Başvurucu, infaz edilmesine rağmen sonradan mahkeme kararı ile kaldırılan cezanın mevcut cezadan mahsup edilmemesi nedeniyle Anayasa’nın 38. maddesinde düzenlenen suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmiş ve tazminat talebinde bulunmuştur.
Başvurucu, infaz edilmesine rağmen sonradan mahkeme kararı ile kaldırılan cezanın mevcut cezadan mahsup edilmemesi nedeniyle Anayasa’nın maddesinde düzenlenen suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmiş ve tazminat talebinde bulunmuştur. Başvuru, 9/9/2013 tarihinde Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 25/3/2014 tarihinde başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin E.2007/210, K.2008/413 sayılı ilamıyla kesinleşen hapis cezasının infazı kapsamında Silivri 2 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunmaktadır. Başvurucunun daha önceden infaz ettiği cezasının mevcut cezasından mahsup edilmesi talebi ile ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 27/8/2013 tarihli ve 2010/1-2249 ilamat sayılı yazısında şunlar ifade edilmiştir:“Adı geçen hükümlü 22/08/2007-10/06/2008 tarihleri arasında İstanbul Asliye Ceza Mahkemesinin 26/11/2007 tarih ve 2007/162 İş sayılı kararıyla verilen toplam 2 YIL 1 AY 23 GÜN hapis (İstanbul Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/787 esas sayılı 1 YIL 1 AY 23 GÜN hapis + İstanbul Asliye Ceza Mahkemesinin 2002/965 esas sayılı 1 YIL hapis) cezasını infaz ettiği, Eyüp Asliye Ceza Mahkemesinin 10/06/2008 tarih ve 2008/383 Müt. sayılı kararıyla şartla tahliye edildiği, 24/09/2009 tarihi itibariyle de cezanın bihakkın tamamlandığı tespit edilmiş olup,Usul ve yasa hükümlerine uygun şekilde kesinleştirilen hapis cezasının infazında sayılan ve şartla tahliye kararına konu edilen sürenin, yasa değişikliği sonrasında infaz edilen cezanın ortadan kaldırılmış olması sebebiyle başka bir cezanın infazında mahsup edilmesine yasal imkan bulunmadığı [anlaşılmıştır.]” Başvurucunun mahsup talebi, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 27/8/2013 tarihli ve 2013/1038 Değişik İş sayılı kararıyla reddedilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:“Hükümlü AYHAN YILDIRIM talep dilekçesinde özetle İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2005/965 esas 2006/702 karar sayılı kararıyla hükmedilen 1 YIL Hapis cezasını infaz ettikten sonra, infaz edilen bu cezanın Mahkemesince kaldırılması sebebiyle iş bu cezadan dolayı cezaevinde kaldığı sürenin halen infaz etmekte olduğu cezasından mahsup edilmesini talep etmiş ise deUsul ve yasa hükümlerine uygun şekilde kesinleştirilen hapis cezasının infazında sayılan ve şartla tahliye kararına konu edilen sürenin, yasa değişikliği sonrasında infaz edilen cezanın ortadan kaldırılmış olması sebebiyle başka bir cezanın infazında mahsup edilmesine yasal imkan bulunmadığından, hükümlünün yukarıda belirtilen mahsup talebinin REDDİNE,… karar verildi.” Başvurucu, 9/9/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 27/8/2013 tarihli kararına 10/9/2013 tarihli dilekçe ile itiraz ederek İstanbul Asliye Ceza Mahkemesine ait ve sonradan kaldırılan cezanın müddetnamesinden çıkartılması veya mahsup edilmesini talep etmiştir. İtirazı inceleyen İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, 16/1/2014 tarihli ve 2014/29 Değişik İş sayılı kararıyla itirazın reddine karar vermiştir. Kararda şunlar ifade edilmiştir:“ … Dosya kapsamı ve mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığı verilen karar usul ve yasaya uygun olduğundan, vaki olan itirazın REDDİNE,”B. İlgili Hukuk 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu’nun maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamenyerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradanyürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü verenmahkemeden karar istenir.” Anılan Kanun’un maddesi şöyledir:“(1) Cezanın infazı sırasında, 98 ilâ 100 üncü maddelergereğince mahkemeden alınması gereken kararlar duruşma yapılmaksızın verilir. Karar verilmeden önce Cumhuriyet savcısı ve hükümlünün görüşleriniyazılı olarak bildirmeleri istenebilir.(2) 99 uncumadde gereğince cezaların toplanması gerektiğinde, bu hususta hüküm vermekyetkisi, en fazla cezaya hükmetmişbulunan mahkemeye, bu durumda birdençok mahkeme yetkili ise son hükmü vermiş olanmahkemeye; hükümlerden biri doğrudan doğruyabölge adliye mahkemesi tarafından verilmiş ise, bölgeadliye mahkemesine, Yargıtay tarafından verilmiş ise Yargıtayaaittir. (3) Bölge adliyemahkemesi veya Yargıtaydan başka mahkemeler tarafından verilmiş olan bukararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir.”