9. Ceza Dairesi 2020/7008 E. , 2021/2278 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Dosya incelenerek, gereği düşünüldü: 1)Sanık hakkında tefecilik yapmak suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Suç tarihinin gerekçeli karar başlığında son ödünç paranın verildiği 26/08/2011 tarihi yerine 2012 olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiş olduğundan; Tefecilik suçundan kurulan hükümde TCK'nın 62. maddesi
**9. Ceza Dairesi 2020/7008 E. , 2021/2278 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi Dosya incelenerek, gereği düşünüldü: 1)Sanık hakkında tefecilik yapmak suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Suç tarihinin gerekçeli karar başlığında son ödünç paranın verildiği 26/08/2011 tarihi yerine 2012 olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiş olduğundan; Tefecilik suçundan kurulan hükümde TCK'nın 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılırken 2 yıl 1 ay hapis yerine 1 yıl 13 ay hapse hükmedilmesi ve TCK'nın 241/1. maddesinde ayrıca adli para cezası yaptırımı bulunmasına rağmen adli para cezasına hükmedilmemesi karşı temyiz olmadığından; 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ve 7242 sayılı Kanun'la yapılan değişikliklerin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün bulunduğundan bozma nedeni yapılmamıştır. Yapılan yargılama sonunda aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda tartışılıp sanığın suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde yukarıda eleştirilen hususlar dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 2) Sanık hakkında açığa atılan imzanın kötüye kullanılması suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Sanığın, katılan ...'e boş olarak imzalattığı senedi anlaşmaya aykırı olarak 34.000.00-TL bedelli olarak doldurup icra takibine koydukları iddiasıyla açılan kamu davasında, TCK'nın 209/1. maddesindeki açığa atılı imzanın kötüye kullanılması suçunun takibinin şikayete bağlı olup, 6 aylık şikayet süresine tabi olduğundan, öncelikle senedin kullanıldığı ... 1. İcra Müdürlüğü'nün 2011/6524 esas sayılı icra dosyası getirtilip ödeme emri ve dayanak belgelerin katılan ...'e tebliğ edildiği tarih belirlenerek şikayetin süresinde yapılıp yapılmadığı, kovuşturma şartının gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edildikten sonra; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 24/03/1989 gün ve 1/2 sayılı kararında öngörüldüğü üzere, yüklenen açığa atılan imzanın kötüye kullanılması suçunun yazılı delille ispatı zorunlu olup, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun cevaz verdiği haller dışında tanık anlatımlarına dayanılması mümkün olmadığı cihetle, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi açısından, suça konu senedin sanık ile katılan arasındaki borç ilişkisinden doğan alacak miktarından fazla olarak doldurduğuna dair delil ve belgeler ile taraflar arasında görülmekte olan hukuk davası varsa akıbeti araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Kabule göre de; a)Hükümden sonra 24/10/2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesinin üçüncü fıkrasına “Birlikte” ibaresinden sonra gelmek üzere “Aynı mağdura karşı” ibaresi eklenmiş olup, anılan yasa maddesinde yapılan değişiklikle uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması halinde uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağının da düzenlendiği dikkate alınarak, yukarıdaki kabule göre; “Mağdur” kavramı, suçun konusunun ait olduğu kişi ya da kişiler olarak "Suçtan zarar görme" kavramı ise, gerek Ceza Genel Kurulu, gerekse dairemizin kararlarında; "Suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak yorumlanıp uygulandığında; tefecilik yapmak suçuyla açığa atılan imzanın kötüye kullanılması suçunun mağdurunun ayrıştığı, sanığın üzerine atılı tefecilik yapmak suçunun mağdurunun kamu olduğu, açığa atılan imzanın kötüye kullanılması suçunu ise katılan ...’e karşı işlediği ve ...'ün bu suçun mağduru olduğu dolayısıyla sanığa isnat edilen tefecilik yapmak suçu ile açığa atılan imzanın kötüye kullanılması suçunun mağdurlarının farklı olduğu anlaşılmakla, sanığa yüklenen ve 5237 sayılı TCK’nın 209/1. maddesinde düzenlenen açığa atılan imzanın kötüye kullanılması suçu nedeniyle, 24/10/2019 tarih ve 30928 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. ve 254. maddeleri gereğince uzlaştırma işlemleri yapılmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, b)Hükümden sonra 24/10/2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 17/10/2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile düzenlenen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 251/1. maddesindeki "Basit yargılama usulünün uygulanması" ile ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'na eklenen Geçici 5/1-d madde ve fıkrası ile "01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz" şeklinde sınırlama getirilmiş ise de, 16/03/2021 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 14/01/2021 tarih ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı iptal kararı ile "...hükme bağlanmış..." ibaresinin "Basit yargılama usulü" yönünden Anayasa'nın 38. maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olmakla; Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 251/3. maddesinde "Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir" şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık/sanıklar lehine sonuç doğurmaya elverişli olması nedeniyle, temyize konu soruşturma veya kovuşturma iznine tabi olmayan ve aynı Kanun'un 251/1. maddesi kapsamına giren, sanık ... hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 209/1 maddesinde düzenlenen açığa atılan imzanın kötüye kullanılması suçu yönünden aynı Kanun'un 7 ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 251. maddeleri uyarınca yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14/04/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.