10. Hukuk Dairesi 2016/2525 E. , 2016/3605 K. Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dava, 5510 sayılı Kan…
**10. Hukuk Dairesi 2016/2525 E. , 2016/3605 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dava, 5510 sayılı Kanun’un geçici 7/1’inci maddesi uyarınca uygulama alanı bulan, mülga 506 sayılı Kanun’un 79/10 hükmü uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re'sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır. İncelenen dava dosyasında davacı, 14.01.1989-14.06.1989 tarihleri arasında davalı ...'nda çalıştığı halde bildirilmeyen hizmetlerinin tespitini talep etmiştir. Mahkemece davacının 14.01.1989 tarihindeki bir günlük çalışmasının kabulü yerindeyse de davanın tümden kabulüne karar verilmiş olması, dosyada yer alan bilgi ve belgelere göre elverişli görünmemektedir. Davacının çalışmalarının geçtiğini ileri sürdüğü işyerinin, resmi bir işyeri olması ve kamu kuruluşlarında çalışanların kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılması asıl olmakla birlikte, davalı işverenin herhangi bir resmi kayda dayanmayan soyut nitelikteki, su baskını gerekçesiyle davacıya ait hiçbir evrakın bulunmadığını belirtmesinin davacının aleyhine değerlendirilemeyeceği gibi, anılan durumun tek başına davacı lehine bir yargıya varmaya da sebep olmayacağı aşikardır. Bu bağlamda mahkemece, öncelikle davacı ile birlikte çalışan bordro tanıkları başta olmak üzere re'sen belirlenecek kamu tanıkları da dinlenilerek, varsa tarafların göstereceği tüm deliller toplanmalı ve Kurum'a bildirilmeyen hizmetlerin hangi nedenle bildirim dışı kaldığı ile davalı işyerinin su baskını iddiası da yeterince araştırma konusu yapılarak, ortaya çıkacak sonuca göre karar verilmelidir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan eksik değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davalı kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 21.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.