Başvurucu, disiplin soruşturması ve idari yargılama kapsamında kendisi hakkında verilen kararlar nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, maddi ve manevi tazminat taleplerinde bulunmuştur.
Başvurucu, disiplin soruşturması ve idari yargılama kapsamında kendisi hakkında verilen kararlar nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, maddi ve manevi tazminat taleplerinde bulunmuştur. Başvuru, 20/12/2012 tarihinde Karaman Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 10/12/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 8/5/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 8/5/2014 tarihinde Bakanlığa bildirilmiştir. Bakanlığın 4/7/2014 tarihli yazısı ile görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. OLAYLAR VE OLGULARA. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu hakkında, Karaman Barosuna kayıtlı avukat olarak çalışmakta iken görevi kötüye kullanma, müteselsilen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, açığa atılan imzanın kötüye kullanılması suçlarından Karaman Ağır Ceza Mahkemesinde (E.2007/118) kamu davası açılmıştır. Karaman Baro Başkanlığı tarafından 24/8/2006 tarihinde, anılan kamu davasına konu eylemler nedeniyle başvurucu hakkında disiplin soruşturması açılmasına karar verilmiştir. Karaman Baro Başkanlığı Disiplin Kurulu Başkanlığının (Baro Disiplin Kurulu) 23/8/2007 tarih ve E.2006/4 sayılı kararı ile iddiaların sübuta ermesi halinde meslekten çıkarılmayı gerektirir suçlar olması nedeniyle Karaman Ağır Ceza Mahkemesinin E.2007/118 sayılı dava dosyası sonuçlanıncaya kadar 19/3/1936 tarih ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun maddesi gereğince başvurucunun tedbir mahiyetinde işten yasaklanmasına karar verilmiştir. Bu karar başvurucuya 5/9/2007 tarihinde tebliğ edilmiştir. İtiraz Üzerine İşten Yasaklanma Kararının Türkiye Barolar Birliğince Kaldırılması ve Sonrası Başvurucu, işten yasaklama kararına karşı itiraz başvurusunda bulunmuştur. Türkiye Barolar Birliği (TBB) Disiplin Kurulunun 2/11/2007 tarihli kararı ile tedbir mahiyetinde işten yasaklama kararı kaldırılmıştır. Bu karar başvurucuya 18/12/2007 tarihinde tebliğ edilmiştir. TBB Disiplin Kurulunun tedbir mahiyetinde işten yasaklama kararını kaldırma kararının gerekçelerine uygun olarak teşekkül ettirilen Disiplin Kurulu, 15/2/2008 tarih ve E.2006/4 sayılı kararla başvurucu hakkında devam etmekte olan ceza davası sonuçlanıncaya kadar geçerli olmak üzere başvurucunun tedbiren işten yasaklanmasına yeniden karar vermiştir. Başvurucu, hakkında verilen tedbir mahiyetinde işten yasaklama kararına karşı itirazda bulunmuş ve TBB Disiplin Kurulunun 25/4/2008 tarihli kararıyla itirazının reddine karar verilmiştir. Bu karar Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü (Bakanlık) tarafından uygun görülmüş ve 4/7/2008 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Baro Disiplin Kurulu ve TBB Disiplin Kurulu kararlarının ve Bakanlığın uygun görme kararının iptali istemiyle Ankara İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Ankara İdare Mahkemesinin 5/5/2010 tarih ve E.2009/823, K.2010/749 sayılı kararı ile iptal davasının reddine karar verilmiştir. Bu karar başvurucuya 11/8/2010 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu bu karara karşı temyiz yoluna başvurmuştur. Danıştay Sekizinci Dairesinin 15/7/2011 tarih ve E.2010/9419, K.2011/3719 sayılı kararı ile Ankara İdare Mahkemesinin kararının onanmasına karar verilmiştir. Başvurucunun karar düzeltme talebi aynı Dairenin 8/2/2012 tarih ve E.2011/8788, K.2012/439 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Anılan karar kesinleşmiş olup, başvurucuya 2/3/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucunun İşten Yasaklanma Kararına Karşı İkinci İtirazı Başvurucu, işten yasaklanma kararının kaldırılması talebiyle ikinci defa başvuruda bulunmuş olup, bu başvurusu 19/12/2008 tarihli Baro Disiplin Kurulu kararıyla reddedilmiştir. Başvurucunun bu karara itirazı, TBB Disiplin Kurulunun 20/2/2009 tarihli kararıyla reddedilmiştir. TBB kararı Bakanlık tarafından uygun görülmüştür. İptal davası açılmadığından anılan kararlar kesinleşmiştir. Başvurucunun İşten Yasaklanma Kararına Karşı Üçüncü İtirazı Başvurucu, işten yasaklanma kararının kaldırılması talebiyle üçüncü defa başvuruda bulunmuş olup, bu başvurusu 1/5/2009 tarihli Baro Disiplin Kurulu kararıyla reddedilmiştir. Başvurucunun bu karara itirazı, TBB Disiplin Kurulunun 10/7/2009 tarihli kararıyla reddedilmiştir. TBB kararı Bakanlık tarafından 11/8/2009 tarihinde uygun görülmüştür. Başvurucu, talep ve itirazı üzerine verilen kararlar aleyhine 28/10/2009 tarihinde Ankara İdare Mahkemesinde yürütmenin durdurulması istemli iptal davası açmıştır. Başvurucunun yürütmenin durdurulması istemi Ankara İdare Mahkemesinin 9/2/2010 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Başvurucunun bu karara yönelik itirazı Ankara Bölge İdare Mahkemesinin 7/4/2010 tarih ve 2010/1607 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Ankara İdare Mahkemesinin 22/10/2010 tarih ve E.2009/1687, K.2010/1812 sayılı kararı ile iptal davasının reddine karar verilmiştir. Bu karar başvurucuya 12/4/2011 tarihinde tebliğ edilmiş olup, başvurucu karara karşı temyiz yoluna başvurmuştur. Danıştay Sekizinci Dairesinin 13/9/2011 tarih ve E.2011/5066 sayılı kararı ile Ankara İdare Mahkemesinin kararının onanmasına karar verilmiştir. Bu karar başvurucuya, 19/10/2011 tarihinde tebliğ edilmiş olup, başvurucunun karar düzeltme yoluna başvurup başvurmadığı tespit edilememiştir. Başvurucunun İşten Yasaklanma Kararına Karşı Dördüncü İtirazı Başvurucu, işten yasaklanma kararının kaldırılması talebiyle dördüncü defa başvuruda bulunmuş olup, bu başvurusu 29/9/2009 tarihli Baro Disiplin Kurulu kararıyla reddedilmiştir. Başvurucunun bu karara itirazı, TBB Disiplin Kurulunun 4/12/2009 tarihli kararıyla reddedilmiştir. TBB kararı Bakanlık tarafından uygun görülmüş ve başvurucuya 24/2/2010 tarihinde tebliğ edilmiştir. İptal davası açılmadığından anılan kararlar kesinleşmiştir. Başvurucunun İşten Yasaklanma Kararına Karşı Beşinci İtirazının Türkiye Barolar Birliği Tarafından Kabulü ve Buna İlişkin Israr Kararına Karşı Açılan İptal Davası Başvurucu, işten yasaklanma kararının kaldırılması talebiyle beşinci defa başvuruda bulunmuş olup, bu başvurusu 17/2/2010 tarihli Baro Disiplin Kurulu kararıyla reddedilmiştir. Başvurucunun bu karara itirazı, TBB Disiplin Kurulunun 26/3/2010 tarihli kararıyla kabul edilerek, tedbir mahiyetinde işten yasaklanma kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Anılan karar, Bakanlık tarafından uygun görülmeyerek 21/4/2010 tarihinde TBB Başkanlığına geri gönderilmiştir. TBB Disiplin Kurulu 30/4/2010 tarihinde ısrar kararı vermiştir. Bu karar, başvurucuya 14/6/2010 tarihinde tebliğ edilmiştir. TBB Disiplin Kurulunun anılan ısrar kararına karşı, başvurucu hakkında yürütülen ceza yargılamasında şikâyetçi konumunda olan K. tarafından Ankara İdare Mahkemesinde yürütmenin durdurulması istemli iptal davası açılmıştır. Ankara İdare Mahkemesinin 10/12/2010 tarih ve E.2010/1468 sayılı kararı ile yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir. TBB’nin bu karara itirazı, Ankara Bölge İdare Mahkemesinin 16/2/2011 tarih ve 2011/753 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Başvurucu, iptal davasının konusunun, TBB Disiplin Kurulu tarafından kendisi lehine verilen ısrar kararı olduğunu, bu nedenle kendisine davanın ihbarının gerektiğini ileri sürerek 24/2/2011 tarihinde davaya müdahale talebinde bulunmuştur. Mahkemenin 11/3/2011 tarihli ara kararı ile başvurucunun bu talebinin, davanın taraflarına bildirilmesine karar verilmiştir. Ankara İdare Mahkemesinin 28/4/2011 tarihli kararı ile başvurucunun bu talebinin kabulüne karar verilmiştir. Başvurucu, Karaman Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla dava dosyasının bir suretinin kendisine gönderilmesini talep etmiş ve İdare Mahkemesince başvurucunun talebi yerinde görülerek dosyanın bir sureti 9/6/2011 tarihinde başvurucu tarafından teslim alınmıştır. Başvurucu 14/6/2011 tarihli dilekçesi ile daha önce verilmiş ve Bölge İdare Mahkemesinin denetiminden geçmiş olan 10/12/2010 tarihli yürütmenin durdurulması kararının yeniden gözden geçirilmesini ve avukatlık mesleğinin yürütülmesi ile ilgili olarak avukatın hak ve sorumlulukları ile ilgili uygulama, teamül ve kuralların bilinmesi, irdelenmesi ve açıklanması hususlarının İdare Mahkemesinin uzmanlık alanı içerisinde olmadığı gerekçesiyle uzman bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmiştir. Ankara İdare Mahkemesinin 24/6/2011 tarih ve E.2010/1468, K.2011/983 sayılı kararı ile K.’nin açtığı iptal davasının kabulüne karar verilmiştir. Anılan kararın gerekçesinde, “… Mahkememizin 2010 günlü yürütmenin durdurulması kararının yeniden gözden geçirilerek kaldırılması istenilmekte ise de; yürütmenin durdurulması kararlarına karşı ancak kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde Bölge İdare Mahkemesine itiraz yoluna gidilebileceği, bunun dışında idare mahkemelerince yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilmiş kararları kaldırma yetkisinin yasal olarak mevcut olmadığı göz önüne alındığından müdahilin bu istemi hakkında hüküm kurulmaksızın esasa…” geçildiği ifade edilmiştir. Bu karar başvurucuya 15/7/2011 tarihinde tebliğ edilmiş olup, başvurucu karara karşı temyiz yoluna başvurmuştur. Danıştay Sekizinci Dairesinin 30/1/2012 tarih ve E.2011/7835, K.2012/195 sayılı kararı ile Ankara İdare Mahkemesinin kararının onanmasına karar verilmiştir. Bu karar başvurucuya, 2/3/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucunun karar düzeltme talebi aynı Dairenin 28/9/2012 tarih ve E.2012/6617, K.2012/6873 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Anılan karar başvurucuya 20/11/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucunun İşten Yasaklanma Kararına Karşı Altıncı ve Yedinci İtirazları Başvurucu, işten yasaklanma kararının kaldırılması talebiyle altıncı ve yedinci defa başvuruda bulunmuş olup, bu başvuruları 30/3/2011 ve 29/7/2011 tarihli Baro Disiplin Kurulu kararıyla reddedilmiştir. Başvurucunun bu kararlara itirazları, TBB Disiplin Kurulunun 27/5/2011 ve 9/9/2011 tarihli kararlarıyla reddedilmiştir. TBB kararları Bakanlık tarafından uygun görülmüş ve başvurucuya 20/7/2011 ve 13/10/2011 tarihlerinde tebliğ edilmiştir. İptal davası açılmadığından anılan kararlar kesinleşmiştir. Başvurucunun İşten Yasaklanma Kararına Karşı Sekizinci, Dokuzuncu ve Onuncu İtirazları Başvurucu, işten yasaklanma kararın kaldırılması talebiyle Disiplin Kuruluna sekizinci, dokuzuncu ve onuncu kez başvuruda bulunmuş, bu başvuruları sırasıyla 7/10/2011, 16/11/2011 ve 28/12/2011 tarihlerinde verilen kararlar ile Disiplin Kurulu tarafından reddedilmiştir. Başvurucunun bu kararlara karşı itirazda bulunup bulunmadığı tespit edilememiştir. İptal davası açılmadığından anılan kararlar kesinleşmiştir. Başvurucunun İşten Yasaklanma Kararına Karşı Onbirinci İtirazı Başvurucu, işten yasaklanma kararının kaldırılması talebiyle onbirinci defa başvuruda bulunmuş olup, bu başvurusu 27/1/2012 tarihli Baro Disiplin Kurulu kararıyla reddedilmiştir. Başvurucunun bu karara itirazı, TBB Disiplin Kurulunun 24/3/2012 tarihli kararıyla kabul edilmiş ve hakkındaki tedbir mahiyetinde işten yasaklama kararı kaldırılmıştır. TBB kararı Bakanlık tarafından uygun görülmüştür. Kaldırma kararı ve olur yazısı 8/5/2012 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 20/12/2012 tarihinde, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 1136 sayılı Kanun’un “İşten yasaklanma” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Hakkında meslekten çıkarma cezasını gerektirebilecek mahiyette bir işten dolayı kovuşturma yapılmakta olan avukat disiplin kurulu karariyle, tedbir mahiyetinde işten yasaklanabilir.Kararın verilmesinden önce ilgilinin dinlenmiş veya dinlenmek üzere çağrılmış olup da belirtilen günde gelmemiş olması şarttır. (Ek cümle : 2/5/2001 - 4667/71 md.) Ancak, baroya bildirdiği büro adresine tebligat yapılamayan avukatın ayrıca çağrılması ve dinlenmesi zorunlu değildir.Disiplin kurulu, bu karara esas olacak delillerin hangi sınır dahilinde gösterilip inceleneceğini, istekle bağlı olmaksızın, serbestçe takdir eder.Karar, hakkında kovuşturma yapılan avukata gerekçesiyle birlikte tebliğ olunur ve bu karar verildiği tarihte yürürlüğe girer. Ancak, karara karşı Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kuruluna itiraz olunabilir. İtiraz kararın uygulanmasını durdurmaz. Bu husustaki itirazlar ivedilikle ve en geç bir ay içinde karara bağlanır. İtiraz yerinde görülürse karar kaldırılır.İşten yasaklanma kararı, yargı organları ile sair mercilere baro başkanlığı tarafından derhal duyurulur.” 1136 sayılı Kanun’un “Disiplin kurulu kararına karşı itiraz” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Disiplin kurulu kararlarına karşı, Cumhuriyet Savcısı ve ilgililer, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kuruluna itiraz edebilirler.Birlik disiplin kurulu, disiplin davalarını dosya üzerinde inceler. Ancak, işten veya meslekten çıkarma cezasına yahut işten yasaklanmaya dair kararların incelenmesi sırasında, ilgili avukatın isteği üzerine veya kendiliğinden duruşma yapılmasına karar verebilir.145 ve 146 ncı maddeler, birlik disiplin kurulu hakkında da uygulanır.Birlik disiplin kurulunda duruşmaya raportör üyenin işi izah etmesiyle başlanır. Bu üyenin duruşmadan önce raporunu imzalayıp dosyaya koymuş bulunması gereklidir.Raportör üyenin izahından sonra ilgili avukat ve varsa vekilleri gerekli izahlarda bulunurlar. Bunlardan itirazı yapmış olan taraf önce dinlenir. Son söz, hakkında disiplin kovuşturması yapılanındır.Birlik disiplin kurulu, inceleme konusu kararın onanmasına veya kovuşturmanın derinleştirilmesi için kararın bozularak dosyanın ilgili baroya gönderilmesine karar verebileceği gibi, yeniden incelemeyi gerektirmiyen hallerde, uygun görmediği kararı kaldırarak işin esası hakkında karar verebilir veya verilmiş olan kararı düzelterek onaylayabilir.(Değişik : 2/5/2001 - 4667/74 md.) Birlik Disiplin Kurulunun, itiraz üzerine verdiği kararlar Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren iki ay içinde Bakanlıkça karar verilmediği veya karar onaylandığı takdirde kesinleşir. Ancak Adalet Bakanlığı uygun bulmadığı kararları bir daha görüşülmek üzere, gösterdiği gerekçesiyle birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri gönderir. Geri gönderilen bu kararlar, Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulunca üçte iki çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde onaylanmış, aksi halde onaylanmamış sayılır; sonuç Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına bildirilir. Şu kadar ki, uyarma, kınama ve para cezasına ilişkin kararlar kesin olup, Bakanlığın onayına tâbi değildir.(Değişik : 2/5/2001 - 4667/74 md.) 8 inci maddenin altıncı ve yedinci fıkraları hükümleri burada da kıyasen uygulanır.” 1136 sayılı Kanun’un “Delillerin serbestçe takdiri, ceza vermenin amacı ve cezadan mahsup” kenar başlıklı maddesi şöyledir:“Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu ve barolar disiplin kurulları, gösterilen delilleri, soruşturma ve duruşmadan edinecekleri kanıya göre serbestçe takdir ederler.(Değişik : 2/5/2001 - 4667/75 md.) Bu kurullar disiplin cezalarının verilmesinde; avukatlık onurunu, düzen ve gelenekleri ile meslek kurallarını ve itibarını korumak, mesleğin amaç ve gereklerine ve adalete uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak ilkelerini göz önünde tutarlar.(Ek: 22/1/1986 - 3256/26 md.) İşten yasaklanan avukata süreli olarak işten çıkarma cezası verilmesi halinde, işten yasaklandığı süre cezadan mahsup edilir.” 6/1/1982 tarih ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun uygulanacağı haller” kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:“ Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak işlemler ile elektronik işlemlerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır.” İlk Derece Mahkemesinin nihai karar tarihi itibarıyla yürürlükte olan 18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun maddesi şöyledir:“Mahkeme, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez.”