Başvurucu, hükümlülüğüne esas cezasının şartla tahliye tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilmesi talebinin; hakkında cezasının üst sınırı yedi yıl ve üzeri hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı kovuşturmanın bulunduğu gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkı, eşitlik ilkesi ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Başvurucu, hükümlülüğüne esas cezasının şartla tahliye tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilmesi talebinin; hakkında cezasının üst sınırı yedi yıl ve üzeri hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı kovuşturmanın bulunduğu gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkı, eşitlik ilkesi ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 30/10/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 31/3/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. OLAYLAR VE OLGULARA. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, başvuru tarihinde Gürpınar Asliye Ceza Mahkemesinin 23/12/2008 tarih ve E.2008/382, K.2008/687 sayılı kararı ile petrol kaçakçılığı suçundan kesinleşen 1 yıl 8 ay hapis cezasının infazı kapsamında Gürpınar K1 Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır. Başvurucu, 27/5/2013 tarihli dilekçesi ile Gürpınar Asliye Ceza Mahkemesinden cezasının kalan kısmının denetimli serbestlik tedbiri altında infaz edilmesini talep etmiştir. Mahkeme, 28/5/2013 tarih ve 2013/102 Değişik İş sayılı kararı ile “Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği’nin “açık kuruma ayrılamayacak hükümlüler” başlıklı maddesinin fıkrasının (b) bendinde; haklarında üst sınırı 7 yıldan az olmayan başka bir suçtan soruşturma veya kovuşturması devam etmekte olanlar ile üst sınırı 7 yıldan az olmayan bir suçtan henüz kesinleşmemiş mahkumiyet kararı bulunanların Açık Ceza İnfaz Kurumuna ayrılamayacaklarının düzenlendiği, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 105/A maddesine göre ise Açık Ceza İnfaz Kurumunda bulunan veya Açık Ceza İnfaz Kurumuna ayrılma şartları oluşan hükümlülerin diğer bazı şartları taşıması halinde koşullu salıverilme tarihine kadar olan cezanın denetimli serbestlik tedbiri altında infaza karar verilebileceğinin düzenlendiği, hükümlü Murat Tuncil hakkında ise Van Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/465 Esas sayılı dosyası kapsamında suç işlemek amacı ile örgüt kurma ve rüşvet almak ve vermek suçlarından devam eden bir kovuşturmanın bulunduğu üst sınırı 7 yıldan fazla olan bu kovuşturma nedeniyle hükümlünün Açık Ceza İnfaz Kurumuna ayrılamayacağı” gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir. Anılan karara yapılan itiraz üzerine Van Ağır Ceza Mahkemesi, 7/6/2013 tarih ve 2013/317 Değişik İş sayılı kararı ile Gürpınar Asliye Ceza Mahkemesinin İnfaz Hâkimliği sıfatıyla verdiği kararda usule aykırı bir yön bulunmadığından talebin reddine karar vermiştir. Diğer taraftan Mahkeme, başvurucunun 13/12/2004 tarih ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'unun 105/A maddesinin (7) numaralı fıkrasının (b) bendinin Anayasa’nın maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında masumiyet karinesine aykırı olduğuna dair iddialarını da inceleyerek kararda şu hususları belirtmiştir:“Her ne kadar hükümlü vekili söz konusu yasa maddesinin anayasanın 38/4 maddesine aykırı olduğu iddiasında bulunmuş ise de, açık ceza infaz kurumlarına ayrılma ve denetimli serbestlik tedbiri iyi halli hükümlüler hakkında uygulanan bir infaz usulü olup, kişinin iyi halli olmadığının tespiti için mahkemelerce verilmiş bir hükme ihtiyaç olmadığı gibi, önceden verilmiş bir disiplin cezası bile kişinin bu tür tedbirlerden yararlanmasına engel teşkil etmektedir.Yasa bu konuda tahdidi olarak belirtmek suretiyle bir sınırlama getirmemiş olaysal olarak sanığın durumunun tespitinde yargılama makamına takdir hakkı tanımıştır. İnfaz makamının göz önünde bulundurması için 5275 Sayılı yasa ile açığa ayrılma yönetmeliğinde somut bir kriter olarak hükümlünün kovuşturma dosyasının bulunması bir olumsuz durum olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle anılan yasa maddelerinde anayasaya aykırılık olmadığı, verilen kararın yerinde olduğu ve itirazın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.” Karar, başvurucuya 18/7/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 21/10/2013 havale tarihli dilekçesi ile Gürpınar Asliye Ceza Mahkemesinden "müvekkilinin denetimli serbestlikten faydalandırılarak serbest bırakılmasına, mahkeme aksi kanaatte ise Anayasa’nın 38/ maddesi ile AİHS'nin 6/ maddelerine aykırı olarak düzenlenen 5275 sayılı kanunun 105/A maddesi fıkranın b bendi ile Açık Ceza İnfaz Kurumlarına ayrılma yönetmeliğinin 8/2-b maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına, başvurunun neticeleneceği zamana kadar infazın ertelenmesine" karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme, 23/10/2013 tarih ve 2013/159 Değişik İş sayılı kararı ile başvurucunun aynı mahiyetteki önceki talebiyle ilgili olarak daha önce Van Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/317 Değişik İş sayılı kararıyla kesin olarak karar verildiğini ve kararın verilmesinden sonra başvurucu tarafından daha önceki kararı ortadan kaldıracak veya değiştirecek mahiyette yeni bir delil ileri sürülmediği gibi yeni bir durum da oluşmadığını, gerek Mahkemece verilen 2013/102 Değişik İş sayılı kararda gerekse Van Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/317 Değişik İş sayılı kararında usule ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığını belirterek daha önce karar verilen konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Başvurucu, Ankara Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kendisinin durumuyla aynı olan bir konuda infazın durdurulduğunu, 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesinin ilgili fıkrası ile ilgili olarak Anayasa’ya aykırılık iddiasının ciddi bulunarak Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunulduğunu, bu nedenle anılan başvurunun yeni bir hukuki durum yarattığını belirterek adaletin kamuoyunda eşit ve adil olarak algılanması gerektiğinden Gürpınar Asliye Ceza Mahkemesinin karar verilmesine yer olmadığına dair kararının kaldırılarak infazın Anayasa Mahkemesince ilgili yasa maddeleri hakkında bir karar verilinceye kadar durdurulmasını talep ederek Gürpınar Asliye Ceza Mahkemesinin anılan kararına itiraz etmiştir. Van Ağır Ceza Mahkemesi, 24/10/2013 tarih ve 2013/472 Değişik İş sayılı kararı ile Anayasa’ya aykırılık iddiasının, 2013/317 Değişik İş sayılı kararında belirtilen gerekçelerle ciddi bulunmadığını belirterek itirazın reddine karar vermiştir. Başvurucu, kararı 24/10/2013 tarihinde öğrendiğini belirtmiştir.B. İlgili Hukuk Anayasa Mahkemesinin 26/12/2013 tarih ve E.2013/133, K.2013/169 sayılı kararı ile iptal edilen 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesinin (7) numaralı fıkrasının (b) bendi şöyledir:“(7) Hükümlü hakkında;…b) Denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaya başlanmasından önce işlediği iddia olunan ve cezasının üst sınırı yedi yıldan az olmayan bir suçtan dolayı soruşturma veya kovuşturmaya devam edilmesi,…(İptal bent: Anayasa Mahkemesinin 9/04/2014 tarih ve E.2014/14, K.2014/77) hâlinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine, infaz hâkimi tarafından, hükümlünün kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilir. Hükümlü hakkında soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığı veya kovuşturma sonucunda beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın reddi veya düşme kararı verilmesi hâlinde, hükümlünün cezasının infazına denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak devam olunmasına infaz hâkimi tarafından karar verilir.