1. Hukuk Dairesi 2012/4377 E. , 2012/7318 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL 18. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/12/2011 Yanlar arasında görülen tapu iptal ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir
**1. Hukuk Dairesi 2012/4377 E. , 2012/7318 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İSTANBUL 18. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 29/12/2011 Yanlar arasında görülen tapu iptal ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, tarafların miras bırakanı H.’ın 4401 parsel sayılı taşınmazda, maliki olduğu 60/100 paydan, kalan payı ipkaen 30/100 payını 17.06.2004 tarihinde dava dışı İ.e satış suretiyle temlik ettiği, İ.’in de bu payı 22.07.2004 tarihinde murisin kızı olan davalı N.’a satış suretiyle temlik ettiği, miras bırakan H.’ın 28.08.2009 tarihinde öldüğü davacıların anılan temlikin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu iddiası ile eldeki davayı açtıkları anlaşılmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır. Öte yandan, satışa konu edilen bir malın devrinin belirli bir semen karşılığı olacağı kuşkusuzdur. semenin bir başka ifade ile malın bedelinin ise mutlaka para olması şart olmayıp, belirli bir hizmet veya emekte olabileceği kabul edilmelidir. (HGK’nun 29.04.2009 tarih 2009/1-130 E. 2009/150 K. sayılı kararı) Somut olaya gelince, miras bırakan H.’ın ara malik İsmail’e temlikteki amacının taşınmazın davalıya intikalini sağlamak olduğu dosya kapsamı ile sabittir. Öte yandan, davalının bir süre yatalak oldukları anlaşılan muris ve eşine yanlarına gelerek baktığı, onların sosyal, ekonomik ve her türlü ihtiyaçlarıyla ilgilendiği hususları gözetildiğinde, murisin gerçek iradesinin mal kaçırma olmayıp, davalıya duyduğu minnet duygularıyla temliki gerekleştirildiği kabul edilmelidir. Esasen muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davaların hukuki dayanağını teşkil eden 01.04.1974 tarih ve ½ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, miras bırakanın gerçek iradesinin mal kaçırma olması halinde uygulanabilirliğinin kabulü gerekeceği de tartışmasızdır. O halde, yukarıda değinilen somut olgular, açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde, miras bırakanın yapmış olduğu temlikle ilgili gerçek amaç ve iradesinin mirasçılardan mal kaçırmak olduğunu söyleme imkanı bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü yönünde hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 14.6.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.