T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/653 - 2026/119 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/653 KARAR NO : 2026/119 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/03/2024 NUMARASI : 2016/21 Esas 2024/237 Karar DAVANIN KONUSU : Cismani Zarar Nedeniyle Maddi Tazminat KARAR TARİHİ : 30.01.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 02.02.2026 İlk dere…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/653 - 2026/119 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/653 KARAR NO : 2026/119 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/03/2024 NUMARASI : 2016/21 Esas 2024/237 Karar DAVANIN KONUSU : Cismani Zarar Nedeniyle Maddi Tazminat KARAR TARİHİ : 30.01.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 02.02.2026 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 18.10.2015 tarihinde davalıya zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı sürücüsü belirlenemeyen ... plakalı otobüsün devrilmesi nedeniyle otobüste yolcu olarak bulunan davacıların yaralanarak malul kaldıklarını, davacı ...'nın 39, oğlu davacı ...'nın 12 yaşında olduğunu, olayın oluşumunda davacıların kusuru bulunmadığını, davacıların oluşan zararının davalı tarafından karşılanması gerektiğini belirterek, belirsiz alacak davası şeklinde şimdilik davacı ... için 200,00-TL geçici, 2.000,00-TL sürekli iş göremezlik olmak üzere 2.200,00-TL, davacı ... için 100,00-TL geçici, 1.000,00-TL sürekli iş göremezlik olmak üzere 1.100,00-TL tazminatın davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 09.02.2018 tarihli talep arttırım dilekçesi ile talebini davacı ... için 170.756,53-TL, davacı ... için 26.817,13-TL olarak artmış, 11.07.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile davasını davacı ... için 6.415,88-TL geçici, 164.340,65-TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 170.756,53-TL, davacı ... için 4.060,96-TL geçici 142.558,37-TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 146.619,33-TL olacak şekilde ıslah etmiştir. Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; kazaya karışan ... plakalı aracın davalı şirket tarafından kaza tarihinde geçerli olmak üzere zorunlu trafik mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, şehirlerarası taşımalarda Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Mesuliyet Sigorta limitleri tükenmeden trafik poliçesinden talepte bulunulmasının mümkün olmadığını, zorunlu karayolu taşımacılık sigortası mevcut değilse, Güvence Hesabı tarafından zararın karşılanması gerektiğini, taşımacılık poliçesi ile trafik poliçesi arasında müteselsil sorumluluk değil kademeli sorumluluk söz konusu olduğunu, davacıların Suriye uyruklu olmaları hususu dikkatte alınarak teminatın yatırılmasının sağlanması gerektiğini belirterek; davanın reddine karar verilmesinini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 18.10.2015 tarihinde, davalı sigorta şirketine zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan ve dava dışı sürücü ...'un sevk ve idaresindeki, dava dışı ... Turizm... Ltd. Şti'nin işleteni olduğu ... plakalı aracın karıştığı tek taraflı trafik kazasında davaya konu otobüsün göçmen kaçakçılığı maksadıyla seyahatini gerçekleştirdiği, ceza dosyası ile sabit olduğu üzere 31 koltuk kapasiteli araçta 51 kişinin seyahat ettiği, kazanın oluşumunda dava dışı sürücünün tamamen kusurlu olduğu, bununla birlikte otobüsün kapasitesini aşan orandaki otobüsle yolculuk ederek davacı anne ...'nın yaralanmanın artmasında müterafik kusurlu olduğu, takdiren kusur oranının % 10 olarak belirlendiği, diğer davacı yolcu ...'nın ise 12 yaşında çocuk olması (karar tarihi itibariyle ergin), göçmen kaçakçılığına konu olayda ebeveyninden bağımsız olarak hareket edilecek yaş ve idrakte bulunmadığı, bu ahvalde otobüse binmekten kaçınarak müterafik kusurun doğumunu engelleyici icrai bir davranışta bulunması kendisinden beklenemeyeceğinden takdiren bu davacı yönünden müterafik kusur indirimi yapılmasına yer olmadığı, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu İkinci İhtisas Üst Kurulu raporu ile belirtildiği üzere davaya konu kaza nedeniyle davacı ...'nın tüm vücut engellilik oranının % 3 olduğu, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceği, ...'nın tüm vücut engellilik oranının % 2 olduğu, hükme esas alınabilir nitelikteki aktüer bilirkişi ek raporu ile belirtildiği üzere yaşı küçük çocuk olan ...'nın geçici iş göremezlik zararının doğmadığı, sürekli iş göremezlik zararının ise 142.558,37-TL olduğu, davacı ...'nın ise geçici iş göremezlik zararının 4.060,96-TL olduğu, sürekli iş göremezlik zararının 106.640,14-TL olmak üzere toplam zararının 110.701,10-TL olduğu davacı ... yönünden % 10 müterafik kusur uygulanmak suretiyle, talep artırım dilekçesi ve ıslah dilekçesi dikkate alınarak davacı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile; 95.976,12-TL sürekli iş göremezlik, 3.654,87-TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 99.630,99-TL tazminatın 11.01.2016 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı ...'ye verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile; 142.558,37 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 11.01.2016 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı ...'ye verilmesine, davacı ...'nın geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; maddi tazminat hesabında, hesap hataları yapıldığını, aktüer raporda davacılar için asgari ücret düzeyinden gelir ve damga vergisi düşülerek, asgari ücretin çok altında bir gelir elde ediyormuşçasına hesaplama yapıldığını, asgari ücret kamu düzenine ilişkin olup, asgari ücretin daha altında bir gelir düzeyi üzerinden hesaplama yapılamayacağını, davacıların kaza ve hesap tarihindeki yaşı hatalı şekilde tam yaşa yuvarlanarak, bakiye ömürlerin hatalı tespit edildiğini, belirterek; kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu olayın aracın göçmen kaçakçılığı faaliyeti sırasında meydana geldiği sabit olmakla, kazadan kaynaklı taleplerin teminat dışı olduğunu, uzun süreli kiralama nedeniyle sigortalının işleten sıfatını kaybettiğini, davalı sigorta şirketin de sorumluluğu kalmadığını, ceza dosyasında sigorta şirket yetkilisi ...'ın beyanları ve tüm tahkikat kapsamında bahse konu otobüsü ...'a kiralandığının tespit edildiğini, kaza şehirlerarası yolcu taşıması sırasında meydana geldiğinden davacının zararının öncelikle, zorunlu karayolu taşımacılık sigortasından karşılanması gerektiğini, aracın taşımacılık poliçesi bulunmasa dahi, taşımacılık poliçesi limitleri dahilinde Güvence Hesabının sorumlu olduğunu, TRH 2010 yaşam tablosu ve %1,8 teknik faiz ile hesaplama yapılması gerektiğini, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmeyen kısımlar için Genel Şartlar kanun hükmünde olup mevcut davaya uygulanması gerektiğini, sigortalı araca atfedilen kusuru kabul etmediklerini, mahkeme kararında davacı ... yönünden müterafik kusur indirimi uygulanmamasının hukuka aykırı olduğunu, sigortalı araçta istiap haddi önemli derecede aşılmak suretiyle yolculuk yapan davacıların ağır kusur ve müterafik kusuru bulunduğunu, yerleşik içtihatlar gereği müterafik kusur indirimi %20 olarak uygulanması gerektiğini, hesaba esas alınan maluliyet raporunda kaza ile illiyeti bulunmayan arazlar da tespit edildiğini, geçici iş göremezlik talepleri teminat dışında kaldığını, hesaplamaya dair itirazların dikkate alınmadığını, geçmiş dönem-aktif dönem-pasif dönem hesaplarında hatalar bulunduğunu, davacı tarafından aynı dosyada iki kere ıslah yapılmış olmasının hukuka aykırı olduğunu, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, hesaplanan vekalet ücreti, harç, yargılama giderleri hatalı olduğunu, belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf edenlerin sıfatına göre dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Davanın trafik kazası nedeni ile yaralanan davacıların zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi kapsamında sürekli ve geçici iş görmezlik tazminatı istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davacıların maddi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne fazlaya ilişkin talebin ise reddine karar verilmiştir. I-5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (MÖHUK) 48. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır. 48/2 maddesinde ise; “Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.” hükmü yer almaktadır. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114/1-ğ maddesi uyarınca, teminat gösterilmesine ilişkin kararın gereğinin yerine getirilmesi dava şartlarındandır. Bu itibarla mahkemece verilen kesin süre içinde teminat yatırılmaz ise anılan hüküm uyarınca dava şartı eksikliğinden dava reddedilir. Buna göre hâkim, yabancı davacının, vatandaşı olduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık var ise bu kişiyi teminattan muaf tutacaktır. Karşılıklılık, iki devlet arasında imzalanan anlaşma veya iki devletin de taraf olduğu uluslararası anlaşma ile sağlanabileceği gibi, kanuni veya fiili karşılıklılık şeklinde de sağlanabilir. Somut olayda, dosyada mevcut belgelerden Afganistan uyruklu oldukları anlaşılan davacıların teminat muafiyetinin bulunup bulunmadığı hususunda bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacıların statüsü belirlenerek teminattan muaf olup olmadığı hususunun Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünden sorulması, davacının teminat göstermesi gerektiği sonucuna varılırsa, teminatın yatırılması için davacı tarafa kesin süre verilmesi, anılan sürede belirtilen teminatın yatırılmaması halinde istemin usulden reddine, yatırılması halinde ise, dava şartı eksikliği süresinde giderilmiş olacağından işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu yönde araştırma yapılmadan karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. II -Kabul şekline göre; 1-Sürekli iş göremezlik zararının hesabında, davacının gelirinin doğru biçimde belirlenmesi, tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır. Çalışma hayatının aktif çalışma dönemi ve emeklilik dönemi olan pasif devre olarak ayrılması ve pasif devrede zararın asgari geçim indirimsiz asgari ücret düzeyinde bir zarar olacağının kabulünün gerektiği yerleşmiş içtihatlardandır. Yine, 25.12.2021 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7349 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesine göre 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 32 nci maddesinde düzenlenen Asgari Geçim İndirimi (AGİ) uygulaması kaldırılmış ve bu hükmün 01.01.2022 tarihinden itibaren ücret ödemelerine uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği düzenlenmiştir. Buna göre davacılar için bilinmeyen işleyecek aktif dönem için 01.01.2022 tarihinden itibaren ücrete AGİ dahil edilmeden hesap yapılması, pasif dönem için de önceki içtihatları gereğince AGİ' siz net asgari ücret ile hesap yapılması gereklidir. Mahkemece hükme esas alınan aktüerya raporunda raporun 2023 yılında düzenlendiği gözetildiğinde davacıların tazminat hesabının yapılmasında pasif dönem için esas alınan net asgari ücretten AGİ yerine gelir vergisi, damga vergisi istisnası adı altında kalemlerin düşülmesi doğru görülmediğinden davacılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebeplerinin kabulü gerekmiştir. ( Yargıtay 4. HD'nin 27.01.2025 tarih ve 2023/2514 E. 2025/1018 K. ) 2-Davalı sigorta şirketi vekili davacıların 31 kişi koltuk kapasiteli otobüste 51 kişi ile seyahat etmeleri nedeniyle müterafik kusurunun bulunduğunu ve tazminattan indirim yapılması gerektiğini iddia etmiş mahkemece davacı ... yönünden %10 müterafik kusur indirimi yapılmış, davacı ... yönünden indirim yapılmamıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır. Buna göre, zarar görenin zarar katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. Müterafik kusurun varlığı halinde 6098 sayılı TBK'nun 52. Maddesi gereğince belirlenen tazminattan indirim yapılması gerekir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından, mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir. Yolcunun istiap haddi aşılarak seyahat etmesi sürüş ve trafik akışı kusurlarından olmayıp, hakim tarafından tazminattan indirim sebebi olarak kabul edilecek hususlardandır. Kazaya sebebiyet veren ... plaka sayılı aracın ruhsat kaydına göre araçta sürücü dahil en fazla 31 kişi olması gerekirken, meydana gelen kaza anında sürücü dahil 51 kişinin bulunduğunun anlaşılması karşısında istiap haddinin aşıldığı göz önüne alınarak meydana gelen yaralanma ile illiyet bağı kurulması halinde hesaplanan tazminattan müterafik kusur nedeni ile Yargıtay'ın yerleşik uygulaması doğrultusunda her bir davacı yönünden belirlenen tazminattan ayrı ayrı % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak tazminatın belirlenmesi gerekirken müterafik kusurun takdir ve tayininde hataya düşülerek davalıların sorulumluluğun belirlenmesi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. HD'nın 20.12.2023 tarih ve 2021/14164 E. 2023/13851 K. 22.05.2024 tarih ve 2022/9505 E. 2024/5151 K.) Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle davacılar vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden inceleme yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekili ile davalı ... Sigorta Şirketi vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 2-Davacılar ile davalı vekili tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 3-İstinaf yoluna başvuran davacılar ile davalı ... Sigorta Şirketi tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 30.01.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.