18. Ceza Dairesi 2016/18546 E. , 2017/1859 K. "" Kasten yaralama, mala zarar verme ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 32/1. maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına, 5237 sayılı Kanunu'nun 57/1. maddesi gereğince sanık hakkında güvenlik tedbirine hükmolunmasına dair İstanbul Anadolu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 03/12/2013 tarihli ve 2012/843 esas, 2013/735 sayılı kararının, Adalet…
**18. Ceza Dairesi 2016/18546 E. , 2017/1859 K.** **"İçtihat Metni"** Kasten yaralama, mala zarar verme ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 32/1. maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına, 5237 sayılı Kanunu'nun 57/1. maddesi gereğince sanık hakkında güvenlik tedbirine hükmolunmasına dair İstanbul Anadolu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 03/12/2013 tarihli ve 2012/843 esas, 2013/735 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25/11/2016 gün ve 391169 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi: İstem yazısında: “Dosya kapsamına göre, 1- Her ne kadar İstanbul Anadolu 2. Asliye Ceza Mahkemesince, sanığın ....’da yaşıyor olması nedeniyle akıl hastalığından rapor alınmasının mümkün olmadığı, sanığın vermiş olduğu ifadesinde akıl hastalığı nedeniyle gittiği hastane adını ve ilaç isimlerini belirtmiş olduğundan cezai ehliyetin bulunmadığına karar verilmiş ise de, dosyada sanığın akıl hastası olduğuna dair sanık beyanı dışında herhangi kaydın bulunmadığı, bu halde sanığın olay tarihinde akıl hastası olup olmadığı hususunun tespiti bakımından sanığın gerekli sağlık kuruluşu/kuruluşlarına uluslar arası istinabe yoluyla sevkinin sağlanarak akıl hastalığına ilişkin rapor alınması gerektiği, bu şekilde rapor alınması imkanının bulunmaması durumunda, sanığın ifadesinde belirttiği sağlık kuruluşunda tedavi görüp görmediği, belirttiği ilaçları kullanıp kullanmadığının tespiti ile mevcut ise hastalık sürecine ve tedaviye ilişkin tüm tıbbi belgelerin teminin sağlanarak tercüme edilmesini müteakip adli tıp kurumu veya başkaca ilgili kurumlardan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde, 2- İstanbul Anadolu 2. Asliye Ceza Mahkemesince sanığın akıl hastası olduğunun kabul edilmiş olması karşısında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150. maddesinin 2. fıkrasındaki “Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 32/1. maddesi kapsamında akıl hastalığı bulunan sanığa zorunlu müdafii tayininin gerektiği gözetilmeden, savunma hakkının kısıtlanması suretiyle yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir.” denilmektedir. Hukuksal Değerlendirme: Uyuşmazlık konusunda bir karar vermeden önce, kanun yararına bozma istemine konu edilen hükümde belirlenen yeni bir hukuka aykırılık durumunun incelenmesi gerekmektedir.