Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2023/856 E. , 2024/5680 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/856 Karar No : 2024/5680 DAVACI : ... Enerji Elektrik Üretim A.Ş. VEKİLLERİ : Av...., Av. ... DAVALILAR : 1...Kurumu VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ... 2.... İşletme A.Ş. (...) (E-Tebligat) VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ... Av.... DAVANIN KONUSU : 1. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun (Kurul) 17/03/2022 tarih ve 10866 sayılı kararıyla kabul edilerek 18/03/2022 tarih ve 31782 sayı…
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2023/856 E. , 2024/5680 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/856 Karar No : 2024/5680 DAVACI : ... Enerji Elektrik Üretim A.Ş. VEKİLLERİ : Av...., Av. ... DAVALILAR : 1...Kurumu VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ... 2.... İşletme A.Ş. (...) (E-Tebligat) VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ... Av.... DAVANIN KONUSU : 1. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun (Kurul) 17/03/2022 tarih ve 10866 sayılı kararıyla kabul edilerek 18/03/2022 tarih ve 31782 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve 01/04/2022 tarihinde yürürlüğe giren Kaynak Bazında Destekleme Bedelinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar'ın (Usul ve Esaslar) 1. maddesinin ikinci fıkrasının, 2. Usul ve Esaslar'ın, Kurulun 29/03/2022 tarih ve 10887 sayılı kararıyla kabul edilerek 30/03/2022 tarih ve 31794 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kaynak Bazında Destekleme Bedelinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar'ın 1. maddesiyle değişik 1. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Bu Usul ve Esaslar lisanslı üretim tesislerini kapsamaktadır." cümlesinin, 3. 30/03/2022 tarih ve 31794 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 29/03/2022 tarih ve 10888 sayılı Kurul kararının kaynak bazında azami uzlaştırma fiyatlarının belirlenmesine ilişkin 2. maddesinin, 4. Kurulun 29/09/2022 tarih ve 11269 sayılı kararıyla kabul edilerek 30/09/2022 tarih ve 31969 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kaynak Bazında Destekleme Bedelinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar'ın 1. maddesiyle değişik 7. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "(nihai tüketiciye kadar)" ibaresinin, 5. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun ... tarih ve ... sayılı yazısı ile bildirilen Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının, 6. Söz konusu Kurul kararları uyarınca davacı şirket hakkında kaynak bazında destekleme bedeli uygulaması kapsamında EPİAŞ tarafından düzenlenen ... tarih ve ... sayılı gecikme zammı geliri ve KDV dahil toplam 3.150.818,21-TL tutarındaki fatura ile ... tarih ve ... sayılı destekleme bedeli, gecikme zammı geliri ve KDV dahil toplam 3.240.740,92-TL tutarındaki faturanın iptali ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 17. maddesinin on birinci fıkrasının, Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülerek iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesinin on birinci fıkrasında yer alan düzenlemenin, hukuk devleti, hukuki güvenlik ve hukuki belirlilik ilkelerine, mülkiyet hakkına, çalışma ve sözleşme hürriyetine aykırı olduğu, yatırım tercihlerine serbestçe karar veren bir tacirin, bu tercihlerinin ekonomik sonuçlarına, başka bir tacirin katlanmasının istenmesinin mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğinden iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği, Devlet tarafından, arz güvenliğinin sağlanması için girdi fiyatlarındaki artış nedeniyle yüksek maliyetle elektrik enerjisi üretimi yapan şirketler ile tüketicilerin desteklenmesi mümkün olduğu halde üretim maliyeti düşük şirketlerin, yüksek maliyetli şirketleri desteklemesinin bir nevi şirketlerin malvarlıklarının müsadere altına alınması anlamına geldiği, nitekim 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesinin altıncı fıkrasında bu hususun düzenlendiği, şirketlerine lisans verildiği tarihte söz konusu düzenlemenin yürürlükte olmadığı, böyle bir düzenleme yapılacağının öngörülmesinin de mümkün olmadığı, dava konusu düzenlemeler ile Devlete olan güvenin sarsıldığı, üretim şirketlerinin karlarından vazgeçmek suretiyle basiretsiz tacirlerin maliyetlerini karşılamak zorunda bırakılmasının hukuka aykırı olduğu, dünyanın hiçbir yerinde benzer uygulamaların söz konusu olmadığı, üretim maliyeti düşük santrallerin yatırım maliyetlerinin dikkate alınmadığı, mülkiyet hakkına yönelik değerlendirmelerin yerinde olmadığı, özel hukuk sözleşmesi niteliğindeki ikili anlaşmalara müdahale edilemeyeceği, ikili anlaşmanın yapıldığı tarihte yürürlükte olmayan düzenlemelere göre işlem tesis edilmesinin ikili anlaşmalara müdahale mahiyetinde olduğu, dava konusu düzenlemelerin ölçülü olmadığı, kamu yararı ile mülkiyet hakkı arasındaki adil dengenin bozulduğu, Usul ve Esaslar'ın Geçici 1. maddesi uyarınca, şirketlerince kaynak bazında destekleme bedeli uygulaması kapsamında yapılan muafiyet başvurusunun olumlu sonuçlandığı, üretilen elektriğin ikili anlaşma kapsamında sabit fiyattan satıldığı, ikili anlaşmada öngörülen bedelin, azami uzlaştırma fiyatından düşük olduğu, tedarikçinin almış olduğu enerjiyi üçüncü kişilere sabit fiyattan satıp satmadığının taraflarınca bilinmesi mümkün olmadığı gibi tedarikçilerin üçüncü kişiler ile ilişkisine müdahale de edilemeyeceği, EPİAŞ tarafından, uygulamanın başında üretim şirketlerinin ikili anlaşma kapsamında satılan enerjinin sabit fiyattan nihai tüketiciye ulaşması koşuluyla muafiyetten yararlanılabileceğinin bildirildiğinden bahisle bu durumun şirketlerince bilindiği iddiasının doğru olmadığı, dava konusu Kurul kararıyla Usul ve Esaslar'ın 7. maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklik sonrasında geriye dönük olarak muafiyet kapsamında ödenmeyen tutarların faizi ile birlikte istenilmesinin hukuka aykırı olduğu, gerek faturaya gerek geriye dönük ödenmesi istenen tutara karşı EPİAŞ ve Kuruma itirazda bulunulduğu, bu başvuruların cevap verilmemek suretiyle reddedildiği, Kurumun bu duruma müdahale etme yetkisinin bulunduğu, EPİAŞ tarafından, geriye dönük hesaplamanın nasıl yapıldığının belirsiz olduğu, ödenmesi istenen tutarın çok yüksek olduğu, şirketlerinin iflas etme eşiğine geldiği, dava konusu Kurul kararında geriye dönük uygulama yapılacağına ilişkin herhangi bir kurala yer verilmediği, bir nevi cezalandırma amacıyla bu işlemin tesis edildiği, EPİAŞ'ın şirketlerine yaptırım uygulama yetkisinin bulunmadığı, EPİAŞ tarafından geriye dönük olarak neredeyse bütün üretim miktarının ödenmesinin istenmesinin hakkaniyete aykırı olduğu, EÜAŞ ve YEKDEM kapsamında yer alan tesislerin uygulamadan muaf tutulmasının eşitlik ilkesine aykırılık teşkil ettiği, destekleme bedeline gecikme zammı uygulanmasının mümkün olmadığı ileri sürülmüştür. DAVALILARIN SAVUNMALARI: Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından, usule ilişkin olarak, birden fazla Kurul kararının iptali istemiyle tek dilekçeyle dava açılamayacağından dilekçenin reddine karar verilmesi gerektiği; esasa ilişkin olarak ise, sürdürülebilir bir sistem için doğal gaz ve kömür gibi yüksek maliyetli santrallerin varlığının önemli olduğu, son dönemde yaşanan ekonomik gelişmeler çerçevesinde, 08/03/2022 tarih ve 31772 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan değişiklikle, 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesinde düzenleme yapıldığı, bu kapsamda, üretim maliyetlerinin, piyasada oluşan fiyatlardan yüksek olan santrallerin üretime katkı yapmalarının sağlanarak, arz güvenliğinin güvence altına alınması ve/veya tüketicilerin desteklenmesi amacıyla bir düzenleme yapılmasına ihtiyaç duyulduğu, Kanun'un vermiş olduğu yetki çerçevesinde, "Kaynak Bazında Destekleme Bedelinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Taslağı" hazırlanarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının görüşünün alınması üzerine 17/03/2022 tarih ve 10866 sayılı Kurul kararının 18/03/2022 tarih ve 31782 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 01/04/2022 tarihinde yürürlüğe girdiği, 29/03/2022 tarih ve 10887 sayılı Kurul kararıyla, Usul ve Esaslar'da değişiklik yapılarak 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesinin on birinci fıkrasının Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği 08/03/2022 tarihinden sonra yapılmış olan ikili anlaşmalara ilişkin düzenleme yapıldığı, kaynak bazında destekleme bedeli uygulamasının 6 (altı) aylık yürürlük süresinin 30/09/2022 tarihinde sona ermesinden önce Bakanlığın... tarih ve ... sayılı yazısında, Usul ve Esaslar'ın uygulanmasına ilişkin koşulların devam ettiğinin değerlendirildiğinin ve Usul ve Esaslar kapsamında işlem tesis edilmesinde fayda mülahaza edildiğinin belirtildiği, öte yandan Bakanlığın... tarih ve ... sayılı yazısında, Usul ve Esaslar'da yapılması planlanan değişikliklerden teminata ilişkin hususların Bakanlık tarafından uygun olduğunun değerlendirildiğinin ve sabit fiyat ile elektrik enerjisi fiyatları değişikliğinden korunmaya çalışarak, ikili anlaşma yapan tüketicilerin korunması için getirilen muafiyete ilişkin kuralın detaylandırılarak açıklanmasının uygun olacağının değerlendirildiğinin belirtilmesi üzerine 29/09/2022 tarih ve 11270 sayılı Kurul kararıyla kaynak bazında destekleme bedeli uygulamasının 01/10/2022 ila 31/03/2023 tarihleri arasında devam etmesine karar verildiği, ayrıca ikinci uygulama dönemi başlangıç değeri olarak belirlenen kaynak bazındaki azami uzlaştırma fiyatlarının tespit edildiği, 11274 sayılı Kurul kararıyla, azami uzlaştırma fiyatlarının güncellenmesine ilişkin formülün belirlendiği, 29/09/2022 tarih ve 11269 sayılı Kurul kararının 1. maddesiyle, Usul ve Esaslar'ın 7. maddesinde yapılan değişiklik ile tüketicilerin yüksek elektrik enerjisi maliyetlerinden korunabilmesi için getirilen muafiyete yönelik kuralın detaylandırıldığı, uygulamaya yönelik yeni bir kural ihdas edilmediği, 11269 sayılı Kurul kararının 2. maddesiyle, Usul ve Esaslar'ın 8. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında yapılan değişiklik ile destekleme bedeli kapsamında piyasa katılımcılarından talep edilecek teminatın hesaplanmasına ilişkin formülün ve bu formülde yer alan ifadelerin yeniden belirlendiği, yapılan değişiklik ile piyasa katılımcılarının teminat yükümlülüğünün azaltılmasının sağlandığı, dava konusu düzenlemelerin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır. EPİAŞ tarafından, usule ilişkin olarak, davanın süresinde açılmadığı, birden fazla Kurul kararının iptali istemiyle tek dilekçeyle dava açılamayacağından dilekçenin reddine karar verilmesi gerektiği; esasa ilişkin olarak ise, elektriğin tüketicilere sürekli ve düşük maliyetli sunulmasının 6446 sayılı Kanun'un amaçları arasında sayıldığı, bu nedenle arz güvenliğini ve/veya tüketicilerin yüksek fiyat artışlarından korunmasını sağlamak için 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesine on birinci fıkranın eklendiği, söz konusu kuralın Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuna verdiği yetkiye dayanılarak dava konusu Kurul kararlarının ihdas edildiği, şirketlerinin Usul ve Esaslar'da yer alan düzenlemeleri uygulamakla yükümlü olduğu, Usul ve Esaslar ile amaçlananın arz güvenliğinin sağlanması için maliyeti yüksek üretim tesislerinin desteklenmesi ve elektrik fiyatlarının yükselişinden tüketicilerin korunması olduğu, Usul ve Esaslar'ın 7. ve Geçici 1. maddeleri uyarınca, piyasa katılımcılarının kaynak bazında destekleme bedeli uygulamasından muaf tutulabilmesi için ikili anlaşma kapsamında satılan elektrik enerjisinin, sabit fiyatla nihai tüketicilere ulaşması gerektiği, dava konusu Kurul kararıyla yapılan değişiklik ile uygulamada yaşanan tereddütlerin giderildiği, azami uzlaştırma fiyatının enerji piyasalarında teklif verebilmek için konulmuş bir fiyat sınırı olmadığı, dava konusu düzenlemelerin, 6446 sayılı Kanun'un amacına uygun olarak faaliyetlerin yürütülebilmesi için zorunlu olarak yerine getirilen bir regülasyon işlevinin sonucu olduğu, kaynak bazında destekleme uygulaması kapsamında elde edilen tutarların %98'inin nihai tüketicileri korumak amacıyla görevli tedarik şirketlerine, %2'sinin ise yüksek maliyetli santrallere aktarıldığı, bu sayede arz güvenliğinin sağlandığı ve nihai tüketicilerin fiyat artışlarından korunduğu, davacı şirket tarafından, Nisan-Eylül 2022 dönemine ilişkin sunulan ikili anlaşmalar kapsamında muafiyet talebinde bulunulduğu, bu talebe istinaden davacıya muafiyet tanındığı, söz konusu dönem sonrasında gerçekleşen verilere göre davacının beyanının aksine satılan enerjinin sadece bir kısmının nihai tüketicilere kadar sabit fiyatla satıldığının tespit edildiği, bu itibarla, muafiyet kapsamında davacı tarafından eksik ödenen tutarın tahsiline yönelik bildirim niteliğinde dava konusu işlemin tesis edildiği, Ekim 2022 döneminden itibaren davacı şirkete kaynak bazında destekleme bedeli borcu tahakkuk ettirildiği, bu itibarla, dava konusu işlemlerin hukuka uygun olarak tesis edildiği ve davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Dava; Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun (Kurul) 17/03/2022 tarih ve 10866 sayılı kararıyla kabul edilerek 18/03/2022 tarih ve 31782 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve 01/04/2022 tarihinde yürürlüğe giren Kaynak Bazında Destekleme Bedelinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar'ın (Usul ve Esaslar) 1. maddesinin ikinci fıkrasının; Usul ve Esaslar'ın, Kurulun 29/03/2022 tarih ve 10887 sayılı kararıyla kabul edilerek 30/03/2022 tarih ve 31794 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kaynak Bazında Destekleme Bedelinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar'ın 1. maddesiyle değişik 1. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Bu Usul ve Esaslar lisanslı üretim tesislerini kapsamaktadır." cümlesinin; 30/03/2022 tarih ve 31794 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 29/03/2022 tarih ve 10888 sayılı Kurul kararının kaynak bazında azami uzlaştırma fiyatlarının belirlenmesine ilişkin 2. maddesinin; Kurulun 29/09/2022 tarih ve 11269 sayılı kararıyla kabul edilerek 30/09/2022 tarih ve 31969 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kaynak Bazında Destekleme Bedelinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar'ın 1. maddesiyle değişik 7. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "(nihai tüketiciye kadar)" ibaresinin; Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun ...tarih ve ...sayılı yazısı ile bildirilen Kurulun 12/01/2023 tarih ve 11574-5 sayılı kararının; söz konusu Kurul kararları uyarınca davacı şirket hakkında kaynak bazında destekleme bedeli uygulaması için EPİAŞ tarafından düzenlenen ... tarih ve ... sayılı gecikme zammı geliri ve KDV dahil toplam 3.150.818,21-TL tutarındaki fatura ile ... tarih ve ... sayılı destekleme bedeli, gecikme zammı geliri ve KDV dahil toplam 3.240.740,92-TL tutarındaki faturanın iptali ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 17. maddesinin 11. fıkrasının, Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülerek iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istemiyle açılmıştır. 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun ''Tarifeler ve tüketicinin desteklenmesi'' başlıklı 17. maddesine, 08/03/2022 tarih ve 31772 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7381 sayılı Kanun'un 27. maddesinin altıncı fıkrasıyla eklenen 11. fıkrada, ulusal veya uluslararası piyasalarda elektrik enerjisi üretiminde girdi olan emtia fiyatlarının ve/veya kaynak maliyetleri arasındaki farkların makul olmayan artışları nedeniyle, arz güvenliğinin ve/veya tüketicilerin korunması amacıyla elektrik enerjisinin üretim maliyetleri dikkate alınarak, her seferinde altı ayı geçmemek üzere, Kurum tarafından kaynak bazında tüketiciyi ve/veya maliyeti yüksek üretimi destekleme bedeli belirlenebileceği; bu bedelin, üretim maliyeti düşük üreticiden karşılanarak arz güvenliğinin, maliyeti yüksek üretimin ve/veya tüketicilerin desteklenmesi amacıyla kullanılacağı; uygulamaya ilişkin usul ve esasların Bakanlığın uygun görüşü alınarak Kurum tarafından belirleneceği kuralına yer verilmiştir. Anılan Kanun değişikliğinin gerekçesinde, "(...) son dönemlerde elektrik enerjisi üretiminde girdi olan emtiaların fiyatlarındaki beklenmeyen yüksek artışlar nedeniyle elektrik enerjisi üretim maliyetleri, dolayısıyla elektrik enerjisi fiyatları yükselmektedir. Uluslararası piyasalarda Temmuz 2020 tarihinden önce 50 dolar/ton civarında olan kömür fiyatları 5 (beş) katın üzerine çıkarak 290 dolar/ton, 02/03/2022 tarihinde ise bir gün içerisinde %41 oranında artışla 410 dolar/ton mertebelerine ulaşmıştır. Benzer şekilde, Temmuz 2020 tarihinden önce 190 dolar/1.000 metreküp civarında olan doğal gaz fiyatları 02/03/2022 tarihi itibarıyla 1.400 dolar/1.000 metreküp civarına ulaşmıştır. Söz konusu fiyatlardaki yükselişler, öncelikle nihaİ tüketiciler olmak üzere ülke ekonomisindeki ilgili tüm tarafları maliyet açısından olumsuz etkilemektedir. Hidrolik, rüzgar, güneş, jeotermal, yerli kömür, ithal kömür ve doğal gaz gibi birbirinden farklı kaynaklar vasıtasıyla aynı miktarda elektrik enerjisi üretilmesi için katlanılan maliyetler birbirinden oldukça farklılık gösterebilmektedir. Bu maliyet farklılıkları birbirine yakın olduğu dönemlerde piyasada sıkıntı oluşturmazken üretim kaynak maliyetleri arasındaki farklarda yaşanan artışlar serbest piyasa fiyatlarında makulün üstünde artışa neden olmuştur. 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesine eklenmesi önerilen düzenlemeyle, yukarıda belirtilen durumların oluşması halinde bir taraftan tüketicilerin yüksek elektrik fiyatlarına maruz kalmalarının önlenmesi, diğer taraftan ise organize piyasalarda oluşan piyasa fiyatlarının üzerinde maliyetleri olan üretim tesislerinin maliyetlerinin bir kısmı karşılanmak suretiyle söz konusu üretim tesislerinin de üretime devam edebilmelerinin temin edilmesi, böylelikle yeterli elektrik enerjisinin sağlanarak arz güvenliğinin korunması amaçlanmaktadır." açıklamalarına yer verilmiştir. Anayasa'ya aykırılık yönünden; Öncelikle, 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesinin 11. fıkrası uyarınca, Kurum tarafından belirlenen, tüketiciyi ve/veya maliyeti yüksek üretimi destekleme bedelinin, üretim maliyeti düşük üreticiden karşılanmak suretiyle, üretim maliyeti düşük üreticiye yüklenen destekleme bedelinin mülkiyet hakkı kapsamında bir "mülk" teşkil ettiğini, başka bir deyişle, talep edilebilir bir mal varlığı değeri olduğunu ve davacının uyuşmazlık tarihinde talep ettiği mal varlığı değerine sahip olduğunu ortaya koymak gerekmektedir. Nitekim, anayasal mülkiyet hakkı, mülkiyet edinme hakkını veya gelecekteki hakları korumayıp, yalnızca mevcut mal varlığına yapılan müdahalelere karşı güvence sağlamakta, ancak, meşru beklentilerin korunması bunun istisnasını oluşturmaktadır. Mülkiyet hakkından yararlanabilmek için, talep edilen alacağın, uyuşmazlık tarihinde davacının mal varlığında bulunması veya bulunacağı yönünde meşru bir beklenti olması gereklidir. Mülkiyet hakkının uygulanabilirliğini sağlayan meşru beklenti, ekonomik hayatın ihtiyaçları karşısında kişilerin gelecekteki hukuki statülerini güvenceye almak üzere hukuku güvenlik (öngörülebilirlik, belirlilik, sürprizlere kapalılık) temelinde üretilmiş bir kavramdır. Meşru beklentinin devreye girebilmesi için müdahale yapılmadan önce, davacının uyuşmazlık konusu mal varlığı değerinin uhdesine gireceğinin hukuken "başarı şansının yüksek" olması gerekmektedir. (Doç. Dr. Burak GEMALMAZ, Mülkiyet Hakkı) Uyuşmazlıkta, davacı, rüzgar enerjisinden elektrik üreten bir şirket olup, dava dışı ... Enerji Ticaret A.Ş. ile aralarında elektrik alım satım sözleşmeleri akdedilmiştir. Dolayısıyla, davacının müdahale sonucu mal varlığında meydana gelen azalmaya yönelik alacak hakkının (mal varlığı değerinin) mal varlığına gireceği yönünde meşru beklentisi bulunduğu açık olduğundan, talep edilen alacağın güncel ve icra edilebilir nitelikte olduğu rahatlıkla söylenebilir. Nitekim, kamu makamlarının aldığı "sürekli yol kapatma tedbiri" nedeniyle kapanan yolda kalan taşınmazlarını rayiç, piyasa değerinin altında kiraya vermek zorunda kalan maliklerin başvurusunda Anayasa Mahkemesi, olması gerekenden daha az kira geliri elde edilmesi meselesini semerelerinden yararlanma yetkisi kapsamında değerlendirerek, kendi başına ekonomik bir değer olarak nitelendirmiştir. Dolayısıyla, somut bir kira alacağına dönüşmemiş olsa dahi, kamusal makamların tasarrufları nedeniyle piyasa değeri üzerinden kiraya verilmemesi sebebiyle oluşan ekonomik kayıp mal varlığı değeri niteliğindedir. (AYM, Recep TARHAN ve Afife TARHAN - Başvuru No:2014/1546, 02/02/2017) Uyuşmazlıkta davacının mal varlığında azalma meydana gelmesine yol açan müdahale, 6446 sayılı Kanunun 17. maddesinin 11. fıkrasında düzenlenmiş olup, sınırlamanın/müdahalenin Kanun ile öngörüldüğü görülmektedir. O halde, anılan müdahalenin sınırlama ölçütlerine uygun olup olmadığının, müdahalenin adil denge kurup kurmadığının (ölçülü olup olmadığı) incelenmesi gerekmektedir. 6446 sayılı Kanun'un "Tarifeler ve tüketicilerin desteklenmesi" başlıklı 17. maddesine 7321 sayılı Kanun'un 27. maddesiyle eklenen (11) numaralı fıkrasında, ulusal veya uluslararası piyasalarda elektrik enerjisi üretimine girdi olan emtia fiyatlarının ve/veya kaynak maliyetleri arasındaki farkların makul olmayan artışları nedenleriyle, arz güvenliğinin ve/veya tüketicilerin korunması amacıyla elektrik enerjisinin üretim maliyetleri dikkate alınarak, her seferinde altı ayı geçmemek üzere, Kurum tarafından kaynak bazında tüketiciyi ve/veya maliyeti yüksek üretimi destekleme bedeli belirlenebileceği öngörülmüş, devam eden cümlede "Bu bedel, üretim maliyeti düşük üreticiden karşılanarak arz güvenliğinin, maliyeti yüksek üretimin ve/veya tüketicilerin desteklenmesi amacıyla kullanılır." denilmek suretiyle söz konusu destekleme bedelinin tüm yükü üretim maliyeti düşük üreticilerin üzerine bırakılmıştır. Ayrıca, anılan düzenlemede yer alan "ve/veya" ifadesi dolayısıyla, Kurula tüketiciler hariç yalnızca maliyeti yüksek üretimi destekleme amacıyla bedel belirleme yetkisi de verilmiş olmakta ve bu şekilde, üretim maliyeti düşük üreticiler, yüksek maliyetli üreticilere destekleme bedeli ödemek suretiyle, bu üretici grubunun piyasada elektrik fiyatları nedeniyle oluşan zararlarını karşılamak zorunda bırakılmışlardır. Anayasa'nın 13. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamanın Anayasa'nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı ifade edilmiştir. Bu kapsamda temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması mümkün olmakta, ancak sınırlandırma için kanuni bir düzenlemenin bulunması tek başına yeterli olmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin sıkça vurguladığı gibi temel hakları sınırlayan kanunun şeklen var olması yeterli olmayıp, yasal kuralların keyfiliğe izin vermeyecek şekilde belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte düzenlemeleri ifade etmesi ve sınırlamaya yönelik müdahalenin ölçülü ve orantılı olması gerekmektedir. "Ölçülülük ilkesi" bağlamında, mülkiyetten yoksun bırakılma sonucunu doğuran müdahale için, başvurulan "araç" ile güdülen "meşru amaç" arasında "makul" ve "dengeli" bir orantılı ilişkinin olup olmadığı sorgulanır. Kamu yararının gerekleri ile bireyin temel haklarının korunması gerekleri arasında adil bir denge kurulup kurulmadığı veya ölçüsüz ve aşırı bir külfet yüklenip yüklenmediği incelenmek zorundadır. Mülkiyet hakkı müdahaleye maruz kalan bireyin "olağan dışı ve aşırı" bir külfet altına sokulması halinde adil dengenin bozulacağı açıktır. Buna göre Anayasa'nın 48. maddesinde çerçevesi belirlenen teşebbüs hürriyetine sınırlama getiren kanuni düzenlemelerin de Anayasa'da öngörülen sınırlama sebebine uygun ve ölçülü olması gerekir. Uyuşmazlıkta, destekleme bedelinin üretim maliyeti düşük üreticiden karşılanmasını öngören yasa kuralı ile, düşük maliyetli elektrik üreticileri adeta cezalandırılmış ve yüksek maliyetli üreticileri fonlamak zorunda bırakılmışlardır. Elektrik piyasasının işleyişi sırasında emtia fiyatlarının ya da kaynak fiyatlarının artmasında, düşük maliyetli üreticilerin en küçük bir etkisi olmadığı halde, fiyat artışının bedeli bu üretici grubuna yüklenmiştir. Düşük maliyetli üreticileri, kendilerinden kaynaklanmayan piyasa olumsuzluklarını üstlenmek zorunda bırakmak, eşitlik ilkesine ve ölçülülük ilkesine aykırıdır. İthalat nedeniyle üretim maliyeti yüksek olan üreticilerin, maliyetlerini karşılamak için piyasaya teklif ettikleri fiyatı artırmaktan başka bir seçeneği olmadığı düşünüldüğünde, piyasa fiyatlarının artmasında üretim maliyeti yüksek üreticilerin etkisi yadsınamaz bir gerçektir. Öte yandan, piyasa fiyatlarının yükseldiği dönemlerde üretim maliyeti düşük olan üreticilerin, üretim maliyeti yüksek olan üreticilere göre daha fazla kar elde edeceği de söylenebilir. Fakat kar oranının yüksek olduğundan bahisle, düşük maliyetli üreticileri yüksek maliyetli üreticilere destekleme bedeli ödemek zorunda bırakmak, bu bedelin "ekonomik bir değer" ifade ettiği düşünüldüğünde mülkiyet hakkına orantısız ve ölçüsüz bir müdahale olacaktır. Çünkü elektrik piyasasında kaynak bazında yatırım tercihlerini her teşebbüs serbestçe yapmaktadır. Dolayısıyla her bir üretim tesisi, gerek yatırım gerekse üretim açısından birbirinden farklı maliyetler ile işletilmektedir. Hiçbir teşebbüs kendisinin serbestçe yaptığı yatırım tercihinin ve üretiminin ekonomik maliyetini bir başka teşebbüsün üstüne yükleyemez. Her bir teşebbüs, yatırım tercihinin ve üretiminin doğurduğu ekonomik maliyetin sonuçlarına kendisi katlanacak ya da Devlet, piyasa düzeninin bozulmaması için bu maliyetin etkisini azaltan destekleyici tedbirler alacaktır. Ancak, Devletin bir teşebbüsün mali durumundaki bozulmayı önlemek ve azaltmak için alacağı tedbirlerin, diğer teşebbüslere destekleme bedeli adı altında bir maliyet yüklemek/mülkiyet hakkına müdahale etmek suretiyle olamayacağı izahtan varestedir. Diğer taraftan; 6446 sayılı Kanun'un "Tarifeler ve tüketicilerin desteklenmesi" başlıklı 17. maddesine 7321 sayılı Kanun'un 27. maddesiyle eklenen 11. fıkrada, elektrik enerjisinin üretim maliyetleri dikkate alınarak destekleme bedeli belirlenebileceği düzenlenmiş, başka bir deyişle "üretim maliyetleri" kıstas alınmıştır. Ancak, üretim tesislerinin yatırım maliyetinin geri dönüş süresi göz ardı edilmek suretiyle, bu maliyetin toplam maliyete olan etkisi hesaplamaya dahil edilmeyerek yalnızca "üretim maliyetlerinin" temel kıstas olarak belirlenmesi de ölçülülük ilkesine aykırıdır. Anılan düzenlemede, yatırım maliyetinin geri dönüş süresi ve bunun her bir üretici açısından teklif ettikleri fiyata ve piyasa fiyatına olan etkisi tamamen dışlanmıştır. Böyle bir maliyet hesabının piyasa gerçekleriyle bağdaştığını söylemek mümkün değildir. Üretim maliyetleri kıstas alınarak azami uzlaştırma fiyatı belirleneceğinden, üretim maliyeti düşük olan üreticiler, toplam maliyeti üzerinden azami uzlaştırma fiyatı hesaplanmadığı için daha fazla destekleme bedeli ödemek zorunda kalacaktır. Dolayısıyla anılan (11) numaralı fıkranın birinci cümlesindeki "üretim maliyetleri" ibaresinde geçen "üretim" kelimesi de, ölçülülük ilkesini ihlal ettiğinden Anayasa'ya aykırı bulunmuştur. Bu durumda 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesinin 11. fıkra düzenlemesi, özel teşebbüs sahiplerinin bireysel hak ve menfaatleri ile kamunun menfaati arasındaki adil dengeyi ortadan kaldırarak orantısız bir sınırlama getirmiş olduğundan, Anayasa'nın 13. maddesine aykırılık teşkil etmektedir. 6446 sayılı Kanun çerçevesinde piyasada tüm üreticiler piyasa şartları ve piyasada oluşan fiyatı referans almak anlamında eşit konumda bulunmaktadır. Başka bir deyişle, üretim kaynağı ne olursa olsun tüm piyasa katılımcıları istikrarlı, öngörülebilir olması gereken piyasa koşullarında oluşan fiyat sinyaline göre faaliyetlerini planlamak bakımından eşit şartlar altındadır. Nitekim, hem 6446 sayılı Kanun'da hem de ikincil mevzuatta "eşit taraflar arasında ayırım yapmama ilkesi" genel ilkeler arasında sayılmıştır. Ancak, 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesinin 11. fıkrası ile getirilen düzenlemede yer alan "maliyeti düşük üreticiden karşılanarak arz güvenliğinin ve maliyeti yüksek üretimin desteklenmesi" ibaresi ile, yasa önünde aynı şartlarda olan piyasa katılımcılarına farklı muamele uygulanarak, yerli kaynağa dayalı üreticiler adeta cezalandırılmış, Anayasa'nın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesine aykırı düzenleme yapılmıştır. Anayasa'nın 65. maddesinde "Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malİ kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir." hükmü yer almaktadır. Anılan hüküm kapsamında, sosyal ve ekonomik alanlarda düzenleme görevinin öznesi Devlettir. Devletin yüksek maliyetli üreticilerin olağanüstü dönemlerde oluşan bu şekildeki kayıplarını, sübvanse ederek, vergi avantajı sağlayarak, benzer mali ve finans yöntemleri kullanmak suretiyle geçici olarak karşılaması mümkün iken, bütün yükün düşük maliyetli üreticilerin üzerine bırakılması adalet ve hakkaniyet ile bağdaşmamaktadır. Nitekim, 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesinin 7. fıkrasında, "Belirli bölgelere veya belirli amaçlara yönelik olarak tüketicilerin desteklenmesi amacıyla sübvansiyon yapılması gerektiğinde, sübvansiyon fiyatlara müdahale edilmeksizin yapılır. Sübvansiyonun tutarı ile usul ve esasları Cumhurbaşkanı kararı ile belirlenir ve ilgili kurumun bütçesinden ödenir." kuralı yer almışken, 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesinin 11. fıkrasında yapılan düzenleme ile ekonomik alanda alınması gereken tedbirler açısından, Devletin özne olmaktan çıkarıldığı ve mali yükümlülüğün tamamen yerli kaynağa dayalı üreticilere yüklendiği görülmektedir. Öte yandan, Anayasa'nın 167. maddesinin 1. fıkrasında, "Devlet, para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemelerini sağlayıcı ve geliştirici tedbirleri alır; piyasalarda fiili veya anlaşma sonucu doğacak tekelleşme ve kartelleşmeyi önler." hükmü yer almaktadır. Anılan Anayasa hükmü doğrultusunda devletin görevi, sağlıklı ve düzenli işleyen piyasalar oluşturmaktır. Nitekim bu husus, 6446 sayılı Kanun'un 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı; elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösteren, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetimin yapılmasının sağlanmasıdır." şeklinde ifade edilmiştir. Dolayısıyla, mevcut piyasa koşullarında 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesinin 11. fıkrasında yer alan sebepler doğrultusunda alınması gereken bir tedbir var ise, bunun nasıl düzenleneceği, Anayasa hükümleri ile uyumlu olarak, aynı Kanunun 17. maddesinin 7. fıkrasıyla düzenlemiştir. Buna göre; devletin asli görevi sağlıklı piyasa yapısını korumak iken; söz konusu Kanun hükmü ile, yüksek maliyetli üreticilerin desteklenmesi amacıyla, "yasa önünde eşitlik ve ölçülülük" ilkeleri göz ardı edilerek, Anayasa'nın 167. maddesinin 1. fıkrasında yer verilen düzenleme ile yüklenilen görevin aksine, elektrik piyasasının yapısını bozacak şekilde düşük maliyetli üreticilerin kazançlarına ve dolayısıyla piyasada oluşacak fiyatlara müdahalenin öngörülmüş olması Anayasa'ya aykırıdır. 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesinin 11. fıkrasındaki düzenlemenin amacı, yukarıda alıntısına yer verilen Kanun değişikliğinin gerekçesinde de açıklandığı üzere, "Ulusal veya uluslararası piyasalarda elektrik enerjisi üretimine girdi olan emtia fiyatlarının ve/veya kaynak maliyetleri arasındaki farkların makul olmayan artışlarıdır." Burada Devletin, arz güvenliğini, tüketiciyi veya maliyeti yüksek üretimi destekleme görev ve yükümlülüğünü, mali kaynaklarını gözeterek yerine getirmesi beklenir ki, bu da Anayasa'nın 2. maddesi uyarınca sosyal hukuk devleti olmanın doğal bir sonucudur. Bu çerçevede, karşı karşıya kalınan yükün doğrudan piyasaya veya piyasa oyuncularına müdahale edilmeksizin, devletin kendi mali kaynakları ölçüsünde başkaca yöntemler getirilerek çözülmesi yerine, oluşan mali yükümlülüğün doğrudan düşük maliyetli üreticiler tarafından sübvanse edilmesini öngören düzenlemenin "Sosyal devlet" ilkesine de aykırı olduğu açıktır. Sonuç olarak, organize piyasalarda oluşan piyasa fiyatlarının üzerinde maliyetleri olan elektrik üretim tesislerinin üretime devam edebilmelerinin temini amacıyla, maliyetlerinin bir kısmı karşılanmak üzere, elektrik üretim maliyeti düşük üreticilerin, yüksek maliyetli üreticilere destekleme bedeli ödemekle yükümlü kılınmasını, bu üreticilerin piyasada elektrik fiyatları nedeniyle oluşan zararlarını karşılamak zorunda bırakılmaları, dolayısıyla sektörde oluşan mali yükümlülüğün doğrudan düşük maliyetli üreticiler tarafından sübvanse edilmesini öngören bu yasal düzenlemenin ölçülülük ve eşitlik ilkelerine aykırı olduğu, sözleşme ve teşebbüs özgürlüğü ilkelerini ihlal ettiği, temel hak ve hürriyetlerin özüne dokunduğu ve elektrik piyasasına yapılan bu müdahalenin orantısız olduğu sonucuna varıldığından, 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesine 7321 sayılı Kanun'un 27. maddesiyle eklenen 11. fıkrasında yer alan, " Bu bedel, üretim maliyeti düşük üreticiden karşılanarak arz güvenliğinin, maliyeti yüksek üretimin ve/veya tüketicilerin desteklenmesi amacıyla kullanılır." kuralının, Anayasa'nın 10, 13, 35, 48 ve 167. maddelerine aykırı olduğu için iptal edilmesi amacıyla Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği düşünülmüştür. Anayasa'ya aykırılık düşüncesi ciddi görülmediği takdirde uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerekmektedir; 4628 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un 4. maddesinin 2. fıkrasında, "Kurum, (...) bu Kanun'da yer alan fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten, piyasa ihtiyaçlarını dikkate alarak serbest olmayan tüketicilere yapılan elektrik satışında uygulanacak fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten ve bu fiyatlarda enflasyon nedeniyle ihtiyaç duyulacak ayarlamalara ilişkin formülleri uygulamaktan ve bunların denetlenmesinden ve piyasada bu Kanun'a uygun şekilde davranılmasını sağlamaktan sorumludur."; 5. maddesinin altıncı fıkrasının (c) bendinde, "Bu Kanun'un diğer maddeleri ile belirlenen görevlerinin yanısıra, Kurul aşağıdaki görevleri de yerine getirir: (...) c) Tüketicilere güvenilir, kaliteli, kesintisiz ve düşük maliyetli elektrik enerjisi hizmeti verilmesini teminen gerekli düzenlemeleri yapmak. "; 9. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde ise, "Kurum'un hizmet birimleri ile görev ve yetkileri şunlardır: a) Elektrik Piyasası Dairesi Başkanlığı: Bu Kanun ve diğer kanunlarla Kurum'a verilen elektrik piyasası ile ilgili düzenleme, rekabet şartlarını oluşturma, tüketici haklarının korunması ile tüketici şikayetlerinin incelenmesi çalışmalarını yapmak, her türlü lisans, sertifika, izin ve belgelendirmeye ilişkin iş ve işlemleri yürütmek." kurallarına yer verilmiştir. 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 1. maddesinde, bu Kanun'un amacının, elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösteren, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetimin yapılmasının sağlanması olduğu belirtilmiş; ''Tarifeler ve tüketicinin desteklenmesi'' başlıklı 17. maddesine, 08/03/2022 tarih ve 31772 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7381 sayılı Kanun'un 27. maddesinin altıncı fıkrasıyla eklenen on birinci fıkrasında, ''Ulusal veya uluslararası piyasalarda elektrik enerjisi üretimine girdi olan emtia fiyatlarının ve/veya kaynak maliyetleri arasındaki farkların makul olmayan artışları nedenleriyle, arz güvenliğinin ve/veya tüketicilerin korunması amacıyla elektrik enerjisinin üretim maliyetleri dikkate alınarak, her seferinde altı ayı geçmemek üzere, Kurum tarafından kaynak bazında tüketiciyi ve/veya maliyeti yüksek üretimi destekleme bedeli belirlenebilir. Bu bedel, üretim maliyeti düşük üreticiden karşılanarak arz güvenliğinin, maliyeti yüksek üretimin ve/veya tüketicilerin desteklenmesi amacıyla kullanılır. Uygulamaya ilişkin usul ve esaslar Bakanlığın uygun görüşü alınarak Kurum tarafından belirlenir.'' kuralına yer verilmiştir. 6446 sayılı Kanun'un ''Tarifeler ve tüketicinin desteklenmesi'' başlıklı 17. maddesine, 08/03/2022 tarih ve 31772 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7381 sayılı Kanun'un 27. maddesinin altıncı fıkrasıyla eklenen on birinci fıkranın Kuruma verdiği yetkiye dayanılarak hazırlanan "Kaynak Bazında Destekleme Bedelinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar (Usul ve Esaslar)" Kurulun 17/03/2022 tarih ve 10866 sayılı kararıyla kabul edilerek 18/03/2022 tarih ve 31782 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kurulun 29/03/2022 tarih ve 10887 sayılı kararıyla kabul edilerek 30/03/2022 tarih ve 31794 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Kaynak Bazında Destekleme Bedelinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar'da Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar" ile Usul ve Esaslar'da birtakım değişiklikler yapılmıştır. 30/03/2022 tarih ve 31794 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 29/03/2022 tarih ve 10888 sayılı Kurul kararıyla, 01/04/2022 tarihinden itibaren 6 (altı) ay süreyle tüketiciyi ve/veya maliyeti yüksek üretimi destekleme amacıyla destekleme bedeli uygulanmasına karar verilerek destekleme bedelinin belirlenmesinde kullanılacak "azami uzlaştırma fiyatları" kaynak tipi dikkate alınarak belirlenmiştir. 30/03/2022 tarih ve 31794 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 29/03/2022 tarih ve 10889 sayılı Kurul kararıyla, azami uzlaştırma fiyatının güncellenmesine ilişkin formüller belirlenerek bu formüllerde yer alan ifadelerin tanımlaması yapılmıştır. 30/03/2022 tarih ve 31794 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 29/03/2022 tarih ve 10890 sayılı Kurul kararıyla, Gün Öncesi Piyasasında ve Dengeleme Güç Piyasasında Asgari ve Azami Fiyat Limitlerinin Belirlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar'ın Geçici 1. maddesinin beşinci fıkrasında değişiklik yapılarak ilgili piyasalarda asgari fiyat limitleri 0 TL/MWh, azami fiyat limitleri ise 2.500,00-TL/MWh olarak belirlenmiştir. 08/04/2022 tarih ve 31803 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 07/04/2022 tarih ve 10914 sayılı Kurul kararıyla, 10889 sayılı Kurul kararıyla belirlenen formüllerde geçen ifadelerin tanımlarında değişiklik yapılmıştır. 30/09/2022 tarih ve 31969 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 29/09/2022 tarih ve 11269 sayılı Kurul kararıyla, Usul ve Esaslar'ın 7. maddesinin birinci fıkrası ile 8. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında değişiklik yapılmıştır. 30/09/2022 tarih ve 31969 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 29/09/2022 tarih ve 11270 sayılı Kurul kararıyla, 01/10/2022 tarihinden itibaren 6 (altı) ay süreyle, tüketiciyi ve/veya maliyeti yüksek üretimi desteklemek amacıyla destekleme bedeli uygulanmasına karar verilerek, destekleme bedelinin belirlenmesinde kullanılacak olan azami uzlaştırma fiyatları kaynak tipi dikkate alınmak suretiyle belirlenmiştir. Söz konusu Kurul kararları uyarınca, davacı şirket hakkında kaynak bazında destekleme bedeli borcu tahakkuk ettirilmesi ve Nisan-Eylül 2022 döneminde kaynak bazında destekleme bedeli uygulamasına yönelik tanınan muafiyet kapsamında, eksik ödenen tutarın davacı şirketten tahsil edileceğinin bildirilmesi üzerine dava konusu işlemlerin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun ''Tarifeler ve tüketicinin desteklenmesi'' başlıklı 17. maddesine, 08/03/2022 tarih ve 31772 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7381 sayılı Kanun'un 27. maddesinin altıncı fıkrasıyla eklenen 11. fıkra uyarınca, ulusal veya uluslararası piyasalarda elektrik enerjisi üretimine girdi olan emtia fiyatlarında ve/veya kaynak maliyetlerinde makul olmayan artışlar olması halinde, söz konusu artışların arz güvenliğini olumsuz etkileyeceği hususunun Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (Bakanlık) tarafından tespit edilerek Kuruma bildirildiği ve/veya tüketicileri olumsuz etkileyeceği hususunun Kurum tarafından tespit edildiği durumlarda, Bakanlığın görüşü alınarak Kurul tarafından, Usul ve Esaslar kapsamında, her seferinde altı ayı geçmemek üzere kaynak bazında destekleme bedeli uygulamasına yönelik işlemler tesis edilebilecektir. Uyuşmazlıkta; 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesinin 11. fıkrasında yer alan düzenlemeye dayanılarak hazırlanan "Usul ve esaslar taslağı", Kurumun ...tarih ve ... sayılı yazısıyla Bakanlığa gönderilerek Bakanlığın görüşü sorulmuştur. Bakanlığın ... tarih ve ... sayılı yazısıyla, taslağın uygun bulunduğunun bildirilmesi üzerine, Kaynak Bazında Destekleme Bedelinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar, Kurulun 17/03/2022 tarih ve 10866 sayılı kararıyla kabul edilerek 18/03/2022 tarih ve 31782 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Öte yandan, Bakanlığın ... tarih ve ... sayılı yazısıyla, elektrik enerjisi üretimine girdi olan emtia fiyatlarındaki artışın arz güvenliğini olumsuz etkileyeceği, bu kapsamda 01/04/2022 tarihinden itibaren başlamak üzere Usul ve Esaslar'ın 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca işlemlerin tesis edilmesinin uygun olduğunun Kuruma bildirilmesi üzerine, Kurulun 29/03/2022 tarihli, 10888 ve 10889 sayılı kararlarıyla, Usul ve Esaslar kapsamında hesaplanan kaynak bazında azami uzlaştırma fiyatları ile azami uzlaştırma fiyatlarının güncellemesine yönelik formüller belirlenmiştir. 10914 sayılı Kurul kararıyla, 10889 sayılı Kurul kararıyla belirlenen formüllerde geçen ifadelerin tanımlarında değişiklik yapılmıştır. 10888 sayılı Kurul kararı uyarınca, kaynak bazında destekleme bedeli uygulamasının süresinin 30/09/2022 tarihinde sona ermesi nedeniyle Kurumun ... tarih ve ... sayılı yazısıyla, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına Usul ve Esaslar'ın uygulanmasına esas koşulların ortadan kalkıp kalkmadığına ilişkin görüşü sorulmuş olup, Bakanlığın ... tarih ve ... sayılı yazısında, Usul ve Esaslar'ın uygulanmasına esas koşulların devam ettiğinin değerlendirildiği, Usul ve Esaslar'ın 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında işlem tesis edilmesinde fayda mülahaza edildiği belirtilmiştir. Ayrıca, Usul ve Esaslar'ın uygulanmasına devam edilmesi kapsamında, uygulamada karşılaşılan sorunların çözümü ve sürecin sağlıklı bir şekilde işlemesine yönelik Usul ve Esaslar'da bazı değişikliklerin yapılması öngörülmüş olup, söz konusu değişikliklere ilişkin Kurumun ... tarih ve ... sayılı yazısı ile Bakanlığın uygun görüşü sorulmuştur. Bakanlığın ...tarih ve ... sayılı yazısında, Usul ve Esaslar'da yapılması planlanan değişikliklerden teminata ilişkin hususların uygun olduğunun değerlendirildiği, ayrıca sabit fiyat ile elektrik enerjisi fiyatları değişikliğinden korunmaya çalışarak ikili anlaşma yapan tüketicilerin korunması için getirilen muafiyete ilişkin kuralın detaylandırılarak açıklanmasının uygun olacağının değerlendirildiği belirtilmiştir. Söz konusu görüş yazıları dikkate alınarak, 29/09/2022 tarih ve 11270 sayılı Kurul kararıyla, 01/10/2022 tarihinden itibaren 6 (altı) ay süreyle, kaynak bazında destekleme bedeli uygulanmasına karar verilerek destekleme bedelinin belirlenmesinde kullanılacak olan azami uzlaştırma fiyatları kaynak tipi dikkate alınmak suretiyle belirlenmiştir. 29/09/2022 tarih ve 11269 sayılı Kurul kararının 1. maddesiyle, Usul ve Esaslar'ın 7. maddesinin birinci fıkrasında değişiklik yapılarak, tedarik edilen elektrik enerjisinin nihai tüketiciye kadar sabit fiyatla tedarikinin sağlanması halinde ikili anlaşma miktarlarının destekleme bedeli hesabında dikkate alınacağı kuralına yer verilmiştir. Usul ve Esaslar'ın Geçici 1. maddesinde, 08/03/2022 tarihinden önce 1 Şubat ve sonrası için Piyasa Yönetim Sistemi'ne (PYS) girişi yapılmış onaylı ikili anlaşma bildirimlerine ilişkin olarak piyasa katılımcıları tarafından Usul ve Esaslar'ın 7. maddesi kapsamında talep edilen belge ve beyanların, bu maddenin yayımı tarihinden (31/03/2022) itibaren en geç 5 (beş) iş günü içerisinde piyasa işletmecisi olan Enerji Piyasaları İşletme A.Ş. (EPİAŞ)'ye ibraz edileceği, ibraz edilen sözleşmelerde, sözleşme süresinin uygulama döneminden daha kısa olması halinde sözleşme dönemi boyunca, daha uzun olması halinde ise destekleme bedeline konu uygulama süresi boyunca muafiyet tanınacağı kuralına yer verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, Usul ve Esaslar'ın 01/04/2022 tarihinde yürürlüğe girmesi ve piyasa katılımcıları tarafından ikili anlaşmaların EPİAŞ'a sunulması üzerine, beyan edilen sabit fiyatlı ikili anlaşmaların, son tüketiciye kadar sabit fiyat ile devam ettirilip ettirilmediği hususunda tereddütlerin oluştuğundan bahisle EPİAŞ'ın... tarih ve ... sayılı yazısıyla, Usul ve Esaslar'ın doğru bir şekilde uygulanabilmesi için Usul ve Esaslar'ın 7. maddesinde yer alan, "sabit fiyat ile düzenlenmiş ikili anlaşma" ifadesi hakkında Kurumun uygulamaya esas görüşlerinin sorulduğu; Kurumun ... tarih ve ... sayılı yazısıyla, tüketicilerin yüksek elektrik enerjisi maliyetlerinden korunabilmesi için ikili anlaşma ile elektrik enerjisi ticaretinin nihai tüketiciye kadar sabit fiyatla yapılması gerektiği, bu kapsamda, Usul ve Esaslar'da belirtilen sabit fiyat ile ikili anlaşma yapılması halinde muafiyet durumu değerlendirilirken, muafiyet tanınacak ikili anlaşma sahibi piyasa katılımcılarının anlaşma kapsamında temin ettikleri elektrik enerjisinin nihai tüketiciye kadar sabit fiyat ile tedarikinin de sağlandığının tespit edilmesinin gerektiğinin belirtildiği, Bakanlığın ... tarih ve ... sayılı yazısında da belirtildiği üzere ikili anlaşma yapan tüketicilerin korunması için getirilen muafiyete yönelik kuralın detaylandırılarak açıklanmasına yönelik değişikliğin yapıldığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, davacı şirket tarafından, Usul ve Esaslar'ın 7. ve Geçici 1. maddeleri uyarınca, EPİAŞ'tan ikili anlaşmalara yönelik 69.140 mW'lik enerji satışına ilişkin kaynak bazında destekleme bedeli uygulaması kapsamında muafiyet tanınmasının istendiği, bu istemin 65.814 mW'lik kısmının kabul edildiği; ancak, Nisan-Eylül 2022 dönemi sonrasında gerçekleşen enerji iletimi verileri incelendiğinde, davacının beyanının aksine satılan elektrik enerjisinin sadece 35.499 mW'lik kısmının nihai tüketicilere sabit fiyat ile ulaştığının tespit edilmesi üzerine sabit fiyat ile nihai tüketicilere ulaşmayan elektrik enerjisine yönelik ödenmesi gereken kaynak bazında destekleme bedelinin davacıdan tahsil edileceğinin bildirildiği, ayrıca Ekim 2022 döneminden itibaren de davacı şirket hakkında aylık olarak kaynak bazında destekleme bedeli borcu tahakkuk ettirildiği görülmektedir. 6446 sayılı Kanun'un "Tarifeler ve tüketicilerin desteklenmesi" başlıklı 17. maddesine 7321 sayılı Kanun'un 27. maddesiyle eklenen 11. fıkrada, elektrik enerjisinin üretim maliyetleri dikkate alınarak destekleme bedeli belirlenebileceği düzenlenmiş, başka bir deyişle "üretim maliyetleri" kıstas alınmış, ancak Kaynak Bazında Destekleme Bedelinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar'da azami uzlaştırma fiyatı için belirleyici olarak kabul edilen kaynak bazındaki üretim maliyetinin nasıl hesaplanacağına dair bir düzenleme yapılmamış, bunun yerine Usul ve Esaslar'ın 4. maddesiyle kaynak türleri için elektrik enerjisi üretimindeki maliyetlerin Kurul tarafından belirleneceği ifade edilmiştir. Halbuki, 6446 sayılı Kanunun 17. maddesine eklenen 11. fıkrada, uygulamaya ilişkin usul ve esasların Bakanlığın uygun görüşü alınarak Kurul tarafından belirleneceği kurala bağlanmıştır. Ancak, Kurul tarafından üretim maliyetlerinin hesaplanması ve belirlenmesi noktasında Bakanlığın görüşüne başvurulmamış, Bakanlık devre dışı bırakılmıştır. Oysa, düşük maliyetli üreticilerin yüksek maliyetli üreticilere destekleme bedeli ödemesini öngören bir sistem düzenlendiğine ve bunun için temel alınan kıstas "üretim maliyetleri" olduğuna göre, Bakanlık görüşü alınarak çıkarılan Usul ve Esaslar'da kaynak türleri itibarıyla üretim maliyetinin nasıl hesaplanacağının, hangi maliyet bileşenlerinin kullanıldığının objektif, nesnel ve somut olarak düzenlenmiş olması gerekmektedir. Hukuk devletinin temel unsurlarından olan hukuki belirlilik ilkesi uyarınca, kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Düzenleyici işlemlerde bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakamından da zorunludur. Zira bu ilke, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. (AYM.E:2015/41, K:2017/98) Buna göre, dava konusu Usul ve Esaslar'da, kaynak türleri itibarıyla üretim maliyetinin nasıl hesaplanacağının, hangi maliyet bileşenlerinin kullanıldığının objektif, nesnel ve somut olarak düzenlenmemiş olması öngörülebilirlik ve hukuki belirlilik ilkelerine aykırıdır. Nitekim, tüm piyasa aktörlerinin her bir kaynak türü itibarıyla üretim maliyetinin nasıl hesaplandığını, hangi verilerin kullanıldığını, adil ve eşit bir hesaplama yapılıp yapılmadığını bilmeye hakları bulunduğu gibi, böyle bir düzenlemenin piyasa açısından şeffaflığı sağlayacağı açıktır. Bu itibarla, kaynak türü itibarıyla nasıl hesaplandığı bilinmeyen üretim maliyetleri üzerinden azami uzlaştırma fiyatı belirleyen ve bu fiyata bağlı olarak destekleme bedeli ödenmesini zorunlu kılan Usul ve Esaslar'ın ve alınan Kurul kararlarının, dayanağı kanuni düzenlemenin amaçları açısından öngörülebilir olmadığı, hukuki belirsizliklere neden olduğu anlaşıldığından, dava konusu Kurul kararlarında belirtilen yönden hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Dava konusu Kurul kararlarında hukuka uyarlık bulunmadığından, anılan Kurul kararları gereğince davacı şirket hakkında kaynak bazında destekleme bedeli uygulaması için EPİAŞ tarafından düzenlenen ...tarih ve ... sayılı gecikme zammı geliri ve KDV dahil toplam 3.150.818,21-TL tutarındaki fatura ile...tarih ve ... sayılı destekleme bedeli, gecikme zammı geliri ve KDV dahil toplam 3.240.740,92-TL tutarındaki faturada da hukuka uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesine 7321 sayılı Kanun'un 27. maddesiyle eklenen 11. fıkrada yer alan, "Bu bedel, üretim maliyeti düşük üreticiden karşılanarak arz güvenliğinin, maliyeti yüksek üretimin ve/veya tüketicilerin desteklenmesi amacıyla kullanılır." kuralının, Anayasa'nın 10, 13, 35, 48 ve 167. maddelerine aykırı olduğu için iptal edilmesi amacıyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasına, Anayasa'ya aykırılık düşüncesi ciddi bulunmadığı takdirde, yukarıda yer verilen gerekçeler doğrultusunda, dava konusu edilen Kurul Kararlarının iptaline, söz konusu Kurul kararları uyarınca davacı şirket hakkında EPİAŞ tarafından düzenlenen dava konusu fatura işlemlerinin iptali ile söz konusu faturalarda belirtilen tutarların, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 19/12/2024 tarihinde, davacı vekili Av. ...'ın, davalı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu vekili Av. ...'ın ve davalı EPİAŞ vekilleri Av. ... ile Av. ...'nun geldikleri, Danıştay Savcısı'nın hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısı'nın düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hakimi'nin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun ''Tarifeler ve tüketicinin desteklenmesi'' başlıklı 17. maddesine, 08/03/2022 tarih ve 31772 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7381 sayılı Kanun'un 27. maddesinin altıncı fıkrasıyla eklenen on birinci fıkranın Kuruma verdiği yetkiye dayanılarak hazırlanan "Kaynak Bazında Destekleme Bedelinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar (Usul ve Esaslar)" Kurulun 17/03/2022 tarih ve 10866 sayılı kararıyla kabul edilerek 18/03/2022 tarih ve 31782 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kurulun 29/03/2022 tarih ve 10887 sayılı kararıyla kabul edilerek 30/03/2022 tarih ve 31794 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Kaynak Bazında Destekleme Bedelinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar'da Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar" ile Usul ve Esaslar'da birtakım değişiklikler yapılmıştır. 30/03/2022 tarih ve 31794 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 29/03/2022 tarih ve 10888 sayılı Kurul kararıyla, 01/04/2022 tarihinden itibaren 6 (altı) ay süreyle tüketiciyi ve/veya maliyeti yüksek üretimi destekleme amacıyla destekleme bedeli uygulanmasına karar verilerek destekleme bedelinin belirlenmesinde kullanılacak "azami uzlaştırma fiyatları" kaynak tipi dikkate alınarak belirlenmiştir. 30/03/2022 tarih ve 31794 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 29/03/2022 tarih ve 10889 sayılı Kurul kararıyla, azami uzlaştırma fiyatının güncellenmesine ilişkin formüller belirlenerek bu formüllerde yer alan ifadelerin tanımlaması yapılmıştır. 30/03/2022 tarih ve 31794 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 29/03/2022 tarih ve 10890 sayılı Kurul kararıyla, Gün Öncesi Piyasasında ve Dengeleme Güç Piyasasında Asgari ve Azami Fiyat Limitlerinin Belirlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar'ın Geçici 1. maddesinin beşinci fıkrasında değişiklik yapılarak ilgili piyasalarda asgari fiyat limitleri 0 TL/MWh, azami fiyat limitleri ise 2.500,00-TL/MWh olarak belirlenmiştir. 08/04/2022 tarih ve 31803 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 07/04/2022 tarih ve 10914 sayılı Kurul kararıyla, 10889 sayılı Kurul kararıyla belirlenen formüllerde geçen bazı ifadelerin tanımları değiştirilmiştir. 30/09/2022 tarih ve 31969 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 29/09/2022 tarih ve 11269 sayılı Kurul kararıyla, Usul ve Esaslar'ın 7. maddesinin birinci fıkrası ile 8. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında değişiklik yapılmıştır. 30/09/2022 tarih ve 31969 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 29/09/2022 tarih ve 11270 sayılı Kurul kararıyla, 01/10/2022 tarihinden itibaren 6 (altı) ay süreyle, tüketiciyi ve/veya maliyeti yüksek üretimi desteklemek amacıyla destekleme bedeli uygulanmasına karar verilerek, destekleme bedelinin belirlenmesinde kullanılacak olan azami uzlaştırma fiyatları kaynak tipi dikkate alınmak suretiyle tespit edilmiştir. 30/09/2022 tarih ve 31969 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 29/09/2022 tarih ve 11274 sayılı Kurul kararıyla, Usul ve Esaslar kapsamında hesaplanan kaynak bazında azami uzlaştırma fiyatlarının güncellemesine yönelik formüller belirlenmiştir. Söz konusu Kurul kararları uyarınca, davacı şirket hakkında kaynak bazında destekleme bedeli borcu tahakkuk ettirilmesi ve Nisan-Eylül 2022 döneminde kaynak bazında destekleme bedeli uygulamasına yönelik tanınan muafiyet kapsamında eksik ödenen tutarın davacı şirketten tahsil edileceğinin bildirilmesi üzerine dava konusu Kurul kararlarının ve uygulama işlemlerinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE : USUL YÖNÜNDEN: Davacı şirket tarafından, 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesinin on birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de, Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmemiş; davalıların usule yönelik itirazları geçerli görülmeyerek esasın incelenmesine geçilmiştir. ESAS YÖNÜNDEN: İLGİLİ MEVZUAT: 4628 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un 4. maddesinin ikinci fıkrasında, "Kurum, (...) bu Kanun'da yer alan fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten, piyasa ihtiyaçlarını dikkate alarak serbest olmayan tüketicilere yapılan elektrik satışında uygulanacak fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten ve bu fiyatlarda enflasyon nedeniyle ihtiyaç duyulacak ayarlamalara ilişkin formülleri uygulamaktan ve bunların denetlenmesinden ve piyasada bu Kanun'a uygun şekilde davranılmasını sağlamaktan sorumludur."; 5. maddesinin altıncı fıkrasının (c) bendinde, "Bu Kanun'un diğer maddeleri ile belirlenen görevlerinin yanısıra, Kurul aşağıdaki görevleri de yerine getirir: (...) c) Tüketicilere güvenilir, kaliteli, kesintisiz ve düşük maliyetli elektrik enerjisi hizmeti verilmesini teminen gerekli düzenlemeleri yapmak. "; 9. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde ise, "Kurum'un hizmet birimleri ile görev ve yetkileri şunlardır: a) Elektrik Piyasası Dairesi Başkanlığı: Bu Kanun ve diğer kanunlarla Kurum'a verilen elektrik piyasası ile ilgili düzenleme, rekabet şartlarını oluşturma, tüketici haklarının korunması ile tüketici şikayetlerinin incelenmesi çalışmalarını yapmak, her türlü lisans, sertifika, izin ve belgelendirmeye ilişkin iş ve işlemleri yürütmek." kurallarına yer verilmiştir. 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 1. maddesinde, bu Kanun'un amacının, elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösteren, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetimin yapılmasının sağlanması olduğu belirtilmiş; ''Tarifeler ve tüketicinin desteklenmesi'' başlıklı 17. maddesine, 08/03/2022 tarih ve 31772 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7381 sayılı Kanun'un 27. maddesinin altıncı fıkrasıyla eklenen on birinci fıkrasında, ''Ulusal veya uluslararası piyasalarda elektrik enerjisi üretimine girdi olan emtia fiyatlarının ve/veya kaynak maliyetleri arasındaki farkların makul olmayan artışları nedenleriyle, arz güvenliğinin ve/veya tüketicilerin korunması amacıyla elektrik enerjisinin üretim maliyetleri dikkate alınarak, her seferinde altı ayı geçmemek üzere, Kurum tarafından kaynak bazında tüketiciyi ve/veya maliyeti yüksek üretimi destekleme bedeli belirlenebilir. Bu bedel, üretim maliyeti düşük üreticiden karşılanarak arz güvenliğinin, maliyeti yüksek üretimin ve/veya tüketicilerin desteklenmesi amacıyla kullanılır. Uygulamaya ilişkin usul ve esaslar Bakanlığın uygun görüşü alınarak Kurum tarafından belirlenir.'' kuralına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Kurulun 17/03/2022 tarih ve 10866 sayılı kararıyla kabul edilerek 18/03/2022 tarih ve 31782 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve 01/04/2022 tarihinde yürürlüğe giren Usul ve Esaslar'ın 1. maddesinin ikinci fıkrasının; Kurulun 29/03/2022 tarih ve 10887 sayılı kararıyla kabul edilerek 30/03/2022 tarih ve 31794 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Kaynak Bazında Destekleme Bedelinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar'da Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar"ın 1. maddesiyle değişik 1. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Bu Usul ve Esaslar lisanslı üretim tesislerini kapsamaktadır." cümlesinin ve 30/03/2022 tarih ve 31794 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 29/03/2022 tarih ve 10888 sayılı Kurul kararının kaynak bazında azami uzlaştırma fiyatlarının belirlenmesine ilişkin 2. maddesinin incelenmesi; Sözlük anlamı ile "düzenli hale koymak, düzen vermek, tanzim ve tertip etmek" olarak tanımlanan "düzenleme", kamu hukukunda kural koyma ile eş anlamlıdır. Kural ise, sürekli, soyut, nesnel, genel (kişilik dışı) durumları belirleyen ve gösteren bir içeriğe sahiptir. İdare, Anayasa ve kanunlardan aldığı yetki ile kural koyma (düzenleme yapma) yetkisine sahiptir. "Kural işlemler" (ya da diğer adıyla genel düzenleyici işlemler), üst hukuk kurallarına uygun olarak hukuk düzenine yeni kural getiren ya da mevcut bir kuralı değiştiren veya kaldıran tek yanlı idarİ işlemlerdir. Düzenleme yetkisini kullanarak yönetmelik, tebliğ, genelge gibi genel düzenleyici işlemler tesis eden idarenin bir işleminin düzenleyici nitelik taşıdığının kabul edilebilmesi için, söz konusu işlemin sürekli, soyut, nesnel, genel durumları belirleyen ve gösteren hükümler içermesi, başka bir anlatımla, belirtilen nitelikte kurallara yer vermiş olması gerekmekte olup, bu genel düzenlemelerin üst hukuk kurallarına aykırı hükümler içermemesi zorunludur. 6446 sayılı Kanun'un ''Tarifeler ve tüketicinin desteklenmesi'' başlıklı 17. maddesine, 08/03/2022 tarih ve 31772 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7381 sayılı Kanun'un 27. maddesinin altıncı fıkrasıyla eklenen on birinci fıkrada, ulusal veya uluslararası piyasalarda elektrik enerjisi üretiminde girdi olan emtia fiyatlarının ve/veya kaynak maliyetleri arasındaki farkların makul olmayan artışları nedeniyle, arz güvenliğinin ve/veya tüketicilerin korunması amacıyla elektrik enerjisinin üretim maliyetleri dikkate alınarak, her seferinde altı ayı geçmemek üzere, Kurum tarafından kaynak bazında tüketiciyi ve/veya maliyeti yüksek üretimi destekleme bedeli belirlenebileceği; bu bedelin, üretim maliyeti düşük üreticiden karşılanarak arz güvenliğinin, maliyeti yüksek üretimin ve/veya tüketicilerin desteklenmesi amacıyla kullanılacağı; uygulamaya ilişkin usul ve esasların Bakanlığın uygun görüşü alınarak Kurum tarafından belirleneceği kuralına yer verilmiştir. Anılan Kanun değişikliğinin gerekçesinde, "(...) son dönemlerde elektrik enerjisi üretiminde girdi olan emtiaların fiyatlarındaki beklenmeyen yüksek artışlar nedeniyle elektrik enerjisi üretim maliyetleri, dolayısıyla elektrik enerjisi fiyatları yükselmektedir. Uluslararası piyasalarda Temmuz 2020 tarihinden önce 50 dolar/ton civarında olan kömür fiyatları 5 (beş) katın üzerine çıkarak 290 dolar/ton, 02/03/2022 tarihinde ise bir gün içerisinde %41 oranında artışla 410 dolar/ton mertebelerine ulaşmıştır. Benzer şekilde, Temmuz 2020 tarihinden önce 190 dolar/1.000 metreküp civarında olan doğal gaz fiyatları 02/03/2022 tarihi itibarıyla 1.400 dolar/1.000 metreküp civarına ulaşmıştır. Söz konusu fiyatlardaki yükselişler, öncelikle nihaİ tüketiciler olmak üzere ülke ekonomisindeki ilgili tüm tarafları maliyet açısından olumsuz etkilemektedir. Hidrolik, rüzgar, güneş, jeotermal, yerli kömür, ithal kömür ve doğal gaz gibi birbirinden farklı kaynaklar vasıtasıyla aynı miktarda elektrik enerjisi üretilmesi için katlanılan maliyetler birbirinden oldukça farklılık gösterebilmektedir. Bu maliyet farklılıkları birbirine yakın olduğu dönemlerde piyasada sıkıntı oluşturmazken üretim kaynak maliyetleri arasındaki farklarda yaşanan artışlar serbest piyasa fiyatlarında makulün üstünde artışa neden olmuştur. 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesine eklenmesi önerilen düzenlemeyle, yukarıda belirtilen durumların oluşması halinde bir taraftan tüketicilerin yüksek elektrik fiyatlarına maruz kalmalarının önlenmesi, diğer taraftan ise organize piyasalarda oluşan piyasa fiyatlarının üzerinde maliyetleri olan üretim tesislerinin maliyetlerinin bir kısmı karşılanmak suretiyle söz konusu üretim tesislerinin de üretime devam edebilmelerinin temin edilmesi, böylelikle yeterli elektrik enerjisinin sağlanarak arz güvenliğinin korunması amaçlanmaktadır." açıklamalarına yer verilmiştir. Ulusal veya uluslararası piyasalarda elektrik enerjisi üretimine girdi olan emtia fiyatlarında ve/veya kaynak maliyetlerinde makul olmayan artışlar olması halinde, söz konusu artışların arz güvenliğini olumsuz etkileyeceğinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (Bakanlık) tarafından tespit edilerek Kuruma bildirildiği ve/veya tüketicileri olumsuz etkileyeceğinin Kurum tarafından tespit edildiği durumlarda Bakanlığın görüşü alınarak Kurul tarafından, Usul ve Esaslar kapsamında, her seferinde altı ayı geçmemek üzere kaynak bazında destekleme bedeli uygulamasına yönelik işlemler tesis edilebilecektir. 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesinin on birinci fıkrasında yer alan düzenlemeye dayanılarak hazırlanan Usul ve Esaslar taslağı, Kurumun ... tarih ve ... sayılı yazısıyla Bakanlığa gönderilerek Bakanlığın görüşü sorulmuştur. Söz konusu taslağın uygun bulunduğunun Bakanlığın ... tarih ve ... sayılı yazısıyla Kuruma bildirilmesi üzerine, Kurulun 17/03/2022 tarih ve 10866 sayılı kararıyla kabul edilen Kaynak Bazında Destekleme Bedelinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar, 18/03/2022 tarih ve 31782 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 01/04/2022 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bakanlığın... tarih ve ... sayılı yazısıyla, elektrik enerjisi üretimine girdi olan emtia fiyatlarındaki artışın arz güvenliğini olumsuz etkileyeceği, bu kapsamda 01/04/2022 tarihinden itibaren başlamak üzere Usul ve Esaslar'ın 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında işlemlerin tesis edilmesinin uygun olduğunun Kuruma bildirilmesi üzerine, Kurulun 29/03/2022 tarihli, 10888 ve 10889 sayılı kararlarıyla, Usul ve Esaslar kapsamında hesaplanan kaynak bazında azami uzlaştırma fiyatları ile azami uzlaştırma fiyatlarının güncellemesine yönelik formüller belirlenmiştir. 08/04/2022 tarih ve 31803 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 07/04/2022 tarih ve 10914 sayılı Kurul kararıyla, 10889 sayılı Kurul kararıyla belirlenen formüllerde geçen bazı ifadelerin tanımlarında değişiklik yapılmıştır. Usul ve Esaslar'ın 1. maddesinin birinci fıkrasında, bu Usul ve Esaslar'ın amacının, ulusal veya uluslararası piyasalarda elektrik enerjisi üretiminde girdi olan emtia fiyatlarının ve/veya kaynak maliyetleri arasındaki farkların makul olmayan artışları nedeniyle, arz güvenliğinin ve/veya tüketicilerin korunması kapsamında destekleme bedelinin ve bu bedelin kullanılmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi olduğu belirtilmiş; ikinci fıkrasının ilk halinde, bu Usul ve Esaslar'ın lisanslı üretim tesislerini kapsadığı, ancak, 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun kapsamında YEK Destekleme Mekanizmasına dahil olan üretim tesisleri ile Elektrik Üretim Anonim Şirketi (EÜAŞ)'nin portföyünde yer alan üretim tesisleri ve EÜAŞ ile doğrudan veya tedarikçi üzerinden dolaylı olarak enerji satış anlaşması yapmış olan üretim tesislerinin anlaşmaya konu satış miktarlarının bu Usul ve Esaslar'ın kapsamı dışında olduğu kuralı yer almakta iken, 10887 sayılı Kurul kararıyla yapılan değişik sonrasında anılan fıkranın ilk halindeki söz konusu düzenlemelere aynen yer verildikten sonra bunlara ilave olarak 08/03/2022 tarihinden önce, vadeli elektrik piyasasında gerçekleşen ve destekleme bedeline konu uygulama süresindeki teslimat dönemlerini içeren satış yönlü net pozisyonlara ilişkin üretim tesisi bazında bildirilen miktarların da bu Usul ve Esaslar'ın kapsamı dışında olduğu kuralına yer verilmiştir. Usul ve Esaslar'ın 4. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları kapsamında, ulusal veya uluslararası piyasalarda elektrik enerjisi üretimine girdi olan emtia fiyatlarında ve/veya kaynak maliyetlerinde makul olmayan artışlar olması halinde, söz konusu artışların, arz güvenliğini olumsuz etkileyeceğinin Bakanlık tarafından tespit edilerek Kuruma bildirildiği ve/veya tüketicileri olumsuz etkileyeceğinin Kurum tarafından tespit edildiği durumlarda Bakanlığın görüşü alınarak Kurul tarafından bu Usul ve Esaslar kapsamında, her seferinde 6 (altı) ayı geçmemek üzere işlem tesis edilebilecektir. Öte yandan, azami uzlaştırma fiyatı, bu Usul ve Esaslar kapsamında yer alan ve elektrik enerjisinin üretiminde kullanılan kaynak türleri için elektrik enerjisi üretimindeki maliyetler dikkate alınarak Kurul tarafından belirlenmektedir. Usul ve Esaslar'ın 4. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca Kuruma verilen yetki çerçevesinde, 29/03/2022 tarih ve 10888 sayılı Kurul kararıyla, 01/04/2022 tarihinden itibaren 6 (altı) ay süreyle tüketiciyi ve/veya maliyeti yüksek üretimi destekleme amacıyla destekleme bedeli uygulanmasına karar verilerek, destekleme bedelinin belirlenmesinde kullanılacak olan azami uzlaştırma fiyatları kaynak tipi dikkate alınmak suretiyle ithal kömür için 2.500,00-TL/MWh, doğalgaz/fuel oil/nafta/lpg/motorin için 2.500,00-TL/MWh ve diğer kaynaklar (HES, RES, JES vb.) için 1.200,00-TL/MWh olarak belirlenmiştir. Dairemizin 10/11/2022 tarih ve E:2022/2564 sayılı ara kararıyla davalı idareden, azami uzlaştırma fiyatları belirlenirken hangi kıstasların dikkate alındığının sorulmasına, konuyla ilgili yapılan çalışma ve değerlendirmelerin bir örneğinin gönderilmesinin istenilmesine karar verilmesi üzerine davalı idarece verilen savunma dilekçesinde ve 27/12/2022 tarihli cevabi yazıda, kaynak tipi bazında destekleme bedelinin belirlenmesinde kullanılacak olan azami uzlaştırma fiyatlarının belirlenmesi amacıyla her bir yakıt tipi için maliyetlerin belirlenmesi için araştırma ve çalışma yapıldığı, yapılan araştırma ve çalışma sonucunda, kaynak tipi bazında azami uzlaştırma fiyatlarına ve azami uzlaştırma fiyatlarının güncellenmesinde kullanılacak olan güncelleme formüllerine ulaşıldığı, azami uzlaştırma fiyatları belirlenirken ilgili tüm maliyet kalemlerinin dikkate alındığı, maliyet açısından en verimli üretim tesisleri yerine mümkün olduğunca maliyet açısından en verimsiz üretim tesislerinin piyasada faaliyet gösterebilmelerini teminen düzenleme yapıldığı ve belirlenen azami uzlaştırma fiyatlarının makul kar beklentisini karşılayacak seviyede olduğu ifade edilmiştir. Usul ve Esaslar'da, kaynak bazında destekleme uygulamasının amacı ile bu uygulamanın kapsamında yer alanlar ve azami uzlaştırma fiyatlarının belirlenmesi ile bu fiyatların güncellenmesinde dikkate alınacak hususlar belirlenmek suretiyle bu uygulamanın temel ilkelerin ortaya konulduğu, bu kapsamda söz konusu düzenlemelerde hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı bir durumun söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan davacı tarafından, elektrik enerjisinin üretimine ilişkin katlanılan maliyetlerden bahsedilmeden kaynak bazında destekleme bedeli uygulaması nedeniyle yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim yapan tesislerin gelirlerinde azalma olduğu iddia edilmiş ise de, gelir kaybı olarak belirtilen meblağın, tesislerin üretim maliyetleri ile kar/zarar dengesi belirtilmediği sürece gerçek anlamda gelir kaybı mı, zarar mı yoksa kar kaybı mı olduğu hususunda bu aşamada bir değerlendirme yapılamayacağından söz konusu iddia yerinde görülmemiştir. Bu kapsamda, davalı idarenin yerine getirdiği regülasyon işlevi göz önüne alındığında, elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için gerekli olan düzenlemeleri yapma yetkisi kapsamında, ulusal veya uluslararası piyasalarda elektrik enerjisi üretiminde girdi olan emtia fiyatlarının ve/veya kaynak maliyetleri arasındaki farkların makul olmayan artışları nedeniyle, arz güvenliğinin ve/veya tüketicilerin korunması kapsamında, destekleme bedelinin belirlenmesine ve bu bedelin kullanılmasına ilişkin Usul ve Esaslar'da, söz konusu uygulamanın kapsamında yer alan tesislerin belirlenmesine ve bazı tesislerin uygulama dışında tutulmasına yönelik dava konusu düzenlemelerde ve 01/04/2022 tarihinden itibaren 6 (altı) ay süreyle, tüketiciyi ve/veya maliyeti yüksek üretimi desteklemek amacıyla destekleme bedelinin belirlenmesinde kullanılacak azami uzlaştırma fiyatlarına yönelik usul ve esasların belirlenmesine ilişkin dava konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Her ne kadar davacı şirket tarafından, YEKDEM'e dahil olan üretim tesisleri ile EÜAŞ'a ait enerji üretim tesislerinin kaynak bazında destekleme bedeli uygulaması dışında bırakılmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmekte ise de, 5346 sayılı Kanun'un 6. maddesi uyarınca, bu Kanun'un yürürlüğe girdiği 18/05/2005 tarihinden 31/12/2020 tarihine kadar işletmeye girmiş veya girecek olan YEKDEM'e tabi üretim lisansı sahipleri için, bu Kanun'a ekli I sayılı Cetvelde yer alan fiyatların, on yıl süre ile uygulanacağı; 31/12/2020 tarihinden sonra işletmeye girecek olan YEK Belgeli üretim tesisleri için ise bu Kanun'a göre uygulanacak fiyat ve sürelerin Cetveldeki fiyatları geçmemek üzere Cumhurbaşkanı tarafından belirleneceği ifade edildiğinden, YEKDEM kapsamında yer alan üretim tesislerine uygulanacak fiyatların YEK Belgeli üretim tesislerinin işletmeye giriş tarihleri dikkate alınmak suretiyle anılan Kanun veya Cumhurbaşkanı kararı ile belirlendiği; diğer taraftan, 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesinin altıncı fıkrasının (c) bendi kapsamında, dağıtım şirketlerinin teknik ve teknik olmayan kayıpları ile genel aydınlatma nedeniyle ihtiyaç duydukları enerjiyi EÜAŞ'tan tedarik edecekleri, bu şekilde tedarik edilecek elektrik enerjisi için Kurum tarafından farklı toptan satış fiyatları belirlenebileceği ve uygulamada Kurum tarafından EÜAŞ'tan dağıtım şirketleri ve görevli tedarik şirketlerine yapılan satışlar için tarifelerde piyasa takas fiyatının altında satış fiyatlarının belirlendiği, bu şekilde EÜAŞ tarafından, daha uygun bir fiyat üzerinden görevli tedarik şirketlerine elektrik enerjisi satılarak elektrik fiyatlarında yaşanacak artışların önüne geçilmek istendiği anlaşıldığından, gerek YEKDEM'e dahil olan üretim tesislerinin gerekse EÜAŞ'ın portföyünde yer alan üretim tesislerinin kaynak bazında destekleme bedeli uygulamasının kapsamı dışında tutulmasının eşitlik ilkesine aykırılık teşkil etmediği sonucuna varıldığından, bu konudaki iddialarına itibar edilmemiştir. 29/09/2022 tarih ve 11269 sayılı kararıyla, Usul ve Esaslar'ın 7. maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişikliğin "(nihai tüketiciye kadar)" ibaresine ilişkin kısmının incelenmesi; 29/09/2022 tarih ve 11269 sayılı Kurul kararının 1. maddesiyle, Usul ve Esaslar'ın 7. maddesinin birinci fıkrasında değişiklik yapılarak, tedarik edilen elektrik enerjisinin nihai tüketiciye kadar sabit fiyatla tedarikinin sağlanması halinde ikili anlaşma miktarlarının destekleme bedeli hesabında dikkate alınacağı kuralına yer verilmiştir. Usul ve Esaslar'ın Geçici 1. maddesinde, 08/03/2022 tarihinden önce 1 Şubat ve sonrası için Piyasa Yönetim Sistemi'ne (PYS) girişi yapılmış onaylı ikili anlaşma bildirimlerine ilişkin olarak piyasa katılımcıları tarafından Usul ve Esaslar'ın 7. maddesi kapsamında talep edilen belge ve beyanların, bu maddenin yayımı tarihinden (31/03/2022) itibaren en geç 5 (beş) iş günü içerisinde piyasa işletmecisi olan EPİAŞ'a ibraz edileceği, ibraz edilen sözleşmelerde, sözleşme süresinin uygulama döneminden daha kısa olması halinde sözleşme dönemi boyunca, daha uzun olması halinde ise destekleme bedeline konu uygulama süresi boyunca muafiyet tanınacağı kuralı yer almıştır. Dava dosyasının incelenmesinden, Usul ve Esaslar'ın 01/04/2022 tarihinde yürürlüğe girmesi ve piyasa katılımcıları tarafından ikili anlaşmaların EPİAŞ'a sunulması üzerine, beyan edilen sabit fiyatlı ikili anlaşmaların, son tüketiciye kadar sabit fiyat ile devam ettirilip ettirilmediği hususunda tereddütlerin oluştuğundan bahisle EPİAŞ'ın ... tarih ve ... sayılı yazısıyla, Usul ve Esaslar'ın doğru bir şekilde uygulanabilmesi için Usul ve Esaslar'ın 7. maddesinde yer alan "sabit fiyat ile düzenlenmiş ikili anlaşma" ifadesi hakkında Kurumun uygulamaya esas görüşlerinin sorulduğu; Kurumun... tarih ve ... sayılı yazısıyla, tüketicilerin yüksek elektrik enerjisi maliyetlerinden korunabilmesi için ikili anlaşma ile elektrik enerjisi ticaretinin nihai tüketiciye kadar sabit fiyatla yapılması gerektiği, bu kapsamda, Usul ve Esaslar'da belirtilen sabit fiyat ile ikili anlaşma yapılması halinde muafiyet durumu değerlendirilirken, muafiyet tanınacak ikili anlaşma sahibi piyasa katılımcılarının anlaşma kapsamında temin ettikleri elektrik enerjisinin nihai tüketiciye kadar sabit fiyat ile tedarikinin de sağlandığının tespit edilmesinin gerektiğinin belirtildiği, Bakanlığın ... tarih ve ... sayılı yazısında da belirtildiği üzere dava konusu düzenlemeyle ikili anlaşma yapan tüketicilerin korunması için getirilen muafiyete yönelik kuralın detaylandırılarak açıklanmasına ilişkin söz konusu değişikliğin yapıldığı anlaşılmaktadır. Davalı idarenin yerine getirdiği regülasyon işlevi göz önüne alındığında, elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için gerekli olan düzenlemeleri yapma yetkisi kapsamında, Usul ve Esaslar uyarınca sabit fiyat ile ikili anlaşma yapılması halinde muafiyet tanınmasındaki amacın, tüketicilere tedarik edilecek olan elektriğin, geçmiş dönemlerde sabit fiyat ile belirlenerek elektrik enerjisi fiyatlarında ileride oluşabilecek artışlardan nihai tüketicilerin korunmasının sağlanması olduğu, söz konusu uygulama kapsamında yaşanan tereddütleri gidermeye yönelik 11269 sayılı Kurul kararının 1. maddesiyle Usul ve Esaslar'ın 7. maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklik ile muafiyet tanınacak ikili anlaşma sahibi piyasa katılımcılarının anlaşma kapsamında temin ettikleri elektrik enerjisinin nihai tüketiciye kadar sabit fiyat ile tedarikinin de sağlandığının tespit edilmesi halinde ikili anlaşma miktarlarının destekleme bedeli hesabında kullanılması gerektiği yönünde ihdas edilen dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Her ne kadar, gerek bu davada gerek 11269 sayılı Kurul kararının iptali istemiyle açılan ve Dairemizce incelenen diğer davalarda, genel olarak, kanuni bir dayanak olmaksızın 11269 sayılı Kurul kararının 1. maddesiyle Usul ve Esaslar'ın 7. maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklik ile sözleşme hürriyetine müdahalede bulunulduğu, piyasaya müdahale edildiği, dava konusu düzenlemelerin hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı olduğu iddia edilmiş ise de, 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesinin on birinci fıkrasında, ulusal veya uluslararası piyasalarda elektrik enerjisi üretimine girdi olan emtia fiyatlarının ve/veya kaynak maliyetleri arasındaki farkların makul olmayan artışları nedenleriyle arz güvenliğinin ve/veya tüketicilerin korunması amacıyla Kurum tarafından üretim maliyetleri dikkate alınmak suretiyle her seferinde altı ayı geçmemek üzere kaynak bazında destekleme uygulamasına karar verilebileceği ve uygulamaya ilişkin usul ve esasların Bakanlığın görüşü alınmak suretiyle Kurum tarafından belirleneceğinin ifade edildiği, bu bağlamda, kaynak bazında destekleme bedeli uygulaması kapsamında yer alan dava konusu düzenlemelerin, 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesinin on birinci fıkrası uyarınca davalı idareye verilen yetki çerçevesinde Bakanlığın görüşü alınmak suretiyle ihdas edildiği anlaşıldığından, söz konusu düzenlemelerin kanuni dayanağının bulunduğu; Usul ve Esaslar'ın 7. maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklik kapsamında, bu düzenlemelerin yürürlüğe girmesinden önce veya sonra piyasa katılımcıları arasında imzalanmış veya imzalanacak anlaşmaların geçerliği veya bu anlaşmaların akdedilmesine ilişkin kurallara yer verilmediği görüldüğünden dava konusu düzenlemelerle piyasa katılımcıları arasında imzalanmış ve/veya imzalanacak ikili anlaşmalara müdahale edilmediği; Usul ve Esaslar kapsamında elektrik enerjisi fiyatlarının oluşumuna yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği, piyasa katılımcılarınca ilgili piyasalarda öngörülen asgari ve azami fiyat limitleri kapsamında verilen teklifler dikkate alınmak suretiyle piyasa takas fiyatı belirlendiğinden dava konusu düzenlemeler ile elektrik enerjisi piyasasına ve elektrik enerjisi fiyatlarının oluşumuna müdahalede bulunulmadığı anlaşılmaktadır. 30/03/2022 tarihinde yürürlüğe giren Usul ve Esaslar'ın Geçici 1. maddesinde, 08/03/2022 tarihinden önce 01/02/2022 ve sonrası için piyasa yönetim sistemine girişi yapılmış onaylı ikili anlaşmaların, kaynak bazında destekleme bedeli uygulaması kapsamında muafiyet hesabında dikkate alınabilmesi için bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği (30/03/2022) tarihten itibaren beş iş günü içerisinde piyasa işletmecisine (EPİAŞ) ibraz edilmesi gerektiğinin belirtildiği, öngörülen sürede piyasa katılımcıları tarafından ikili anlaşmaların EPİAŞ'a sunulması üzerine EPİAŞ tarafından söz konusu ikili anlaşmalara yönelik yapılan incelemede, beyan edilen bazı ikili anlaşmalar kapsamında temin edilen elektrik enerjisinin nihai tüketiciye kadar sabit fiyatla ulaşması gerekip gerekmediği konusunda tereddüt oluştuğundan bahisle EPİAŞ tarafından 15/04/2022 tarihli yazıyla Kurumdan görüş istendiği, bunun üzerine 15/04/2022 tarihli yazıyla Kurumca verilen cevapta, Usul ve Esaslar'da belirtilen sabit fiyat ile ikili anlaşma yapılması halinde muafiyet durumu değerlendirilirken, muafiyet tanınacak ikili anlaşma sahibi piyasa katılımcılarının anlaşma kapsamında temin ettikleri elektrik enerjisinin nihai tüketiciye kadar sabit fiyatla tedarikinin de sağlandığının tespit edilmesi gerektiğinin belirtildiği, bunun üzerine EPİAŞ tarafından piyasa katılımcılarına gönderilen 18/04/2022 tarihli yazıda, muafiyet tanınacak ikili anlaşma sahibi piyasa katılımcılarının anlaşma kapsamında temin ettikleri elektrik enerjisini nihai tüketiciye kadar sabit fiyatla tedarikinin sağlandığının tespit edilebilmesi için ihtiyaç duyulan bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenildiği, uygulama kapsamında 99 piyasa katılımcısı tarafından muafiyet başvurusunda bulunulduğu ve bunlardan 39'u tarafından, ikili anlaşma kapsamında temin edilen elektrik enerjisinin nihai tüketiciye kadar sabit fiyatla tedarikin sağlandığının beyan edilmesi üzerine muafiyet kapsamına alındıkları, bu kapsamda kaynak bazında destekleme bedeli uygulaması uyarınca piyasa katılımcıları hakkında herhangi bir fatura işlemi tahakkuk ettirilmeden önce muafiyet başvurusunda bulunan piyasa katılımcılarına, EPİAŞ'a ibraz edilen ikili anlaşmalar kapsamında temin edilen enerjinin nihai tüketiciye kadar sabit fiyat ile tedarik edilmesi durumunda muafiyet tanınacağının bildirildiği, her ne kadar 01/04/2022 tarihinde yürürlüğe giren kaynak bazında destekleme bedeli uygulaması sonrasında 29/09/2022 tarihli dava konusu düzenlemeyle Usul ve Esaslar'ın 7. maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklik kapsamında, piyasa katılımcıları arasında imzalanan sabit fiyatlı ikili anlaşmaların muafiyet verilmesi aşamasında dikkate alınabilmesi için bu anlaşmalar uyarınca temin edilen elektrik enerjisinin nihai tüketiciye kadar sabit fiyatla tedarik edilmesi gerektiği öngörülmüş ise de, söz konusu durumun kaynak bazında destekleme bedeli uygulamasının yürürlüğe girdiği ilk dönemden itibaren (01/04/2022-31/10/2022) dikkate alınarak uygulandığı, dava konusu düzenlemeyle ihdas edilen kuralın, muafiyete ilişkin hususların detaylı olarak açıklanmasına ilişkin olduğu anlaşıldığından, dava konusu düzenlemelerin hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırılık teşkil etmediği açıktır. Söz konusu Kurul kararı uyarınca davacı şirkete ait elektrik enerjisi üretim tesisine yönelik kaynak bazında destekleme bedeli uygulaması kapsamında EPİAŞ tarafından düzenlenen 17/01/2023 ve 16/02/2023 tarihli faturalar ile 12/01/2023 tarih ve 11574-5 sayılı Kurul kararının incelenmesi; EPİAŞ'ın 15/04/2022 tarihli görüş istem yazısı üzerine Kurumun ... tarih ve ... sayılı yazısıyla, doğrudan sabit fiyatla tüketiciye ulaşmayan ikili anlaşmaların muafiyet kapsamına girmediği değerlendirilerek, tüketicilerin yüksek elektrik enerjisi maliyetlerinden korunabilmesi için ikili anlaşma ile elektrik ticaretinin nihai tüketiciye kadar sabit fiyatla yapılmasının gerektiği, aksi takdirde tüketicilerin korunmasının mümkün olmadığı belirtilerek Usul ve Esaslar'da belirtilen sabit fiyat ile ikili anlaşma yapılması halinde muafiyet durumu değerlendirilirken, muafiyet tanınacak ikili anlaşma sahibi piyasa katılımcılarının anlaşma kapsamında temin ettikleri elektrik enerjisinin nihai tüketiciye kadar sabit fiyat ile tedarikinin de sağlandığının tespit edilmesi gerektiğinin EPİAŞ'a bildirildiği, EPİAŞ tarafından 18/04/2022 tarihinde üretici şirketlere gönderilen yazıda, Usul ve Esaslar uyarınca muafiyet tanınacak ikili anlaşma kapsamında temin ettikleri elektrik enerjisinin nihai tüketiciye kadar sabit fiyat ile tedarikinin de sağlandığının tespit edilmesi için ihtiyaç duyulan bilgi ve belgelerin ibraz edilmesinin istenildiği, istenen bilge ve belgelerin EPİAŞ'a sunulması üzerine, 24/05/2022 tarihli yazıyla muafiyet başvurusu olumlu sonuçlandırılarak davacı şirketten 6 (altı) ay boyunca destekleme bedeli alınmadığı; ancak, Kurum tarafından EPİAŞ'a gönderilen 07/11/2022 tarihli yazıyla, muafiyet kapsamındaki sabit fiyatlı ikili anlaşmalara ilişkin beyan ve belgelerin, kaynak bazında destekleme bedeli uygulamasının başladığı 01/04/2022 tarihinden itibaren yeniden incelenmesinin ve gerekli düzeltmelerin yapılmasının istenildiği, muafiyetten yararlanan tüm şirketler yönünden yeniden yapılan incelemelerde, gerçekleşen enerji iletimine ilişkin nihai verilere göre, davacı şirketin muafiyet beyanının aksine, sattığı enerjinin sadece bir kısmının nihai tüketiciye kadar sabit fiyatla ulaştığının tespit edildiği, davacı şirketin sunduğu ikili anlaşmalar uyarınca 65.814 MWh muafiyetten yararlanmasına karşılık sonradan yapılan incelemede bu miktarın 35.499 MWh'lik kısmının nihai tüketiciye sabit fiyattan ulaştırıldığının tespit edilmesi üzerine, Ekim 2022 döneminden itibaren davacı şirket hakkında kaynak bazında destekleme bedeli borcu tahakkuk ettirilmeye başlanarak Ekim-Kasım-Aralık 2022 dönemlerine ilişkin faturalarda kaynak bazında destekleme bedeli borcu kalemine yer verildiği; ayrıca, 12/01/2023 tarih ve 11574-5 sayılı Kurul kararıyla Nisan-Eylül 2022 döneminde ödenmeyen kaynak bazında destekleme bedeli borcunun davacı şirketten tahsil edilmesine karar verildiği ve söz konusu bedelin ödenmesine ilişkin EPİAŞ ile davacı şirket arasında imzalanan taksitlendirme sözleşmesi uyarınca düzenlenen 17/01/2023 ve 16/02/2023 tarihli faturalarda her bir aya ilişkin ödenmesi gereken kaynak bazında destekleme bedeli borçlarının ayrı ayrı gösterildiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda, 6446 sayılı Kanun'un 17. maddesinin on birinci fıkrası uyarınca tüketicilerin yüksek elektrik enerjisi maliyetlerinden korunabilmesi amacıyla muafiyet tanınacak ikili anlaşma sahibi piyasa katılımcılarının ikili anlaşma kapsamında temin ettikleri elektrik enerjisinin nihai tüketiciye kadar sabit fiyat ile tedarikinin sağlandığının tespit edilmesi gerektiğinden, davacı şirket tarafından söz konusu muafiyet aşamasında sunulan ikili anlaşmalara yönelik yeniden yapılan inceleme neticesinde, Nisan-Eylül 2022 dönemi (1. uygulama dönemi) sonrasında gerçekleşen enerji iletimi verileri dikkate alınarak davacı şirketin beyanının aksine muafiyet tanınan 65.814 MWh elektrik enerjisinin sadece 35.499 MWh'lik kısmının nihai tüketicilere sabit fiyat ile ulaştığının tespit edilmesi üzerine 2. uygulama döneminde (01/10/2022-31/03/2023), 1. uygulama dönemi sonuçları dikkate alınarak bu dönemde davacı şirketçe ödenmesi gerekip de ödenmeyen kaynak bazında destekleme bedelinin tahsil edilmesine yönelik 12/01/2023 tarih ve 11574-5 sayılı Kurul kararında ve bu Kurul kararı uyarınca düzenlenen 17/01/2023 ve 16/02/2023 tarihli fatura işlemlerinde hukuka aykırılık görülmemiştir. Her ne kadar davacı şirket tarafından, kaynak bazında destekleme bedeli borcunun nasıl hesaplandığının belirsiz olduğu, fatura borçlarının 6183 sayılı Kanun'un 51. maddesi uygulanarak tahsil edilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmekte ise, Usul ve Esaslar'da kaynak bazında destekleme bedelinin ve bu bedelin dağıtılmasına ilişkin usul ve esasların belirlendiği; ayrıca, Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği'nin 132/E maddesinde, piyasa katılımcılarının, söz konusu faturadan kaynaklanan net borcunu öngörülen sürede ödememesi halinde, ödenmesi gereken tutara temerrüt faizi uygulanacağının ve temerrüt faizi oranının 6183 sayılı Kanun'un 51. maddesine göre belirlenen faiz oranı olduğunun açıkça belirtildiği dikkate alındığında, davacı şirketin bu konudaki iddialarına itibar edilmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 19/12/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.