9. Ceza Dairesi 2021/10616 E. , 2023/7908 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/144 E., 2015/196 K. SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Suça sürüklenen çocuk müdafii, katılan mağdure vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükt…
**9. Ceza Dairesi 2021/10616 E. , 2023/7908 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/144 E., 2015/196 K. SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Suça sürüklenen çocuk müdafii, katılan mağdure vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolunun açık olduğu nazara alındığında, suçtan zarar gören mağdurun duruşmada sanıktan şikâyetçi olup davaya katılma talebinde bulunmasına rağmen mahkemece bu hususta bir karar verilmemiş ise de Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.10.2010 gün ve 2010/9-149 Esas, 2010/205 sayılı Kararı da göz önüne alındığında mağdurun suçtan zarar gördüğü hususunda araştırma yapmayı gerektirecek bir durum bulunmadığı anlaşıldığından, aynı Kanun'un 237 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca mağdur ...'ın katılan ve vekilinin de katılan mağdure vekili olarak davaya kabulüne karar verildikten sonra gereği görüşüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Bafra Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.11.2015 tarihli ve 2015/144 Esas, 2015/196 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında; 1. Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, ve 62 nci maddesi uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 2. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi ve 51 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesine karar vermiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İstemi Sanığın cezalandırılması için somut delil bulunmadığına, olayın üzerinden 5 yıl geçmiş olduğuna ve olayın hiç tereddüte yer vermeyecek şekilde kanıtlanmadığına, kararın eksik ve yetersiz inceleme ile verildiğine ve diğer hususlara ilişkindir. B. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen erteleme kararının kaldırılarak hapis cezasına hükmedilmesine, kararın usul ve kanuna aykırı olup bozulması gerektiğine ve diğer hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mağdur ... ile suça sürüklenen çocuk ...'ün akraba oldukları, 2010 yılı yaz aylarında mağdurun ikamet ettiği İstanbul'dan Alaçam Taşkelik'te oturan babaannesinin yanına gittiği, bu dönemde tam olarak tespit edilemeyen bir tarihte suça sürüklenen çocuğun mağduru cinsel ilişki amacı ile üç tarafı kapalı olan salaçın bulunduğu yere götürdüğü, burada mağdura cinsel ilişkiye girmeyi teklif ettiği, aksi taktirde mağdur ile konuşmayacağını ve mağdura küseceğini söylediği, bunun üzerine mağdurun suça sürüklenen çocuğun teklifini kabul ettiği, suça sürüklenen çocuğun cinsel organını mağdurun anal bölgesine sokarak cinsel istismarda bulunduğu, bu olayın bir aylık süreç içerisinde birden fazla kez yaşandığı, mağdurun bu olayı daha sonradan annesine anlattığı, okul rehber öğretmeninin mağdurun davranışlarındaki olumsuzluklar nedeni ile mağdurun annesi ile yapmış olduğu görüşme üzerine bu cinsel istismar olayının ortaya çıktığının iddia edildiği, suça sürüklenen çocuğun suçlamaları kabul etmediği, olayın yaklaşık beş yıl sonra intikal ettiği, alınan raporda; sfinkter tonusu doğal olup herhangi bir ekimoz ve fissüre rastlanmadığı belirtildiği tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE 1. Olayın intikal şekli ve süresi mağdurun başka delillerle doğrulanmayan soyut beyanları, raporlar, savunma ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi nedeniyle mahkeme hükümlerinde hukuka aykırılık bulunmuştur. 2. Yukarıdaki gerekçe ile Tebliğnamedeki onama isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bafra Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.11.2015 tarihli ve 2015/144 Esas, 2015/196 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii ve katılan mağdure vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.11.2023 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Dairemiz Sayın Heyetinin çoğunluk görüşü olan, ilk derece mahkemesince çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişinin hürriyetinden yoksun bırakılması suçlarından suça sürüklenen çocuk hakkındaki mahkumiyet kararlarının beraatine yönelik bozulmasına ilişkin görüşüne katılmıyorum. Mağdur ... ile suça sürüklenen çocuk ...’ün akraba oldukları, 2010 yılının yaz aylarında mağdurun ikamet ettiği İstanbul’dan Alaçam Taşkelik’te oturan babaannesinin yanına gittiği, bu dönemde tam olarak tespit edilemeyen bir tarihte suça sürüklenen çocuğun mağduru cinsel ilişki amacıyla üç tarafı kapalı olan salaçın bulunduğu yere götürdüğü, burada mağdura cinsel ilişkiye girmeyi teklif ettiği, aksi takdirde mağdur ile konuşmayacağını ve mağdura küseceğini söylediği, bunun üzerine mağdurun suça sürüklenen çocuğun teklifini kabul ettiği, suça sürüklenen çocuğun cinsel organını mağdurun anal bölgesine sokarak cinsel istismarda bulunduğu, bu olayın bir aylık süreç içerisinde birden fazla kez yaşandığı, mağdurun sonradan bu olayı annesine anlattığı, okul rehber öğretmeninin mağdurun davranışlarındaki olumsuzluklar nedeni ile mağdurun annesi ile yapmış olduğu görüşme üzerine bu cinsel istismar olayının ortaya çıktığı ve intikalin olduğu, Dairemiz Sayın Heyeti, olayın intikal şekli süre, mağdurenin başka delillerle doğrulanmayan soyut beyanları, raporlar, savunma ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, delil yetersizliğinden suça sürüklenen çocuğun beraati yerine mahkûmiyet kararı verilmesi nedeni ile ilk derece mahkemesinin kararının bozulmasına karar verdiği, Ancak; olayın intikal şekli, suça sürüklenen çocuk ve mağdur ile taraflar arasında husumet olduğuna dair bulguya rastlanmaması, mağdurun yaşı itibari ile olayı ilk önce annesine anlatması ve ilk derece mahkemesince de dinlenen mağdurun annesinin mağdurun beyanlarını doğrular ifadesi ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismar ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçlarından hükmedilen cezalar yönünden ilk derece mahkemesinin verdiği kararların Tebliğnameye uygun olarak onanması gerektiği kanaatindeyim.