35.sınıfta tescili mevcut değil ise de; tescilli sınıflardaki emtiaların satışı yönünden mağaza tabelasında kullanımı için ayrıca 35.sınıfta tescilli markası olması gerekli değildir. Ancak davalı yanın 35.sınıftaki kullanımının, satışı yapılan emtianın tescilli şekline uygun olması, davacı markasına yanaşmaması gereklidir.Dosyada pek çok bilirkişi raporu mevcut olup her iki taraf vekili de taraflar arasındaki başka dosyalara ilişkin bilirkişi raporlarını, ilk derece mahkemeleri kararlarını ve BAM ve Yargıtay kararlarını sunmuşlardır. Ancak; davacının markaya tecavüz iddiasında her dosyadaki deliller ve kullanım farklı olacağı için her somut olaya göre delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.Dairemizce iş bu dosyadaki davalı kullanımlarına ilişkin bilirkişi raporları incelendiğinde; 19.06.2019 Tarihli bilirkişi raporundaki görsellerde davalının işyeri tabelasında; dünya şekli üzerinde bitişik şekilde taç şekli ile şeklin orta kısmından geçen kırmızı kuşak ve kırmızı kuşak içerisinde beyaz renk ile ... ibaresinin yazılı olduğu, kartvizitte de aynı kullanımın olduğu, mağaza poşetinde de bu şekildeki markasal kullanım ile birlikte "..." yazılı olduğu görülmüştür. Dairemizin kaldırma kararında raporda değinilen bir kısım markalar hakkında hükümsüzlük kararı verildiğine değinilmiş ise de, bu husus kaldırma kararı sonrasında mahkemece ve bilirkişilerce değerlendirilmemiş olmakla taraf markalarının TPMK kayıtları da alınarak Dairemizce değerlendirme yapılmıştır. İlk derece mahkemesinin kararının gerekçesinde "... numaralı ve ... numaralı markalar" dikkate alınarak kullanımın tescile uygun olduğu kabul edilmiştir. Ancak gerekçede yer verilen ... tescil no.lu "..." ibareli markanın mahkeme kararı ile hükümsüz kılındığı, kararın kesinleştiği görülmektedir. (Bknz. Y.11HD, 2023/2999Esas, 2024/5465 Karar sayılı, 03/07/2024 Tarihli onama ilamı) Bununla birlikte kararda davalının kullanımın "... tescil no.lu markanın bir versiyonu olduğu" belirtilmişse de bu marka Dairemizce incelendiğinde markanın dünya şekli üzerinde kuşakta ... ibareli bir şekil olduğu, markada renklendirme olmadığı görülmüş, bu hususun taraflar arasında kesinleşen dosyalar ile birlikte incelenmesi gerekli görülmüştür. Taraflar arasında önceye dayalı çok sayıda uyuşmazlık dosyaya yansımıştır. İlgili uyuşmazlıklardan davalının işyerindeki kullanımına benzer olan ... markasına ilişkin Y.11HD'nin 2019/2983 Esas, 2020/813 Karar sayılı, 03/02/2020 Tarihli ilamına konu ilk derece mahkemesi kararında; "....davacının ev tekstili ürünleriyle ilgili olarak ticari faaliyette bulunduğu, gri, kırmızı ve beyaz renklerle düzenlenmiş olan özgün biçimdeki "..." markasını kullandığı, uzun süreli ve yaygın kullanım ve tanıtım faaliyetleriyle anılan markanın tanınmışlık vasfı kazandığı, davalı şirketin ise mutfak ürünleri sektöründe faaliyette bulunduğu, "..." ibareli ..., ... ve ... sayılı markaları tescilliyken yeni marka tescillerine yöneldiği, davalının adına tescilli markaları yeni biçimleriyle düzenleme ve tescil ettirme hakkının bulunduğu ancak bu sırada özellikle ... sayılı ... ibaresiyle birlikte Dünya Küresi şeklini de içeren markasını yenileyerek tescil etirmeye çalışırken tanıtım işaretini davacının gri, kırmızı ve beyaz renklerle oluşturulmuş ve tanınmışlık kazanan markalarına yanaştıracak biçimde düzenlemeye başladığı, özellikle ... ibaresinin yazılı bulunduğu kırmızı kuşağın dalgalı biçimi de aynen işaretine yerleştirdiği, anılan biçimi ihtiva eden ... ve ... sayılı davalı markalarının bunlardan olduğu, bu markaların tescil başvurularına davacının itirazda bulunduğu, itirazlarının reddi üzerine YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük istemli davalar açtığı, redde yönelik tesis edilen hükümlerin Yargıtay kararlarıyla, başvuruların iltibasa sebebiyet vereceği gerekçesiyle bozulduğu, yargılama konusu olan davalının ... sayılı marka tescil başvurusunun konusu olan işaretin aynı mahiyette olduğu, davacının gri, kırmızı ve beyaz renklerle oluşturulmuş ve tanınmışlık kazanan markalarına yanaştıracak biçimde düzenlendiği, özellikle "..." ibaresinin yazılı bulunduğu kırmızı kuşağın dalgalı biçiminin de aynen işarete yerleştirildiği, ... sayılı başvurunun biçim, renk ve düzenleme bakımından tamamen davacının tanınmışlık vasfı bulunan markasıyla ilişkilendirilmeye müsait olacak biçimde düzenlendiği, anılan işaretin tescilinin davacı aleyhine haksız rekabet yaratacağı, davalının başvuru konusu işaretinin kendisini tanınmış davacı markasıyla ilişkilendirme ve bu vesile ile onun tanınmışlığından haksız yararlanma amaçlı olduğu kanısının doğduğu, bunun iyiniyetli bir girişim olmadığı, hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı, bu nedenle istem konusu tüm mal ve hizmetler yönünden başvurunun reddinin gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'in 2017-M-3016 sayılı kararının iptaline, davalı adına tescilli ... sayılı “...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne" karar verilmiş, istinaf isteminin esastan reddine dair karar onanmıştır. (Benzer yönde Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 2022/3866 Esas, 2024/264karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 08.04.2019 tarih, 2018/955 esas, 2019/2686 karar sayılı ilamı) Somut uyuşmazlıkta da; davalının işyeri tabelasındaki 35.sınıftaki markasal kullanımı, taraflar arasındaki ihtilaflara konu marka başvurularındaki gibi dünya şekli üzerinde bitişik şekilde taç şekli ile şeklin orta kısmından geçen kırmızı renk zeminden oluşan dalgalı kuşak üzerine beyaz renkli harflerle ... ibaresinin kullanımı şeklindedir. Bu durumda, markanın tescile uygun kullanımından söz edilemeyeceği, davalının kullanımın davacının markasına yanaşma kastı taşıdığı ve iltibasa yol açan bir kullanım olduğu dikkate alındığında, markaya tecavüzün oluştuğunun kabulü gerekir. Davacı vekili maddi tazminat talebinde bulunmuş ise de, mahkemece tazminat hususunda herhangi bir inceleme yapılmadığı görülmekle, kararın bu yönden kaldırılmasına, bilirkişi incelemesi yapılarak sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenle davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, kararın HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, sair hususların bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KISMEN KABULÜNE, 2-Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 30/11/2023 tarih, 2022/190 Esas, 2023/292 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya kaldığı yerden devam edilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, 4-İstinaf peşin harcının talebi halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 680TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.849,40TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,-Davalının gider avansından kullanıldığı anlaşılan 40TL istinaf masrafının davalı üzerinde bırakılmasına, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.14/07/2025