9. Ceza Dairesi 2021/9250 E. , 2023/7351 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/202 E., 2015/165 K. SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı…
**9. Ceza Dairesi 2021/9250 E. , 2023/7351 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/202 E., 2015/165 K. SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin sürelerinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde anlaşılmakla, gereği görüşüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.04.2015 tarihli ve 2014/202 Esas, 2015/165 Karar sayılı kararı ile; a) Suça sürüklenen çocuk ...'in çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 6545 sayılı Kanun ile değişiklikten önceki 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, aynı Kanun'un 43 üncü maddesi ve 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, b) Suça sürüklenen çocuğun kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin birinci, üçüncü ve beşinci fıkraları, aynı Kanun'un 43 üncü maddesi ile 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir. 2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tanzim olunan 17.04.2019 tarih ve 14-2015/360070 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Suça Sürüklenen Çocuğun Temyiz Sebebi Özetle; tutarsız mağdure beyanları dışında savunmanın aksine mahkumiyete yeter delil bulunmadığına, eksik araştırmayla ve yetersiz gerekçelerle karar verildiğine, mağdurenin hoşlandığı suça sürüklenen çocuk hakkında evlenme amacıyla isnatta bulunduğuna, adli rapora göre mağdurenin psikolojisinin iftira atmaya müsait olduğuna, Mahkemenin gözlemine göre mağdurenin yaşının olduğundan büyük gözüktüğüne, suça sürüklenen çocuk hakkında lehe hükümlerin uygulanması ve hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebebi Özetle; suça sürüklenen çocuğun mağdure ile tanıştığı sosyal medya sitesinde mağdurenin doğum tarihini 1996 olarak bildirdiğine, duruşmada yapılan gözlemde de mağdurenin yaşından büyük gösterdiğinin tespit edildiğine, olayın mağdurenin on beş yaşına iki-üç ay kala gerçekleştiğine, bir kimsenin cinsel ilişkiye girdiği kişiden kimlik belgesini göstermesini isteme yetki ve hakkının bulunmadığına, doğum tarihini bilse dahi yaş hesabı gibi eğitimli insanların dahi hata yaptıkları bir konuda suça sürüklenen çocuğun hata yapmış olmasının mümkün olmasına, buna göre mağdure ile ilişkiye giren suça sürüklenen çocuğun mağdurenin yaşının küçük olduğunu bilmemesinin mümkün olduğuna, bundan dolayı sonuçları oldukça ağır bu suçtan cezalandırılmasının da hakkaniyete uygun olmayacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde, suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiğinin kabulü halinde dahi mağdurenin yaşında düştüğü yanılgı neticesinde eylemini gerçekleştirdiği kanaatine varılmış olmakla hata hükümlerinin uygulanması gerektiğine, bunun dışında mağdurenin soruşturma ve kovuşturma sürecinde kendisine fiili livata yolu ile cinsel istismar suçunda bulunan kişinin kim olduğu hususunda farklı beyanlarda bulunduğuna, en son yargılama sırasındaki beyanında da bu kişinin adını Cengizhan olarak bildiği şahıs olduğuna, suça sürüklenen çocuktan şikayetçi olmadığını beyan ettiğine, buna göre tutarsız mağdure beyanları dışında suça sürüklenen çocuğun savunmasının aksine delil elde edilemediğinden suça sürüklenen çocuğun atılı suçlardan beraatine karar verilmesi gerekirken mahkumiyetine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece; ''Mağdurun suça sürüklenen çocuk ...'ı dışarıda ara sıra gördüğü akabinde facebooktan görüşmeye başladıkları 2 gün yazıştıktan sonra ilk olarak 26 Temmuz 2013 günü akşam saat 21.00 sıralarında SSÇ'nin mağduru ... İlköğretim Okuluna çağırdığı, okulun arkasında bulunan merdivenli bölümde mağdurun hayır demesine rağmen taytını zorla indirmek suretiyle anal yönden zorla tecavüz ettiği bu olay sonrasında da 5 gün aralıklarla 3 kez rızası dahilinde anal yönden ilişkiye girdikleri, 23 Ağustos 2013 tarihinde gece saat 03.00 sıralarında mağdurun okumak amacıyla evden ayrıldığı, 24 Ağustos 2013 günü öğle saatlerinde polis karakoluna gittiği sanıktan şikayetçi olması üzerine suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma isnadı ile kamu davası açıldığı görülmüştür. Mağdur 08.11.2013 günü ... Cumhuriyet Başsavcılığı'na sunduğu dilekçesinde suça sürüklenen çocuk ile sadece arkadaşlık ettiğini, aralarında cinsel ilişki yaşanmadığını suça sürüklenen çocuk'a ... olduğu için suç isnadında bulunduğunu daha önce Cengizhan adında birisiyle birlikte olduğunu, 15.11. 2013 tarihli ifadesinde şikayetçi olmadığını, 14.01.2014 tarihli ifadesinde 24.08.2013 tarihli ifadesinin doğru olduğunu, suça sürüklenen çocuğun abisi ...'ın kendisini sıkıştırması sonucu baskı altında ifadesini değiştirdiğini suça sürüklenen çocuktan şikayetçi olduğunu belirtmiştir. Her ne kadar suça sürüklenen çocuk mağdurla arkadaş olduğunu 26 Temmuz akşamı görüştüklerini ancak bu ve bu tarihten sonra hiçbir şekilde cinsel ilişkide bulunmadıklarını, ayrıca mağdurun facebook hesabında doğum tarihinin 28.10.1996 olarak yazılı olduğunu, üzerine atılı suçları kabul etmediğini ifade etmiş ise de suç ve cezadan kurtulma amaçlı savunmasına itibar edilmeyerek, mağdurun anlatımını destekleyen Sakarya Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesinin 24.08.2013 tarihli mağdurda kronik livata düşünüldüğüne dair muayene raporu, KÜTF'nin 27.03.2014 tarihli mağdurun ruh sağlığının bozulmadığını mütalaa eden raporu, 29.10.1998 doğumlu olduğunu belirten mernis doğum tutanağı birlikte değerlendirildiğinde suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçları zincirleme şekilde işlediğine dair mahkememizce vicdani kanıya ulaşılmıştır. Gerek suça sürüklenen çocuğun mağdura karşı herhangi bir eylemi olmadığını belirten iddiası gerekse dosya içeriğinde mevcut bilgi ve belgelerden mahkememizce atılı suçların işlendiğine dair ulaşılan vicdani kanı sonucunda suça sürüklenen çocuğun fiillerinin 5237 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı suça sürüklenen çocuğun ilgili hükümden yararlandırılamayacağı kanaatine varılmıştır.'' şeklindeki gerekçelerle hükümler kurduğu anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden kurmak olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; "Suçsuzluk" ya da "Masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın uzantısı olan, Latincede; "İn dubio pro reo" olarak ifade edilen "Şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse suça sürüklenen çocuk tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Suça sürüklenen çocuğun bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak bir kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar suça sürüklenen çocuk aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate değil kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve bu ispat, hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkan vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanarak suça sürüklenen çocuğun mahkumiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir. Bu açıklamalar doğrultusunda olayın intikal şekli ve zamanı mağdurenin aşamalarda kimle cinsel ilişkiye girdiğine dair çelişkili beyanları, savunma ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde olayın sübutuna ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi ve suça sürüklenen çocuğun eylemleri gerçekleştirdiğinin şüphede kalması nedenleriyle hakkında atılı suçlardan beraat kararları verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. Aynı gerekçelerle Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.04.2015 tarihli ve 2014/202 Esas, 2015/165 Karar sayılı kararına yönelik suça sürüklenen çocuk müdafii ile o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.11.2023 tarihinde karar verildi.