Kanuna, şirket sözleşmesine veya iş görme şartlarını gösteren diğer hükümlere aykırı hareket ederek, üçüncü kişileri veya ortakları zarara uğratan tasfiye memurları, kusursuz olduklarını ispat etmedikçe, müteselsil olarak sorumlu tutulurlar.Tasfiye memurları, atadıkları ve hizmete aldıkları kimselerin kanuna, şirket sözleşmesine veya diğer iş görme şartlarını gösteren hükümlere aykırı hareketlerinden dolayı da Türk Borçlar Kanununun 116 ncı maddesi hükmünce, gerek üçüncü kişilere gerek ortaklara
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile ihyası istenen davalı ... Tic. Ltd. Şti. İsimli tüzel kişilik arasında devam etmekte olan alacak davası sebebiyle, Bakırköy 18. İş Mahkemesi'nce 2013/1161 esas sayılı dosyada, celp edilen ticaret sicil kayıtlarına dayanarak ilgili şirketin ihyası gerekliliğine karar verilmiştir. Davalı vekili de verdiği beyan da davalı şirketin İstanbul Anadolu 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/449 esas sayılı dosyası ile tasfiyesine karar verildiğini beyan etmiştir. Söz konusu beyan ve kayıtlar İş Mahkemesi dosyasında mevcuttur. Bu sebeple davamızın devamı ve HMK gereğince taraf teşkilinin sağlanması için ilgili şirketin tasfiye haline dönüşmesi ve tüzel kişiliğinin TTK'nın 224 ve 445. Maddeleri anlamında ihyası gerekmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2005/758 esas v.d. Emsalleri gözetilerek ihyası istenen şirketin son tasfiye memurluğu da davalı taraf olarak gösterilmiştir. Şirketi tebligat yapılamadığından 6100 sayılı HMK'nın 52 ve 54. Maddeleri hükmünün yerine getirilmesine gerek kalmaksızın şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; TTK.m.32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, Ticaret Sicil Müdürlüğü, Ticaret Sicili’ne tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirir ve sonuca bağlar; yargı merci gibi hareket edemeyeceğini, Sicil müdürünün tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlü olduğunu, tüzel kişilerin tescilinde, özellikle şirket sözleşmesinin, emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve söz konusu sözleşmenin kanunun bulunmasını zorunluluk olarak öngördüğü hükümleri içerip içermediğinin incelendiğini, Tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamalarının şart olduğunu, " (TTK.m.32). Yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararı verir. Aksi halde, tescil talebini gerekçe göstererek reddeder. Tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluk şirket “tasfiye memuru”nda olup, iflas halinde ise iflas idaresine geçmektedir. Tasfiye memuru tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olması memurun sorumluluğunu gerektirdiğini, tasfiye memurları alacaklıların haklarını korumakla görevli olduğunu, (6762 Sayılı TTK m.224 ve 6102 sayılı TTK m.285) 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 534’üncü maddesindeki “İflas halinde tasfiye iflas idaresi tarafından İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre yapılır.” Hükmü gereğince iflas halinde bu yetki ve sorumluluk iflas idaresine geçtiğini, vadesi gelmeyen borçlardan “ihtilaflı veya şarta bağlı” borçların notere tevdii ya da kafi bir teminat ile karşılanması gerekmektedir. (6762 Sayılı TTK m.445 ve 6102 sayılı TTK.m.541) Bu yapılmadan şirketin tasfiye süreci sonuçlandırılıp, bakiye mevcut pay sahiplerine dağıtılmış ve şirket kaydı sicilden terkin edilmiş ise, terkin işleminin iptali ile şirket tüzel kişiliği ihya olunarak tasfiye sürecine yeniden geçilebilir. Tasfiye memurunun/iflas idaresinin iddia edilen eksik işlemlerini, Müvekkil Sicil Müdürlüğü’nün tespit etmesi mümkün olmadığını, davanın esası ile ilgili vereceği karara müvekkil Sicil Müdürlüğü uyacağını, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle “yargılama giderleri” ve “vekalet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağını, müvekkilinin dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığını, tasfiye sürecinde, eksik olarak yapıldığı iddia edilen işlemlerin muhatabı tasfiye memurları / iflas idaresi olduğunu, bu nedenle, “yasal hasım” konumunda bulunan müvekkilinin, “yargılama masrafları”ndan sorumlu tutulamayacağını, Yüksek Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 29.01.2007 tarih, 2005/14259 E. ve 2007/927 K. sayılı ilamı ve yerleşik uygulama da bu yöndedir. Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur.