7. Ceza Dairesi 2010/14340 E. , 2012/3224 K. "İçtihat Metni" 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na aykırı davranmak suçundan sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'ın, 2499 sayılı 'Kanun'un 47/A-l, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu nun 62. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1 yıl 8 ay hapis ve 30.291,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmalarına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair stanbul 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/02/20
**7. Ceza Dairesi 2010/14340 E. , 2012/3224 K.** **"İçtihat Metni"** 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na aykırı davranmak suçundan sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'ın, 2499 sayılı 'Kanun'un 47/A-l, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu nun 62. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1 yıl 8 ay hapis ve 30.291,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmalarına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair stanbul 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/02/2010 tarihli ve 2009/173 esas, 2010/90 sayılı kararına karşı katılan Sermaye Piyasası Kurulu vekilinin itirazının reddine ilişkin İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 05/03/2010 tarihli ve 2010/370 değişik iş sayılı ek kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığından verilen 11.11.2010 gün ve 68646 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren dava dosyası Cumhuriyet Başsavcılığının 03.12.2010 gün ve KYB. 2010-295787 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu. Mezkür ihbarnamede; Dosya kapsamına göre, İmar Bankasının hazine bonosu satış izninin iptal edilmesine rağmen, sanıkların, 565.114.134.545.452 Türk lirası değerinde hazine bonosu satışı yaptıkları olayda, sanıkların eylemlerinin hazine bonosu alımı yapan yatırımcıların zararına gerçekleştiği, kamu zararının doğduğu ve 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ile korunması gereken değerlerin korunamadığı, 5271 sayılı Kanun'un 231/6. maddesinde yer alan objektif unsurun gerçekleşmediği gözetilerek itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozmaya atfen ihbar olunmuş bulunmakla Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; 5271 Sayılı CMK.nun 231.maddesindeki düzenlemeden " suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradı zararın aynen iade, suçtan öndeki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi" ve diğer objektif ve subjektif koşulların varlığı halinde CMK.nun 231/5 madde fıkrası gereğince, sanık hakkında aynı yasanın 231/6-c maddesi de değerlendirilerek tespit edilen söz konusu zararın giderilmesi durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması karar verilebileceği anlaşılmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu`nun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 Esas 2009/13 sayılı kararında ; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından biri olan zarardan kast edilen maddi zarar olup, bu zararın belirlenmesinde teknik bilgiye ihtiyaç duyulmayan hallerde hakim, kanaat verici basit bir araştırma yaparak zararı belirlemelidir." denilmektedir. Bu ilkeler çerçevesinde her olaya özgü ayrı değerlendirme yapılması gerektiği cihetle, dava konusu olayda isnat edilen fiilin işlenmesi neticesinde mağduru belirlenmiş bir zarar veya kamusal anlamda tespit edilmiş, somut bir zarar söz konusu olmmamasına nazaran, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı`nın kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname münderecatı yerinde görülmediğinden REDDİNE, 06.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.