Başvurucu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen tebliğnamenin kendisine tebliğ edilmemesi nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, yeniden yargılanma ve tazminat talebinde bulunmuştur.
Başvurucu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen tebliğnamenin kendisine tebliğ edilmemesi nedeniyle Anayasa’nın maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, yeniden yargılanma ve tazminat talebinde bulunmuştur. Başvuru 25/6/2014 tarihinde yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde, başvuruda Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 9/3/2015 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 20/4/2009 tarihli ve E.2009/4256 sayılı iddianamesi ile hileli iflas suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 2/11/2010 tarihli ve E.2009/163, K.2010/307 sayılı kararı ile başvurucunun atılı suçtan 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Başvurucu tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Ceza Dairesinin 4/3/2014 tarihli ve E.2012/10417, K.2014/3895 sayılı ilamı ile karar onanmıştır. Tebliğnamenin onama istekli olduğu görülmektedir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi uyarınca onama kararına 1/12/2014 tarihinde itiraz etmiştir. İtiraz üzerine, Yargıtay Ceza Dairesinin 19/2/2015 tarihli ve E.2014/23339, K.2015/21090 sayılı ilamı ile Dairenin 4/3/2014 tarihli ve E.2012/10417, K.2014/3895 sayılı kararının kaldırılmasına ve hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Başvurucu, çağrı kağıdının tebliğ edildiği 28/5/2014 tarihinde tebliğnameden haberdar olduğunu bildirmiştir. Bireysel başvuru 25/6/2014 tarihinde yapılmıştır.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesinin ilgili kısmı şöyledir:“(1) Malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarruflarda bulunan kişi, bu hileli tasarruflardan önce veya sonra iflasa karar verilmiş olması hâlinde, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Hileli iflasın varlığı için; …b) Malvarlığını kaçırmaya yönelik tasarruflarının ortaya çıkmasını önlemek için ticari defter, kayıt veya belgelerin gizlenmesi veya yok edilmesi,… Gerekir.” 5271 sayılı Kanun’un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: “Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re'sen veya istem üzerine, ilâmın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz.”