8. Hukuk Dairesi 2022/4548 E. , 2024/4452 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/1 E., 2022/1 K. DAVA TARİHİ : 08.11.2006 HÜKÜM : Davanın reddine Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi tarafından İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonuc
**8. Hukuk Dairesi 2022/4548 E. , 2024/4452 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2022/1 E., 2022/1 K. DAVA TARİHİ : 08.11.2006 HÜKÜM : Davanın reddine Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi tarafından İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, Erzurum ili Pazaryolu ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 102 ada 265 parsel sayılı 1.888.863,4 m2 yüzölçümündeki taşınmaz Devletin hüküm ve tasarrufu altına bulunan yerlerden olduğu belirtilerek hali arazi vasfıyla davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı dava dilekçesinde, 102 ada 265 parsel sayılı taşınmaz hakkında ırsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın adına tescili istemiyle dava açmış, yargılama sırasında tapu kaydına dayanarak dava konusu taşınmazın Durmuşoğulları... ve ... adına tescilini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne, 102 ada 265 parsel sayılı taşınmazın bilirkişi tarafından düzenlenen 10.10.2012 tarihli haritada (A) harfi ile gösterilen 4.151,22 m2 yüzölçümündeki bölümünün Durmuşoğulları... ve ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hükmün, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 26.12.2013 tarihli ve 2013/18235 Esas, 2013/23388 Karar sayılı kararıyla “İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmak için yeterli olmadığı belirtilerek, davacı tarafın tutunduğu T.Evvel 1289 tarih ve 86 sayılı tapu kaydı ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Müdürlüğünden getirtilmesi, kayda dayanan tarafın kayıt maliki ya da malikleri ile akdi, irsi ilişkisi saptandığı takdirde, dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediğinin (dava konusu taşınmazın bulunduğu ... Köyü ile komşu ... Köyü yazılarak) Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanması, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ile revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita ile komşu taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanağı kayıtların Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Müdürlüğünden getirtilmesi, daha sonra yöreyi iyi bilen yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, taraf tanıklarının katılımıyla taşınmaz başında yeniden keşif yapılması, dayanılan tapu kaydının yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanması, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulması, davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının “dere, sırt ve bayır” sınırları nedeniyle yüzölçümü ile geçerli tapu kayıtlarından olduğu dikkate alınarak kapsamının belirlenmesi ve uzman bilirkişiden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde rapor alınması, davacı ...'ın kendisine ait olduğunu ileri sürdüğü dava konusu taşınmaz bölümünün tümü ya da bir bölümü tutunulan tapu kaydının kapsamı dışında kaldığı takdirde, dava ve temyize konu taşınmaz bölümü üzerinde tespit gününde davacı ...'ın ekonomik amacına uygun olarak kullanmak koşuluyla iktisap sağlayan süreye ulaşan zilyetliğinin bulunmadığının, davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun'un) 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediğinin yapılan keşif, uygulama, ziraat bilirkişi raporu ve ekindeki fotoğraflar ve toplanıp değerlendirilen diğer delillerle belirlendiğinin düşünülmesi ve davacının, adlarına tescil hükmü kurulan Durmuşoğulları... ve ... adına dava açma yetkisi bulunup bulunmadığı hususu da dikkate alınarak sonucuna göre karar verilmesi” gereğine İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, "çekişmeli taşınmaz bölümü üzerinde, davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 102 ada 265 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağının kısmen iptali ile 10.10.2012 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 4.151,22 m2 yüzölçümlü kısmının aynı adada son parsel numarası verilmek suretiyle davacı adına tarla vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline, taşınmazdan geriye kalan kısmın ise tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 12.04.2021 tarihli ve 2018/4904 Esas, 2021/3544 Karar sayılı kararıyla "İlk Derece Mahkemesince varılan sonucun dosya kapsamına uygun bulunmadığı belirtilerek, davacının dayandığı T. Evvel 1289 tarih ve 89 sıra numaralı 2 dönüm yüzölçümündeki tapu kaydının hudutlarının “dere”, “sırt” ve “bayır” okuduğu, davacının dayandığı tapu kaydının sınırlarının gayri sabit sınır olup her yere uyabilecek nitelikte olduğundan tapu kaydının çekişmeli taşınmaz bölümüne ait olduğunun kabulüne imkan bulunmadığı gibi dosya arasında yer alan ziraat mühendisi bilirkişi raporunun içeriği ile ekinde yer alan fotoğraflardan da çekişmeli taşınmaz bölümü üzerinde davacının iktisaba elverişli zilyetliğinin de bulunmadığı, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçeyle davanın kabulüne kararı verilmesinin isabetsiz olduğuna" değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, "bozma ilamında belirtilen" gerekçeyle davanın reddine, 102 ada 265 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 02.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.