Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucunun posta yolu ile göndermek istediği bir dokümanın idarece sakıncalı bulunarak gönderilmemesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucunun posta yolu ile göndermek istediği bir dokümanın idarece sakıncalı bulunarak gönderilmemesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 25/1/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu; başvuru tarihinde, anayasayı ihlal suçundan Kocaeli 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) hükümlü olarak bulunmaktadır. Başvurucu, bir yayın kuruluşuna otuz sayfadan oluşan bir doküman göndermek istemiştir. Ceza İnfaz Kurumu Mektup Okuma Komisyonu (Komisyon) 18/11/2015 tarihinde söz konusu el yazısı metni incelemiş ve metnin içeriğini dikkate alarak Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kuruluna (Disiplin Kurulu) sunulmasına karar vermiştir. Disiplin Kurulu, incelemesinin sonucunda el yazısı metni sakıncalı görerek metnin kurum dışına gönderilmemesine karar vermiştir. Disiplin Kurulu kararının ilgili kısmı şöyledir: "Mektubun içeriğinde 'AKP hükümeti islam dininin ruhunu esir alan faşist dik... anlayışına yediren kendisini müslüman-dindar gösteren siyasi manüplasyona iyi bir örnektir.', 'İslamiyet ve ulusun koruyuculuğuyla kendisini özdeşleştiren AKP'nin faş... zihniyetle toplumdan mutlak itaat beklemesini müslümanlıktan yola çıkarak değil iktisadi yapıya uygun şekil alan devlet yapısı ve müslümanlığın devlet dinine dönüştürülerek kullanılmasıyla açıklamak gereklidir.', '7 Haziran'daki başarısızlğını fş... terörü arttırarak yanıtladı.', 'Sermayedarların bir kesiminin ihtiyaçlarını karşılamada hukuk dışına taşan çizgide ki AKP'nin Türk-müslüman içerikli hegomanik politik tarzı izah ettiğimiz sınıfsal, iktisadi realitenin uçlaşmış faşist örneğini teşkil etmektedir.', ' yüzyılın ilk jenosidi olan Ermeni kırımında katledilen 000 Ermeninin malına, birikmiş emeğine, üretim araçlarına özcesi sermaye ve maddi değerlerine elkonuldu. Bir milyondan fazla Rum topraklarından göçertilirken maddi birikimleri gasp edildi. Kilisenin, vakıfların mallarına bile elkonuldu. Türk ulusçuluğunu her şeyin üstünde gören fşt... kemalist diktatörlük sanıldığı gibi islamiyeti dışlamadı onu doğal din olmaktan kopararak denetime aldı ve milliyetçiliğin manevi ilahi güçü yaptı.', 'Fş... Türk devlet sisteminin ulusal inşaa sürecini toplumun Türk olmayan katmanlarını asimile ederek Türkleştirmek iken, Alevi, Hristiyan, Ezidi, Süryani, Keldani, Yahudi, Caferi vd. inanç topluluklarınıda müslümanlaştırmak şeklindedir.', '2003 ile 2013 yılları arasında AKP'nin Kamu İhale Yasası'nı 29 kez değiştirmesi özel ve yolsuzluğa dayalı iktisadi yapıyı korumaya yöneliktir. Türk devlet yapısı buna uygundur, Özal'ın hayali ihracat, yolsuzluk, rant sisteminin başka bir versiyonudur. 'mümin-dindar' ama gerçekte ise hırsız ve sahtekar, siyasi karakter bakımından faşist hükümetin mevcut düzeni sürdürmek için kitle katliamlarını yapmasına (10 Ekim Ankara, 20 Temmuz Suruç) bakıldığında şiddet ve döneminin artarak devam edeceği anlaşılmaktadır. AKP devlet ihalelerini en uygun teklifi verene değil, rant ortaklığı oluşturduğu şirketlere vermeyi benimsemiştir. Dini amaçsallaştıran 'müslüman-mümin kimlikli' sermayedar kesiminin AKP ile ortaklığı bu iktisadi temel üzerinden gelişmiş ve raydan çıkmıştır.', 'AKP yasa dışına taşarak kendisini korumak için faşist yöntemlere başvurmaktan çekinmedi.', 'Fş. Türk Devleti medyayı tamamen denetimi altına almak istemektedir.' gibi cümlelerin bulunduğu ve mektubun tamamında sakıncalı cümlelerin olduğu, hükümlünün ideolojik görüşlerini ifade etmekten daha öteye giderek, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve mevcut hükümet politikaları hakkında hakarete varan ifadeler kullandığı.........incelenen, mektupta yukarıda geçen ifadeler ile 'hakaret ve aşağılama' içerdiği ve mektubun tamamının sakıncalı görüldüğü ve 'örgütsel amaçlı iletişim' kurmaya çalıştığı bu nedenler ile ilgiliye gönderilmemesine ... karar verilmiştir." Başvurucu, Disiplin Kurulu kararına karşı Kocaeli İnfaz Hâkimliğine (Hâkimlik) şikâyette bulunmuştur. Hâkimlik 10/12/2015 tarihli kararıyla başvurucunun şikâyetini kabul etmiş ve Disiplin Kurulu kararını iptal etmiştir. Hâkimlik, kararında öncelikle bir suç örgütünün eylemlerinin devamına, yeni eylemler planlanmasına, daha önce gerçekleştirilen eylemlerden bahsedilerek bilgi verilmesine ilişkin her türlü haberleşmenin suç örgütlerinin haberleşmesi olarak kabulünün mümkün olduğunu belirtmiştir. Bu açıklama sonrasında Hâkimlik, başvurucunun göndermek istediği metinde ekonomide ve siyasette yaşanan son gelişmelerin eleştirel bir şekilde ele alındığını, örgütsel haberleşmeye elverişli herhangi bir anlatımın bulunmadığını ifade etmiştir. Bundan başka Hâkimlik, gönderilmek istenen dokümanda hakaret ve aşağılama içeren ibarelerin bulunmadığını, kişi ve kurumların onur ve saygınlığını zedeleme amacıyla yapılan eylemlerin hakaret sayılabileceğini, başvurucunun yazdığı dokümanda ise siyasi gelişmelerin eleştirel bir şekilde aktarıldığını kabul etmiştir. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) Hâkimlik kararına karşı 17/12/2015 tarihinde itiraz yoluna başvurmuştur. Başsavcılık itirazında, mektupta geçen ve Disiplin Kurulu kararında belirtilen ifadelere yer verdikten sonra itirazın esasına dair bazı açıklamalar yapmıştır. Başsavcılık; başvurucunun bulunduğu Ceza İnfaz Kurumunun yüksek güvenlikli bir kurum olduğunu, mektupta yer alan ifadelerin hakaret ve tehdit içerdiğini ve örgütsel iletişim kurma çabasını içinde barındırdığını belirterek Hâkimlik kararının kaldırılmasını talep etmiştir. İtirazı inceleyen Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 10/1/2016 tarihinde Başsavcılığın itirazında ileri sürülen sebepleri yerinde görerek itirazın kabulüne ve Hâkimlik kararının kaldırılmasına karar vermiştir. Nihai olan bu karar başvurucuya 15/1/2016 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 25/1/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un "Hükümlünün mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmının olay tarihindeki hâli şöyledir:"(1) Hükümlü, bu maddede belirlenen kısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir. (2) Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisine gelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bu komisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir. (3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez."