4. Hukuk Dairesi 2022/12399 E. , 2024/13149 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1918 Esas 2022/1582 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 25. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/445 Esas 2019/122 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmiş; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.12.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma …
**4. Hukuk Dairesi 2022/12399 E. , 2024/13149 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1918 Esas 2022/1582 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 25. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/445 Esas 2019/122 Karar Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmiş; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.12.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte gelen davacı vekili Av. ... geldi, davalı adına gelen olmadı. Davacı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 17.12.2024 gününde Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; İstanbul 3. Havalimanının yapım ihalesini kazanan CMLKK ortak girişimi tarafından müvekkili şirketin kurulduğunu, İstanbul Milletvekili ve CHP Genel Başkan Yardımcısı olan davalı tarafından 25.09.2018 tarihinde bu havalimanı ile ilgili yapılan açıklamaların ve 28.09.2018 tarihinde Twitter'dan yapılan paylaşımın gerçek dışı olduğunu, bu iddiaların müvekkili şirket ile bu projede yer alan tüm kurum ve kişileri kamuoyu nezdinde itibarsızlaştırmayı amaçladığını, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından bu konuda yapılan resmi açıklama ile iddiaların gerçeği yansıtmadığının tespit edildiğini, müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını belirterek 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi için davalının kınanması ve bu kınama kararının yayınlanması talep edilmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirket bir tüzel kişilik olduğundan manevi tazminat talebinde bulunamayacağını, davalı tarafından dile getirilen tüm hususların Sayıştay raporları ile de sabit olduğunu, muhalefet partisi milletvekili olan müvekkili tarafından kamuoyunun bilgilendirilmesinin bir hak ve sorumluluk olduğunu, kabul anlamına gelmemekle beraber talep edilen manevi tazminat miktarının da fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu havalimanının açılacağı ve faaliyete geçeceği tarihler kamuoyunun bilgisine sunulduktan sonra birden çok kez değiştirildiği ve nihayetinde karar tarihinde taşınmanın 06.04.2019 tarihinde yapılacağının açıklandığı, bu anlamda ihale sürecinde beklenmeyen aksaklıklar olduğu, bundan dolayı gecikmeler yaşandığı; davalının birtakım eksikler bulunduğu yönündeki beyanlarının gerçek dışı olduğundan söz edilemeyeceği ancak davalının bu beyanlarının esasen davacıyı değil siyasi iktidarı hedef aldığı; davacı tarafından kendileri dışında gelişen farklı gerekçelerle havalimanının yapımı için yer tesliminin geç yapıldığının ifade edildiği, sadece bu kalemle oluşan kamu zararının oldukça yüksek olduğu dikkate alındığında diğer kalemlerin araştırılmasına gerek görülmediği; kamu zararının doğmasında idarenin yatırım ve ihale kararı verirken gerekçe olarak bildirilen bu aksaklıkları önceden hesap ederek, kamu zararına yol açmaması gerektiği, bir siyasetçi olan davalının bunu dile getirmesinin ifade özgürlüğü yanında görev ve sorumluluğu olduğu, eleştiri sınırlarının aşılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının 25.09.2018 tarihinde TBMM’de yaptığı basın açıklamasında, İstanbul Havalimanının yapımına ilişkin görüş ve değerlendirmelerde bulunduğu; ifade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne göre ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğu, basın açıklamasında eleştiri ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığı, bu itibarla davacı lehine manevi tazminat ödetilmesi ve kınama kararının koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; basın ve ifade özgürlüğünün sınırsız olmadığını, davalının iddialarının doğru olmadığını, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından bu konuda yapılan resmi açıklama ile iddiaların gerçeği yansıtmadığının tespit edildiğini, kamuyu bilgilendirme amacının aşıldığını, müvekkili şirketin saygınlığının ve itibarının zarar gördüğünü, davalının açıklamalarının dava konusu projeyi karalamak amacıyla yapıldığını, özle biçim arasındaki dengenin bozulduğunu, müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalının 25.09.2018 tarihli basın açıklaması ve 28.09.2018 tarihinde paylaşmış olduğu tweette kullanılan söz ve ifadeler nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat, davalının kınanması ve kınama kararının yayınlanması talebine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; dava konusu basın açıklaması ve tweette, muhalefet partisi milletvekili olan davalı tarafından İstanbul 3. Havalimanı yapımına ilişkin görüş ve değerlendirmelerde bulunulduğu, Sayıştay raporlarında da yer alan yer tesliminin geç yapılması, kotun düşürülmesi gibi sebeplerle kamunun zarara uğrayabileceğine dair kaygı ve düşüncelerin dile getirildiği, dava konusu basın açıklaması ve tweetin güncel olup kamuoyunu yakından ilgilendirdiği, kamu yararı bulunan bir konu ile ilgili muhalefet partisi milletvekili tarafından bu değerlendirmelerin yapılmasının davalı yönünden hak ve görev olduğu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 22 Nisan 2013 tarihli ve 48876/08 başvuru numaralı kararında “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, 10. maddenin 2. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, “demokratik toplumun” onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, 10. maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğinin...” ifade edildiği, tüm bu açıklamalar ışığında dava konusu basın açıklaması ve tweette geçen söz ve ifadelerin, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağı, davacı şirketin kamuyu ilgilendiren bir ihalenin tarafı olması nedeniyle işin yapımına ilişkin eleştirilere de açık olması gerektiğinin anlaşılmasına göre temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Duruşmada vekille temsil olunmayan davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,17.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.