Başvuru, cinsel saldırı suçu işlendiği iddiasıyla yürütülen soruşturmanın etkisiz olması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, cinsel saldırı suçu işlendiği iddiasıyla yürütülen soruşturmanın etkisiz olması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 24/4/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelere göre olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 1995 doğumlu olup olay tarihinde Mardin/Kızıltepe'de yaşamaktadır. 12/12/2016 tarihinde karın ağrısı şikâyetiyle hastaneye giden başvurucunun dokuz aylık hamile olduğunu fark eden sağlık çalışanlarının adli vaka olarak bildirim yapması üzerine Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) soruşturma başlatmıştır. Başvurucu E.K, kollukta verdiği ifadesinde bir yıl kadar önce evinin civarındaki pazarda kendisini İsmail olarak tanıtan bir şahısla tanıştığını ve konuşmaya başladıklarını, üç dört defa daha bu şekilde pazarda karşılaştıklarında konuştuklarını ve arkadaş olduklarını, daha sonra bu kişinin kendisine verdiği cep telefonu ile görüşmeye devam ettiklerini, tanıştıktan bir iki ay kadar sonra İsmail isimli şahsın plaka numarasını bilmediği beyaz renkli araçla kendisini alarak özel bir hastanenin arka tarafında bir yere götürdüğünü, burada araç içindeyken kendisiyle cinsel ilişki yaşamak istediğini söylediğini, kendisinin bakire olması nedeniyle bu teklifi kabul etmemesi üzerine onu zorlamaya, konuşarak ikna etmeye çalıştığını, elbiselerini çıkardığını ancak bunu yaparken zor kullanmadığını, elini kolunu tutmadığını ve kendisini ikna ettiğini, korunmaksızın cinsel ilişkiye girdiklerini, takip eden süreçte yaklaşık birer ay ara ile üç dört defa daha cinsel birliktelikleri olduğunu, yaklaşık üç dört ay kadar önce bu şahısla anlaşamayarak ayrıldığını, ilk tanıştıklarında evli olduğunu bilmediğini, sonradan öğrendiğinde ise İsmail olarak tanıdığı kişinin sadece arkadaş olduklarını söylediğini ve kendisine evlilikten hiç bahsetmediğini, kendisinden hoşlandığı için arkadaşlık ettiğini, buluşmalarında onun zorlamalarıyla cinsel ilişki yaşadıklarını ancak darp ya da tehdit gibi bir yaklaşımının hiç olmadığını, böbrek ağrısı nedeniyle tedavi için gittiği hastanede hamile olduğunun anlaşılması üzerine haber verilen polise İsmail olarak tanıdığı şahsın işyerini tarif ettiğini, bunu üzerine yakalanan ve isminin A. olduğunu öğrendiği şahsın her seferinde kendisini sözle ikna etmeye çalışarak kandırdığını ve bu şekilde zorlayarak ilişkiye girdiklerini ileri sürmüştür. Başvurucunun talebi olmadığı için kendisine müdafi tayini yapılmamıştır. Başvurucu E.K. 13/12/2016 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığında talebi olmadığı için avukatı olmaksızın verdiği ifadesinde de temel olarak aynı beyanlarda bulunmuş ise de bu ifadesinde ilk cinsel ilişkiden sonraki görüşmelerinde İsmail olarak tanıdığı şahsın kendisini görüşmek için çağırdığında "Gelmezsen görürsün." gibi söylemlerle kendisini ikna ettiğini söylemiştir. Başvurucunun işyerini tarif etmesi ile bulunan ve yapılan canlı teşhis işlemi ile kimliği tespit edilen şüpheli A. Cumhuriyet savcısı tarafından alınan ifadesinde başvurucu ile kendisine ait işyerinde tanıştıklarını, alışverişe gelen başvurucunun bir süre sonra kendisinden cep telefonu almasını istediğini, başvurucu ile görüşmek için ona cep telefonu aldığını, bir süre telefonla, ara sırada da kafede buluşarak görüştüklerini, tanıştıktan üç ay sonra başvurucunun isteği üzerine onu arabayla dolaşmaya çıkardığını, özel hastanenin arkasındaki boş arazide başvurucunun isteği üzerine cinsel ilişki yaşadıklarını, bir ay kadar sonra başvurucu ile yine kendi rızasıyla bir kez daha cinsel ilişki yaşadıklarını ancak bu ilişkiden pişmanlık duyduğundan ondan ayrılarak görüşmeyi kestiğini, hamile olduğundan kesinlikle haberi olmadığı gibi doğacak çocuğun babası olduğunu da düşünmediğini, bu konuda DNA incelemesi yaptıracağını, başvurucu ile sadece iki defa, onun istek ve rızasıyla birlikte olduğunu, kesinlikle cinsel saldırı ya da tehditte bulunmadığını söylemiştir. Başsavcılığın şüphelinin adli kontrol altına alınması talebi üzerine Kızıltepe Sulh Ceza Hakimliğinin 13/12/2016 tarihli kararıyla şüpheli imza atmak suretiyle adli kontrol altına alınmıştır. Başvurucunun ifadesini alan Cumhuriyet savcısınca 13/12/2016 tarihinde “...mağdur [E.K.'ın] 9 aylık hamile olmasına rağmen 9 ay boyunca gebeliğini farketmeyip dün idrar yolu enfeksiyonu şikayeti ile hastaneye gittiğinde hamile olduğunu öğrendiği, mağdurun yaşı gözönünde bulundurulduğunda 9 aydır hamile olduğu fark etmemesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, mağdurun yaşından beklenecek tutarlılıkta ve akıcılıkta kendisini ifade edemediğinin gözlemlendiği...” gerekçesiyle Kızıltepe Devlet Hastanesi Başhekimliğinden başvurucunun algılaması ve zekâsıyla ilgili bir geriliği olup olmadığı hususunda rapor tanzim edilmesi istenmiş, Kızıltepe Devlet Hastanesinde görevli psikiyatri uzmanı tarafından aynı tarihli adli rapor formu ile başvurucunun zekâ kapasitesinin kısıtlı olduğu, neden-sonuç ilişkisi kurmada zorluk yaşadığı ve donuk zekâ düzeyine sahip olduğunu gösterir rapor düzenlenmiştir. Başsavcılıkça devam edilen soruşturma kapsamında 4/1/2017 tarihinde Elazığ Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Başhekimliğinden başvurucunun akıl hastalığının olup olmadığı, akıl hastalığı var ise bunun davranışları ve karar verme yetisi üzerindeki etkisi ile organ sokmak suretiyle cinsel saldırıya karşı beden ve ruh bakımından kendisini savunup savunamayacağı hususlarında rapor tanzim edilmesi istenmiş; ilgili Hastane tarafından başvurucunun davranışlarını ve karar verme yetisini etkileyecek derecede akıl hastalığının olmadığı ve cinsel saldırıya karşı ruhsal açıdan kendini savunabilecek durumda olduğunu bildirir 25/1/2017 tarihli sağlık kurulu raporu düzenlenmiştir. Başsavcılık 2/2/2017 tarihinde şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"…müştekinin Cumhuriyet Başsavcılığımızda verdiği ifadesinde kendisini yaşından beklenen akıcılıkta ifade edemediği değerlendirilerek akıl hastalığı olup olmadığı hususunda rapor tanzim edilmesi için müştekinin Kızıltepe Devlet Hastanesine sevk edildiği; Kızıltepe Devlet Hastanesinin 13/12/2016 tarihli raporu ile müştekinin 'Donuk zeka düzeyi olduğu' kanaatinin bildirildiği; bu sebeple şüphelinin müştekinin rızası ile birlikte olsalar bile eylemin müştekinin akıl hastası olması durumunda suç oluşturacağı göz önünde bulundurularak şüphelinin tutuklamaya sevk edildiği ve hakkında Kızıltepe Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklamaya yönelik yakalama emri çıkarıldığı, Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından Musa Cihaner Kadın Sığınma Evi'ne yerleştirilen müştekiyi Elazığ Devlet Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları ana bilim dalına sevk edilerek hakkında bir akıl hastalığının bulunup bulunmadığı ve kendisini cinsel saldırı suçuna karşı beden ve ruh bakımından savunup savunamayacağı hususunda heyet raporu tanzim edilmesinin istenildiği; bunun üzerine düzenlenen 25/01/2017 tarihli rapor ile 'müştekinin davranışlarını ve karar verme yeteneğini etkileyecek derecede bir akıl hastalığının bulunup bulunmadığı, cinsel saldırıya karşı kendisini ruhsal açıdan savunabileceğinin' tespit edildiği; bu hali ile dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde müştekinin cinsel saldırı suçuna yaklaşık bir yıl önce maruz kaldığını beyan etmesine rağmen şüpheli ile bu buluşmadan sonra da dört kere daha buluştuklarını ve yine cinsel ilişki kurduklarını beyan ettiği, hayatın olağan akışına göre cinsel saldırı suçuna maruz kalan ve 22 yaşında olan mağdurun tekrar şüpheli ile üst üste buluşup cinsel ilişki kurmasının tutarlı olmadığı, müştekinin kollukta verdiği ifadesinde 'şüphelinin kendisini zorlamadığını, elini kolunu tutmadığını, ikna ettiğini' beyan ettiği, ancak Cumhuriyet Başsavcılığımızda verdiği ifadesinde şüphelinin kendisini cinsel ilişkiye zorladığını beyan ederek şüphelinin kendisini ne şekilde olduğunu açıklayamadığını; yaklaşık bir yıl önce birden fazla kez cinsel saldırı suçuna maruz kalan birinin bir yıl boyunca şikayette bulunmamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığının, nitekim müştekinin de 12/12/2016 tarihinde idrar yolu enfeksiyonu nedeni ile gittiği hastanede hamileliğinin son haftasında olduğunu öğrenmesi üzerine şikayetçi olduğu; açıklanan tüm bu sebeplerle müştekinin şüpheli ile kendi rızası ve isteği dahilinde cinsel ilişki kurduğu değerlendirilmekle şüphelinin üzerine atılı Nitelikli Cinsel Saldırı suçunu işlediğini gösterir somut, yeterli, her türlü şüpheden uzak delil elde edilemediği ve bu nedenle şüpheli hakkında kamu davası açılamayacağının anlaşıldığı, Açıklanan nedenlerle; Şüpheli hakkında üzerine atılı suçtan kamu adına KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA... [karar verilmiştir.]” Bu karara başvurucunun yaptığı itiraz, Mardin Sulh Ceza Hâkimliğince 24/3/2017 tarihinde kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. A. Ulusal Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun başvuruya konu suçun işlendiği iddia edilen tarihte yürürlükte olan maddesi şöyledir:'' Madde 102 - Cinsel saldırı (1) Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle işlenmesi durumunda, yedi yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi halinde, soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikayetine bağlıdır. (3) Suçun;a) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,...İşlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilen cezalar yarı oranında artırılır....'' 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun başvuruya konu suçun işlendiği iddia edilen tarihte yürürlükte olan maddesi şöyledir: “Madde 234 - Mağdur ile şikâyetçinin hakları... (2) Mağdur, onsekiz yaşını doldurmamış, sağır veya dilsiz ya da meramını ifade edemeyecek derecede malûl olur ve bir vekili de bulunmazsa, istemi aranmaksızın bir vekil görevlendirilir...."B. Uluslararası Hukuk İlgili uluslararası hukuk için bkz. G.G.K., B. No: 2014/19797, 9/1/2018, §§ 28-