Başvuru, kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesine rağmen soruşturma kapsamında el konulan eşyalar üzerinde inceleme yapılmasına devam edilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkı kapsamında kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru; kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesine rağmen soruşturma kapsamında el konulan eşyalar üzerinde inceleme yapılmasına devam edilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkı kapsamında kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 6/6/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu hakkında terör örgütüne üye olma suçundan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından soruşturma yürütülmüştür. Anılan soruşturma sonucunda 19/10/2017 tarihinde, kamu davası açılması için yeterli ve kesin delil olmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Bu karar 16/1/2018 tarihinde tebliğ edilmiş ve itiraz edilmediği için kesinleşmiştir. Başvurucu 17/11/2017 tarihli dilekçesi ile Başsavcılıktan, takipsizlik kararı verilen soruşturma kapsamında el konulan bilgisayar, telefon ve flash disk üzerinde inceleme devam ediyorsa vazgeçilmesini ve eşyaların iadesini talep etmiştir. Başsavcılık, Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne 20/11/2017 tarihinde, anılan eşyaların imajları üzerinde incelemenin devam ettirilmesi ve eşyaların başvurucuya teslimi için Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi talimatı vermiştir. Başvurucu, Başsavcılığın el konulan eşyalar üzerindeki incelemenin devam ettirilmesine yönelik kararına karşı Ankara Sulh Ceza Hâkimliğine itiraz yoluna gitmiştir. Başvurucu itirazında; hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen kararın kesinleştiğini, bu karar ile şüpheli vasfının kalktığını, 17/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesi gözetildiğinde takipsizlik kararı verilen kişiden elde edilen dijital eşyalara ait imajlar üzerinde incelemeye devam edilmesinin yasal dayanağının mevcut olmadığını vurgulamıştır. Başsavcılık, başvurucunun taleplerine ilişkin mütalaasında; el konulan dijital materyallerin inceleme raporunun beklenildiğini, inceleme sonucunda suç unsuru bulunması hâlinde yeni delile dayanılarak kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılabileceğini, bu nedenle el konulan materyallerin incelenmesi gerektiğini, materyallerin imajlarının alındıktan sonra ilgilisine teslim edileceğini ve bu hususta ilgili kuruma müzekkere yazıldığını belirtilerek talebin reddedilmesini talep etmiştir. Sulh Ceza Hâkimliği anılan mütalaayı tekrarlayarak başvurucunun dilekçesinde belirtmiş olduğu gerekçelerin yerinde olmadığına karar vermiştir. Başvurucunun bu karara karşı yapmış olduğu itiraz, Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinin 3/11/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihai karar başvurucuya 7/5/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 6/6/2018 tarihinde bireysel başvuru yapmıştır. Ayrıca Ulusal Yargı Ağı Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan incelemede; başvurucunun Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinin kararına karşı 24/1/2018 tarihinde bir kez daha itiraz ettiği, anılan itirazı değerlendiren Ankara Sulh Ceza Hâkimliğinin daha önce Sulh Ceza Hakimliği tarafından söz konusu talep hakkında karar verilmiş olduğunu belirterek 2/3/2018 tarihinde itiraz hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmettiği görülmüştür. Başvurucu vekilinin bu karara karşı 7/5/2018 tarihli itirazı ise Ankara Sulh Ceza Hâkimliği tarafından reddedilmiştir. Öte yandan Sulh Ceza Hâkimliğinin 3/11/2017 tarihli kararının başvurucuya tebliğ edilmediği, başvurucu vekilinin talebi üzerine 7/5/2018 tarihinde anılan kararın tebliğ edildiği tespit edilmiştir. A. İlgili Mevzuat 17/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma" kenar başlıklı maddesinin ilgili bölümü şöyledir:"(1) Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması halinde, hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin hâline getirilmesine karar verilir..." 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat istemi" kenar başlıklı maddesinin ilgili bölümleri şöyledir:" (1) Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;...j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen, ...Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler... (3) Birinci fıkrada yazan hâller dışında, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyet savcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminat davaları ancak Devlet aleyhine açılabilir..." 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat isteminin koşulları" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir. (2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır."B. İlgili Yargı Kararları Yargıtay Ceza Dairesinin 3/2/2015 tarihli, E.2014/10649, K.2015/1856 sayılı kararı şöyledir:"Gerekçe ne olursa olsun, önemli bir kamu hizmeti sayılan adalet hizmetini yürüten yargı görevini yapanların görevlerini yerine getirirken başta Anayasa ve temel hukuk kurallarına göre kişi hak ve özgürlüklerine azami oranda dikkat edecek ölçüde eylem ve işlemlerini yürütmesi gerekmektedir. Davacının olayla uzaktan yakından bir ilgisi olmadığı halde, UYAP ortamında gerçek şüphelinin kimlik bilgileri yerine kendi bilgilerinin kaydedilmesi eylemi nedeniyle yapılan hata sonucu maddi ve manevi zarara uğradığının kabulü gerektiği... Tüm bu açıklamalar ışığında adli işlemin hatalı uygulanması sonucu olarak işlemediği bir suç nedeniyle sisteme kimlik bilgileri şüpheli sıfatıyla kayıt edilen ve hakkında ceza davası açılan davacı için 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 141/ ve devamı maddelerine göre makul ölçüde manevi tazminata, belge ile kanıtlanan maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi, Kanuna aykırı olup hükmün bozulmasına karar verildi..." Yargıtay Ceza Dairesinin 28/5/2018 tarihli ve E.2017/8495, K.2018/5987 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"09/09/2009 tarihli duruşmada davacı vekili tarafından, dinleme kararı veren hakim hakkında, kurul tarafından soruşturma açıldığının iddia edilmesi karşısında, tazminat istemine dayanak soruşturma dosyasında görev yapan Cumhuriyet savcıları ve hakimler hakkında yürütülen adli ve idari soruşturma olup olmadığı, olması halinde sonucunun, Cumhuriyet savcıları ve hakimlerin kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk hâllerinin bulunup bulunmadığı, CMK'nın 141/ maddesinde belirtilen halin davacı lehine oluşup oluşmadığının araştırılmaması... Kanuna aykırı olup ... hükmün ... bozulmasına ... karar verildi"