Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2022/2855 E. , 2024/523 K. T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2022/2855 Karar No : 2024/523 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü/… VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … Petrol Ürünleri ve İnşaat Sanayi Limited Şirketi İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen …
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2022/2855 E. , 2024/523 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2022/2855 Karar No : 2024/523 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü/… VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … Petrol Ürünleri ve İnşaat Sanayi Limited Şirketi İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı adına, yasal defterlerini incelemeye ibraz etmediğinden bahisle katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle yeniden oluşturulan beyan tablosu uyarınca 2013 yılının Ocak ila Aralık dönemleri için re’sen salınan üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılması istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: 25/11/2015 tarihinde kayyım olarak atanan ...'ün 24/12/2015 tarihinde şirket adına e-tebligat sistemine dahil olunması için vergi dairesine başvuruda bulunduğu, bu şahsın 19/01/2016 tarihli Asliye Ticaret Mahkemesi kararıyla görevinin sonlandırıldığı, ardından şirkete bir çok kayyım ataması daha yapıldığı, 16/05/2018 tarihinde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilan ile şirket ortakları … ve …'a müştereken temsil ve ilzam yetkisi verildiği, 20/11/2018 tarihinde …'in şirkete kayyım olarak atandığı, 06/02/2019 tarihinde anılan şahsın kayyımlıktan istifası üzerine 03/05/2019 tarihinde sadece vergi davalarını takip amacıyla ...'a yetki verildiği, bu yetkiye istinaden 24/06/2019 tarihinde ... tarafından vergi dairesine verilen dilekçeyle e-tebligat sistem güncellemesi yapıldığı ve şirket adına 11/11/2018 tarihinde e-tebliğ yoluyla tebliğ edilen ancak dava açılmaksızın kesinleşen amme alacağının tahsili için düzenlenen ödeme emrinin 30/06/2019 tarihinde e-tebliğ yoluyla tebliğ edildiğinin anlaşıldığı olayda, 11/11/2018 tarihinde şirket adına yapılan tebligattan şirket yetkilisi olarak dava dilekçesini de imzalayan ... tarafından haberdar olunması mümkün olmadığından anılan şahıs tarafından e-tebligat sistem güncellemesi yapıldığı 24/06/2019 tarihini müteakip davacının dava dilekçesinde belirttiği ve ödeme emrinin tebliğ tarihi olan 30/06/2019 tarihinde vergi ve cezalardan muttali olunduğunun kabulü gerektiğinden zamanaşımı süresi içerisinde usulüne uygun şekilde mükellefe tebliğ edilmeyen ihbarnameler içeriği tarhiyatın 31/12/2018 tarihi itibarıyla zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle dava konusu cezalı vergi kaldırılmıştır. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu cezalı vergilere ait ihbarnamelerin usule uygun şekilde tebliğ edildiği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı adına düzenlenen dava konusu cezalı vergiye ilişkin ihbarnamelerin 06/11/2018 tarihinde elektronik ortamda tebliğ edildiği, bu tarihi izleyen beşinci günün sonunda 11/11/2018 tarihinde tebliğ edilmiş sayıldığı, davacı tarafından bu tarihlerde başka kanuni temsilcilerin şirketten sorumlu olduğu, şirket yetkilisi olarak dava dilekçesini de imzalayan ... tarafından haberdar olunmasının mümkün olmadığı belirtilerek 08/07/2019 tarihinde açılan davanın süreaşımı nedeniyle reddine dair ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla davada süreaşımı bulunmadığı gerekçesiyle kaldırılarak dosyanın yeniden karar verilmek üzere dosyanın gönderildiği ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusunun reddine yönelik kararın temyize konu edildiği anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesinde; dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış, vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu, vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda, tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren dava açma süresinin başlayacağı, 14. maddesinin 3. fıkrasının (e) bendinde, dilekçelerin süre aşımı yönünden de inceleneceği, 6. bendinde ise, yukarıdaki hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15. madde hükmünün uygulanacağı,15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde süresinde açılmayan davanın reddine karar verileceği, 45. maddesinin 5. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye göndereceği ve bu fıkra uyarınca verilen kararların kesin olduğu, 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin maddede sayılan davalar hakkında verdikleri kararların, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği hüküm altına alınmış, aynı fıkranın (b) bendinde, konusu yüz bin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan davalar hakkında bölge idare mahkemesinin istinaf yoluyla yapılan başvurular üzerine verdikleri kararlar, temyiz edilebilecek olan kararlar arasında gösterilmiş, 49. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinde ise usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması bozma sebebi olarak sayılmıştır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Elektronik ortamda tebliğ" başlıklı 107/A maddesinin 1. fıkrasında, bu Kanun hükümlerine göre tebliğ yapılacak kimselere, 93. maddede sayılan usullerle bağlı kalınmaksızın, tebliğe elverişli elektronik bir adres vasıtasıyla elektronik ortamda tebliğ yapılabileceği, 2. fıkrasında, elektronik ortamda tebligatın, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağı, 3. fıkrasında, Maliye Bakanlığının, elektronik ortamda yapılacak tebliğle ilgili her türlü teknik altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya, tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirmeye ve kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğu hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu yetkiye istinaden çıkarılan ve 27/08/2015 tarih ve 29458 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 456 Sıra No'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nin "4. Elektronik Tebligat Yapılacak Kişiler" başlıklı bölümünde, tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirilen ve kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılabilecek olanlar arasında kurumlar vergisi mükellefleri de yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 5. fıkrasında yer alan, bu fıkra uyarınca verilen kararların kesin olduğu hükmü, dava konusu olay bakımından, ilk derece yargılaması sırasında, davanın süresinde açılıp açılmadığı noktasında beliren uyuşmazlığın ortadan kaldırılması amacıyla öngörülmüştür. Bu kural temyiz merciine, idari yargı içindeki süre sorununun temyiz incelemesi safhasında göz önüne alınmasını engelleyen nitelikte bir hüküm olarak yorumlanamaz. Zira, aynı Kanun'un 49. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinde, usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması bozma sebebi gösterilmiştir. Bölge İdare Mahkemesinin, değinilen kararlarına ilişkin kesinliğin, temyiz safhasındaki incelemeye kadar sirayet ettirilmesi, usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksiklik bulunup bulunmadığı hususunun temyiz incelemesi sırasında denetim dışı bırakılmasına yol açacaktır. Bu durumda, her ne kadar daha önce ilk derece mahkemesince verilen davanın süreaşımı nedeniyle reddine ilişkin karar, istinaf merciince kaldırılmış ise yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda temyiz aşamasında davanın süresinde açılıp açılmadığını denetlemeye engel bulunmamaktadır. Uyuşmazlık konusu olayda, cezalı vergiye ait ihbarnamelerin 11/11/2018 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğinin anlaşıldığı olayda otuz günlük yasal dava açma süresi geçirildikten sonra 08/07/2019 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerekirken esası incelenmek suretiyle Vergi Mahkemesince verilen karara yöneltilen istinaf başvurusunun reddi yolundaki Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uygunluk görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin kabulüne, 2.Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının BOZULMASINA, 13/02/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.