7. Ceza Dairesi 2022/1720 E. , 2024/2046 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/1012 E., 2020/574 K. SUÇ : 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama Sanık hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükmün, karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı ya…
**7. Ceza Dairesi 2022/1720 E. , 2024/2046 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/1012 E., 2020/574 K. SUÇ : 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama Sanık hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükmün, karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın süre tutum dilekçesindeki temyiz sebebi, verilen hükmün usul ve kanuna aykırı olması nedeniyle bozulması gerektiğine ilişkindir. II. GEREKÇE Olay tutanağına göre, 17.07.2012 tarihinde muavin olan ...'in de içinde bulunduğu, şoför ...'nin sevk ve idaresindeki ... plakalı yolcu otobüsünde Hopa Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/723 Değişik İş sayılı arama kararına istinaden yapılan aramada, yakıt deposunda 900 litre kaçak akaryakıt ele geçirilen olayda, dosyada mevcut bulunan 1592146766 tape numaralı görüşmeye göre sanık ...'in ele geçen kaçak akaryakıtı yolcu otobüsüne sattığının tespit edilmesi üzerine hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Sanık aşamalardaki savunmasında, olay tarihinde Hopa İlçesinde oto yıkama dükkanı işlettiğini ve yolcu otobüsünde kaçak akaryakıt yakalanması olayıyla ilgisinin bulunmadığını beyan etmiştir. Alınan kaçak eşyaya mahsus tespit (KEMT) varakasında belirlenen gümrüklenmiş değerin Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre "pek hafif değer" aralığında olduğu anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamına göre, muavin olan ...'in de içinde bulunduğu, şoför ...'nin sevk ve idaresindeki ... plakalı yolcu otobüsünde yapılan aramada 900 litre kaçak akaryakıt ele geçirilen olayda, sanık ...'in ele geçen kaçak akaryakıtı yolcu otobüsüne sattığının tespit edilmesi karşısında, sanık ...'in atılı suçu işlediği sabit kabul edilip hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki bilgi ve belgelerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, sanığın aşağıda yer alan hukuka aykırılıklar dışındaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. Ancak; 1.Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre, suçtan doğrudan zarar gören Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'na 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 234 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca davadan haberdar edilip duruşma günü bildirilmeden, yokluğunda yargılamaya devamla hüküm kurulması, 2.10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkrası olarak değiştirildiği gözetilerek; 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin, 6545 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesi ile değişik 5607 sayılı Kanun'da hüküm altına alınması nedeniyle, suç tarihinde yürürlükte olan 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun Ek 5 inci maddesinin birinci fıkrası ile sonradan yürürlüğe giren 6545 ve 7242 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrasının son cümlesi yollamasıyla 3 üncü maddesinin beşinci, onuncu ve yirmiüçüncü fıkraları ayrı ayrı uygulanarak lehe kanunun tespiti yerine, mahkemece 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci ve yirmiikinci fıkralarının uygulanması suretiyle karma uygulama yapılması, 3.Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar ile 16.05.2017 tarihli ve 2015/7-398 Esas, 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından; Temyiz incelemesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 17.07.2012, iddianame düzenleme tarihinin 19.11.2013 olduğu, Yapılan Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) sorgulamasında, 29.04.2022 tarihinde temyiz edilmeden kesinleşen Hopa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/781 Esas, 2022/71 Karar sayılı dosyasında suç tarihinin 23.05.2012, iddianame düzenleme tarihinin ise 04.09.2012 olduğu, Yapılan UYAP sorgulamasında, 17.05.2016 tarihinde temyiz edilmeden kesinleşen Hopa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2013/990 Esas, 2016/39 Karar sayılı dosyasında suç tarihinin 29.08.2012, iddianame düzenleme tarihinin ise 19.11.2013 olduğu, Yapılan UYAP sorgulamasında, Dairemizin 2022/10895 Esas sırasına kayıtlı Hopa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/1033 Esas, 2021/1267 Karar sayılı dosyasında suç tarihinin 25.06.2012, iddianame düzenleme tarihinin ise 19.11.2013 olduğu, Bu dosyadaki eylemin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, gerektiğinde birleştirilmesi, kesinleşmiş ceza var ise mahsup edilip edilemeyeceği hususu tartışıldıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, 4.Sanığın tekerrüre esas alınan adli sicil kaydının 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne ilişkin olduğu anlaşılmış olup, 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkrası olarak değiştirildiği gözetilerek, hükümden sonra 15.04.2020 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine aynı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasına eklenen fıkra uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmakla, sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilamla ilgili öncelikle uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı mahkemesinden araştırılarak, neticesine göre söz konusu ilâmın tekerrüre esas alınıp alınmayacağının değerlendirilmesinin gerekmesi, 5.Sanık hakkında hem adlî para cezası hem de hapis cezası verildiği ve adlî para cezaları için 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesine göre tekerrür hükümleri uygulanamayacağı halde tekerrür hükümleri uygulanmasına karar verilirken hiçbir ayrım yapmaksızın sanığın cezasının 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinin altıncı fıkrası gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi, 6.Suçtan doğrudan zarar görmeyen ve katılma hakkı bulunmayan Gümrük İdaresi'nin davaya katılan olarak kabul edilerek lehine vekâlet ücretine hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 28.02.2024 tarihinde karar verildi.