Başvuru Numarası Karar Tarihi : 2020/39912 : 3/4/2024 olmadığını, tanık ifadelerinin de bu durumu desteklediğini, bu bağlamda Kurum idaresinin ölümün meydana gelmesinde bir kusuru olmadığını ifade ederek ret kararını gerekçelendirmiştir. Ret hükmüne yönelik temyiz talebi Danıştay Onuncu Dairesi tarafından 15/4/2016 tarihinde, karar düzeltme talebi de yine aynı Daire tarafından 29/9/2020 tarihinde reddedilmiştir. 10.Başvurucu, nihai karan 18/11/2020 tarihinde öğrenmesinin ardından 18/12/2020 tari
Başvuru Numarası Karar Tarihi : 2020/39912 : 3/4/2024 olmadığını, tanık ifadelerinin de bu durumu desteklediğini, bu bağlamda Kurum idaresinin ölümün meydana gelmesinde bir kusuru olmadığını ifade ederek ret kararını gerekçelendirmiştir. Ret hükmüne yönelik temyiz talebi Danıştay Onuncu Dairesi tarafından 15/4/2016 tarihinde, karar düzeltme talebi de yine aynı Daire tarafından 29/9/2020 tarihinde reddedilmiştir. 10.Başvurucu, nihai karan 18/11/2020 tarihinde öğrenmesinin ardından 18/12/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 11.Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. il. DEĞERLENDİRME A.Yaşam Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia 12. Başvurucu; çocuğu Kuruma yerleştirilirken detaylı tetkik yapılmadığını, intihar riskinin tespit edilemediğini, ağır bir suçlama ile karşı karşıya olan F.D.nin risk taşıyan biri olmasına rağmen gereken önlemlerin alınmadığını, Kurum personelinin özensiz davrandığını belirterek yaşam hakkı bağlamında koruma yükümlülüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde öncelikle olaya ilişkin süreç, mevzuat ve içtihat detaylarıyla aktarılmış; devletin koruma yükümlülüğünün ihlalinden sorumlu tutulabilmesi için bilinen ya da bilinmesi gereken riskin gerçekleşmesini önlemek için makul adımlar atılmamış olması gerektiği belirtilerek olayın kendine özgü şartlarının gözönünde bulundurulması gerektiği ifade edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuru formundaki iddialarını yinelemiştir. 13. Başvuru formundaki iddialar ve olayın niteliği dikkate alınarak inceleme, yaşam hakkının maddi boyutu kapsamında koruma yükümlülüğü yönünden yapılmıştır. Başvurucunun intihar riskine ilişkin koruma tedbiri yönünden şikayetleri olup risk gerçekleştikten sonraki aşamaya dair sağlık hizmetinin sunumu yönünden bir iddiası yoktur. 14. Yaşam hakkı kapsamında devletin pozitif yükümlülükleri açısından benimsenen temel yaklaşıma göre devletin sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar altında gerçekleşen ölüm olaylarında Anayasa'nın 17. maddesi devlete, elindeki tüm imkanları kullanarak bu konuda ihdas edilmiş yasal ve idari çerçevenin yaşamı tehlikede olan kişileri korumak için gereği gibi uygulanması, etkili idari ve yargısal tedbirlerin alınması görevi yüklemektedir. Bu kapsamda bazı özel şartlarda devletin kişinin kendi eylemlerinden kaynaklanabilece k risklere karşı yaşamı korumak amacıyla gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü de bulunmaktadır . Ceza infaz kurumlarında gerçekleşen ölüm olayları için de geçerli olabilecek bu yükümlülüğün ortaya çıkması için ceza infaz kurumu yetkilileri nin, kontrolleri altındaki bir kişinin kendini öldürmesi konusunda gerçek bir risk olduğunu bilip bilmediklerini ya da bilmeleri gerekip gerekmediğini tespit etmek, böyle bir durum söz konusu ise bu riski ortadan kaldırmak için makul ölçüler çerçevesinde ve sahip oldukları yetkiler kapsamında kendilerinden beklenen her şeyi yapıp yapmadıklarını incelemek gerekir. Ancak özellikle insan davranışının öngörülemezliği, öncelikler ve kaynaklar değerlendirilerek yapılacak işlemin veya yürütülecek faaliyetin tercihi dikkate alınarak pozitif yükümlülük yetkililer üzerine aşırı yük oluşturacak şekilde yorumlanmamalıdır (alıntılanan ilkeler için bkz. T.A. [GK], B. No: 2017/32972, 29/9/2021; Sadık Koçak ve diğerleri, B. No: 2013/841, 23/1/2014; Mehmet Kaya ve diğerleri, B. No: 2013/6979, 20/5/2015). 3