22. Hukuk Dairesi 2017/35505 E. , 2017/14692 K. MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : İŞE İADE Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen karar, duruşmalı olarak süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ise de; işin mahiyeti itibariyle duruşma isteminin reddine, incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiş olmakla; dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gere…
**22. Hukuk Dairesi 2017/35505 E. , 2017/14692 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : İŞE İADE Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen karar, duruşmalı olarak süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ise de; işin mahiyeti itibariyle duruşma isteminin reddine, incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiş olmakla; dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin haksız ve geçersiz nedenlerle feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücreti ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili, iş sözleşmesinin ikale ile sona erdirildiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Mahkemece, ikale sözleşmesinin, yasanın aradığı anlamda fesih konusunda tarafların iradelerinin tam olarak uyuşması sonucunda yapılmadığı, davalı tarafça yapılan feshin haksız ve geçersiz olduğu anlaşılarak davanın kabulüne karar karar verilmiştir. İstinaf Başvurusu: İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti: Bölge Adliye Mahkemesince; kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere, vakıa ve hukuki değerlendirme ile gerekçede ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün istinaf itirazlarının reddi ile usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Temyiz Başvurusu: Bölge Adliye Mahkemesi kararını davalı vekili temyiz etmiştir. Gerekçe: Taraflar arasındaki iş ilişkinin “bozma (ikale) sözleşmesi” yoluyla sona erip ermediği hususu uyuşmazlık konusudur. İş Kanununda bu fesih türü yer almasa da, taraflardan birinin karşı tarafa ilettiği iş sözleşmesinin karşılıklı feshine dair sözleşme yapılmasını içeren bir açıklama (icap), ardından diğer tarafın da bunu kabulü ile bozma sözleşmesi (ikale) kurulmuş olur. Bozma sözleşmesinde icapta, iş ilişkisi karşı tarafın uygun irade beyanı ile anlaşmak suretiyle sona erdirmeye yönelmiştir. Bu sebeple, ikale sözleşmesi akdetmeye yönelik icap, fesih olarak değerlendirilip, feshe tahvil edilemez. Bu anlamda bozma sözleşmesinin şekli, yapılması, kapsam ve geçerliliği Borçlar Kanunu hükümlerine göre saptanacaktır. Buna karşılık iş sözleşmesinin bozma sözleşmesi yoluyla sona erdirilmesi, iş hukukunu yakından ilgilendirdiği için ikalenin yorumunda iş sözleşmesinin yorumunda olduğu gibi, genel hükümlerin yanı sıra iş hukukundaki “işçi yararına yorum” ilkesi de göz önünde bulundurulacaktır. İkale, iş sözleşmesinin tarafların ortak iradeleriyle sona erdirilmesine yönelik bir sözleşme olduğundan, tarafların serbest iradelerine dayanmalıdır. Bu bağlamda ikale icabı işverenden gelmişse yasal tazminatlarına ilaveten işçiye ek bir menfaat (makul yarar) sağlanmalıdır. Aksi halde iş sözleşmesinin ikale ile sona erdirildiğinden söz edilemez. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 30-38. maddeleri arasında düzenlenmiş olan irade fesadı hallerinin, bozma sözleşmeleri yönünden titizlikle ele alınması gerekir. Bir işçinin bozma sözleşmesi yapma konusundaki icap veya kabulde bulunmasının ardından işveren feshi haline özgü iş güvencesi hükümlerinden yararlanmak istemesi ve yasa gereği en çok bir ay içinde işe iade davası açmış olması kural olarak hayatın olağan akışına uygun düşmez ise de, bu durum her zaman bozma sözleşmesinin tarafların özgür iradesine dayanmadığını göstermez; sözleşme özgür iradeye dayanmakla birlikte bazen edimin zamanında veya belirtilen şekilde yerine getirilmemesine ilişkin sonradan ortaya çıkan durumlar da dava açılmasına yol açmış olabilir. İkale yapılmasında tarafların iradesinin fesada uğrayıp uğramadığının denetimi dışında, tarafların bozma sözleşmesi yapması konusunda makul yararının olup olmadığı ve işe iade davasının hangi saikle açılmış olduğunun da irdelenmesi gerekir. Tarafların bozma sözleşmesinde ihbar ve kıdem tazminatı ile iş güvencesi tazminatı hatta boşta geçen süreye ait ücret ve diğer haklardan bazılarını ya da tamamını kararlaştırmaları da mümkündür. Bozma sözleşmesinin geçerliliği konusunda bütün bu hususlar dikkate alınarak değerlendirmeye gidilmelidir. Mahkemece davacı tanık beyanlarına itibar edilerek ikale yapma iradesinin gerçekte olmadığından bahisle davalı tarafça yapılan feshin haksız ve geçersiz olduğu kanaati ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, somut uyuşmazlıkta mahkemenin beyanlarına itibar ettiği tanıkların davalı ile husumetli olduğu ve tanık ...'ın beyanlarının duyuma dayalı olduğu, davacının konumu ve statüsü gözetildiğinde iradesinin fesada uğratıldığından da söz edilemeyeceği, söz konusu ikale ile davacıya kıdem ve ihbar tazminatları yanında ek ödeme yapılacağının belirtildiği, bu ek ödemenin davacı vekilinin duruşmadaki beyanından da anlaşılacağı üzere büyük bir kısmının gerçekleştirildiği, davacı vekilince ikale sözleşmesinin şartlarının yerine getirilmemesi nedeni ile ikalenin geçersiz olduğunun ileri sürüldüğü, dosya içerisindeki davacıya ait hesap hareketlerinde ikale tarihi sonrasında davacı işçiye ücret adı altında büyük bir kısım ödemenin yapıldığı ve davacı açısından makul yarar sağlandığı görülmekle taraflar arasındaki iş sözleşmesinin ikale ile sona erdiğinin kabul edilmesi ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Sonuç: Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesi hükmü ile ilk derece mahkemesi hükmünün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; 1-Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli olan 31,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 29,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 2,20 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafça yapılan 153,80 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.980,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, karardan bir örneğin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 7-Taraflarca yatırılan gider avanslarından varsa kullanılmayan bakiyelerinin ilgili tarafa iadesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19.06.2017 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.