1. Hukuk Dairesi 2012/1638 E. , 2012/4465 K. "" MAHKEMESİ : ERDEMLİ 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/03/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, 146 ada 4 parselde 1/2 payını tapu siciline güvenerek malik olduğunu, davalı Hazinenin taşlık kayalık yerlerden olup özel mülkiyete konu olamayacak yerlerden olduğu iddiası ile açtığı tapu iptal ve tescil istekli davanın kısmen kabul edildiğini ileri sürerek, iptal edilen tapu kaydının payına isabet eden bölüm yönünden uğr…
**1. Hukuk Dairesi 2012/1638 E. , 2012/4465 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ERDEMLİ 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/03/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, 146 ada 4 parselde 1/2 payını tapu siciline güvenerek malik olduğunu, davalı Hazinenin taşlık kayalık yerlerden olup özel mülkiyete konu olamayacak yerlerden olduğu iddiası ile açtığı tapu iptal ve tescil istekli davanın kısmen kabul edildiğini ileri sürerek, iptal edilen tapu kaydının payına isabet eden bölüm yönünden uğradığı zararın tazminine karar verilmesini istemiştir. Davalı,davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, tapu kaydının iptal edilen bölümünün öncesinde davacı adına tescilinin TMK'nın 1024/2 maddesi uyarınca yolsuz tescil niteliğinde bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, tapu kaydının iptal ve tescilinden kaynaklanan tazminat isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu 146 ada 4 parsel sayılı taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiası ile Hazine tarafından açılan dava sonucunda Erdemli Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/1272 esas, 2000/517 karar sayılı ilamı ile taşınmazın bir bölümünün tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verildiği, derecattan geçerek 28.4.2008 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki; Mülkiyet hakkı gerek Anayasa ve yasalarla iç hukuk yönünden, gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ek 1 nolu protokol 1.madde ile kabul edilmiş temel haklardandır. (Anayasa Md. 35/1, AİHS Ek Prot. 1-1). Türk Medeni Yasasının 683. maddesinde de bir şeye malik olan kimsenin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisi belirtilmiş, malikin malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava konusu edebileceği hüküm altına alınmıştır. Bilindiği ve yukarıda sözü edilen yasa ve sözleşmelerin hakkı tanımlayan maddelerini takip eden fıkralarda ifade edildiği gibi, mülkiyet hakkı da kamu yararının bulunduğu hallerde sınırlandırılabilir veya tamamen kaldırılabilir. Ne varki, bu sınırlandırma veya kaldırma gerçekleştirilirken; T.C.Anayasasının 90/5.maddesi ile iç hukuk normu sayılan AİHS. Hükümlerince AİHM tarafından oluşturulan 30.5.2006 tarih 1262/02 sayılı kararda ifade edildiği üzere; “… bir kişiyi mülkünden yoksun bırakan bir önlemin…”, “kamu yararına meşru bir amaç gütmesi gerektiği…”, bu önlem alınırken “… başvurulan yollar ve gerçekleştirilmesi amaçlanan hedef arasında makul bir oransallık ilişkisi olması gerektiği…”, kişinin “… kişisel ve haddinden fazla yük taşıma zorunda kalması halinde gerekli dengenin kurulamayacağı…” açıktır.