9. Ceza Dairesi 2008/6292 E. , 2008/11012 K. Mahkemesi :Ağır Ceza Karar Tarihi : Yasadışı örgüt propagandası yapmak suçundan sanık ... ... hakkında yapılan yargılama sırasında, adı geçen sanığın 22/07/2007 tarihinde yapılan genel seçimlerde milletvekili seçilmesi sebebiyle, isnat edilen suçun 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 14. maddesi kapsamındaki suçlardan olmadığından bahisle, Anayasa'nın 83/2 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddeleri gereğin…
**9. Ceza Dairesi 2008/6292 E. , 2008/11012 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Ağır Ceza Karar Tarihi : Yasadışı örgüt propagandası yapmak suçundan sanık ... ... hakkında yapılan yargılama sırasında, adı geçen sanığın 22/07/2007 tarihinde yapılan genel seçimlerde milletvekili seçilmesi sebebiyle, isnat edilen suçun 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 14. maddesi kapsamındaki suçlardan olmadığından bahisle, Anayasa'nın 83/2 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddeleri gereğince yargılamanın durmasına dair, Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/01/2008 tarihli ve 2006/368 esas, 2008/15 sayılı kararına Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan itirazın reddine ilişkin, Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 01/02/2008 tarihli ve 2008/71 müteferrik sayılı kararı ile ilgili olarak; Dosya kapsamına göre, sanığın milletvekili seçilmeden önce ... Yardımcısı olduğu dönemde 03/09/2006 tarihinde Diyarbakır istasyon meydanında, Dünya ... nedeniyle düzenlenen miting sırasında, topluluğa hitaben yaptığı konuşmadan dolayı, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 29/11/2006 tarihli ve 2006/1441 soruşturma, 2006/737 esas, 2006/632 sayılı iddianamesi ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu 'nun 7/2. maddesi uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sırasında, adı geçen sanığın 22/07/2007 tarihinde yapılan genel seçimlerde milletvekili seçilmesi sebebiyle, isnat edilen suçun 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 14. maddesi kapsamındaki suçlardan olmadığından bahisle, Anayasa'nın 83/2 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddeleri gereğince yargılamanın durmasına karar verildiği, Kararın gerekçesinde, Anayasanın 14. maddesinin dar yorumlanması gerektiği ve 14. madde kapsamında değerlendirilmesi gereken suçların sadece 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 4. Kısım 4. Bölümünde düzenlenen "Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar" ile 5. Bölümde düzenlenen "Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar" olduğunun belirtildiği, bu suçların ise, 5237 sayılı Kanun'un 302 ila 316. maddeleri arasında düzenlenmiş olduğu, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 83/2. maddesi birinci cümlesinde "Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz." şeklinde bir düzenleme mevcut ise de, aynı maddenin ikinci cümlesinde "Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasanın 14 üncü maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır. Ancak, bu halde yetkili makam durumu hemen ve doğrudan doğruya Türkiye Büyük Millet Meclisine bildirmek zorundadır." biçimindeki düzenleme ile bunun istisnasına yer verildiği, Anayasanın 14. maddesinde ise "Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz. Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz. Bu hükümlere aykırı faaliyette bulunanlar hakkında uygulanacak müeyyideler, kanunla düzenlenir." şeklinde düzenlemeye yer verilmek suretiyle, milletvekili dokunulmazlığına sınırlama getirildiği, Somut olayda, sanık hakkında milletvekili seçilmeden önce işlemiş olduğu, yasadışı ... terör örgütünün propagandası yapmak suçundan dolayı kamu davası açıldığı, bu örgütün amacının ise, Anayasanın 14. maddesinde belirtilen Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı, demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler olduğu hususunun bilinen bir gerçek olduğu, mahkemenin Anayasanın 14. maddesinin dar yorumlanması şeklindeki gerekçesi ile 14. madde kapsamında değerlendirilmesi gereken suçların sadece 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 4. Kısım 4. Bölümünde düzenlenen "Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar" ile 5. Bölümde düzenlenen "Anayasal Düzene ve Bu Düzenin işleyişine Karşı Suçlar" olduğu biçimindeki gerekçesine katılmanın mümkün bulunmadığı, keza, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun "Terör Tanımı" başlıklı 1. maddesinde yer alan "Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir." biçimindeki düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, 14. madde kapsamındaki suçları, sadece 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 4. Kısım 4 ve 5. Bölümlerindeki suçlarla sınırlamanın doğru olamayacağı, Diğer yandan, mahkemenin iddianamede gösterilen hukuki nitelendirme ile bağlı olduğu, ancak suçun vasıf ve mahiyetinin değiştiği hallerde takdir hakkının bulunduğu, mahkemenin gerekçesinde ise suçun vasıf ve mahiyetinin değiştiğine ilişkin bir ibareye yer verilmediği, dolayısıyla iddianamede gösterilen hukuki nitelendirmenin geçerli olduğu ve iddianamede anlatılan suçun da "Yasadışı Örgüt Propagandası Yapmak" olduğu gözetildiğinde, sanığın eyleminin Anayasanın 83/2. maddesi ikinci cümlesi yollamasıyla 14. madde kapsamında değerlendirilmesi ve mahkemenin yargılamaya devam ederek sonucuna göre hüküm kurması gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK.nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığının 28.2.2008 gün ve 13005 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay C.Başsavcılığının 2.4.2008 gün ve 2008/62130 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla dosya incelenerek gereği düşünüldü: İddianamedeki anlatıma göre sanığa isnat edilen eylemin 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7/2. maddesinde tanımlanan terör örgütünün propagandasını yapma suçunu oluşturacağı, anılan suçun niteliği itibariyle Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 14. maddesinde öngörülen Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmaya yönelik suçlardan olduğu, suç tarihinden sonra milletvekili seçilen sanık hakkında seçimden önce soruşturma başlatıldığı, bu nedenle Anayasanın 83. maddesinin 2. fıkrasının 2. cümlesi kapsamında ve yasama dokunulmazlığı dışında kaldığı, kanun yararına bozma talebine atfen düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği bu nedenle yerinde görüldüğünden Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 1.2.2008 tarih ve 2008/71 müt. sayılı kararının CMK.nun 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.10.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.