4. Hukuk Dairesi 2023/4582 E. , 2024/9951 K. MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/83 E., 2023/256 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul/Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Dikili 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/241 Esas - 2021/506 Karar Taraflar arasındaki haksız fiilden kaynaklanan maddi ve mane…
**4. Hukuk Dairesi 2023/4582 E. , 2024/9951 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/83 E., 2023/256 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul/Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Dikili 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/241 Esas - 2021/506 Karar Taraflar arasındaki haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri ... ile ...'in karı koca, ...'in ise onların çocukları olduğunu, davalı ...'in ise müvekkili ...'in ağabeyi olduğunu, tarafların ... Köyünde altlı üstlü oturduklarını, müvekkillerinin ölünceye kadar annelerine baktığını, anneleri öldükten sonra müvekkili ... ile davalı aralarında parasal sebeplerle sorun çıktığını, 28.02.2014 günü müvekkili ... ile o tarihte hamile olan eşinin evlerinden çıkıp hayvanların yanına gittikleri sırada davalı tarafından tüfekle vurulduklarını, davalının öldürmek için kendilerini arayıp bulamayınca olay yerinden kaçtığını, olay sonrasında her iki müvekkilinin de hastaneye kaldırıldığını, müvekkili ...'in ameliyat sırasında böbreklerden birinin alındığını, müvekkili ...'in ise vurulduktan sonra kaldırıldığı Bergama Devlet Hastanesi'nde erken doğum yapmak zorunda kaldığını, müvekkili ...'in erken doğduğunu ve ölme riski taşıdığı için Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne gönderildiğini, saçmaların anne karnında bulunan ...'e de isabet ettiğini, davalı hakkında Bergama Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açıldığını ve cezalandırılmasına karar verildiğini, olay sonrası müvekkili ...'in 1 yıl boyunca çalışamadığını, iş gücü kaybına uğradığını, tedavi gideri ve tedavisi için ulaşım masrafı yapmak zorunda kaldığını, müvekkilleri ... ve ...'in 2008 yılında evlenmelerine rağmen davacının 5 yıl sonra hamile kaldığını, ancak olay sebebiyle erken doğum yaptığını, çocuklarının da ölüm tehlikesi geçirdiğini, anne karnındaki çocuğa saçma isabet ettiğini, müvekkillerinin davalının eylemi sonucu ölebileceği gibi çocuklarının da ölüm tehlikesi geçirdiğini belirterek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107 nci maddesi gereğince davacı ... için 1.000,00 TL maddi tazminat ile her bir müvekkili için ayrı ayrı 50.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 28.02.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacılar vekili bedel arttırım dilekçesi ile davacı ... yönünden maddi tazminat istemini 265.891,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı, süresinde davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ... ve davalının kardeş oldukları, Bergama Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/123 Esas 2017/69 Karar sayılı kararı ile sanık davalı ...'in davacı kardeşi ...'e yönelik eylemi nedeniyle kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, davacı ...'e yönelik eylemi nedeniyle olası kastla yaralama suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, davalının davacılara yönelik eyleminin haksız fiil teşkil ettiği, Adli Tıp Kurumu(ATK) 3. İhtisas Kurulunun 14.10.2019 tarihli raporu ile davacı ...'in geçici iş göremezlik süresinin olaydan itibaren 2 ay olduğu, olay nedeniyle %29,2 maluliyet oranı bulunduğunun tespit edildiği, davacının iyileşme süresi içinde fiilen çalışmaması nedeni ile maddi bir zararının doğacağı kuşkusuz olup geçici ve sürekli iş görmezlik nedeni ile maddi zararın bilirkişi tarafından usulüne uygun hesaplandığı, davacı çocuk ...'in olay tarihi olan 28.02.2014 tarihinde doğduğu, olay anında sağ olmasa da tıbben cenin halinde bulunduğu, davacı çocuk için manevi tazminat talep koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 265.891,00 TL maddi tazminatın ve 15.000,00 TL manevi tazminatın 28.02.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'e verilmesine, 15.000,00 TL manevi tazminatın 28.02.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'e verilmesine, 3.000,00 TL manevi tazminatın 28.02.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'e verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; hükmedilen manevi tazminatların düşük olması nedeniyle kararı bu yönden istinaf ettiklerini, dava dilekçelerindeki manevi tazminat taleplerinden herhangi bir indirim yapılmaksızın tam kabulüne karar verilmesini, aksi halde hakkaniyete uygun daha yüksek manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davanın tam anlamıyla sübut bulmadığını, sadece davacılar lehine yorum yapıldığını, tazminat miktarlarının aşırı fahiş olduğunu, maddi tazminat konusunda hesap incelemesi yapan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, dava konusu olayda davalının kusur ve kabahatleri ağır haksız tahrikleri ve müvekkilinin meşru müdafaa altında hareket ettiğinin irdelenmeden karar verildiğini, ceza mahkemesinde müvekkilinin suçlu bulunsa da bu kararın isabetli ve yerinde olmadığını, ceza mahkemesi kararının tazminat için bağlayıcı olmadığını, müvekkilinin ailesini korumak istediğini, davacının müvekkiline husumet beslediğini, verilen kararın bu sebeple adil olmadığını, davalının hiçbir geliri olmadığından ekonomik durumu kötü olan müvekkil aleyhine tazminata hükmedilmesi nedeniyle maddi olarak tamamen bittiğini, ayrıca ceza kovuşturmasında yargılanmadığı, ceza almadığı halde davacı ... açısından da tazminatlara mahkum edildiğini, oysa adı geçenin bir zarar görmediğini ileri sürülerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu olay nedeniyle davalının yargılandığı Bergama Ağır Ceza Mahkemesi kararının Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, ceza mahkemesince davalı hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmadığı, kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile belirlenen maddi olgunun hukuk hakimi bakımından bağlayıcı olduğu, davacı ...'in olay nedeniyle maluliyetinin ATK tarafından usulüne uygun şekilde belirlendiği, hükme esas alınan hesap raporunun ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu, davacılar için belirlenen belgesiz tedavi gideri ve tedavi için ulaşım masrafının olay tarihi itibarıyla makul olduğu, ceza dosyası kapsamı ve yukarıda belirtilen yaralama raporlarına göre; davacı ...'in anne karnında iken davalının kullandığı tüfekten çıkan saçmalarla doğmadan önce anne karnında yaralandığı gibi davalının eylemi sonucu adı geçenin erken doğduğu, ceza mahkemesince davalının eyleminin varlığı kabul edilmekle birlikte insan sıfatının çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda kazanılabileceği, cenin henüz doğmuş olmadığından kişi olarak vasıflandırılmasının söz konusu olamayacağı, anneye karşı işlenen eylemde ceninin de ölmesi ya da yaralanması halinde sanığın cenine karşı öldürme ve yaralama suçlarından ayrıca sorumlu tutulmayacağı, bu suretle davalı sanığın mağdur ...'e yönelik kasten yaralama suçunun unsurları oluşmadığından beraatine karar verildiği, haksız fiil nedeniyle manevi tazminata hak kazanabilmek için haksız fiil tarihinde taraf ehliyetinin bulunması gerektiği, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip her gerçek kişinin yaşadığı sürece taraf ehliyeti mevcut olup 4721 sayılı Kanun'un 28 inci maddesi gereğince doğumla başladığı ve ölümle son bulduğu, bu kuralın tek istisnasının cenin olduğu, anılan düzenleme gereğince medeni haklardan yararlanma ehliyetinin sağ olarak doğduğu anda yani geriye etkili olarak ana rahmine düştüğü andan itibaren hüküm doğurduğu, somut olayda 28.02.2014 doğum tarihli davacı ...'in 28.02.2014 tarihinde meydana gelen olay saatinden önce tıbben ana rahminde cenin olarak bulunduğu, davalının eylemi sonrası olay günü hem ana rahmindeyken yaralandığı ve hem de erken doğduğundan adı geçen davacı bakımından manevi tazminat isteme hakkının doğumla birlikte ortaya çıktığının kabulü ile davacı ... bakımından manevi tazminata hükmedilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön görülmediği, davaya konu somut olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, davacıların olay tarihindeki yaşları, taraflar aralarındaki yakınlık ve davacıların yaralanma dereceleri, davalı hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmamış olması, ceza mahkemesinin kararı, davacı ... ve ...'in hem kendilerinin hem de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56 ncı maddesinin ikinci fıkrası kapsamında eşi ve babaları olan davacı ...'in ağır bedensel olarak yaralanması, yukarıda açıklanan hususlar ve ilkeler ile davalının eylemindeki hukuka aykırılığın tespitinin sağlayacağı manevi tatmin ile birlikte değerlendirildiğinde İlk Derece Mahkemesince hüküm altına alınan manevi tazminat miktarlarının az olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmek suretiyle davacı ... yönünden davanın kabulüne, davacılar ... ve ... yönünden manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, Davacı ... bakımından 265.891,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın, ... bakımından 40.000,00 TL manevi, ... bakımından 30.000,00 TL manevi tazminatın 28.02.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı tarafından davacılara yönelik gerçekleştirilen kasten öldürmeye teşebbüs ve olası kastla yaralama eylemleri nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 54 ve 56 ncı maddeleri. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına, davalının eylemlerinin Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile sabit olmasına, hükme esas alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli olmasına herhangi bir hesaplama hatası içermemesine, olayın oluş şekline ve kesinleşen ceza mahkemesi kararına göre davacıların herhangi bir haksız tahriki olmamasına, ceza mahkemesinde kesinleşen maddi olgunun hukuk hakimi yönünden bağlayıcı olmasına, davacı ...'in davalının eylemi nedeniyle anne karnında iken yaralanmış olmasına ve davalının eylemine bağlı olarak erken doğmuş olmasına, davacı ... yönünden de manevi tazminata hükmedilmesinde isabetsizlik olmamasına, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının yerinde olması ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.