Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; -----Tedavi masraflarının birden fazla sigortası tarafından temin edilmiş olması halinde, bu masraflar sigortacılar arasında teminatları oranının paylaştırılır" denildiği, sigortalı dava dışı ---- fatura ile hastaneye provizyon verilerek yapılan ödemenin -----tarihli fatura ile hastaneye provizyon verilerek yapılan ödemenin----sigortalı dava dışı --- tedavisine ilişkin---- fatura ile hastaneye provizyon verilerek yapılan ödemenin --- sigortalı dava dışı --
davacının davalı şirketteki hisse devrinin iptali ile pay miktarının tespiti, şirket yöneticilerinin sorumluluğu nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemli davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davacının davalı şirkette pay sahibi olduğunun tespitine ve pay defterine işlenmesine, davalı şirket ve yöneticiler aleyhine açılan sorumluluk davasının ise zaman aşımından reddine dair verilen hükme karşı, süresi içinde bir kısım davalılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, 120.000 TL nominal sermayesi bulunan davalı şirkette 14.400 TL paya sahip olduğunu, yani %12 oranında hissedar olduğunu, aynı zamanda davalı şirkette yönetim kurulu üyeliğinde de bulunduğunu, 11.07.2006 tarihli olağan genel kurul toplantısına ait hazirun cetvelinde müvekkilinin hisselerinin davalılardan ..., ..., ... ve ...'nın miras bırakanı olduğu anlaşılan ... adına gösterildiğini, 03.02.2016 tarihli olağan genel kurulda da söz konusu hisselerin adı geçen şahıslar adına kayıtlı olduğunun görüldüğünü, müvekkilinin sahip olduğu hisseleri herhangi bir şahsa devretmediğini, hisselerini kaybetmesini gerektirecek hiçbir hukuki işlemin söz konusu olmadığını, müvekkilinin hazirun cetvelinde hissedar olarak görüldüğü 25.05.2006 tarihli genel kurulda şirket yönetim kurulu üyeliğine seçilen davalılar ..., ... ve ...'in hile ve desiseler yapmak sureti ile müvekkilinin hissesini kayden yok ettiğini, müvekkilinin şu anda davalı şirkette hissedar olarak görünmediğini, müvekkiline geçen süre zarfında şirkete ait hiçbir konuda bilgi, belge vs. gönderilmediğini, genel kurul toplantılarına davet edilmediğini, şirketin geçen süre boyunca kâr dağıtımı yapıp yapmadığı, yönetim kurulu üyelerinin iş ve işlemlerinin hukuka uygun olup olmadığı, kendilerine ne gibi menfaatler temin ettikleri hususlarında bilgilerinin olmadığını, bilirkişi incelemesinde ortaya çıkacak tüm zararı tazmin ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL zararın şirket ve davalı yönetim kurulu üyelerinden tazminini, müvekkilinin paydaşlığının tespitini ve adına olması gereken 14.400 TL nominal değerli hisselerin müvekkili adına şirket pay defterine işlenmesine karar verilmesini talep ettiklerini, ileride telafisi imkansız zararlarla karşı karşıya kalmaması adına davalı şirket adına kayıtlı bulunan taşınmazların üçüncü şahıslara devir ve satışının engellenmesi için tedbir kararı verilmesi gerektiğini belirterek; müvekkilinin davalı şirketteki payının tespiti ile davalılardan ..., ..., ... ve ... adına kayıtlı bulunan payların iptali ile müvekkilinin paylarının pay defterine işlenmesine, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000 TL zararın işleyecek yasal faizi ile birlikte şirket ve yönetim kurulu üyelerinden tazminine, şirket adına Muğla ili, Bodrum ilçesinde kayıtlı bulunan taşınmazın müvekkilinin ileride telafisi imkansız zararlarla karşı karşıya kalmaması adına üçüncü şahıslara devir ve satışının engellenmesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar ...Şti., ... ve ... vekili savunmasında özetle; davacının yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna dayandığını, iddia edilen olayların 2006 yılında geçtiğini, o dönemde yürürlükte olan 6762 sayılı eTTK'da mesul olan kişilere karşı tazminat istemek için öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresinin 2011 yılı itibarıyla dolduğunu, davacının payının sözde gasp edildiği, silindiği ve genel kurul toplantılarının usulüne uygun yapılmadığı iddiaları ile haksız fiil hükümlerine dayanmakta olduğunu, o dönem yürürlükteki 818 sayılı Borçlar Kanunu'nda zararı ve faili öğrenme tarihinden itibaren bir yıllık zamanaşımı süresi öngörüldüğünü, tescilin üçüncü şahıslar için dahi hüküm ifade ettiğini, davacının devri/ihtilaf konusu olayı bilebilecek durumda olduğunu, genel kurulun usulüne uygun toplanmadığı, davetiye gönderilmediği veya toplantıya katılmaya yetkili olmayan kişilerin katıldığı yönündeki iddiaların iptal sebebi oluşturduğunu, iptal davası için öngörülen hak düşürücü sürenin geçirildiğini, davacının sicil dosyalarından genel kurul toplantılarından ve ...'dan haberdar olabileceğinin açık olduğunu, husumet itirazında bulunduklarını, hisse devrine ilişkin ihtilaflarda şirket adına işlem yapan kişilere husumet tevcih edilemeyeceğini, şirkete ve devralan/pay sahibi görünen şahıslara husumet tevcihinin yeterli olduğunu, diğer davalı yönetim kurulu üyelerinin kendilerine veya başkalarına haksız kazanç sağlamak amacıyla yaptıkları bir işlem yahut saik bulunmadığını, bu kişilerin devir öncesi itibariyle de çoğunluk hisseye sahip olduğunu, hisse kaybı dışındaki maddi zarar iddiasının soyut olup davanın niteliği ile de bağdaşmadığını, davacının neredeyse hiçbir genel kurul toplantısına icabet etmediğini, ...'nın davacıya yabancı bir şahıs olmadığını, ihtilaf konusu işlemlerin yapıldığı dönemde anonim şirketlerin senede bağlanmamış esas sermaye paylarının devrinin herhangi bir şekle tabi olmadığını, ... eliyle bizzat davacının yazılı-paraflı beyanının sunulması üzerine yönetim kurulu kararı ile hisse devrinin kabul edildiğini, hiçbir sebep yokken davacının adının silinip ...'nın adının yazılması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, somut olay açısından olsa olsa yönetim kurulunun ... tarafından yanıltılmasının söz konusu olabileceğini savunarak; davanın reddine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ..., ..., ..., ... vekili savunmasında özetle; davacının şirket yönetim kurulu üyelerine karşı dava açabilmesi için öncelikle şirkette hissedar olması gerektiğini, davacının davayı açtığı anda şirkette paydaş olmadığını, 6762 sayılı TTK'nın 309. maddesi gereğince mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkının davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren 5 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını, zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, davacının işbu davayı açmaya hakkı olmadığını, davacının isteklerinin ayrı davalara konu edilmesi gerektiğini, davacının öncelikle şirkette paydaş olduğunu ispat etmesi gerektiğini, şirket paylarının hamiline mi nama mı yazılı olduğunun dava dilekçesinden anlaşılamadığını, dava konusunun meydana geldiği zamandaki kurallara göre değerlendirilmesi gerektiğini, davalı şirketten mahkemeye pay devrine ilişkin bir belge, temlikname, tam ciro edilmiş hisse senedi ve pay defteri getirtilmediği için davacının müvekkillerinin murisine yaptığı devrin doğru olup olmadığının bilinemediğini, devir yasaya veya şirket ana sözleşmesine uygun yapılamamış ise devir sırasında görev yapan şirket yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğu doğacağını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.