5. Hukuk Dairesi 2010/1702 E. , 2010/9128 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki 4650 sayılı Yasa ile değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasının kabulüne dair verilen yukarıda tarih ve numaraları yazılı hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş, davalılar vekilince de temyiz dilekçesinde duruşma istemin…
**5. Hukuk Dairesi 2010/1702 E. , 2010/9128 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki 4650 sayılı Yasa ile değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasının kabulüne dair verilen yukarıda tarih ve numaraları yazılı hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş, davalılar vekilince de temyiz dilekçesinde duruşma isteminde bulunulmuş olmakla, duruşma için belirlenen 25.05.2010 günü temyiz eden davacı idare vekili Av. ... ile davalılar vekili ...’ ın yüzlerine karışı, duruşmaya başlanarak Temyiz isteminin süresinde olduğu görülüp, taraf vekillerinin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra, dosyadaki kâğıtlar okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü. - K A R A R - Dava, 4650 sayılı Yasa ile değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır.Alınan raporlar ve yapılan inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki; 1-Hükme esas alınan birinci bilirkişi kurulu raporunda emsal kabul edilen taşınmaz, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerden uzak bir mahallede ve konum itibariyle farklı bir bölgede bulunmaktadır. Kamulaştırma Kanununun 11/1-g maddesi gereğince, dava konusu taşınmaz ile emsalin zaruret olmadıkça, yakın bölgelerde, özel amacı olmayan, yakın tarihli satışların emsal alınması gerekir. Bu nedenle birinci bilirkişi kurulunca emsal kabul edilen satışın, emsal olarak alınması doğru olmadığı gibi, emsal taşınmaz 3194 sayılı İmar Kanununun 15. ve 16. maddeleri gereğince yapılan uygulama sonucu oluştuğundan imar parseli niteliği kazanmış olmakla, tespit edilen bedelden % 40 oranında Düzenleme Ortaklık Payı indirilmemesi nedeniyle de rapor hatalıdır. İkinci bilirkişi kurulu raporunda emsal olarak alınan taşınmazlardan bir kısmının ihale yoluyla yapılan satışlar olduğu belirtilerek, mahkemece raporun geçersiz kabul edilmesi usul ve yasaya uygun olmayıp, aksine, ihale usulü ile yapılan satışlar resmi makamlarca yapılmış olduğundan satış bedellerinin aksi iddia edilip kanıtlanmadığı sürece gerçeği yansıttığının kabulü gerekir. Yine, ikinci bilirkişi kurulu raporunda emsal kabul edilen taşınmaz ile dava konusu taşınmazın Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından resen belirlenen emlak vergisine esas metrekare birim değerleri karşılaştırıldığında; aynı değerde oldukları anlaşılmasına rağmen, bilirkişi kurulunca gerekçesi de açıklanmadan dava konusu taşınmazın önemli oranda emsalden daha değersiz olduğunun kabulü sebebiyle bu rapor da inandırıcı olmaktan uzak hüküm kurmaya elverişli değildir. Bu durumda; taraflara dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü ve özel amacı olmayan satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi ve bu emsallere göre değer biçilmesi için yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu ile keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi, 2-Dava konusu taşınmazın kamulaştırmadan arta kalan bölümü imar planında baraj göl alanı içerisinde kaldığından, bu bölümün yüzölçümü, geometrik durumu ve konumu dikkate alındığında; davalı tarafın bu kısımdan yararlanma ve tasarruf etme olanağı bulunmadığından, bu bölümün de bedelinin tesbiti ile Hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, Doğru görülmemiştir. Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenle HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, davalılardan peşin alınan temyize başvurma harcının Hazineye irad kaydedilmesine ve temyiz harcının istenildiğinde iadesine, taraflara karşılıklı olarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 750,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacı idareye 750,00-TL vekalet ücretinin de davacı idareden alınarak davalılara verilmesine, 25.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.