12. Ceza Dairesi 2023/5472 E. , 2024/3611 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/249 E., 2022/450 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma ilamı üzerine kurulan hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUK
**12. Ceza Dairesi 2023/5472 E. , 2024/3611 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/249 E., 2022/450 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma ilamı üzerine kurulan hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Mahkemece sanık hakkında taksirle öldürme suçundan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca verilen beraat kararının katılan vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 22/10/2014 tarihli kararıyla bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek sanık hakkında taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62/1. Maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına CMK'nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 17/03/2016 tarihinde kesinleşmesine müteakip sanığın denetim süresi içinde 31/01/2018 tarihinde suç üstlenme suçunu işlemesi üzerine mahkumiyet verildiği, mahkumiyet kararının kesinleşmesi üzerine ihbar üzerine ele alınan dosyada mahkemece CMK'nın 231/11. Maddesi uyarınca hükmün açıklanmasına karar verilerek sanığın taksirle öldürme suçundan TCK'nın 85/1, 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık müdafiinin temyiz isteminin reddiyle hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; sanık hakkında beraat kararı verilmesi aksi takdirde lehine hükümlerin uygulanması, sanığın kaza yapan aracı kullanmadığı, aracı ölenin kullandığı, savunmaya itibar edilmediği, eksik tahkikat ile karar verildiği, beraat kararı verilmemesi halinde zamanaşımı nedeniyle düşme verilmesi gerektiğine, erteleme ve paraya çevirme hükümlerinin değerlendirilmediğine, mahkumiyet kararının kaldırılması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; Sanık ve ölenin bulunduğu aracın yoldan çıkıp önce orta refüje çarptığı, daha sonra takla atarak karşı şerit üzerinde düz ve yolun enlemesine göre durduğu, aracın orta refüje çarpıp takla attığı noktada ölenin araçtan fırladığı ve aracın yaklaşık 30 metre gerisinde olay yerinde vefat ettiği olayda taksirle öldürme suçu ile cezalandırılması talep edilen sanığın yüklenen suçu kabul etmediği, aracı ölenin kullandığını belirttiği, suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle beraatine ilişkin verilen kararın katılan vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 22.10.2014 tarihli kararıyla; "Olay günü sabah saatlerinde Akdağmadeni-Yozgat yolunun 10. kilometresinde sanık ve ölenin içerisinde bulunduğu aracın yoldan çıkıp, önce orta refüje çarpıp takla atarak karşı şerit üzerinde, düz şekilde, tekerlerinin üzerinde, yolu enlemesine kapatacak vaziyette durduğu, aracın orta refüje çarpıp takla attığı noktada ölenin araçtan fırladığı ve aracın yaklaşık 30 m. gerisinde zemine düşerek öldüğü olayda; her ne kadar sanık aracı kullanmadığını savunmuş ise de, aracın sol kapı iç kısmından, sağ arka kapı camı üzerinden ve sağ ön kapı kolu üzerinden alınan kan numuneleri ile toprak üzerinden alınan kan numunesinden elde edilen DNA profillerinin sanığa ait kan numunesinden elde edilen DNA profili ile benzer olduğu yönündeki uzmanlık raporu ve sanığın Cumhuriyet Savcılığında alınan beyanında, kaza anı ve sonrası ile ilgili bir şey hatırlamadığını belirtmesine karşın, olay yerine gelen ve tanık olarak ifadesine başvurulan sağlık ekibinin olay yerine intikal ettiklerinde sanığın şuurunun açık olduğuna ilişkin beyanlarına itibar edilmeden, araçta meydana gelen hasar durumu dikkate alınmadan, yine kolluk tarafından 02.11.2010 tarihinde tutulan tutanağa göre Erzincan'daki ihale için görevlendirilen sanık ile ölenin kaza anında bulunduğu aracın şoförlüğünü sanığın yaptığına ilişkin şirket yetkilisi ...'ın mahkemece ifadesi alınmadan, eksik soruşturma ile hüküm tesisi," Nedeniyle bozulmasına karar verilmesine üzerine Mahkemece, Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine, her ne kadar sanık çeşitli aşamalarda alınan savunmalarında aracı ölenin kullandığını kendisinin aracın arka koltuğunda bulunduğunu, olay sonrasında bayıldığını, kaza anı ve sonrasına ilişkin bir şey hatırlamadığını ve gözlerini hastanede açtığına yönelik anlatımı ile beraber atılı suçu reddettiği anlaşılmışsa da uzmanlık raporunda araç içerisinden alınan ve özellikle sol ön kapı iç kısmından alınan DNA profilleri ile sanığa ait DNA profillerinin benzer olduğunun anlaşılması , olayın hemen sonrasında sanığa müdahalede bulunan ve tanık sıfatıyla anlatımları alınan sağlık personellerinin olay sonrasında sanığın kendinde olduğunu beyan etmeleri, olay sonrası şirket yetkilisi olan Tanık Mahir'in kolluk tutanakları ile tespit olduğu şekilde sanığın aracı kullandığını söylemesi , uzmanlık raporunda belirtilen kan numunelerinin toprak üzerinde bulunan ve birikinti şeklindeki kan örneklerinden alındığının anlaşıldığı , sanığın da olay sonrasında aracın arka koltuğunda sağlık görevlilerince muayene edildiğinin anlaşılması karşısında sanığın araç dışına çıktığı bir süre birikinti şeklinde kan bulunan yerde bulunduğu , daha sonra kendi imkanları ile araca ulaştığı ve tedavi gördüğü anlaşıldığından sanığın çeşitli aşamalarda alınan savunmalarına itibar edilmeyerek TCK'nın 85/1, 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 17.03.2016 tarihinde kesinleşmesine müteakip sanığın denetim süresi içinde 31.01.2018 tarihinde suç üstlenme suçunu işlediği hakkında verilen mahkumiyet kararının kesinleşmesi üzerine ihbar üzerine ele alınan dosyada hükmün açıklanmasına karar verilerek sanığın taksirle öldürme suçundan CMK'nın 231/11, TCK'nın 85/1, 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE ve KARAR Yapılan yargılama ve incelenen dosya kapsamına göre; 1-Yakalama emri üzerine çıkarıldığı Antalya 17. Asliye Ceza Mahkemesince sorgusu tespit edildiği sırada, duruşmadan bağışık tutulmaya yönelik bir talebi de bulunmayan sanığa, ifadesini esas mahkemesi huzurunda vermek isteyip istemediği sorulmadan, sanığın, 5271 sayılı CMK'nın 196/2. maddesine aykırı şekilde yapılan sorgusuna dayalı olarak yokluğunda mahkumiyet kararı verilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, 2-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.07.2021 tarih ve 2018/18-467 esas 2021/331 karar sayılı kararında “1412 sayılı CMUK'un 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 326/2. maddesine göre, hükmün aleyhe bozulması hâlinde davaya yeniden bakacak mahkemece, sanıktan bozmaya karşı diyeceğinin sorulması zorunlu olup müdafinin dinlenilmesi ile de yetinilemez. Aynı kurala 5271 sayılı CMK'nın 307/2. maddesinde de yer verilmiş olup anılan bu kanun hükümleri uyarınca sanığa, bozmada belirtilen ve aleyhinde sonuç doğurabilecek olan hususlarda beyanda bulunma, kendisini savunma ve bu konudaki delillerini sunma imkânı tanınmalıdır. Bu düzenleme, savunma hakkının sınırlanamayacağı ilkesine dayandığından, uyulmasında zorunluluk bulunan emredici kurallardandır.” hususlarına yer verilmiş olup; somut olayda davaya yeniden bakan mahkemece bozma üzerine yapılan yargılamada, Dairemizin 22.10.2014 tarihli ve 2013/29555 esas 2014/20645 karar sayılı bozma kararı sanık aleyhine olmasına rağmen, sanığın bozmaya karşı diyeceklerinin sorulmaması suretiyle, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracak şekilde 1412 CMUK’un 326. ve 5271 sayılı CMK’nun 307. maddelerinin ihlal edilmiş bulunması; Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle Akdağmadeni Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, sair hususlar incelenmeksizin 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.07.2024 tarihinde karar verildi.