Başvuru, sınır dışı etme kararı verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, sınır dışı etme kararı verilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 14/1/2020 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Anayasa Mahkemesinin 15/1/2020 tarihli kararıyla ilgili bilgi ve belgeler toplandıktan sonra yeniden değerlendirilmek üzere başvurucunun ülkesine sınır dışı edilmesine dair işleminin geçici olarak durdurulmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler doğrultusunda tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Özbekistan vatandaşı olup 1994 doğumludur. Anlatımına göre başvurucu, inancı sebebiyle ülkesinde baskı ve zorlamalara maruz kalmış; hakkında yakalama kararı çıkarılmasının ardından eşi ile birlikte 25/8/2016 tarihinde Türkiye'ye gelmiştir. Bir süre Türkiye'de babasının yanında yaşadıklarını belirten başvurucu; daha sonra Suriye'de eşi ile birlikte kaldığını, babasının kalp krizi geçirdiğini öğrenmesinin ardından Türkiye'ye girmek istediği sırada kolluk görevlilerince yakalandığını ifade etmiştir. Hatay Valiliğinin (Valilik) 24/5/2019 tarihli kararıyla 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) bendi (kamu güvenliği açısından tehdit oluşturma) ve (h) bendi (Türkiye'ye yasal giriş veya Türkiye'den yasal çıkış hükümlerini ihlal etme) uyarınca başvurucunun sınır dışı edilmesine ve 6 ay süreyle idari gözetim altına alınmasına karar verilmiştir. Sınır dışı etme kararında herhangi bir ülke belirtilmemiştir. Başvurucu, anılan kararın iptali istemiyle Hatay İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) dava açmıştır. Başvurucu; dava dilekçesinde sınır dışı etme kararının hukuka aykırı olmasının yanı sıra kendisinin 6458 sayılı Kanun'un maddesi gereği sınır dışı edilemeyecek şahıslardan olduğunu, üçüncü ülke değerlendirmesinin hukuka aykırı yapıldığını, hangi ülkeye gönderileceğinin ve bu ülkeden menşe ülkesine gönderilip gönderilmeyeceğinin değerlendirilmediğini iddia etmiştir. İdare Mahkemesinin 22/11/2019 tarihli kararıyla davanın reddine karar verilmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"... Dava konusu işlemde davacının hangi ülkeye sınır dışı edileceği belirtilmediğinden, bu hususu aydınlatmak amacıyla ... değerlendirme yapmak gerektiği açıktır. Dava konusu işlem tesisinden sonra davacı hakkında yapılan değerlendirmeye aitformda; davacının menşe ülkesine sınır dışı edilmesi durumunda ölüm cezasına, işkenceye, insanlık dışı veya onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalacağı konusunda ciddi emareler bulunduğundan, güvenli üçüncü ülkeye sınır dışı edilebileceğinin kabul edildiği, bu hususun Mahkememiz ara kararına verilen cevapta da belirtildiği, kaldı ki Mahkememiz ara kararı ile dosyaya ibrazı sağlanan Özbekistan Cumhuriyeti'ne yönelik Göç İdaresi Genel Müdürlüğü'nce hazırlanan insan haklarına yönelik değerlendirme raporunda insan hakları alanındaki gelişmelerin zayıf kaldığı, din özgürlüğü noktasında yasal kısıtlamaların mevcut olduğu, dini azınlık grupların baskı altında tutulduğu belirtildiğinden dava konusu işlemin davacının menşe ülkesi olan Özbekistan Cumhuriyeti'ne veya Özbekistan Cumhuriyetine iade edilebileceği üçüncü ülkeye sınır dışı edilmesi şeklinde uygulanamayacağı sonucuna varılmıştır." Başvurucu 14/1/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun idari gözetim altında tutulması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetini konu alan 9/8/2019 tarihli ve 2019/29815 numaralı bireysel başvurusu, Anayasa Mahkemesinin 22/7/2020 tarihli kararıyla başvurucunun idari gözetimden çıkarıldığı tespit edilerek başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur. Başvurucunun eşi B.nin benzer şikâyetlerini içeren bireysel başvurusu Anayasa Mahkemesinin 2/6/2020 tarihli Murat Dıbırov ve diğerleri (B. No: 2016/24613, 2/6/2020) kararıyla kötü muamele yasağının ihlal edildiği şeklinde değerlendirilmiştir.Kararda sınır dışı etme işlemine karşı açılan iptal davasında menşe ülkede var olduğu iddia edilen risklere ilişkin araştırma ve değerlendirme yapılmadan, ilgili kurumdan bu hususta bilgi alınmadan karar verilmesi nedeniyle ihlal sonucuna ulaşıldığı açıklanmıştır. Başvurucu, Anayasa Mahkemesinin yukarıdaki paragrafta yer verilen ihlal kararından sonra yeniden yapılan yargılama sonunda eşi hakkında verilen sınır dışı etme işleminin iptal edildiğini belirterek mahkeme kararını ibraz etmiştir. İdare Mahkemesinin 26/8/2020 tarihli kararının gerekçesi şöyledir:" ... davacının menşei ülkesine sınırdışı edilmesi halinde ölüm cezasına, işkenceye, insanlık dışı veya onur kırıcı muameleye maruz kalacağı konusunda ciddi emare bulunduğundan, güvenli üçüncü ülkeye sınırdışı edilmesine karar verildiği, ancak davacının sınırdışı edileceği güvenli üçüncü ülkenin yargılama sonuna kadar davalı idarece belirlenmediği görülmektedir.Bu durumda; davacının sınırdışı edilmesine karar verilen üçüncü ülkenin, davacı açısından 6458 sayılı Kanunun ve maddesi kapsamında güvenli olup olmadığı yönünden hukuki irdeleme yapılmasına imkan verecek şekilde belirlenmediğinden; yabancı hukuku açısından belirsizlik oluşturularak dava konusu sınırdışı işleminin konu unsuru yönünden yargı denetimi dışında bırakılma sonucunu doğuracak şekilde tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır." İlgili hukuk için bkz. A.A. ve A.A. [GK], B. No: 2015/3941, 1/3/2017, §§ 28-38; Hooman Hosseınpour [GK], B. No: 2021/47168, 29/9/2022, §§ 24-34, 44-