Başvuru, nakdi tazminat ödenmesi istemiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, nakdi tazminat ödenmesi istemiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 5/12/2013 tarihinde doğrudan Anayasa Mahkemesine yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 31/10/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 9/1/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 30/1/2015 tarihli görüş yazısında adil yargılama hakkı ile ilgili başvurucunun şikâyetine benzer iddiaları içeren başvurulara yönelik olarak daha önceden dikkate alınacak kriterlerin belirlendiği, somut başvuru açısından bu kriterlerden ayrılmayı gerektirecek bir neden bulunmadığı, bu nedenle görüş sunulmasına gerek görülmediği ifade edilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Batman ili Gercüş İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde jandarma er olarak askerlik görevini yapmakta iken 22/3/1994 tarihinde operasyon dönüşü birliğiyle birlikte içinde bulunduğu aracın bölücü terör örgütü mensuplarınca döşenen mayına çarpması üzerine yaralanmıştır. Başvurucu, Gülhane Askeri Tıp Akademisinde (GATA) devam eden tedavi sürecinde toplam dokuz ay hava değişimi ve istirahat aldıktan sonra 14/3/1995 tarihli raporla hakkında “A/59 F1, Askerliğe devam eder, mevcut yaralanma nedeni ile 90 gün iş ve gücünden kalır, uzuv kaybı ve zaafı yoktur, kıt'asına taburcu” kararı verilmiş, askerlik hizmetini bir süre yaptıktan sonra 31/8/1995 tarihinde terhis edilmiştir. Jandarma Genel Komutanlığı Nakdi Tazminat Komisyonunun 15/8/1994 tarihli ve 3/3/1996 tarihli kararlarıyla başvurucuya doksan gün iş ve güç kaybı karşılığı toplam 000 TL nakdi tazminat ödemesi yapılmıştır. Başvurucu, daha sonra yeniden GATA'da yatarak tedavi görmüş ve 5/3/1998 tarihli raporla hakkında “Sağ femurinter frokanterik kırık oplusu” tanısıyla “A/59 F1 askerliğe elverişlidir. 90 gün iş ve gücünden kalır, % 10 çalışma gücü kayıp oranı mevcuttur.” kararı verilmiştir. Başvurucu bir süre sonra yeniden GATA'ya sevkedilmiş, 12/4/1999 tarihli raporla hakkında “Eski mandibula fraktürü” tanısı ile “Hayati önemi haizdir. 90 gün iş ve gücünden kalmıştır. Uzuv tatili yoktur. Minimal uzuv zafiyeti mevcuttur... Durumu A/59 F1 , A58/ F1, A/27 F1'e uyar. Yedek askerlik görevini yapar.” kararı verilmiştir. Başvurucunun 12/4/1999 tarihli rapora dayanarak kendisine vazife malulü aylığı bağlanmasına karar verilmesi istemiyle açtığı dava, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) Birinci Dairesinin 11/7/2000 tarihli ve E.2000/160, K.2000/775 sayılı kararıyla reddedilmiştir. 4/10/2012 tarihinde Samsun Gazi Devlet Hastanesinin sağlık kurulu özürlü raporuyla oper sol el scopoid + sağ femur opere kırığı teşhisi konularak tüm vücut fonksiyon kayıp oranının %15 olarak belirlenmesi üzerine başvurucu, artan rahatsızlığından dolayı 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat Ödenmesi ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamında kendisine ek nakdi tazminat ödenmesini istemiş fakat başvurusu reddedilmiştir. Başvurucu tarafından ret işleminin iptali istemiyle açılan dava AYİM Üçüncü Dairesinin 20/6/2013 tarihli ve E.2013/86, K.2013/899 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir: “Davalı idare, 1996 yılında nakdi tazminat ödemesi yapılması nedeniyle dava konusunun ortadan kalktığını ve uyuşmazlığın inceleme kabiliyetinin oluşmadığından bahisle davanın reddedilmesi gerektiğini ve 10 yıllık genel zaman aşımı süresinin geçmesinden dolayı süre aşımı bulunduğunu belirtmekte ise de; öncelikle dava konusunun önceki ödemeden farklı olarak ek nakdi tazminat istemine ilişkin olması, davacı vekilinin müvekkilinin rahatsızlığının ilerlediğine ilişkin yeni bir belge ile müracaatta bulunması, cevabi yazının müracaat tarihi itibarıyla davacının menfaatini etkileyecek nitelikte olması, keza 2330 sayılı Kanun ve alt mevzuatında Kanun kapsamındaki görevlerden dolayı meydana gelen yaralanma ve sakatlıklara istinaden nakdi tazminat istemlerinin süre ile tahditlenmemesi, bilakis bilahare oluşacak sakatlık (ve ölüm) halinin ifa edilen hizmet ile bağının tespiti halinde tazminat ödeneceğinin belirtilmesi karşısında bu yöndeki itirazlar kabul görmemiştir. … Yapılan incelemede 22/3/1994 tarihinde meydana gele patlama neticesinde yaralanarak, mevcut duruma yönelik kati rapora istinaden nakdi tazminat ödemesinden istifade eden davacıya Yönetmeliğin “Yaralanma Hali” başlıklı 7’nci maddesinin üst limitinden ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu aşamadan sonra davacının rahatsızlığının ilerleyerek özür oranın arttığından bahisle ek nakdi tazminattan istifade edebilmesi için, görev kaynaklı bu rahatsızlığından dolayı askere elverişsiz hale gelmesi, diğer bir değişle 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu kapsamında vazife malulü olması ve Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından sakatlık derecesinin tespit edilmesi gerekmektedir. Oysa davacı mevcut yaralanmasının ardından gördüğü tedaviler neticesinde sıhhat bulmuş ve sağlıkla terhis olmuştur. Öte yandan olay tarihinden 5 yıl sonra sevk olduğu GATA Sağlık Kurulu raporuyla askerliğe elverişli olduğunun (yedek askerlik görevini yapar kararı) tespit edilmiştir. Davacı vekilinin, müvekkilinin rahatsızlığının ilerlediğini belirterek ibraz ettiği özürlü sağlık kurulu raporu ise askerliğe elverişlilik yönünden bir karar içermediğinden ek nakdi tazminat istemine esas alınarak ek nakdi tazminata müstahak olması mümkün değildir.” Bu karara karşı yapılan karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 24/10/2013 tarihli ve E.2013/1324, K.2013/1251 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Karar, başvurucuya 12/11/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 5/12/2013 tarihinde bireysel başvuru yapmıştır.B. İlgili Hukuk 2330 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir: " Bu Kanunun 2 nci maddesinde sayılanlardan görevleri veya yardımları sona erenlerin bilahare kendilerinin veya eş, füru, ana, baba ve kardeşlerin yaralanmaları, engelli hâle gelmeleri veya ölmeleri halinde bu durumlarının evvelce ifa ettikleri görev veya yardımdan meydana geldiği tevsik edilenlere 3 ve 4 üncü madde hükümleri uygulanır." 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya düçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamıyacak duruma giren iştirakçilere (Malül) denir ve haklarında bu kanunun malüllüğe ait hükümleri uygulanır.” 5434 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir: “44 üncü maddede yazılı malüllük;a) İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa;b) Vazifeleri dışında kurumların verdiği her hangi bir kuruma ait başka işleri yaparken, bu işlerden doğmuş olursa;c) Kurumların menfaatini korumak maksadiyle bir iş yaparken o işten doğmuş olursa (Maksadın ilgili kurumlarca kabul edilmesi şartiyle);ç) Fabrika, atelye ve benzeri işyerlerinde, işe başlamadan evvel iş sırasında veya işi bitirdikten sonra, o işyerinde husule gelen ve yine o işyerinin mahiyetinden veya çalışma konusundan ileri gelen kazadan doğmuş olursa; Buna (Vazife malüllüğü) ve bunlara uğrıyanlara da (Vazife malülü) denir.”