18. Ceza Dairesi 2018/3083 E. , 2019/1322 K. "" KARAR Hakaret suçundan katılan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/1, 125/4, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 2.320,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/11/2017 tarihli ve 2016/485 esas, 2017/798 sayılı kararının Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21/03/2018 gün ve 22421 sayıl…
**18. Ceza Dairesi 2018/3083 E. , 2019/1322 K.** **"İçtihat Metni"** KARAR Hakaret suçundan katılan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/1, 125/4, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 2.320,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/11/2017 tarihli ve 2016/485 esas, 2017/798 sayılı kararının Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21/03/2018 gün ve 22421 sayılı istem yazısıyla, Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi. İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, katılan sanık ...'in, katılan sanık ...'a "ibne orospu çocuğu Fetullah Gülen'in arkasından giden birisi olarak okula gelmeye utanmıyor musunuz?" şeklindeki söylediği sözlerde hakaret içeren kelimelerin katılan sanık ...'un şahsına karşı söylediğinden bahisle mahkemece katılan sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş ise de, katılan sanığın hakaret içeren sözleri diğer katılan sanığa yönelik hakaret kastı bulunmaksızın, terör örgütü lideri Fethullah Gülen'in şahsına yönelik söylediği yönündeki savunmasının aksini kanıtlayacak delillerin yeterli şekilde tartışılmaksızın, yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.” denilmektedir. Hukuksal Değerlendirme: Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03/04/2012 gün ve 10/438-141 sayılı kararında belirtildiği üzere, öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir. 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması isteminin yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay Ceza Dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir. Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır. Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.