Başvurucu, iş akdinin feshi üzerine açtığı işe iade istemli tespit davasının Yargıtay tarafından reddedildiğini belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talep etmiştir.
Başvurucu, iş akdinin feshi üzerine açtığı işe iade istemli tespit davasının Yargıtay tarafından reddedildiğini belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talep etmiştir. Başvuru, 22/3/2013 tarihinde Adana İş Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 13/9/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, O. B. San. ve Tic. A.Ş.’nin alt işvereni konumunda olan S.-K. İnş. San. ve Tic. unvanlı şirkette 1/11/2006 tarihinde laboratuar memuru olarak çalışmaya başlamıştır. Başvurucunun iş akdi, 17/6/2011 tarihinde ihbar ve kıdem tazminatı ödenmek suretiyle alt işveren tarafından feshedilmiştir. Bu fesihten sonra başvurucu 20/6/2011 tarihinde asıl işveren konumundaki O. B. San. ve Tic. A.Ş’de laboratuar memuru olarak çalışmaya başlamıştır. Başvurucunun iş akdi, “… beklenen görev ve sorumlulukları tam olarak yerine getirmediği ve istenilen verimi gösteremediği …” gerekçesiyle 19/12/2011 tarihinde işveren tarafından feshedilmiştir. 19/12/2011 tarihli tutanağa göre, feshe ilişkin ihbar başvurucu tarafından okunmuş fakat imzadan imtina edilmiştir. Fesih üzerine başvurucu, 19/1/2012 tarihinde Adana İş Mahkemesinde feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkeme, 7/8/2012 tarih ve E.2012/703, K.2012/35 sayılı kararıyla davanın kabulü ile feshin geçersizliğine ve başvurucunun işe iadesine hükmetmiştir. Anılan kararın işveren tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi 9/11/2012 tarih ve E.2012/25183, K.2012/24742 sayılı kararında, “… S. A.Ş. ile davacı arasındaki iş sözleşmesi alacakların ödenmesi ile 17/6/2011 tarihinde sona ermiştir. Taraflar arasında kurulan iş ilişkisi yeni ve bağımsız bir ilişkidir. Davacının iş sözleşmesi 19/12/2011 tarihinde davalı tarafça feshedilmiştir. 4857 İş Kanunu’na göre işe iade davası açabilmek için aranan ön koşullardan biri işçinin davalı işyerinde en az altı ay çalışmış olmasıdır. Davacı, davalı işyerinde kanuni süreyi doldurmadan iş sözleşmesi feshedilmiştir. Davacının işe iade davası açabilmesi hakkı bulunmamaktadır. Mahkemece bu yön gözetilmeden davanın kabulüne karar verilmesi hatalıdır ...”. şeklindeki gerekçeye yer vererek kararı bozmuş ve ilk derece mahkemesinin yerine geçerek davanın reddine karar vermiştir. İş mahkemesi kararlarının temyizi üzerine Yargıtayca verilen kararlara karşı karar düzeltme yolu öngörülmediğinden aynı tarihte kesinleşen karar, 4/3/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 22/3/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulmuştur. B. İlgili Hukuk 22/5/2003 tarih ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun maddesinin ilgili fıkraları şöyledir:“Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. Altı aylık kıdem hesabında bu Kanunun 66 ncı maddesindeki süreler dikkate alınır. … İşçinin altı aylık kıdemi, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilerek hesap edilir. İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan işçi sayısı, bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir.…” 22/11/2001 tarih ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun maddesi şöyledir:“Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.”