2. Hukuk Dairesi 2011/23336 E. , 2012/24471 K. "" MAHKEMESİ :Küçükçekmece 2. Aile Mahkemesi TARİHİ :27.07.2011 KARŞI OY YAZISI Aile konutu olarak kullanılan bir taşınmazın malik olan eş tarafından temliki bir tasarruf veya bir ayni hakla sınırlanmasına konu edilmesi durumunda; diğer eşin açık rızası gereklidir (TMK.md.194/1). Bu kuralın ihlal edilmesi, diğer eş bakımından bir iptal edilebilirlik sebebi yaratır. Aile konutu sebebine dayalı tapu iptali davalarında; davacı eş ta…
**2. Hukuk Dairesi 2011/23336 E. , 2012/24471 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Küçükçekmece 2. Aile Mahkemesi TARİHİ :27.07.2011 KARŞI OY YAZISI Aile konutu olarak kullanılan bir taşınmazın malik olan eş tarafından temliki bir tasarruf veya bir ayni hakla sınırlanmasına konu edilmesi durumunda; diğer eşin açık rızası gereklidir (TMK.md.194/1). Bu kuralın ihlal edilmesi, diğer eş bakımından bir iptal edilebilirlik sebebi yaratır. Aile konutu sebebine dayalı tapu iptali davalarında; davacı eş taşınmazın işlem tarihinde aile konutu olduğunu; davalı taraf da davacı eşin açık rızasının mevcut ve mevcut sayılması gerektiğini ispat etmelidir. İspat konusunda, fiili karine dahil her türlü ispat aracına başvurmak mümkündür. Somut olayda, taraflar arasında taşınmazın aile konutu olduğu hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu durumda; davacı eşin açık rızasının mevcut olduğu konusunda ispat yükü davalılar üzerindedir. Yolsuz tescilde iyiniyetle (TMK.md.3) kazanıma ilişkin Türk Medeni Kanunun 1023. maddesinin işlemin tarafları bakımından Türk Medeni Kanununun 194. maddesindeki açık rıza gerekliliğini bertaraf etmeyeceğini düşünüyorum. Ancak; davalılar Türk Medeni Kanununun 2. maddesindeki “hakkın kötüye kullanılması yasağı”ndan yararlanma olanağına sahip olup; bu durumu ileri sürebilecekleri gibi; hakim de gerektiğinde kendiliğinden göz önüne alabilir. Temyiz eden davalı banka, davacının açık rızasının mevcut olduğunu gösterdiği delillerle kanıtlayamamıştır. İpotek işleminin davacının aynı konutta birlikte oturduğu çocuklarının şirketi yararına yapılmış olması; davacının açık rızasının mevcut sayılması için yeterli değildir. Davacının işleme dolaylı da olsa katıldığı, işlemden yarar sağladı da kanıtlanmamıştır. Davacının hakkın kötüye kullanılması durumu içinde olduğu da öngörülemez. Bu durumda, ipotek işlemini iptal eden yerel mahkeme kararının onanması gerektiğini düşünüyorum. KARŞI OY YAZISI Değerli çoğunlukla aramızda dava konusu taşınmazın aile konutu olduğu konusunda bir çekişme yoktur. Değerli çoğunluk; dava dışı lehine ipotek konulan şirket ortakları S..ve M..’n davacı anneleri ile aynı konutta birlikte oturmaları nedeniyle, davacının dava konusu taşınmaza ipotek konulduğunu bilmemesini olgu akışına ters bularak, Türk Medeni Kanununun 194. maddesinden yararlanamayacağı sonucuna varmıştır. Değerli çoğunluğun bu görüşüne katılmam mümkün değildir. Çünkü Türk Medeni Kanununun 194. maddesi diğer eşin açık rızasını aramaktadır. Oysa somut olayımızda davacı eşin ne açık rızası ne de örtülü rızası bulunmamaktadır. Açıkladığım nedenlerden dolayı yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, onanması gerektiğini düşünüyorum. Bu sebeplerle değerli çoğunluğun görüşünü paylaşmıyorum.