1. Hukuk Dairesi 2009/10227 E. , 2009/12230 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 23/07/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalı adına tapuda kayıtlı bulunan 2156 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürerek, tapu kaydının iptaline karar verilmesi isteminde bulunmuştur. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar Dairece “....anılan ilam ve eki krokisinin dava konusu taşınmaz
**1. Hukuk Dairesi 2009/10227 E. , 2009/12230 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : KOCAELİ 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 23/07/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalı adına tapuda kayıtlı bulunan 2156 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığını ileri sürerek, tapu kaydının iptaline karar verilmesi isteminde bulunmuştur. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar Dairece “....anılan ilam ve eki krokisinin dava konusu taşınmaza uygulanması, dava konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadığının uzman bilirkişi aracılığıyla saptanması ondan sonra değerlendirilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir hüküm kurulması gerekirken...” gerekçesiyle bozulmuş, davacı Hazine’nin karar düzeltme istemi üzerine; yürürlüğe giren 5841 sayılı yasa düzenlemelerinin değerlendirilmesi gerekçesiyle daire kararının kaldırılarak gerekçesi itibarıyla kararın bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece bozmaya uyularak davanın hak düşücü süre yönünden reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, 3621 Sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptal ve sicil kaydının terkini isteklerine ilişkindir. Mahkemece, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden;, Mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen kararın Dairece "kesin delil teşkil eden ilamın değerlendirilmesi " gerektiği yönünde bozulması üzerine, davacının karar düzeltme isteğinin kabul edilerek bu sefer anılan kararın salt "5841 Sayılı Yasa hükümleri gereğince davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine" karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozulması karşısında; hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddedilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı hazinenin diğer temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine. Ancak hemen belirtilmelidir ki, bir taraf, dava açıldığı andaki mevzuata ve içtihat durumuna göre davasında haklı olup da, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren (geçmişe etkili) yeni bir yasa hükmü ya dayeni bir İnançları Birleştirme Kararı gereğince davayı kaybederse, davada haksız çıkmış olmasına rağmen, yargılama giderlerinden sorumlu tutulamaz. Anılan bu kural yasal ve yargısal uygulamada kararlılık kazanmıştır.(Baki Kuru, Hukuk Usulü Muhakemeleri 5. cilt, sayfa 5338, dipnot 159; 10. H.D. 21/12/1976, 8770/8739 ve dipnot 160: 5. HD 12/09/1977, 5445/5655 dipnot 161: 10.HD 24/02/1976, 6296/1297) Ayrıca, her dava açıldığı tarihteki koşullara bağlıdır. Öte yandan avukatlık ücreti 04.09.1957 tarih ve 4/16 sayılı İnançları Birleştirme Kararı uyarınca yargılama giderlerinden sayılır. Davacı hazine temyiz dilekçesinde sair nedenlerden söz etmek suretiyle bu hususa değinmiştir. Hal böyle olunca somut olayda mahkemece yapılan keşif sonucu taşınmazın 28.11.1997 tarih 5/3 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince belirlenen kıyı kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı ve dava tarihinde davacı hazinenin haklı olduğu anlaşıldığına ve yargılama sırasında yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasa gereğince dava reddedildiğine göre davalının tüm yargılama giderlerinden ve avukatlık ücretinden sorumlu tutulması gerekirken aksine düşüncelerle yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir. Davacının, bu yönlere ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 23.11.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.