DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/61 E. , 2024/3152 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/61 Karar No : 2024/3152 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... VEKİLİ : Huk. ve Mev. Gen. Müd. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 23/05/2023 tarih ve E:2019/8857, K:2023/2695 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem:…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/61 E. , 2024/3152 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/61 Karar No : 2024/3152 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... VEKİLİ : Huk. ve Mev. Gen. Müd. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 23/05/2023 tarih ve E:2019/8857, K:2023/2695 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 01/05/2019 tarih ve 30761 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 30/04/2019 tarih ve 1014 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile yürürlüğe konulan "Şehir İçi Raylı Ulaşım Sistemleri, Metrolar ve Bunlarla İlgili Tesislerin Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca Üstlenilmesi, Devralınması ve Tamamlanmasını Müteakip Devri ile İlgili Şartların Belirlenmesine İlişkin Kararda Değişiklik Yapılması Hakkında Karar"ın iptali ile dayanağı olan, 18/01/2019 tarih ve 30659 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7161 sayılı Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 67. ve 68. maddelerinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir. Daire kararının özeti:Danıştay Onuncu Dairesinin 23/05/2023 tarih ve E:2019/8857, K:2023/2695 sayılı kararıyla; 22/12/2021 tarih ve 31697 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14/07/2021 tarih ve E:2019/32, K:2021/54 sayılı Anayasa Mahkemesi kararıyla, 655 sayılı Ulaştırma ve Altyapı Alanına İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 7161 sayılı Kanun'un 67. maddesiyle değişik 15. maddesinin 2. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “Cumhurbaşkanınca yapımının üstlenilmesine karar verilen” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin reddine, üçüncü cümlesinde yer alan “Cumhurbaşkanınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde hesaplanan kesinti tutarının” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline, altıncı cümlesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin reddine; 68. maddesiyle 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen geçici 10. maddenin 1. fıkrasının birinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline, ikinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve iptal talebinin reddine karar verildiği görüldüğünden, davacının anılan maddelere yönelik Anayasa'ya aykırılık iddialarının yerinde görülmediği, Yetki yönünden; 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 7161 sayılı Kanun'la değişik 15. maddesi uyarınca, "belediyelere genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden ayrılacak payın" oranının tespitine ilişkin hususların dava konusu Cumhurbaşkanı kararıyla düzenlenmesinde yetki yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı; Öte yandan, her ne kadar, dava konusu düzenlemenin dayanağı olan 655 sayılı KHK'nın, 7161 sayılı Kanun'un 67. maddesiyle değişik 15. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "Cumhurbaşkanınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde hesaplanan kesinti tutarının" ibaresi Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş ise de; 22/12/2021 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan söz konusu iptal kararı nedeniyle meydana gelecek olan hukuksal boşluğun kamu yararını olumsuz yönde etkileyecek nitelikte olduğu belirtilerek kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği; dava konusu düzenlemenin yürürlüğe konulduğu 01/05/2019 tarihinde Anayasa Mahkemesince verilmiş bir iptal kararının olmaması, başka bir anlatımla iptali istenilen düzenlemenin yasal dayanağının bulunması karşısında, düzenlemede bu yönüyle de yetki unsuru yönünden hukuka aykırılık görülmediği; Dava konusu Cumhurbaşkanı kararının 1. maddesi ile değişik 25/10/2010 tarih ve 2010/1115 sayılı Bakanlar Kurulu kararının 8. maddesinin, 1. fıkrası yönünden; dava konusu kuralın, dayanağı 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 15. maddesinin 2. fıkrasıyla benzer şekilde düzenlendiği, ayrıca ilk defa 2015/7759 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla getirilen işletme devri sisteminin merkezi yönetim bütçesi üzerindeki yükün mümkün olduğunca gecikmeye mahal verilmeksizin süratle hafifletilerek kamu kaynaklarının zorunlu diğer kamusal ihtiyaçlara yönlendirilmesini amaçladığı, dolayısıyla üst hukuk normlarına ve kamu yararı amacına aykırı bir yönünün bulunmadığı, 2. fıkrası yönünden; dava konusu fıkrada, 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 15. maddesinin, 17/01/2019 tarih ve 7161 sayılı Kanun'un 67. maddesiyle değişik 2. fıkrası ile aynı hükümler tekrar edildikten sonra, dayanak Kanun'da Cumhurbaşkanına tanınan kesinti tutarını belirleme yetkisi kullanılmak suretiyle, genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden belediyeye ayrılacak payın % 5'inin aylık geri ödeme tutarı olarak tespit edildiği, kamu kaynaklarının zorunlu diğer kamusal ihtiyaçlara aktarılması amacıyla yapılan ödeme yöntemi değişikliğinin üst hukuk normlarına ve kamu yararı amacına aykırı olmadığı; öte yandan, dava konusu düzenlemenin, üst hukuk normu niteliğinde bulunan 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 15. maddesinin 2. fıkrasının Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine yeniden düzenlenen haliyle de uyumlu olduğu; dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı ile işletme devrinin yeterli şart olarak kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmekte ise de; geri ödeme tarihinin başlangıcına işletme devrinin esas alınmasına ilişkin düzenlemenin ilk olarak 15/06/2015 tarihli, 2015/7759 sayılı Bakanlar Kurulu kararı değişikliği ile getirildiği, ayrıca anılan düzenlemenin amacının merkezi yönetim bütçesi üzerindeki yükün ivedilikle hafifletilerek kamu kaynaklarının zorunlu diğer kamusal ihtiyaçlara yönlendirilmesi olduğu, bu çerçevede davalı idarenin, davacının 2014 yılından bu yana ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğine yönelik savunma dilekçesindeki iddiaları dikkate alındığında; proje maliyetinin bir an önce karşılanmasını teminen getirilen söz konusu düzenlemede kamu yararına aykırı bir yön de bulunmadığı, 3. fıkrası yönünden; anılan kuralın, dayanağı 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 15. maddesinin 2. fıkrasıyla benzer şekilde düzenlendiği, Kanun hükmünün kamu alacağının tahsil olanağını güçlendirerek alacağı güvence altına almayı amaçladığı ve kanunların geriye yürümezliği ilkesi gereği yürürlüğe girdiği 18/01/2019 tarihinden itibaren doğacak borçlar yönünden ilgili belediyelerin müteselsil sorumluluğuna başvurulabileceği anlaşıldığından, dava konusu düzenlemede üst hukuk normlarına, kamu yararı amacına ve hizmet gereklerine aykırı bir yönün bulunmadığı, 4. fıkrası yönünden; söz konusu kuralın, dayanağı 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 15. maddesinin 2. fıkrası ile benzer şekilde düzenlendiği, ayrıca kamu alacağının tahsilinin kolaylaştırılması ve güvence altına alınması amacını taşıdığı, dolayısıyla üst hukuk normlarına ve kamu yararına aykırı bir yönünün bulunmadığı, Dava konusu Cumhurbaşkanı kararının 2., 3. ve 4. maddeleri yönünden; Anılan kurallar yönünden davacının açıkça bir hukuka aykırılık iddiası olmadığı gibi, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine ve dayanağı mevzuatta bu kapsamda gerçekleştirilen değişikliklere uyum sağlama amacıyla getirilen düzenlemelerde ilgili mevzuata aykırılık bulunmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Anayasa Mahkemesinin 22/12/2021 tarih ve 31697 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14/07/2021 tarih ve E:2019/32, K:2021/54 sayılı iptal kararı sonucunda, dava konusu düzenlemenin yasal dayanağının kalmadığı, iptal kararının yürürlüğünün ertelenmesinin dayanak Yasa hükümlerinin hukuka uygun sayılması sonucunu doğurmayacağı, adli yargıda lehlerine tesis edilen hükümlerin kesin hüküm halini aldığı ve bu davaya etkilerinin irdelenmesi gerektiği, Büyükşehir Belediyesinin sorumluluğuna gidilebilmesi için mülkiyetin devredilmiş olması ve protokolü imzalayan bağlı kuruluşun ve/veya şirketin faaliyetinin sona ermiş olması gerektiği, sözleşme ile hüküm altına alınan koşulların idari bir işlemle ağırlaştırılmasının kazanılmış haklarını ihlal ettiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Anayasa Mahkemesince bir kanun veya kanun hükmünde kararname hükmünün Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde eldeki davaların Anayasaya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı olacaktır. Bu nedenle, 2010/1115 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan kararın, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı ile değişik 8. maddesinin 2. fıkrasının, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine kanuni dayanaktan yoksun kaldığı ve Daire kararının anılan kısmına yönelik davacı temyizinin kabul edilerek kararın ilgili kısmının bozulması; diğer kısımlara yönelik temyiz isteminin ise reddedilmesi ve ilgili kısımların onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Mülga 3348 sayılı Ulaştırma Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'da 13/07/2010 tarih ve 27640 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6001 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler ile büyükşehir belediyelerinin bu Kanun'un yürürlük tarihi itibarıyla yapımı devam etmekte olan şehir içi raylı ulaşım sistemleri ve metro projelerinin, Bakanlıkça devralınabileceği düzenlenmiştir. Anılan Kanun hükmüne dayanılarak, 25/10/2010 tarih ve 2010/1115 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Şehir İçi Raylı Ulaşım Sistemleri, Metrolar ve Bunlarla İlgili Tesislerin Ulaştırma Bakanlığınca Devralınması ve Tamamlanmasını Müteakip Devri ile İlgili Şartların Belirlenmesine İlişkin Karar 10/12/2010 tarih ve 27781 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve Ankara Büyükşehir Belediyesine ait dört metro projesi Bakanlıkça devralınacak projeler kapsamına alınmıştır. Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararıyla, 2010/1115 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı kapsamındaki projelerin Bakanlığa devri konusunda EGO Genel Müdürlüğü yetkilendirilmiştir. EGO Genel Müdürlüğü ile Ulaştırma Bakanlığı adına Demiryollar, Limanlar ve Hava Meydanları İnşaatı Genel Müdürlüğü arasında 25/04/2011 tarihinde, Ankara Metrosu 2. Aşama (M2) Kızılay-Çayyolu-2 İstasyonları Arası Metro Hattının Devir Protokolü, Ankara Metrosu 3. Aşama (M3) Batıkent-Sincan (OSB İstasyonu) Arası Metro Hattının Devir Protokolü, Ankara Metrosu 4. Aşama (M4) Tandoğan (TCDD ANKARA GARI)-Keçiören (Gazino İstasyonu) Arası Metro Hattının Devir Protokolü ve Ankara Metrosu Elektro-Mekanik İşinin Devir Protokolü adı altında 4 adet protokol imzalanmıştır. Bu protokoller ile yapımı devralınan projelerden Ankara Metrosu 2. Aşama (M2) Kızılay-Çayyolu-2 İstasyonları Arası Metro Hattının işletmesi 13/03/2014 tarihinde Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ile EGO Genel Müdürlüğü arasında imzalanan "İşletme Devir Tutanağı" ile devredilmiş, bunun ardından ise söz konusu metro hattının işletmesi ... tarih ve ... sayılı encümen kararıyla ... A.Ş.'ye devredilmiştir. Yine Ankara Metrosu 3. Aşama (M3) Batıkent-Sincan (OSB İstasyonu) Arası Metro Hattına ilişkin olarak 14/02/2014 tarihinde Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı ile EGO Genel Müdürlüğü arasında "İşletme Devir Tutanağı" düzenlenmiş ve söz konusu metro hattının işletmesi ... tarih ve ... sayılı encümen kararıyla ... A.Ş.'ye devredilmiştir. 2010/1115 sayılı Bakanlar Kurulu kararının, söz konusu projenin gerek Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı'na (Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü) yapım için devri gerekse de yapımı tamamlandıktan sonra EGO Genel Müdürlüğüne devri tarihlerinde yürürlükte olan halinde, devralan kuruluşun (EGO Genel Müdürlüğünün) proje maliyet bedelini, devredilen projeden sağlanan tüm brüt gelirlerinin % 15’ini Hazine Müsteşarlığının hesaplarına aktarmak suretiyle ödeyeceği; devralan kuruluşun belediye bağlı idaresi, belediye bağlı idaresinin ve/veya belediyenin sermayesinin yüzde ellisinden fazlasına sahip olduğu şirket olması halinde ve herhangi bir sebeple devralan kuruluşun faaliyetlerinin sonlandırılması halinde, bu Karar kapsamında ilgili kuruluş tarafından yerine getirilmesi gereken tüm yükümlülüklerin ilgili belediye tarafından üstlenilmiş sayılacağı kurala bağlanmıştır. Anılan Bakanlar Kurulu kararında çeşitli değişiklikler yapılmış ve nihayet dava konusu Cumhurbaşkanı kararı ile yapılan değişikliğin iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Dava konusu değişiklikten önce, ilk olarak 18/02/2015 tarih ve 29271 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile 2010/1115 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın 8. maddesinin 2. fıkrasının birinci cümlesi “Devralan kuruluş, merkezi yönetim bütçesinden karşılanan proje maliyetlerinin ifa edildiği tarihe kadar, devredilen projeden sağlanan tüm brüt gelirlerini Hazine Müsteşarlığınca belirlenen banka hesabına aktarır.” şeklinde değiştirilmiş; 10/07/2015 tarih ve 29412 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan bir başka değişiklikle ise 2010/1115 sayılı kararın 2. maddesinin 1. fıkrasına proje maliyet bedeli tanımına dair bent eklenmiş (buna göre "proje maliyet bedeli", projenin mülkiyet devrine kadar proje için merkezi yönetim bütçesinden yapılan harcamaların toplam tutarı olarak tanımlanmış), 8. maddesine eklenen 4. fıkra ile brüt gelirin kapsamına nelerin girdiği belirlenmiş, 5. fıkra ile ise; “Mülkiyet devri yapılmadan projenin işletmeye engel teşkil etmeyecek durumda devrinin yapılarak işletmeye alınması ve projeden gelir elde edilmeye başlanması durumunda bu maddenin ikinci fıkrasındaki hükümler geçerlidir.” hükmü getirilerek alacağın istenebilir hale gelmesi mülkiyet devri koşulu yerine işletme devri koşuluna bağlanmıştır. Aynı değişiklik düzenlemesi ile eklenen geçici 1. ve 2. maddelerde ise, projelerden devri yapılanların bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar elde edilen brüt proje gelirlerinin %15’inin bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 30 iş günü içinde Hazine Müsteşarlığının T.C. Merkez Bankasındaki ilgili hesabına defaten aktarılacağı, vadesinde ödenmeyen alacaklara 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı düzenlemesi getirilmiştir. 18/01/2019 tarih ve 30659 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7161 sayılı Kanun'un 67. ve 68. maddeleri ile, 655 sayılı Ulaştırma ve Altyapı Alanına İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 15. maddesinin ikinci fıkrasında değişiklik yapılması ve geçici 10. madde eklenmesi üzerine dava konusu Cumhurbaşkanı kararı yayımlanmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 18/01/2019 tarih ve 30659 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7161 sayılı Kanun ile 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 15. maddesinin 2. fıkrası değiştirilmiş ve anılan Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 10. madde eklenmiştir. Değişiklikler sonrasında, 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 15. maddesinin 2. fıkrası, "(2) Cumhurbaşkanınca yapımının üstlenilmesine karar verilen teleferik, füniküler, monoray, metro ve şehir içi raylı ulaşım sistemlerinin Bakanlıkça yapımının tamamlanmasından sonra, Bakanlık bağlı, ilgili veya ilişkili kuruluşları dışında bir kuruluşa mülkiyetinin maliyet bedeli üzerinden devri düzenlenecek protokoller ile gerçekleştirilir. Ancak proje, projenin tümü tamamlanmadan önce işletmeye açılabilecek durumda ise düzenlenecek protokoller ile mülkiyet devrine kadar işletmenin devri ile hizmete açılabilir. Devralan kuruluş, merkezi yönetim bütçesinden karşılanan ve/veya karşılanacak olan toplam proje maliyet bedelini, mülkiyet ve/veya işletme devir tarihinden itibaren bu bedelin ifa tarihine kadar her ay ilgili belediyenin genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden ayrılacak paylardan Cumhurbaşkanınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde hesaplanan kesinti tutarının Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından ilgili hesaba aktarılmasıyla öder. Devralan kuruluşun belediye bağlı idaresi, belediye bağlı idaresinin ve/veya belediyenin sermaye payına sahip olduğu şirket olması halinde ilgili belediye, yükümlülüklerin yerine getirilmesinden devralan kuruluş ile birlikte müteselsilen sorumludur. Vadesinde kısmen veya tamamen ödenmeyen taksit tutarlarının tahakkuk eden gecikme zammıyla birlikte vade tarihinden itibaren yirmi beş iş günü içerisinde ödenmemesi halinde bu tutarlar için 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır. Bu maddenin uygulamasına ilişkin diğer usul ve esaslar Cumhurbaşkanınca belirlenir." halini almış; 655 sayılı KHK'ya eklenen geçici 10. maddede ise, “Bakiye tutarların tahsili Geçici Madde 10- (1) Bu maddeyi ihdas eden Kanunla değiştirilen 15 inci maddenin ikinci fıkrası, bu maddenin yayımı tarihi itibarıyla hâlihazırda işletmesi devredilmiş olan projelerin bu maddenin yayımı tarihinden önce hesaplanan yönteme göre ödenmeyen bakiye tutarlarını da kapsar. Bu maddenin yayımı tarihinden önce bu projeler kapsamında kısmen veya tamamen ödenmeyen tutarlar bu maddenin yayımı tarihinden itibaren 180 gün içinde Hazine ve Maliye Bakanlığının Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasındaki ilgili hesabına defaten aktarılır.” düzenlemesi yer almış ve söz konusu değişiklikler 18/01/2019 tarihi itibarıyla yürürlüğe girmiştir. Anılan yasal değişikliklerin ardından, 01/05/2019 tarih ve 30761 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, dava konusu 30/04/2019 tarih ve 1014 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının 1. maddesiyle, 25/10/2010 tarih ve 2010/1115 sayılı Bakanlar Kurulu kararı eki Şehir İçi Raylı Ulaşım Sistemleri, Metrolar ve Bunlarla İlgili Tesislerin Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca Üstlenilmesi, Devralınması ve Tamamlanmasını Müteakip Devri ile İlgili Şartların Belirlenmesine İlişkin Karar'ın 8. maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir: "Madde 8- (1) Projenin Bakanlıkça yapımının tamamlanmasından sonra, Bakanlığın bağlı, ilgili veya ilişkili kuruluşları dışında bir kuruluşa mülkiyetin devri maliyet bedeli üzerinden gerçekleştirilir. Ancak proje, projenin tümü tamamlanmadan önce işletmeye açılabilecek durumda ise düzenlenecek protokoller ile mülkiyet devrine kadar işletmenin devri ile hizmete açılabilir. Devir işlemi düzenlenecek protokol ile gerçekleştirilir. (2) 2/7/2008 tarihli ve 5779 sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanunun kesintileri düzenleyen 7. maddesine göre yürürlüğe konulan 15/3/2010 tarihli ve 2010/238 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında belinilen oranlara ilave olarak ve kesintisiz dönemler dâhil olmak üzere, devralan kuruluş, merkezi yönetim bütçesinden karşılanan ve/veya karşılanacak olan toplam proje maliyet bedelini, mülkiyet ve/veya işletme devir tarihinden itibaren bu bedelin ifa tarihine kadar her ay ilgili belediyenin genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden ayrılacak paylardan %5 oranında kesintinin Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından ilgili hesaba aktarılmasıyla öder. (3) Devralan kuruluşun belediye bağlı idaresi, belediye bağlı idaresinin ve/veya belediyenin sermaye payına sahip olduğu şirket olması halinde ilgili belediye, yükümlülüklerin yerine getirilmesinden devralan kuruluş ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu husus Bakanlık ile belediyeler arasında yapılan protokollerde de ayrıca belirtilir. (4) Vadesinde kısmen veya tamamen ödenmeyen taksit tutarlarının tahakkuk eden gecikme zammıyla birlikte vade tarihinden itibaren yirmi beş iş günü içerisinde ödenmemesi halinde bu tutarlar için, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır." Dava konusu düzenlemenin dayanağı olan 17/01/2019 tarih ve 7161 sayılı Kanun'un 67. maddesiyle değiştirilen 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 15. maddesinin 2. fıkrasının 3. cümlesinde yer alan “...Cumhurbaşkanınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde hesaplanan kesinti tutarının...” ibaresi de dahil olmak üzere 7161 sayılı Kanun'un bazı hükümlerinin iptali istemiyle açılan dava sonucunda verilen ve 22/12/2021 tarih ve 31697 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14/07/2021 tarih ve E:2019/32, K:2021/54 sayılı Anayasa Mahkemesi kararıyla; "dava konusu kuralda, Cumhurbaşkanı’na verilen kesinti tutarının tespitine ilişkin yetkinin kullanılabilmesi için objektif bir ölçüt belirlenmediği gibi genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamından ayrılacak paylar üzerinden hesaplanacak kesinti tutarının ne kadar olacağına ilişkin alt ve üst sınırların da öngörülmediği, kuralla Cumhurbaşkanı’na bırakılan belediyenin genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamından ayrılacak paylar üzerinden hesaplanacak kesinti tutarını belirleme yetkisinin genel çerçevesinin çizilmediği, kesinti tutarının ne kadar olacağına ilişkin temel esaslar ve ilkelerin belirlenmediği, buna göre belediyelerin, kendilerine verilmiş olan görevleri gerçekleştirebilmeleri için ihtiyaç duydukları en önemli gelir kaynaklarından birisi olan genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamından ayrılacak paylar üzerinden hesaplanacak kesinti tutarının herhangi bir ölçüt ve sınır belirlemeksizin Cumhurbaşkanınca belirlenmesine imkân tanıyan kuralın, belirlilik ilkesi ve yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesi ile yerel yönetimlerin özerkliği ilkesiyle bağdaşmadığı" sonucuna varılarak, kuralın Anayasa’nın 2., 7. ve 127. maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Dava konusu düzenlemenin dayanağı olan 655 sayılı KHK'nın, 7161 sayılı Kanun'un 67. maddesiyle değişik 15. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "Cumhurbaşkanınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde hesaplanan kesinti tutarının" ibaresi Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş ise de; söz konusu iptal kararı 22/12/2021 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanmış, ayrıca Anayasa Mahkemesi tarafından iptal kararı nedeniyle meydana gelecek olan hukuksal boşluğun kamu yararını olumsuz yönde etkileyecek nitelikte olduğu belirtilerek, Anayasa'nın 153. maddesi ve 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra (22/09/2022 tarihi itibarıyla) yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesinin anılan kararının ardından, 28/05/2022 tarih ve 31849 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7407 sayılı Kanun'un 19. maddesiyle, 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 15. maddesinin 2. fıkrası, "Devralan kuruluş, merkezi yönetim bütçesinden karşılanan ve/veya karşılanacak olan toplam proje maliyet bedelini, mülkiyet ve/veya işletme devir tarihinden itibaren bu bedelin ifa tarihine kadar her ay ilgili belediyenin genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden ayrılacak paylarının azami %5’i oranında Cumhurbaşkanınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde hesaplanan kesinti tutarının Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından ilgili hesaba aktarılmasıyla öder." şeklinde değiştirilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, 25/10/2010 tarih ve 2010/1115 sayılı Bakanlar Kurulu kararı eki Karar'ın dava konusu Cumhurbaşkanlığı kararının 1. maddesi ile değişik 8. maddesinin 2. fıkrasının iptali istemi yönünden davanın reddine ilişkin kısımları dışındaki kısmı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Temyize konu kararın, 25/10/2010 tarih ve 2010/1115 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Karar'ın, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının 1. maddesiyle değiştirilen 8. maddesinin 2. fıkrasına ilişkin kısmına gelince; Anayasa Mahkemesi kararlarının muhteviyatı, sonuç ve etkileri, geriye yürümesi ve söz konusu kararlardan önce yürürlükte olan Anayasa'ya aykırı kural döneminde tesis edilen işlemlere karşı açılan ve halen görülmekte olan davaların Anayasa Mahkemesi kararlarından ve bu kararlar uyarınca yapılan yeni yasal düzenlemelerden ne şekilde etkileneceği hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Anayasa'nın 152. maddesinin 3. fıkrasında "...Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır." kuralı, 153. maddesinin 3. fıkrasında, "Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez"; 5. fıkrasında, "İptal kararları geriye yürümez."; 6. fıkrasında ise, "Anayasa Mahkemesi Kararları Resmi Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." kuralları yer almaktadır. Anayasa'nın anılan hükümleri uyarınca, itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulan bir kurala ilişkin kararın hüküm kesinleşinceye kadar gelmesi durumunda mahkemeler bu karara uymak zorundadır ve bu karar yasama, yürütme ve yargı organları, idare makamları, gerçek ve tüzel kişiler için bağlayıcıdır. Bu hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da kanun hükmünde kararnamenin uygulanması nedeniyle dava açan ve Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin açtığı davalarda da; uyuşmazlığın çözümünde esas alınacak olan kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması halinde, iptal hükmünün uyuşmazlık yönünden değerlendirilmesi Anayasa'da yer alan eşitlik ve hukuk devleti ilkelerinin bir gereği olduğundan, bu durum Anayasa'nın 153. maddesinin 5. fıkrasında yer alan iptal kararlarının geriye yürümezliği ilkesine aykırılık teşkil etmeyecektir. Kural olarak kanunların, aksi belirtilmedikçe yürürlüğe girdikleri tarihten itibaren uygulanmaya başlanacağı ve bu tarihten sonra meydana gelen olaylara tatbik edileceği, ayrıca, hukuka uygunluk karinesinden yararlanan ve iptal edilmediği ya da yürürlükten kaldırılmadığı sürece, hukuk aleminde varlığını ve etkilerini devam ettiren idari işlemlerin hukuki denetiminin, tesis edildiği dönemde yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri çerçevesinde gerçekleştirileceği açık ise de; dava konusu düzenlemenin dayanağı olan 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 15. maddesinin 2. fıkrasının üçüncü cümlesinde, Anayasa Mahkemesinin 22/12/2021 tarih ve 31697 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14/07/2021 tarih ve E:2019/32, K:2021/54 sayılı iptal kararında yer alan "hesaplanacak kesinti tutarının herhangi bir ölçüt ve sınır belirlemeksizin Cumhurbaşkanınca belirlenmesine imkân tanıyan kuralın, belirlilik ilkesi ve yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesi ile yerel yönetimlerin özerkliği ilkesiyle bağdaşmadığı" yolundaki gerekçe dikkate alınarak, iptal kararı üzerine yapılan yasal değişikliğin dikkate alınması gerektiği sonucuna varılmıştır. 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin, 7161 sayılı Kanun'un 67. maddesiyle değişik 15. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "Cumhurbaşkanınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde hesaplanan kesinti tutarının" ibaresinin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi üzerine (iptal kararının yürürlüğünün ertelenme süresi içinde) 7407 sayılı Kanun'un 19. maddesiyle, 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 15. maddesinin 2. fıkrasının üçüncü cümlesi yeniden düzenlenerek, "Devralan kuruluş, merkezi yönetim bütçesinden karşılanan ve/veya karşılanacak olan toplam proje maliyet bedelini, mülkiyet ve/veya işletme devir tarihinden itibaren bu bedelin ifa tarihine kadar her ay ilgili belediyenin genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden ayrılacak paylarının azami %5’i oranında Cumhurbaşkanınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde hesaplanan kesinti tutarının Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından ilgili hesaba aktarılmasıyla öder." hükmü yürürlüğe konulmuş ve anılan KHK'ya "Bakiye tutarların tahsili" başlıklı geçici 10. madde eklenmiştir. Geçici 10. madde, "Bu maddeyi ihdas eden Kanunla değiştirilen 15 inci maddenin ikinci fıkrası, bu maddenin yayımı tarihi itibarıyla hâlihazırda işletmesi devredilmiş olan projelerin bu maddenin yayımı tarihinden önce hesaplanan yönteme göre ödenmeyen bakiye tutarlarını da kapsar. Bu maddenin yayımı tarihinden önce bu projeler kapsamında kısmen veya tamamen ödenmeyen tutarlar bu maddenin yayımı tarihinden itibaren 180 gün içinde Hazine ve Maliye Bakanlığının Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasındaki ilgili hesabına defaten aktarılır.” düzenlemesini içermektedir. Buna göre; dava konusu Karar'ın dayanağı olan, 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 15. maddesinin, Anayasa Mahkemesince iptal kararının yürürlüğe girmesi için belirlenen dokuz aylık erteleme süresi içinde iptal gerekçesine uygun olarak yeniden düzenlenen, 2. fıkrasının üçüncü cümlesinde belediyenin genel bütçe vergi gelirleri tahsilat toplamı üzerinden ayrılacak payların üzerinden kesinti yapılabilecek azami tutar % 5 olarak belirlenmiş, KHK'ya eklenen geçici 10. madde uyarınca ise, 18/01/2019 tarihinden önce işletilmesi devredilmiş olan projelerin ödenmeyen tutarlarının 15. maddenin 2. fıkrası kapsamındaki usul ve esaslara göre tahsil edileceği öngörülmek suretiyle, 7161 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 18/01/2019 tarihinden sonraki dönemde, iptal kararı ile oluşan hukuksal boşluk giderilmiştir. Bu durumda, 2010/1115 sayılı Bakanlar Kurulu kararı eki Karar'ın 01/05/2019 tarih ve 30761 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 30/04/2019 tarih ve 1014 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile değişik 8. maddesinin 2. fıkrasının yasal dayanağının bulunduğu ve söz konusu fıkrada dayanağı üst hukuk normlarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 23/05/2023 tarih ve E:2019/8857, K:2023/2695 sayılı kararının, 2010/1115 sayılı Bakanlar Kurulu kararı eki Karar'ın 30/04/2019 tarih ve 1014 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile değişik 8. maddesinin 2. fıkrası yönünden yukarıda belirtilen gerekçeyle olmak üzere ONANMASINA, 3. Kullanılmayan ... TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine, 4. Kesin olarak, 05/12/2024 tarihinde, 2010/1115 sayılı Bakanlar Kurulu kararı eki Karar'ın 30/04/2019 tarih ve 1014 sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile değişik 8. maddesinin 2. fıkrası yönünden oyçokluğu, diğer kısımlar yönünden oybirliği ile karar verildi. KARŞI OY X- Dava; 01/05/2019 tarih ve 30761 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 30/04/2019 tarih ve 1014 sayılı Şehir İçi Raylı Ulaşım Sistemleri, Metrolar ve Bunlarla İlgili Tesislerin Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca Üstlenilmesi, Devralınması ve Tamamlanmasını Müteakip Devri ile İlgili Şartların Belirlenmesine İlişkin Kararda Değişiklik Yapılması Hakkında Cumhurbaşkanı Kararı'nın iptali ile 18/01/2019 tarih ve 30659 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Vergi Kanunları ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 7161 sayılı Kanunun 67. ve 68. maddelerinin iptali için itirazı yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulması istemiyle açılmıştır. Anayasa Mahkemesinin 22/12/2021 tarih ve 31697 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14/07/2021 tarih ve E:2019/32, K:2021/54 sayılı kararı ile, dava konusu düzenlemenin dayanağı olan 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 15. maddesinin 7161 sayılı Kanun'un 67. maddesiyle değiştirilen 2. fıkrasının 3. cümlesinde yer alan “Cumhurbaşkanınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde hesaplanan kesinti tutarının” ibaresi ile 7161 sayılı Kanun'un 68. maddesiyle 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Geçici 10. maddenin 1. cümlesinin iptaline, iptal kararı nedeniyle doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden bu ibare ve cümleye ilişkin iptal hükümlerinin kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası "Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmi Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez."; dördüncü fıkrası "İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar."; beşinci fıkrası ise, "İptal kararları geriye yürümez." kuralını taşımaktadır. Anayasa Mahkemesince bir yasanın veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde eldeki davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemez. Bir başka anlatımla, Anayasa Mahkemesi'nin, iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi ileriye dönük olarak ertelemiş bulunması öncelikle yasama organına aynı konuda, iptal kararının gerekçesine uygun olarak yeni bir düzenleme için olanak tanımak ve ortada hukuki bir boşluk yaratmamak amacına yönelik olup her durumda yargı mercilerinin bakmakta oldukları uyuşmazlıklarda hukuka ve Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş kuralları uygulaması ve uyuşmazlıkları bu kurallara göre çözümlemesi sonucunu doğurmaz. Anayasa Mahkemesi'nce iptal kararının yürürlüğe girmesi için verilen sürenin, Mahkemenin iptal kararının gerekçesiyle birlikte dikkate alınması ve yorumlanması gerekmektedir. Bu durumda; 2010/1115 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan "Şehir İçi Raylı Ulaşım Sistemleri, Metrolar ve Bunlarla İlgili Tesislerin Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca Üstlenilmesi, Devralınması ve Tamamlanmasını Müteakip Devri ile İlgili Şartların Belirlenmesine İlişkin Karar"ın dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı ile değişik 8. maddesinin 2. fıkrasının, dayanağı olan Kanun Hükmünde Kararname hükümlerinin Anayasa Mahkemesinin 22/12/2021 tarih ve 31697 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14/07/2021 tarih ve E:2019/32, K:2021/54 sayılı kararı ile iptal edilmiş olması nedeniyle, hukuka aykırı olduğu açıktır. Açıklanan nedenle, Daire kararının anılan kısmına yönelik davacı temyizinin kabul edilmesi ve kararın ilgili kısmının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına karşıyım.