Başvuru, derece mahkemelerince delillerin takdirinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında hata yapılarak hukuka aykırı karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, derece mahkemelerince delillerin takdirinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında hata yapılarak hukuka aykırı karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 18/6/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonunca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvuruculardan Emaş Endüstri Mineralleri Anonim Şirketi (Şirket) 1989 yılında Irak'ta 000 Amerikan Doları (Dolar) tutarında mal ihracatında bulunmuştur. Şirket yapmış olduğu ihracatın bedelinden kaynaklanan 400 Doları tahsil etmiş, bakiye 260 Dolar ise Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) 661 sayılı kararı uygulanan ambargo nedeniyle tahsil edilememiştir. Türkiye Cumhuriyeti BMGK kararı sonrasında zarar gören şirketlerin zararlarının karşılanması amacıyla birtakım önlemler almıştır. Bu önlemler kapsamında şirketlerin ihracattan doğan akreditif alacaklarının Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı (Müsteşarlık) tarafından belirlenen tutarlar üzerinden bir kamu bankasına temliki mukabilinde kredilendirilmesi öngörülmüştür. Başvurucu şirket 27/5/1991 tarihinde Irak'a yapılan ihracattan kaynaklanan alacağını bankaya temlik etmiş ve 28/5/1991 tarihli kredi sözleşmesi ile başvurucuya alacak miktarı olan 260 Dolar kredi kullandırılmıştır. Banka başvurucu şirkete kullandırılan kredinin teminatı olarak başvuruculardan 22/10/1992 tarihli 499 Dolar meblağlı teminat senedi almıştır. Teminat senedi olarak alınan bono ilk düzenleme tarihinden itibaren düzenli olarak 8/10/2001 tarihine kadar yenilenmiştir. Başvurucu şirket uğramış olduğu zarar nedeniyle Birleşmiş Milletler Tazminat Komisyonuna (Tazminat Komisyonu) başvurmuştur. Komisyon 24-26/6/2003 tarihli ve 189 sayılı karar ile işleyen faiziyle birlikte 083,30 Doların başvurucu şirkete ödenmesine karar vermiştir. Tazminat Komisyonunca karar verilen miktar 3/9/2003 tarihinde bankanın hesabına yatmıştır. Banka kullandırmış olduğu kredinin ödenmediği iddiasıyla ilamsız icra takibi ve teminat senedine dayanarak kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatmışsa da ilamsız icra takibi başvurucuların itirazı ile durmuş, kambiyo senetlerine dayalı takip ise mahkeme kararıyla iptal edilmiştir. Başvurucular 18/8/2013 tarihli dava dilekçesiyle, Tazminat Komisyonu tarafından ödenen miktarın kullandırılan kredi miktarından yüksek olması nedeniyle kredinin kapatılması gerekirken bankanın bu parayı ayrı bir hesaba aktararak izlemeye aldığını, yapılan bu ödeme nedeniyle herhangi bir borcu kalmadığı gibi alacaklı olduğunu belirterek teminat senedinin iptaline ve fazladan tahsil edilen 064 Doların faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Ankara Asliye Ticaret Mahkemesince (Mahkeme) kredi belgeleri, ödeme belgeleri ve taraflarca dayanılan diğer belge ve bilgiler getirtilmiş ve başvurucu şirkete kullandırılan kredinin niteliği ve borcun ödenip ödenmediği hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mahkeme 12/6/2013 tarihli kararında davalı banka tarafından başvurucu şirkete yapılan 28/5/1991 tarihli 260 Dolar tutarındaki ödemenin kredi niteliğinde olduğu, kredinin kullandırılmasından sonra Tazminat Komisyonu tarafından 3/9/2003 tarihinde davalı bankaya 324 Dolar tutarında bir ödeme yapılmışsa da bu tarihe kadar işleyen faiz dikkate alındığında, anapara borcunun sona erdiğinin kabul edilemeyeceği kanaatine varmıştır. Mahkeme bu kanaat uyarınca iptali istenen bono niteliğindeki senedin teminat niteliğini koruduğu ve hâlen faiz işlemekte olan kredi borcunun bu senetten tahsili gerektiğinden bilirkişi raporundaki görüşün aksine davanın reddine karar vermiştir. Hüküm temyiz edilmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi 24/9/2014 tarihinde kararı onamış ve 7/4/2015 tarihinde karar düzeltme isteğinin reddine karar vermiştir. Nihai karar başvurucuya 20/5/2015 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 18/6/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Kanun Hükümleri 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun ''Alacağın devri'' kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir.” 6098 sayılı Kanun’un ''Mahsup'' kenar başlıklı maddesi şöyledir: "Borçlu, faiz veya giderleri ödemede gecikmemiş ise, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşme hakkına sahiptir. Aksine anlaşma yapılamaz.Alacaklı, alacağın bir kısmı için kefalet, rehin veya başka bir güvence almış ise, borçlu kısmen yaptığı ödemeyi, güvence altına alınan veya güvencesi daha iyi olan kısma mahsup etme hakkına sahip değildir.'' 24/12/2003 tarihli ve 5027 sayılı 2004 Yılı Malî Bütçe Kanunu'nun ''Körfez krizi nedeniyle alacaklarını tahsil edemeyen firmalara verilen kredilerin tasfiyesi'' kenar başlıklı maddesi şöyledir: "Körfez krizi nedeniyle Irak'tan olan alacaklarını tahsil edemeyen müteahhit, ihracatçı ve nakliyeci firmalara mülga Geliştirme ve Destekleme Fonundan kaynak aktarmak suretiyle Türkiye İhracat Kredi Bankası A.Ş. (Türk Eximbank) aracılığıyla kullandırılan nakdi veya gayri nakdi kredilerin anaparalarının tahsili ile oluşan faizlerinin tasfiyesine ilişkin esaslar Yüksek Planlama Kurulunun teklifi ile Bakanlar Kurulunca belirlenir.''B. Yargıtay Kararları Yargıtay Hukuk Dairesinin18/1/2017 tarihli ve E.2015/10558, K.2017/242 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir.''Mahkemece toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının davalı banka tarafından ödenen paraların kredi ilişkisinden kaynaklanmadığına ilişkin iddiasının yerinde görülmediği, dava konusu ödemenin kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, nitekim 6111 sayılı yasanın 17/a maddesinde ve Gelir İdaresi Başkanlığı tebliğinde davalı Eximbank tarafından körfez krizi sebebiyle alacaklarını tahsil edemeyen firmalara ödenen paraların kredi olduğunun açıkça belirtildiği, davacının Irak'tan tahsil edilemeyen alacaklarının asıl sorumlusunun davacı olduğu, davacının genel kredi sözleşmesi imzaladığı ve şirket yetkilileri tarafından kredi talep formunun da imzalandığı, geliştirme ve destekleme fonunun genel bütçeden ayrı bir fon olduğu, genel bütçe kaynaklarından tahsis edilen fonlarla kurulan GDF kaynaklı kredilerle Kuveyt'in Irak tarafından işgalinden zarar gören firmalara kredi kapsamında destek sağlandığı, bu fonun kaynaklarının hibe olarak kullanılamayacağı, bilirkişilerin libor faiz oranı uygulamasının yerinde olduğu, kredi onay formunda belirtilmemesi sebebiyle libor oranlarına %2 Spread ilave edilemeyeceği, davalı bankanın faiz oranına yönelik itirazlarının yerinde olmadığı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi heyeti raporundaki hesaplamanın dosya kapsamına uygun olduğu, davacının davalı bankaya borcunun 223,86 USD ana para ve 558,40 USD faiz olmak üzere toplam 782,26 USD olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile kat ihtarında belirtilen toplam 844,99 USD'nin 482,41 USD asıl alacak kısmı için davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş,hüküm tarafvekillerince temyiz edilmiştir.1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.2-Davalı tarafların temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede ise; Davacıya kullandırılan krediye uygulanacak faizin, davalı bankanın 1992 tarihli Kredi Kullandırım Onay formunda Libor olacağı, 1992 tarihli Kredi Komitesi Kararında ise kredi ana para tutarlarına yıla ilişkin döneminin başlangıcından itibaren yıllık Libor+2 faiz oranı uygulanmasına karar verildiği ve kredinin buna göre kullandırıldığı dosyadaki belgelerden anlaşılmaktadır.Mahkemece bilirkişi raporu alınmış ise de, bilirkişi raporu söz konusu belgelere ve dosya kapsamına uygun olmayıp, denetime açık değildir. Mahkemece yapılması gereken, yeniden seçilecek bilirkişi kurulundan söz konusu 1992 tarihli Kredi Kullandırım Onay formu ile 1992 tarihli Kredi Komitesi kararı uyarınca belirlenen yıllık faiz oranları üzerinden hesaplama yaptırılıp, yapılan ödemelerinde TBK. maddesi (eski B.K. Maddesi) uyarınca öncelikle tahakkuk etmiş olan faizden düşülerek kalan miktarın tespit edilmesine ve sonucuna göre bir karar verilemesi gerekirken, bu yönde bir inceleme yapılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.''