Başvurucular tarafı oldukları hukuk davasının otuz beş yılı aşkın süredir karara bağlanmamış olması ve uzun süren yargılama nedeniyle taşınmazlardan gerekli şekilde istifade edememeleri nedeniyle adil yargılama ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, ihlalin tespitiyle uğradıkları maddi ve manevi zararın tazminine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Başvurucular tarafı oldukları hukuk davasının otuz beş yılı aşkın süredir karara bağlanmamış olması ve uzun süren yargılama nedeniyle taşınmazlardan gerekli şekilde istifade edememeleri nedeniyle adil yargılama ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, ihlalin tespitiyle uğradıkları maddi ve manevi zararın tazminine karar verilmesini talep etmişlerdir. Başvuru, 7/6/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm tarafından 10/10/2013 tarihinde yapılan toplantıda, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 11/11/2013 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Mardin ili Derik ilçesi Çataltepe Köyü 397, 398, 402, 403, 406 ve 409 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespit çalışmaları neticesinde hazine adına tespit edilmesi üzerine, başvurucular dışındaki bazı şahıslar tarafından, yapılan tespitlerin iptali amacıyla 8/2/1978 tarihinde Derik Kadastro Mahkemesine davalar açılmış ve belirtilen bu davalar Mahkemenin E.1978/26-27-28-29-30-31 sıralarına kaydedilmiştir. 12/12/1979 tarihinde başvurucular tarafından yukarıda belirtilen davalara müdahil olmak için asli müdahale dilekçesi verilerek, taşınmazların kadastro çalışmaları öncesinde Derik Asliye Hukuk Mahkemesinin E.1978/24 sayılı dosyasında taraflarınca dava konusu edildiği bildirilmiştir. Başvurucuların belirttiği Derik Asliye Hukuk Mahkemesinin E.1978/24 sayılı dosyasının tetkikinden, başvurucu Sino Kaya ve diğer başvurucuların murisleri tarafından 3/11/1975 havale tarihli dilekçeyle Derik Asliye Hukuk Mahkemesine açılmış olan ve Mahkemenin E.1975/86 sırasına kaydı yapılan davanın yargılaması sonucunda verilen kararın bozulması üzerine, dosyanın Mahkemenin E.1978/24 sırasına kaydının yapıldığı ve Derik Kadastro Mahkemesinin 8/2/1978 tarihli yazısı ile taşınmazlara ilişkin kadastro tespit çalışmaları yapıldığının bildirilmesi üzerine, belirtilen dosyanın Derik Asliye Hukuk Mahkemesinin 16/5/1978 tarihli görevsizlik kararı ile Derik Kadastro Mahkemesine devredilmiş olduğu anlaşılmıştır. Görevsizlik kararı ile devredilen dosya ve Derik Kadastro Mahkemesinin E.1978/26-27-28-29-31 sayılı dosyaları ilgileri nedeniyle Mahkemenin E.1978/30 sayılı dosyası üzerinde birleştirilmiştir. Derik Kadastro Mahkemesinin 4/6/1982 tarih ve E.1978/30, K.1986/228 sayılı kararı ile 397, 398, 402, 403, 406 ve 409 parsel sayılı taşınmazların müdahiller adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Derik Tapulama Mahkemesinin kararı temyiz edilmekle, Yargıtay Hukuk Dairesinin 27/12/1982 tarihli kararlarıyla bozulmuş, bozma sonrası dosyanın Derik Kadastro Mahkemesinin E.1983/58 sırasına kaydı yapılmış, ilk derece Mahkemesinin 25/5/1984 tarih ve E.1983/58, K.1984/49 sayılı kararı ile taşınmazların müdahiller adına tapuya tesciline karar verilmiştir. İlk derece Mahkemesi kararı Yargıtay Hukuk Dairesinin 29/9/1987 tarihli kararlarıyla bozulmuş, bozma sonrası dosyanın Derik Kadastro Mahkemesinin E.1987/28 sırasına kaydı yapılmıştır. Derik Kadastro Mahkemesinin E.1987/28 sayılı dosyasında yürütülen yargılama neticesinde verilen 27/1/1993 tarih ve E.1987/28, K.1993/1 sayılı karar Yargıtay Hukuk Dairesinin 8/4/1994 tarihli kararlarıyla bozulmuş, bozma sonrası dosyanın Derik Kadastro Mahkemesinin E.1994/6 sırasına kaydı yapılmıştır. Derik Kadastro Mahkemesince E.1994/6 sayılı dosyanın, aralarındaki bağlantı nedeniyle Mahkemenin E.1995/6 sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiş, akabinde E.1994/6 sayılı dosya tefrik edilerek Mahkemenin E.1999/1 sırasına kaydı yapılmış olup, hâlihazırda ilk derece Mahkemesi önünde derdesttir.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.” 21/6/1987 tarih ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun “Genel olarak görev” kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Kadastro mahkemesi; taşınmaz mal mülkiyetine ve sınırlı ayni haklara, tapuya tescil veya şerh edilecek veyahut beyanlar hanesinde gösterilecek sair haklara, sınır ve ölçü uyuşmazlıklarına, kadastroya ve tapu sicilini ilgilendiren benzeri davalara ve özel kanunlarca kendisine verilen işlere bakar; Kadastroya veya kadastro ile ilgili verasete ait uyuşmazlıkları çözümleyebileceği gibi, istek üzerine veraset belgesi de verebilir.” 3402 sayılı Kanun’un “Kadastro davalarında usul” kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Kadastro hakimi, askı süresi içinde açılacak davalar ve kadastro müdürü tarafından mahkemeye tevdi olunacak taşınmaz mallara ait kadastro tutanakları ve mahalli hukuk mahkemelerinden devredilen işler hakkında dava dosyası açar. İlgililerin başvurusunu beklemeksizin kadastro tutanakları ile uyuşmazlığın çözümlenmesine etkili olabilecek kayıt ve diğer bilgileri ilgili dairelerden getirtir. Hakim, duruşma gününü taraflara Tebligat Kanunu hükümlerine göre resen tebliğ eder.” 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama usulü” kenar başlıklı maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları şöyledir: “Kadastro mahkemesinde gelmeyen tarafın yokluğunda duruşma yapılır. Taraflardan hiç biri gelmez ise dosya işlemden kaldırılmaz. Hakim, toplanması mümkün olan delilleri inceler ve 30 uncu madde hükmünce işi karara bağlar.…Bu Kanunun tatbikinde ayrıca açıklık bulunmıyan hallerde basit yargılama usulü uygulanır.Kadastro mahkemeleri adli tatile tabi değildir.” 3402 sayılı Kanun’un “Deliller ve hakimin takdiri” kenar başlıklı maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir: “Kadastro tutanaklarında beyanlarına başvurulan kişiler, bu beyanlarına gerekçe gösterilerek itiraz edilmedikçe, yeniden dinlenmezler. Ancak hakim, kadastro tutanağındaki beyanla, duruşma sırasında topladığı deliller arasında çelişki görürse, bunu gidermek için tutanakta beyanlarına başvurulan kimseleri tanık sıfatıyla yeniden dinleyebilir. Kadastro komisyonlarından gönderilen tutanaklar ile mahalli mahkemelerden devredilen dosyaların muhtevasından malik tespiti yapılamadığı veya dava açan mirasçının dışında başka mirasçıların da bulunduğu anlaşıldığı takdirde, hakim resen lüzum gördüğü diğer delilleri toplayarak taşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlüdür. Taşınmaz malın ölü bir şahsa ait olduğu anlaşılır ve mirasçıları da tespit edilemezse, ölü olduğu yazılmak suretiyle o şahsın adına tescil kararı verilir.” 3402 sayılı Kanun’un “Kararların tebliği, kanun yollarına başvurma ve ilamların infazı” kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Kadastro mahkemesi kararları Tebligat Kanunu hükümlerine göre resen taraflara tebliğ olunur.” 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama giderleri, kadastro harcı ve tahakkuku” kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi şöyledir: “Bu Kanun gereğince resen yapılması gereken soruşturma ve tebligat işlemleri için zaruri giderler, ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere bütçeye konulan ödenekten karşılanır.”