Başvuru, tutukluluğun kanunda öngörülen azami süre ve makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, tutukluluk sebebiyle yükseköğrenime devam edememe nedeniyle eğitim hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; tutukluluğun kanunda öngörülen azami süre vemakul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, tutukluluk sebebiyle yükseköğrenime devam edememe nedeniyle eğitim hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 29/1/2014 tarihinde Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 18/3/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 12/6/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 13/8/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 12/9/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Yenice Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/507 Soruşturma sayılı dosyası ile yürütülen soruşturma kapsamında14/1/2010 tarihinde gözaltına alınmıştır. Yenice Sulh Ceza Mahkemesinin 17/1/2010 tarihli ve 2010/2 Sorgu sayılı kararı ile başvurucunun yağma ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçlarından tutuklanmasına karar verilmiştir. Mahkemenin tutuklama gerekçesi şöyledir: "...üzerlerineatılı suçları işlediklerine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların saptanmış olması, üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, şüphelilerintanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunacakları yönünde tüm dosya kapsamı ile kuvvetli şüphe bulunması, dosyadaki bilgi ve belgeler, şüpheliler hakkında güvenlik tedbirlerinin uygulanmasının yetersiz olacağı, dikkate alınarak..." Yenice Cumhuriyet Başsavcılığının 10/3/2010 tarihli ve 2010/1 sayılı fezlekesi ile başvurucu hakkındaki soruşturma dosyası İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına (4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun mülga maddesi ile görevli bölümü) gönderilmiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 7/3/2010 tarihli ve E.2010/273 sayılı sayılı iddianamesi ile başvurucunun çıkar amaçlı suç örgütüne üye olma, (beş ayrı) yağma, genel güvenliği kasten tehlikeye sokma, mala zarar verme suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin (5271 sayılı Kanun’un mülga maddesi ile görevli) 14/9/2010 tarihli ve E.2010/184, K.2010/249 tarihli kararı ile (başvurucunun yargılandığı) dosyanın aynı Mahkemenin E.2009/265 sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 27/6/2012 tarihli ve E.2009/265, K.2012/120 tarihli kararı ile bu kez dosyanın aynı Mahkemenin E.2010/378 sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin E.2010/378 sayılı dosyası üzerinden yürütülen yargılamada 24/12/2013 tarihli celsede başvurucu, tahliyesine karar verilmesi talebinde bulunmuş; Mahkeme "atılı suçların niteliği, müşteki ifade ve teşhis tutanakları, iletişimin tespitine dair tutanaklar ve tüm dosya kapsamına göre kuvvetli suç şüphesi altında bulunmaları, delil durumu, tutuklama tarihleri, atılı suçların CMK 100/3'de sayılan katalog suçlardan olması ve CMK 100 maddesindeki şartların devam et[tiği]" gerekçesiyle başvurucunun talebini kabul etmemiş ve tutukluluğun devamına karar vermiştir. Başvurucu 27/12/2013 tarihinde karara itiraz etmiş, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 9/1/2014 tarihli ve 2014/32 Değişik İş sayılı kararı ile "söz konusu kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu" gerekçesiyle itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir. Başvurucu, anılan kararı 21/1/2014 tarihinde öğrendiğini bildirmiş; 29/1/2014 tarihinde ise bireysel başvuruda bulunmuştur. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin E.2010/378 sayılı dosyası üzerinden yürütülen yargılamada başvurucu, 25/2/2014 tarihli celsede "tutuklu kaldıkları süre dikkate alınarak" tahliye edilmiştir. Mahkeme tahliyesine karar verdiği başvurucu hakkında "yurt dışına çıkamama ve ikametinin bulunduğu kolluk birimine haftada bir gün düzenli olarak imza karşılığı başvurma" suretiyle adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermiştir. 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun’un maddesi ile 5271 sayılı Kanun’un mülga maddesi ile görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinin kaldırılması üzerine dosya, Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesine E.2014/136 sayısı ile devredilmiştir. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla İlk Derece Mahkemesinde derdesttir. Öte yandan Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi Yenice Meslek Yüksekokulu Bankacılık ve Sigortacılık Programı'na 22/10/2008 tarihinde kayıt yaptıran başvurucunun azami öğrenim süresini doldurdurması nedeniyle öğrencilik haklarından yararlanamadığı, başvurucunun tutukluluğu süresinde Anadolu Üniversitesi Açık Öğrenim Fakültesi İşletme Bölümüne kayıt yaptırdığı anlaşılmıştır.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun "Nitelikli yağma" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir: "Yağma suçunun;...c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,d) (Değişik: 18/6/2014-6545/64 md.) Yol kesmek suretiyle ya da konutta, işyerinde veya bunların eklentilerinde,...f) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,g) Suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla,...İşlenmesi halinde, fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur." 5237 sayılı Kanun’un "Mala zarar verme" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: "Başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hale getiren veya kirleten kişi, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır." 5237 sayılı Kanun’un "Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir: "Kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda;...c) Silahla ateş eden veya patlayıcı madde kullanan,Kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." 5237 sayılı Kanun’un "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma" kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir: "Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." 5271 sayılı Kanun’un "Tutuklama nedenleri" kenar başlıklı maddesinin ilgili bölümü şöyledir:"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir: a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir: a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; …(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149),..." 5271 sayılı Kanun’un "Tutuklama kararı" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir. (2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda; a) Kuvvetli suç şüphesini, b) Tutuklama nedenlerinin varlığını, c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir." 5271 sayılı Kanun’un "Tutuklulukta geçecek süre" kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:"Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez."