Başvuru, ceza davasında delillerin eksik ve hatalı değerlendirilmesi sonucu mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ceza davasında delillerin eksik ve hatalı değerlendirilmesi sonucu mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihine kadar birçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). Başvurucu 1973 doğumlu olup bireysel başvuru konusu olayların geçtiği tarihte Erzurum İl Emniyet Müdürlüğünde komiser yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) darbe teşebbüsü sonrasında anılan örgütün Erzurum'da yapılanmasına yönelik soruşturma başlatılmıştır. Bu soruşturma sırasında, Horasan İlçe Emniyet Müdürlüğünde komiser yardımcısı olarak görev yapmakta olan E.Ö.nün de bu örgüte üye olduğu iddiasıyla ilgili olarak kollukta müdafii de hazır bulunmak suretiyle ifadesi alınmış, ardından da E.Ö.ye kolluktaki fotoğraflar üzerinden teşhis işlemi yaptırılmıştır. E.Ö. içeriğini 17/10/2016 tarihinde savcılıkta alınan savunmasında da yinelediği kolluk ifadesinde; etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini beyan ederek örgüt mensubu olduğu kişilerle lise yıllarından itibaren kurduğunu söylediği irtibata dair açıklamalarda bulunmuştur. Bu bağlamda;i. 2013 yılında İstanbul'un Beşiktaş ilçesindeki bir eve çağrıldığını, oradaki örgüt mensuplarının o sene yapılan komiser yardımcılığı sınavı sorularını sınavdan önce kendisine ve eve gelen birkaç kişiye verdiklerini, sınavı bu şekilde kazandığını, soruların başka kimlere verildiğini bilmediğini söylemiştir.ii. 2014 yılının Kasım ayında Horasan ilçesinde göreve başladığında Abdullah isimli ve kendisinden sorumlu ağabeyi olduğunu söyleyen kişinin, Süleyman adlı diğer kişi ile birlikte evine gelip birlikte sohbet ettiklerini, Abdullah'ın kendisine artık Süleyman ile irtibat kuracağını söylediğini belirtmiştir. iii. Bir ay sonra Süleyman'ın evine gittiğinde orada Pasinler ilçesinde görevli, soyadını bilmediği isimli komiser ile tanıştığını, onunla birlikte Süleyman'ın evinde yapılan sohbetlere katıldığını, bu toplantıların bir yıl boyunca devam ettiğini, toplantı sırasında kendi telefonuna Süleyman'ın ByLock programını kurduğunu, bu program üzerinden FETÖ/PDY ile ilgili ve dinî konularda mesajlaştıklarını söylemiştir. iv. Bir süre sonra bunalıma girdiğinde Süleyman'ın kendisine artık Harun adlı kişi ile irtibat kuracağını söylediğini, o kişiyle de genelde maaş aldıktan sonra sohbet edip himmet verme amacıyla toplandıklarını, toplantılarda genelde 200 TL himmet verildiğini beyan etmiştir. Kolluk tarafından fotoğrafları gösterilen kişiler hakkında bilgisi sorulduğunda E.Ö.; fotoğraf listesinde yer alan ve kendisine adı ve soyadı bildirilen başvurucu ile ilgili beyanında başvurucuya abi diye hitap ettiğini, ancak gerçek kimliğini bilmeyip kendisine kolluk tarafından bildirildiğinde öğrendiğini, başvurucunun Erzurum'da komiser yardımcısı olarak görev yaptığını beyan etmiştir. Bununla birlikte, Harun ve Süleyman adlı kişilerin düzenlediği toplantılara başvurucunun da katılıp himmet adı altında para verdiğini ve başvurucuyu örgüte bağlı biri olarak bildiğini söylemiştir. Aynı zamanda E.Ö. Abdullah, Harun ve Süleyman olarak bildiği kişileri de bu listedeki fotoğraflardan teşhis etmiş; Abdullah kod adlı kişinin örgüt içerisinde komiserlerden sorumlu imam, Harun ve Süleyman kod adlı kişilerin de 2014 yılında komiser yardımcılığı eğitiminden mezun olan örgüt mensuplarından sorumlu imam olduklarını beyan etmiştir. E.Ö.nün beyanları doğrultusunda Başsavcılık aralarında başvurucunun da bulunduğu şüpheliler hakkında soruşturma başlatmıştır. Başvurucu soruşturma kapsamında alınan ifadesinde E.Ö.yü ve ifadesinde adları geçen kimseyi tanımadığını, örgütün toplantılarına katılmadığını ve himmet adı altında para da ödemediğini savunmuştur. Erzurum Sulh Ceza Hâkimliğince 11/11/2016 tarihinde yapılan sorgusunda da önceki savunmasını tekrar eden başvurucu sorgusunun ardından tutuklanmıştır. Başsavcılık tarafından tamamlanan soruşturma sonunda hazırlanan 16/2/2017 tarihli iddianamede, E.Ö.nün soruşturma evresinde örgüt yapılanmasına dair açıklamalarına yer verildikten sonra başvurucunun ByLock programını kullandığının tespit edilemediği, ancak örgüt mensupları tarafından organize edilen toplantılara E.Ö. ve onun ifadesinde belirttiği diğer şüphelilerle birlikte katılıp himmet adı altında para verdiği iddia edilmiştir. Başsavcılık; başvurucunun E.Ö. ile devre arkadaşı olduğu, bu kişinin ifadesinde adları geçen diğer kişiler hakkında da farklı dosyalarda soruşturma yürütüldüğü gerekçesiyle E.Ö.nün başvurucu aleyhine verdiği beyanlarına itibar ettiğini belirtmiştir. Dolayısıyla E.Ö.nün ifadelerinde belirttiği eylemler nedeniyle başvurucunun FETÖ/PDY üyesi olduğundan bahisle silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu işlediği kanaatine vararak Erzurum Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) kamu davası açmıştır. Mahkemece ilk celse 9/5/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvurucu bu celsede yapılan sorgusunda önceki savunmalarına ek olarak 2014 yılında Erzurum'da olmadığını, yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle gördüğü tedavinin bitmesinin ardından 2015 yılının Ağustos ayında Erzurum'a gelip göreve başladığını, E.Ö.nün kendisine iftira attığını savunmuştur. Başvurucu ile birlikte yargılanan ve aynı celsede sorgusu yapılan E.Ö.nün savunması şu şekildedir:i. Soruşturma evresindeki ifadelerini tekrar eden E.Ö., Abdullah kod adlı A.K. ile 2014 yılında Ankara'da tanıştığını, bu kişinin Erzurum'da kendisinden sorumlu olduğunu, Erzurum'a geldiğinde A.K.nın Süleyman kod adlı S.B. ile birlikte evine geldiğini, S.B.nin kendisini Harun adlı kişi ile tanıştırıp o kişinin organize ettiği örgütsel toplantılara katılmasını söylediğini, bu şekilde katılmaya başladığı sohbet adı altındaki toplantılara başvurucunun da geldiğini söylemiştir. Bununla birlikte, toplantılarda 2-3 kez gördüğünü belirttiği başvurucunun toplantılara sürekli gelmediğini aktarmıştır. Bu toplantılarda dinî sohbetler yapılıp himmet adı altında para toplandığını beyan etmiştir.ii. Huzurda bulunan başvurucu E.Ö.ye gösterildiğinde, toplantılarda gördüğü kişinin başvurucu olduğunu, O'nun yaşının büyük olması ve kendisine sürekli abi diye hitap etmesi nedeniyle soruşturma evresinde başvurucunun abi olduğu yönünde beyanda bulunduğunu söylemiştir. Aynı celsede tanık sıfatıyla ifadesi alınan , başvurucuyu tanımadığını ve kendi katıldığı sohbet grubunda başvurucuyu görmediğini beyan etmiştir. Yargılamanın 15/6/2017 tarihli ikinci celsesinde başvurucu; Erzurum'da 4/8/2015 tarihinde göreve başladığını, bu nedenle 2014 yılında gerçekleştiği belirtilen toplantılara katılmasının mümkün olmadığını, Teşhis Tutanağı'ndaki fotoğrafının 14 sene öncesine ait olduğunu, güncel olmayan bu fotoğraf üzerinden yapılan teşhisin gerçeği yansıtmadığını beyan etmiştir. Diğer yandan, E.Ö.nün beyanları doğrultusunda hakkında dava açılıp kendisi ile birlikte yargılanan diğer sanık H.E.den kendisini tanıyıp tanımadığının sorulmasını istemiş, H.E. ise başvurucuyu tanımadığını ve kendisinin de herhangi bir toplantıya katılmadığını söylemiştir. Başvurucu ayrıca hangi tarihlerde nerede görev yaptığına dair hususların araştırılmasını istemiş, Mahkemece bu talebin kabulüyle başvurucunun 2014 ile 2016 yılları arasında rütbe ve görev yeri bilgilerinin bildirilmesi hususunda müzekkere yazılmıştır. Bunun üzerine Erzurum İl Emniyet Müdürlüğü başvurucunun Erzurum'daki görevine 6/8/2015 tarihinde başladığını belirtmiştir. Örgütsel toplantılara katıldığı ve anılan örgüte üye olduğu iddiasıyla farklı davada yargılanan H.S.nin 18/7/2017 tarihli üçüncü celsede tanık sıfatıyla ifadesi alınmış ve bu kişi başvurucuyu tanımadığını söyleyip onun hakkında bir beyanda bulunmamıştır. Başvurucu, Mahkemenin 22/8/2017 tarihli kararıyla silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Mahkûmiyet gerekçesinde hem FETÖ/PDY'nin kuruluşu, amaçları ve yapılanmasıyla ilgili olarak hem de -diğer açıklamaların yanı sıra- sohbet adı altında yapılan toplantıların örgütsel mahiyetine dair açıklamalara yer verilmiştir. Gerekçenin bu konudaki değerlendirmelerine dair kısmı şöyledir:"Silahlı terör örgütü olduğu hususunda hiç bir tereddüt bulunmayan Fetullahçı terör örgütünün; 'sohbet', 'toplantı' ve buna benzer isimler adı altında gerçekleştirdiği organizasyonların kendisine bir insan kaynağı ve gelir oluşturma misyonu olmasının yanı sıra en tepeden verilen bir emrin her birimce bir alt birime bildirilerek tüm üyelerine yayılmasının sağlanması gibi bir misyonunun olduğu da bilinmektedir. Bu anlamda örgütün çok önem verdiği bu toplantıların düzenli bir şekilde gerçekleştirildiği, katılım konusunda çok titiz olunduğu, katılımın aksatılması üzerine üyelerinin tenkit edildiği ve hatta kimi zaman kendilerince 'şefkat tokadı' olarak nitelendirilen ihtarlar yapıldığı yapılan yargılamalar sonucunda tespit edilmiştir. Toplum içerisinde yaşayan bireylerin sosyal gelişimleri için bir araya gelmeleri ve ortak noktaları üzerine sohbet etmelerinin normalliği karşısında örgütün düzenlemiş olduğu toplantıların kast sistemini andırır şekilde aynı meslekten ve hatta aynı devreden olan kişiler arasında gerçekleştirilmesi, söz konusu toplantılara kod adı kullanan ve katılımcılar ile aynı meslekten olmayan birinin 'imamlık' yapması ve bu kişinin belirli periyotlarda değişmesi ise hiç şüphesiz ki bu toplantıların gündelik görüşmelerden ziyade bir amaç doğrultusunda gerçekleştirildiğini ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda söz konusu toplantılarda her ne kadar sadece dini konular konuşulduğu iddia edilse de yukarıda izah edilmeye çalışıldığı üzere bir amaç doğrultusunda toplanılan ve sadece belirli kişilerin periyodik olarak katılım gösterdiği bu toplantılarda örgüt ele başı Fetull[a]h Gülen'e ait kitapların okutulması ve videoların izletilmesi, gelen mesajların duyurulması, himmet adı altında toplanan paralar ile örgüte finansal destekte bulunulması, örgüte ait basın yayın organlarına abone kazandır[ı]lması hususları bu toplantıların dini amaçların çok dışında örgütsel amaçlar doğrultusunda gerçekleştirildiğinin ispatını oluşturmaktadır. Bu sohbet toplantıları sırasında ‘himmet’ adı altında toplanan paraların ödenmesi örgüte maddi destek sağlama iradesini açıkça göstermekte olup, örgütün amaçlarını gerçekleştirmeye hizmet eden bir davranış olarak kabul edilmiştir. Yine yapılan yargılamalar sonucunda bu toplantılarda örgütün kullandığı ve örgüte özgülenmiş şifreli haberleşme programı olan BYLOCK isimli programın örgüt üyelerine yüklenmesi, siyasi konuların konuşularak seçimlerde desteklenilmesi gereken partilerin söylenmesi, hükümet ve devlet aleyhine söylemlerin dile getirilmesi de toplantıların örgütsel çerçeve[d]e gerçekleştirilen toplantılar olduğunu ispatlamaktadır. " Mahkeme, aynı davada yargılanan E.Ö.nün de silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyetine karar vermiş ancak aşamalardaki savunmaları gözetilerek bu kişinin cezası 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Etkin Pişmanlık" kenar başlıklı maddesinde öngörülen oranlar dâhilinde indirildikten sonra aynı Kanun'un maddesi uyarınca cezası ertelenmiştir. Mahkeme E.Ö.nün ByLock programını kullanmasını, komiser yardımcılığı sınavında sorulacak soruların sınav öncesinde örgüt mensuplarınca kendisine verilmesini, örgüt mensuplarınca düzenlendiği kabul edilen sohbet toplantılarına katılıp bu toplantılarda himmet adı altında para vermesini hükme esas almıştır. Mahkemenin başvurucu açısından suçun sübutuna dair kabulüne gerekçeli kararda şu şekilde yer verilmiştir:"Sanık Gökhan PERÇİN'in Silahlı Terör Örgütü ile işbirliği içerisinde hareket ettiği, üyesi olduğu veya yardımda bulunduğu iddiasına ilişkin olarak yapılan yargılama ve sanık hakkında yapılan incelemeler neticesinde her ne kadar sanık hakkında BYLOCK isimli bir programı kullandığı yönünde tespit bulunmasa da, diğer sanıkların aynı devre arkadaşı olması ve ilgililer bakımından başka soruşturma dosyalarında bulunması, örneğin 2016/914 numaralı soruşturma dosyasında tanık [S.B.], ayrıca sanık [H.E.] hakkında 3 farklı teşhisin daha bulunduğu tespit edilmiş olması karşısında sanığın diğer sanıklar [E.Ö. ile H.E.] ve tanık [S.B.] ile bu program üzerinden bağlantı kurduğu ve aynı sohbet grubu dahilinde görüştüğü, bu suretle örgütün gizli haberleşme programı olan BYLOCK programını kullandığı, sanık [E.Ö.nün] samimi ve tutarlı anlatımlarına göre sanık [G., E.Ö. ve S.] ile FETÖ-PDY nin 2014 yılı mezun komiser grubuna dahil olduğu, [S., E.Ö. ve G.] isimli komiserler ile birlikte sanık [H.E.nin] örgüt adına görevlendirildiği sohbetlere katıldığı, sanık üzerine atılı tüm suçlamaları bütünsel olarak inkar etse de sanık [E.Ö.nün] etkin pişmanlık kapsamında alınan beyanlarında sanığı sanık [H.E.nin] evinde düzenlenen sohbet toplantılarında sanığı gördüğüne dair anlatımları, sanık Gökhan PERÇİN'in de kendi toplantı grubunda olduğunu samimi ve tutarlı olarak beyan etmesi karşısında sanığın örgütün komiser yapılanması dahilinde kendi grubunun sohbet adı altında düzenlenen toplantılarına sanığın katılmış olduğu hususunda vicdani kanaat oluşmuş, sanığın söz konusu suç örgütünün varlığından ve amaçlarından haberdar olduğu, bu amaçlarının icrası ve gerçekleşmesi için istenilen ve gereken eylem ve işlemleri ika ettiği, söz konusu eylemlerinin devamlılık arz ettiği bu suretle üzerine atılı suçun sübuta erdiği iddianamede belirtilen nitelendirmenin oluşa uygun düştüğü anlaşılmış, sanığın samimi ikrarları da göz önünde bulundurularak atılı suçun unsurlarının oluştuğu" Başvurucu; anılan karara karşı E.Ö.nün ifadelerinin doğru olmadığını, kollukta yapılan fotoğraf teşhisinde kendisini Süleyman ve Harun kod adlı kişilerin yaptığı toplantılarda gördüğünü söylediği hâlde duruşmada bunun aksine Harun'un yaptığı toplantılarda görmediğini belirterek çelişkili beyanda bulunduğunu, muhakemece kendisi hakkında ByLock tespiti yapılmadığı hâlde Mahkemece hatalı değerlendirme ile bu programı kullandığının kabul edildiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi (Daire) 10/4/2018 tarihinde başvurucunun istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Başvurucu hakkındaki değerlendirmeye anılan kararın gerekçesinde şu şekilde yer verilmiştir:"Tüm dosya kapsamına ve özellikle beyanına itibar edilen, etkin pişmanlıktan yararlanan ve hakkındaki hüküm istinaf incelemesine konu olmayan sanık [E.Ö.nün] aşamalardaki teşhis ve anlatımlarına göre; silahlı terör örgütü FETÖ/PDY içerisinde 2014 yılı mezun komiserler grubu içerisinde yer aldığı, bu kapsamda örgütün amaç ve faaliyetleri doğrultusunda örgütü geniş kitlelere tanıtmak ve ideolojisini benimsetmek amacıyla dini sohbet görünümü altında gerçekleştirilen toplantılara katıldığı, örgütü finansal yönden destekleme amacıyla himmet verdiği anlaşılan sanık Gökhan Perçin'in kuruluşu, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemlerine göre nihai amacının devletin anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu tartışmasız bulunan FETÖ/PDY terör örgütüyle kurduğu organik bağ çerçevesinde hiyerarşisine dahil olmak suretiyle 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7/1 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314/ maddeleri kapsamında örgüt üyesi olduğuna ilişkin kabulde bir isabetsizlik görülmemiş[tir.]" Başvurucu istinaf başvurusunda dile getirdiği savunmalarını tekrar ederek anılan kararı temyiz etmiş, Yargıtay 18/3/2019 tarihinde Daire kararını onamıştır. Başvurucu nihai hükmü 6/5/2019 tarihinde öğrendikten sonra 31/5/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu 8/1/2021 ve 8/11/2021 tarihinde sunduğu ek beyan dilekçelerinde de bazı anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.