Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/1633 E. , 2024/3544 K. T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/1633 Karar No : 2024/3544 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... 3- ... VEKİLLERİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:... sayılı kararının kaldırılarak, aynı İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:.…
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/1633 E. , 2024/3544 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/1633 Karar No : 2024/3544 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... 3- ... VEKİLLERİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:... sayılı kararının kaldırılarak, aynı İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılara ait bağımsız bölümün de bulunduğu İzmir İli, Bayraklı İlçesi, ... Mahallesi, ... Sokak, No:... adresindeki taşınmazın, İzmir ilinde 30/10/2020 tarihinde meydana gelen depremde zarar görmesi/yıkılması üzerine, 6306 sayılı Kanun'un 6/A maddesi uyarınca yapılan uygulama sonucunda, zarar gören/yıkılan taşınmaz yerine inşa edilen yapının davalı idarelerin kusuru nedeniyle metrekare, kat, yer, konum, cephesinin farklı olduğu ve standartların altında kalitesiz malzeme kullanıldığı, şerefiye ile güncel piyasa değeri farkının bulunduğundan bahisle 10,00 TL ve imar plan değişikliği sonucunda emsal kat artışından faydalanılamadığından bahisle 10,00 TL olmak üzere, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik toplam 20,00 TL tazminatın hüküm altına alınması talep edilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacıların talebinin taşınmazının depremde yıkılmasında idarelerin denetim, gözetim ve yaptırım yetkilerinin kullanılmamasından doğan kayıplarına ilişkin olmayıp, deprem sonrasında tahsis edilen konut ile eski konutu arasında var olduğu ileri sürülen değer farkına ilişkin olduğu, dava tarihi itibariyle davacının ilgili kurumdan 6306 sayılı Kanun Uygulama Yönetmeliği'nin 13.maddesi kapsamında herhangi bir alacağının olduğuna ilişkin bir bilgi ve belge dava dosyasına sunulmadığı, bu minvalde davacının henüz bir zararının meydana gelmediği görüldüğünden, tazmin sorumluluğu için gerekli koşulların meydana gelmediği, öte yandan, davalı idarelerin afet öncesinde ya da afetin gerçekleşmesinden sonra imar planları ile ilgili görev ve yetkilerinin bulunduğu, depremden sonra yıkılan binalar sebebiyle yeni planlara ihtiyaç duyulmasının olağan olduğu, bu planlarda taşınmazın somut özellikleri, çekme mesafeleri, yeşil alan, sosyal donatı ihtiyaçları gibi sebeplerle birbirinden farklı yapılaşma koşulları belirlenebileceği gibi, bazı parsellerin de birlikte yapılaşmasının öngörülebileceği, yine bu kapsamda oluşabilecek herhangi bir yeni bir afette olası can kayıplarının önlenmesi amacıyla bir takım kısıtlamalar getirilebileceği, bu hususların idarenin takdir yetkisi kapsamında olduğu ve idareye kusur sorumluluğu yüklemeyeceği, somut olayda idarenin kusursuz olarak sorumlu tutulabilmesine ilişkin herhangi bir hususun olmadığı, bu nedenle emsal artışından yararlanılamaması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zarara ilişkin idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı anlaşıldığından; davacının tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak, davanın reddine kesin (istinaf yolu kapalı) olmak üzere karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; ''...İncelenmekte olan davada, gerçek zarar miktarının bilirkişi incelemesi yaptırılarak belirlenmesinin mahkemeden talep edildiği, davanın fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması suretiyle açıldığı ve bilirkişi raporunun sonucuna göre davanın ıslah edileceğinin beyan edildiği, gerçek zararın dava dilekçesinde belirtilen miktarla sınırlı olmadığı, bu nedenlerle İdare Mahkemesince verilen kararın kesin olmaması gerektiği yolunda iddialarla istinaf başvurusunda bulunulduğundan, mahkemeye erişim hakkının kısıtlanmaması kapsamında istinaf başvurusunun esasına yönelik inceleme yapılmıştır...'' açıklaması ile istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine kesin olarak karar verilmiş; söz konusu kararın davacılar tarafından temyiz edilmesi üzerine ise ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:... sayılı kararı ile 2577 sayılı Kanun'un 48. maddesinin 6. fıkrası uyarınca temyiz isteminin reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacılar tarafından; 2577 sayılı Kanun'un 16. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın süre ve usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilme imkanı getirildiği, davacının dava açarken talep ettiği tazminat miktarının tam olarak kestirilememesi nedeniyle, yargılama sürecinde tespit edilecek gerçek zarar miktarının ortaya çıkacağı, Mahkeme tarafından zararın bulunup bulunmadığı ve gerçek zarar tutarının ne kadar olduğuna ilişkin tespit yapılmadığı ileri sürülmüştür. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından savunma verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan temyize konu kararın onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, 4. Davacıların adli yardım isteminin kabulü sebebiyle, temyiz aşamasında tahsil edilmeyen ... TL temyiz başvuru harcı, ... TL temyiz karar harcı ile ... TL posta giderinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacılardan tahsili için Mahkemesince ilgili merciine müzekkere yazılmasına, 5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 30/05/2024 tarihinde, oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.