10. Hukuk Dairesi 2022/10542 E. , 2023/13487 K. MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/68 E., 2022/130 K. KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasında iş kazasından maddi ve manevi tazminat istemi davasında Mahkemece verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce verilen kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; ilamda belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar ver…
**10. Hukuk Dairesi 2022/10542 E. , 2023/13487 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/68 E., 2022/130 K. KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasında iş kazasından maddi ve manevi tazminat istemi davasında Mahkemece verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce verilen kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; ilamda belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalılardan ... Sigorta A.Ş., ... Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı, ... vekilleri ile bu temyizlere cevap süresi içerisinde davacılar vekili tarafından katılma yoluyla temyiz edilmiş olmakla; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacılar vekili asıl dava dosyasının 02.11.2009 tarihli dava dilekçesinde özetle; 09.04.2009 tarihli iş kazasında müvekkilinin sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle davalı sıfatıyla yargılama sırasında ... Büyükşehir Belediye Başkanlığına devrolacak olan ... İl Özel İdaresi Genel Sekreterliğine, ..., ... ve ...'a yargılama sırasında ... Sigorta A.Ş.'ne devrolacak olan ... Sigorta A.Ş.'ne husumet yöneltmek suretiyle sigortalı lehine 5.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi, sigortalının eşine 15.000,00 TL manevi ve çocuk lehine 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden faiziyle tahsilini (sigorta şirketinin sadece maddi tazminat alacağından sorumlu tutulmasını) talep ve dava etmiştir. 2. Davacı vekili iş bu asıl davadaki maddi tazminat istemini 25.02.2013 tarihli ıslah dilekçesiyle davalı ... Sigorta A.Ş. ve ... yönünden 109.370,20 TL'ye yargılamanın devamında sunduğu 17.05.2013 tarihli ikinci ıslah dilekçesiyle de davalı ... İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği yönünden maddi tazminat istemini aynı miktara artırmıştır. 3. Davacı vekili asıl dava dosyasıyla birleşen 2014/533 E- 372 K sayılı dosyasında davalı olarak ... Büyükşehir Belediye Başkanlığına husumet yöneltmek suretiyle belirsiz alacak davası mahiyetinde 500,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir. 4. Davacı vekili asıl dava dosyasıyla birleşen 2015/662 E - 2916/46 K sayılı dosyasında davalı olarak ..., ... Sigorta A.Ş. ve ...'a karşı husumet yöneltmek suretiyle asıl ve birleşen davalarda 25.04.2015 tarihli hesap raporu doğrultusunda talep edebileceği 168.459,00 TL'den önceki istemleri kapsamında talep harici kalan 58.588,60 TL'nin tahsilini talep etmiştir. 5. Davacı vekili asıl dava dosyasıyla birleşen 2021/170 E - 326 K sayılı dosyasında davalı olarak ..., ... Sigorta A.Ş. ve ...'a karşı husumet yöneltmek suretiyle iş kazasına bağlı sürekli iş göremezlik oranının %79'dan %100'e artması nedeniyle %21 fark maluliyet oranı üzerinden 30.000,00 TL bakıcı gideri ile her bir müvekkili için 7.500 TL'şer manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiş, yargılamanın devamında iş bu bakıcı gideri istemini 471.232,50 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP 1.Davalı ... Başkanlığına devrolan ... İl Özel İdaresi vekili cevap dilekçesinde; müvekkili idarenin kusuru olmadığını, davacı ...'ın müvekkili Kurumun kendisine tahsis ettiği araçla dönmesi gerekirken özel şahsa ait araçla dönmeyi tercih ettiğini, iş kazası geçirdiğini belirterek açılan davanın reddini talep etmiştir. 2. Davalı ... Sigorta A.Ş.'ne devrolarak birleşen ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesi ile 44 DP 7801 plakalı vasıtanın gerçekten müvekkili şirket nezdinde ... plakalı poliçe ile mecburi mali mesuliyet sigortası bulunduğunu müvekkili şirketin poliçedeki şirketin poliçedeki limitle sorumlu olduğunu, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini belirterek açılan davanın reddini talep etmiştir. 3.Davalı ... Sigorta A.Ş.vekili cevap dilekçesi ile ... plakalı aracın 20.10.2009 bitim tarihli ve 0001-03096780 poliçe numarası ile mali zorunluluk trafik sigortası ile ... adına tedavi için şahıs başına 125.000,00 TL.ye kadar sigorta ettirildiğini, kusur esasına dayalı olduğunu, müvekkilinin temerrüde düşmediğini belirterek açılan davanın reddini talep etmiştir. 4. Davalılar ... ve ... ortak vekili cevap dilekçesinde özetle; trafik kazası olayında müvekkili ...'ın kusuru bmulunmadığını, davacının iddialarının yerinde olmadığını belirterek açılan davanın reddini talep etmiştir. 5. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle müvekkili hakkında delil teşkil edecek nitelikteki tüm belge ve kayıtlara itiraz ettiklerini, müvekkiline asli kusur atfedilmiş ise de bu haliyle tüm kusurun müvekkiline izafe edilmesini kabul etmediklerini, şikayet olmaması nedeniyle savcılık aşamasında ne olayın görgü şahitleri araştırıldığını ne de olay yerinde bir keşif yapılarak sağlıklı bir rapor tanzim edilmediğini, tanıklar dinlenemediği için tek yanlı olarak dosyanın devam ettiğini, hesap bilirkişisi tarafından düzenlenen raporu kabul etmediklerini, davacıya SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığı, çalışma süresi, emeklilik dönemi, maluliyet nedeni ile emekli aylığında vergi muafiyeti ve benzeri nedenlerle normal emekli aylığına göre artış olup olmadığının SGK'dan sorulmadan düzenlenen hesap raporunun dikkate alınamayacağını, hesap raporunun Yargıtay'ın kabul ettiği hesap ilkelerine aykırı düzenlendiğini ve sair nedenlerle davanın reddini talep etmiştir. III. BOZMA ÖNCESİ VE BOZMA KARARI A) İlk Mahkeme Kararı Mahkemenin 09.10.2013 tarih, 2013/72 Esas, 2013/64 Karar sayılı kararında özetle; davalı ...Ş., ... ve ... yönünden davanın reddine davalı İl Özel İdaresi, ... ve ... Genel Sigorta Şirketi yönünden davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, a) Maddi tazminat yönünden toplam 109.370,20 TL'den 5.000,00 TL'sinin olay tarihi olan 09.04.2009 tarihinden itibaren, bakiye 104.370,20 TL'sinin ıslah tarihi olan 25.02.2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar ..., İl Özel İdaresi ve ... Genel Sigorta şirketinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, b) Manevi tazminat yönünden davacılar ... için 10.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 30.000,00 TL'nin dava tarihi olan 02.11.2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar ..., İl Özel İdaresi ve ... Genel Sigorta şirketinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine dair karar verilmiştir. B) İlk Bozma Kararı Kararın davacı tarafça temyiz edilmediği, davalılardan ... Sigorta A.Ş., ... ve ... İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21.Hukuk Dairesinin 13.05.2014 tarih ve 2014/3012 E- 2014/10728 K sayılı ilamında özetle; "Temyiz eden tarafların sari temyiz itirazları reddedilerek davacı sigortalının talebini aşmamak kaydıyla, Kurumca davacıya bağlanan gelirlerin ilk peşin değerinin ve geçici iş göremezlik ödeneğinin sorulması ile rücu edilebilecek kısımlarının hesaplanarak, bilirkişi raporunda belirlenen zarar tutarından indirilmesi ile karar verilmesi gerektiği, davalı İl Özel İdaresi yönünden HMK 176/2 nci maddesi hükmüne aykırı olacak şekilde verilen ikinci ıslah dilekçesine itibar edilmesinin hatalı olduğu, ... Sigorta A.Ş.'nin zorunlu trafik sigorta poliçesi kapsamında manevi tazminattan sorumlu tutulmaması gerekirken sorumlu tutulmasının hatalı olduğu, aynı zamanda anılan sigorta şirketinin dava açılmasından önce temerrüde düşürüldüğünü ortaya koyan kaydın bulunmamasına göre sigorta şirketinin 5.000,00 TL maddi tazminat istemi bakımından dava tarihinden itibaren faizden sorumlu tutulması gerekirken, olay tarihinden itibaren sorumluluğuna karar verilmesinin de hatalı olduğuna işaretle" kararın bozulmasına karar verilmiştir. C) İkinci Mahkeme Kararı Mahkemenin 30.06.2016 tarih ve 2014/411 E- 2016/447 K sayılı ilamıyla davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile davalı ...Ş., ..., ... ve ... yönünden davanın reddine davalı ..., ... ve ... Genel Sigorta Şirketi yönünden davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; a) Maddi tazminat yönünden toplam 35.582,10 TL'den 5.000,00 TL'sinin dava tarihi olan 02.11.2009 tarihinden itibaren davalılar ..., ... ve ... Genel Sigorta şirketinden müştereken ve müteselsilen, bakiye 30.582,10 TL'sinin ıslah tarihi olan 25.02.2013 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Genel Sigorta şirketinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, maddi tazminat yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine, b) Manevi tazminat yönünden davacılar ... için 10.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 30.000,00 TL'nin dava tarihi olan 02.11.2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve İçişleri Bakanlığından müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat yönünden fazlaya ilişkin talebin reddine, Birleşen 2015/662 Esas 2016/46 Karar sayılı dosya yönünden; Mahkememizin 2015/662 Esas ve 2016/46 Karar sayılı Birleşen dosyasının reddine," karar verilmiştir. D) İkinci Bozma Kararı Kararın davacılar vekili ile davalılardan ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 21.Hukuk Dairesinin 28.11.2017 tarih ve 2016/15765 E- 2017/9849 K sayılı ilamında özetle;" temyiz eden tarafların sair temyiz itirazları reddolarak; Dosyada yer alan bilgi ve belgelere göre ... İl Özel idaresinin, ... Büyükşehir Belediyesi’ne devrolduğu anlaşılmakla husumetin ... Büyükşehir Belediyesine ait olmasına karşın; bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmesi ve husumetin İçişleri Bakanlığına ait olduğu kabul edilerek bu davalının tazminatlardan sorumluluğuna hükmedilmesinin hatalı olduğu, bozma kapsamı dışında kalarak kesinleşen 15.02.2013 tarihli hesap raporu esas alınarak, davacının hem iş kazası sigorta kolundan gelir, hem de yaşlılık sigortasından aylık alması nedeniyle 5510 sayılı Kanun 54 üncü maddesi gereğince kurumdan gelirlerin birleştiği tarihe kadar davacıya yapılmış olan fiili ödemeler ile bu tarih itibariyle hesap edilen ilk peşin sermaye değerinin sorulması, aynı zamanda gecici iş göremezlik ödeneğinin de kurumdan sorularak bu gelirlerin Türk Borçlar Kanun'un 55 inci maddesi kapsamında rücuya kabil kısmını 15.02.2013 tarihli hesap raporundaki tazminat alacağından mahsup ederek çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi, mahkemece verilen ilk kararda dava dilekçesinde istenilen 5.000 TL’lik kısım için olay tarihinden itibaren faize hükmedilmiş; Bozma kapsamında kalan faiz hükmü yönünden davacı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuş ise de, bozma kararından sonra verilen kararda 5.000 TL’lik kısım yönünden dava tarihinden faize hükmedilmesi doğru olmadığı, davalı Mafre Sigorta AŞ'nin unvan değişikliğinin kararda hatalı şekilde değerlendirilmesi" gerekçelerine işaretle karar bozulmuştur. IV. SON BOZMA KARARI SONRASI YARGILAMA SÜRECİ VE KARAR Bozma kararına uyan Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen son kararda özetle;"Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davanın iş kazası nedeniyle malul kalması sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, ...'ın 09.04.2009 tarihinde gerçekleşen iş kazası sonucunda dosya kapsamında bulunan iki Yargıtay Bozma İlamı'nda belirtildiği üzere "usuli müktesep haklar (işlemiş dönem 2013 yılı ve %79 maluliyet oranı)" ve "SGK tarafından ödenen geçici iş göremezlik ödeneği ve maluliyet aylığının ilk peşin sermaye değerinin tenzili" gerekçeleri dikkate alındığında ... 2. İş Mahkemesi 2018/35 Esas ve birleşen 2014/411 Esas Sayılı dosyalar yönünden talep edebileceği maddi zararın kalmadığı anlaşılmıştır. ...'ın maluliyet oranının artışının yeni bir durum olması nedeniyle %21 maluliyet artış oranı gerekçe gösterilerek yeni bir davanın açılması gerekmiş, ...'ın maluliyet oranının artış nedeniyle yeni dava açılmıştır. Dosyamızla birleştirilen bu davada yerleşik içtihatlar uyarınca bakıcı gideri yönünden %30 indirim uygulanmış, ... Sigorta A.Ş. Poliçe limiti ile sınırlı tutulmuş, yine poliçe kapsamında manevi tazminat bulunmadığından ... Sigorta A.Ş. Manevi tazminattan sorumlu tutulmamıştır. Davacı tarafın artan maluliyet nedeniyle ... Sigorta A.Ş.' ye yapmış olduğu başvuru 12.04.2021 tarihinde ulaşmış bu tarihten itibaren 8 gün içinde ödeme yapılmadığı anlaşılmak işleyecek faiz yönünden ... Sigorta A.Ş 'nin 20.04.2021 tarihinde temerrüde düştüğü kabul edilmiştir. Birleşen ... 1.İş Mahkemesi'nin 2021/170 Esas ve 2021/326 Karar sayılı dosyasında bakıcı giderlerinde hakkaniyet indirimi yapıldığı için yerleşik içtihatlar uyarınca reddedilen kısım yönünden davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Tüm bu düşünce ve kanaatler ile yeteri gerekçeyi içerir hükme esas uzman bilirkişi Funda Karaman tarafından düzenlenen 26.02.2021 tarihli rapor benimsenerek karar verildiği" gerekçelerine işaretle" A-Asıl davada 1.... Sigorta, ..., ..., ... yönünden açılan davanın reddine, 2.Davalı ..., ... ve ... Genel Sigorta Anonim Şirketi yönünden açılan davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile a)Maddi tazminat talebinin reddine, b)Manevi tazminat talebi yönünden; Davacı ... yönünden 10.000,00 TL, Davacı ... yönünden 10.000,00 TL, Davacı ... yönünden 10.000,00 TL olmak üzere toplam 30.000,00 TL'nin dava tarihi olan 02.11.2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, B)Birleşen ... 2. İş Mahkemesi'nin 2014/533 Esas ve 2014/372 Karar sayılı dosya ile açılan davada davanın reddine, C)Birleşen ... 2. İş Mahkemesi 2015/662 Esas ve 2016/46 Karar sayılı dosya ile açılan davada davanın reddine D)Birleşen ... 1.İş Mahkemesi'nin 2021/170 Esas ve 2021/326 Karar sayılı dosya ile açılan davada davanın kısmen kabul ve kısmen reddi ile A) Maddi tazminat talebi yönünden; bakıcı giderinden %30 hakkaniyet indirimi ile 329.862,75 TL. maddi tazminatın davalı ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 09.04.2009 tarihinden itibaren işleyecek, davalı ... Sigorta Anonim Şirketi yönünden ise temerrüt tarihi olan 20.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ... Genel Yaşam Sigorta Anonim Şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, B)Manevi tazminat yönünden; ... 5.000,00 TL ... 5.000,00 TL ... 5.000,00 TL olmak üzere toplam 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 09.04.2009 tarihinde itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine," dair karar verildiği anlaşılmıştır. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan ... Sigorta A.Ş., ... Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı, ... vekilleri ile bu temyizlere cevap süresi içerisinde davacılar vekili tarafından katılma yoluyla temyiz başvurusunda bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili; müvekkilleri aleyhine usuli kazanılmış hakkın varlığı kabul edilerek ası ve birleşen davaların reddinin hatalı olduğunu, Mahkemece hesap bilirkişi raporuna göre müvekkili sigortalı yönünden 196.951,67 TL tazminat miktarı esas alınarak,bu miktarın 109.370,20 TL'lik kısmının asıl davada bakiye kısmılarının ise ek davalarda hüküm altına alınması gerektiğini, ayrıca kabul anlamına gelmemek kaydıyla SGK.ödemesinin peşin sermaye değeri olan 63.333,97 TL'si tazminat alacağından düştükten sonra kalan meblağ 35.582,10 TL olduğu halde tazminat alacağı tam karşılanmış şekilde hüküm tesisinin hatalı olduğunu, birleşen 2021/170 E.2021/326 K. sayılı Ek Dava dosyasında hükmettiği 329.862,75 TL. bakıcı gideri tazminatına,tüm davalılar yönünden yasal faize hükmederken davalı ... Sigorta AŞ. hakkında temerrüt tarihinden faize hükmetmesinin hatalı olduğunu, müvekkili sigortalı ...’ın, % 100 malûl olup, yatalak kalması, tüm ihtiyaçlarının müvekkiller, hanımı ve çocukları tarafından karşılanması(Altından alınıp bez bağlanması vs.) açık ve sabit olup bu durum karşısında hüküm altına alınan manevi tazminatların da oldukça az olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... vekili; birleşen dava dosyasına ilişkin dava dilekçesi tebliğ edilmeden dosya hakkında karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu bozma sonrası hesap raporunda talep harici olarak sürekli iş göremezlik alacağı olarak %21’den tazminat alacağı tespitinin hatalı olduğunu, kusurun soruşturma dosyası getirilip mahallinde keşif yapılmak suretiyle tespiti gerektiğini, hesap raporılarının tamamının birbiriyle çeliştiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalı ... vekili; 6360 sayılı Kanunda, kanunun çeşitli hükümler başlıklı 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrasının son bölümünde açıkça "Söz konusu il özel idarelerinin mahkemelerde süren davaları ile il özel idaresi olarak faaliyet gösterdikleri dönem ve yapılan işlemlere ilişkin olarak açılacak davalarda devir işleminin yapıldığı ilgili kurum ve kuruluştur." denildiği, ancak, davacının iş akdinden doğan hak ve alacaklarına yönelik müvekkil kuruma yapılmış bir devir söz konusu olmadığını bu husus göz ardı edilerek, müvekkil kuruma husumet yöneltilmesinin hatalı olduğunu, yerel mahkemenin, yasaya aykırı olarak tanzim edilen 26.02.2021 tarihli bilirkişi raporunu esas almasının hatalı olduğunu, şöyle ki, Belediye yönünden ödenen ücrete faiz işletilebilmesi için ödeme yapılması istemli ihtar gönderilmesi gerektiğini, bu sebeple bilirkişi raporunda SGK tarafından ödenen ücrete faiz işletilmesi hususu hatalı olduğu gibi bu yöndeki itirazlarında da dikkate alınmadığını, yerleşik Yargıtay uygulamasına göre işleyecek dönem için % 10 artırım yapmak ve bu rakama % 10 iskonto yapılmak suretiyle hesaplama yapılması gerektiği halde bu kurala uyulmadığını, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. 4. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili; değişen gelişen durum olup olmadığının Adli Tıp Kurumundan alınacak raporla tespiti gerektiği halde bu yönde rapor alınmadan birleşen davanın hüküm altına alınması gerektiğini, sigorta genel şartlarına uygun hesap yapılması gerektiğini, kararda poliçe limitinin gözetilmediğini,müvekkilinin ödeme yaparak teminatı tüketmiş olması nedeniyle hakkındaki davanın reddi gerektiğini, müvekkili aleyhine faiz hükmünün hatalı olduğunu, sağlık raporu tebliğ edilmediğinden müvekkilinin temerrüde düşürülmediğinin gözetilmesi gerektiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Temyiz incelemesi açısından 6100 sayılı HMK Geçici 3/2 maddesi delaletiyle uygulama imkanı bulan 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 1086 sayılı HUMK’nun 427 ilâ 444 üncü maddeleri, ile HMK'nun 26 ve 107 nci maddesi hükmü ile usuli kazanılmış hak yönünden 04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır. 3. Değerlendirme A) Hukuki Dinlenilme Hakkı Yönünden; 1. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.09.2018 tarih ve 2018/9-584 E- 2018/1332 K sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 1982 Anayasasının “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesi uyarınca, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” Ayrıca Anayasa'nın 90 ıncı maddesinin son fıkrasında usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmaların kanun hükmünde olduğu, bunlar hakkında anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamayacağı, temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümlerinin esas alınacağı ifade edilmiştir. 2.Bu bağlamda ülkemizin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 6 ncı maddesinde adil yargılanma hakkı ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiş olup, gerek Anayasa’da gerekse AİHS’ndeki düzenlemelere karşılık gelmek üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 27 nci maddesinde hukuki dinlenilme hakkı düzenlenmiştir. 3.HMK'nın 27 nci maddesi uyarınca; "(1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak; a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, b) Açıklama ve ispat hakkını, c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir". 4.Hukuki dinlenilme hakkı çoğunlukla "iddia ve savunma hakkı" olarak bilinmektedir. Ancak bu hak iddia ve savunma hakkı kavramına göre daha geniş ve üst bir kavramdır. Hakkın temel unsurları maddede tek tek belirtilmiş, böylece uygulamada bu temel yargısal hak konusundaki tereddütlerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Bunlardan ilki “bilgilenme hakkı” dır. Bu çerçevede, öncelikle tarafların gerek yargı organlarınca gerek karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Hak sahibinin kendisi ile ilgili yargılama ve yargılamanın içeriği hakkında tam bir şekilde bilgi sahibi olması sağlanmalıdır. Tarafın bilgi sahibi olmadığı işlemler, belge ve bilgiler yargılamada esas alınamaz. Bilgilenmenin şekli bakımından, hukuki dinlenilme hakkına uygun davranılmalı, ilgilinin bilgilenmesi şeklen değil, gerçek anlamda sağlanmaya çalışılmalıdır. Bu hakkın ikinci unsuru, “açıklama ve ispat hakkı”dır. Taraflar, yargılamayla ilgili açıklamada bulunma, bu çerçevede iddia ve savunmalarını ileri sürme ve ispat etme hakkına sahiptirler. Her iki taraf da bu haktan eşit şekilde yararlanırlar. Bu durum "silahların eşitliği ilkesi" olarak da ifade edilmektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) adil yargılanma hakkını düzenleyen 6 ncı maddesinin birinci bendinin ilk cümlesinde yer alan silahların eşitliği ilkesi, yine AİHS’ne göre mahkeme önünde sahip olunan hak ve yükümlülükler bakımından taraflar arasında tam bir eşitliğin bulunması ve bu dengenin bütün yargılama boyunca korunmasıdır. Başka bir deyişle, silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarından birini diğeri karşısında avantajsız bir duruma düşürmeyecek şekilde her iki tarafın deliller de dâhil olmak üzere, iddia ve savunmasını ortaya koymak için makul bir olanağa sahip olması, tarafların denge içinde olması demektir. Hukuki dinlenilme hakkının üçüncü unsuru, “tarafların iddia ve savunmalarını yargı organlarının tam olarak dikkate alıp değerlendirmesi”dir. Bu değerlendirmenin de karar gerekçesinde yapılması gerekir (6100 sayılı HMK’nın gerekçesi m. 32). Yargılama bakımından, sadece bir tarafın dinlenip diğerinin dinlenmemesi, tek yönlü karar verilmesi demektir. Yargılamada yer alan taraflar yargılamanın objesi değil, süjesidir. Hukukî dinlenilme hakkı doğru karar verilmesinin garantisidir; bu nedenle, haksızlığa karşı koyabilme imkânı tanır. Bu hak, hukuk devletinin, insan onurunun korunması ve eşitlik ilkesinin, hak arama özgürlüğünün, adil yargılanma hakkının bir gereğidir 6.Somut olayda, davacılar vekili tarafındab 30.04.2021 tarihinde açılan ve asıl dava dosyasıyla birleşen 2021/170 Esas ve 326 Karar sayılı dosyaya ait dava dilekçesinin iş bu dosyada davalı olarak gösterilen tarafların tamamına usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğini gösterir tebligat parçalarının dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmakla, davalılara hukuki dinlenilme hakkının giderek savunma ve delil gösterme hakkının tanındığından bahsedilemez, o halde Mahkemece yapılacak iş öncelikle tebliğin usulüne uygun yapılıp yapılmadığı (sistem harici düzenlenen tebligat olup olmadığı) hususu araştırılarak usulüne uygun tebliğin yapılmadığının anlaşılması halinde davalıların dava dilekçesinden usulüne uygun tebliğ suretiyle haberdar olmaları sağlanıp, davalı taraflarca gösterilen itirazlar ve deliller toplanarak sonucuna göre anılan birleşen dosya hakkında karar vermekten ibarettir. B) Usuli Kazanılmış Hak Yönünden; 1.Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak) Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları No. 351 ..., 1974, sayfa 395 vd.) 2.Temyizce bir kararın bozulması ve mahkemenin bozma kararına uyması halinde bozulan kararın bozma sebeplerinin şümulü dışında kalmış cihetlerinin kesinleşmiş ,sayılması, davaların uzamasını önlemek maksadıyla kabul edilmiş çok önemli bir usuli hükümdür. Bir cihetin bozma kararının şümulü dışında kalması da iki şekilde olabilir. Ya o cihet, açıkça bir temyiz sebebi olarak ileri sürülmüş fakat dairece itiraz reddedilmiştir, yahut da onu hedef tutan, bir temyiz itirazı ileri sürülmemiş olmasına rağmen dosyanın Temyiz Dairesince incelendiği sırada dosyada bulunan yazılardan onun bir bozma sebebi sayılması mümkün bulunduğu halde o cihet dairece de bozma sebebi sayılmamıştır. Her iki halde de o konunun bozma sebebi sayılmamış ve başka sebeplere dayanan bozma kararına mahkemece uyulmuş olması, taraflardan birisi lehine usuli bir müktesep hak meydana getirir ki, bu hakkı ne mahkeme, ne de Temyiz Mahkemesi halele uğratabilir. Zira umumi müktesep hakkın tanınması amme intizamı düşüncesiyle kabul edilmiş bir esastır. (04.02.1959 gün ve 1957/13 E- 1959/5 K sayılı YİBK). 3. Asıl dava dosyasında verilen 09.10.2013 tarihli ilk kararın yukarıda işaret olunduğu üzere davacıların temyizi olmaksızın ... Sigorta A.Ş., ... ve ... İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği vekilleri temyizi üzerine 13.05.2014 tarihli yargıtay ilamıyla temyiz eden tarafların sair temyiz itirazları reddedilmek suretiyle maddi tazminatın hesabında Kurumca davacıya bağlanan gelirlerin ilk peşin değerinin ve geçici iş göremezlik ödeneğinin sorulması ile rücu edilebilecek kısımlarının hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirlenen zarar tutarından indirilmesi gerekliliğine işaretle bozulduğu, bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde verilen 30.06.2016 tarihli kararın da davacılar ile davalılardan ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine 28.11.2017 tarihli yargıtay ilamı ile sair temyiz itirazları reddedilerek diğer bozma sebepleriyle gelir noktasında davacının hem iş kazası sigorta kolundan gelir, hem de yaşlılık sigortasından aylık alması nedeniyle 5510 sayılı Kanun 54 üncü maddesi gereğince Kurumdan gelirlerin birleştiği tarihe kadar davacıya yapılmış olan fiili ödemeler ile bu tarih itibariyle hesap edilen ilk peşin sermaye değerinin sorulması, aynı zamanda gecici iş göremezlik ödeneğinin de Kurumdan sorularak bu gelirlerin Türk Borçlar Kanun'un 55 inci maddesi kapsamında rücuya kabil kısmını 15.02.2013 tarihli hesap raporundaki tazminat alacağından mahsup ederek çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekliliğine işaret edilmiştir. 4. Son bozma kararına uyularak yapılan yargılamada hesap bilirkişiden alınan 01.03.2021 tarihli raporun denetime elverişli olmamakla beraber, anlaşılabildiği kadarıyla davacıya geçici iş göremez kaldığı süreyle sınırlı olarak 10.354,13 TL, gelir ve aylığın birleştiği tarih itibariyle yarımdan bağlanan gelirin 123.994,61 TL olduğu, fiilen tam olarak ödenen gelir miktarının ise 2.267,34 TL olduğu kabul edilmiş ise de bu durumu ortaya koyan SGK kaydı dosyayda tespit edilememiştir. Öte yandan anılan gelir ve ödeme miktarlarının raporda işaret edilen şekilde olduğu varsayılsa dahi 5510 sayılı Kanun'un 21/4 üncü maddesi kapsamında tazminattan sorumlu olanlara rücu edilebilecek gelir miktarının uyulan bozma kararı çerçevesinde 10.354,13 TL geçici iş göremezlik ödeneği+ (126.261,95 TL fiili ödeme ve peşin değer x (%100 Kusurun 3 üncü kişi kusuru nedeni ile yarısı olan %50'den 63.130,97 TL) = 73.485,10 TL'nin tenzili mümkün gelir olarak hesap edilip, 109.370,20 TL maddi tazminat alacağından tenzili halinde dahi %79 iş göremezliğe uğramasından kaynaklı davacının 35.885,09 TL alacağı olduğunun hesap edilmesi gerekirken, maddi tazminat isteminin yazılı şekilde gelir ve ödeneklerle tamamen karşılandığından reddi gerektiğine işaretle düzenlenen yetersiz rapora itibarla hüküm tesisi de hatalı olmuştur. 5. O halde %79 iş göremezlik nedeniyle uyulan bozma kararı çerçevesinde inceleme yapılıp 5510 sayılı Kanun 54 üncü maddesi gereğince Kurumdan gelirlerin birleştiği tarihe kadar davacıya yapılmış olan fiili ödemeler ile bu tarih itibariyle hesap edilen ilk peşin sermaye değerinin sorulması, aynı zamanda gecici iş göremezlik ödeneğinin de SGK'da sorularak bu gelir ve ödeneklerin Türk Borçlar Kanunun 55 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 21/4 üncü maddesi kapsamında rücuya kabil kısmını 15.02.2013 tarihli hesap raporundaki tazminat alacağından mahsubu noktasında dosyada rapor düzenleyen bilirkişilerden farklı bir hesap bilirkişiden denetime elverişli mahiyette rapor almak suretiyle ortaya konulması, anılan raporun hükme esas alınarak karar verilmesi gerekmektedir. C) Hükmün kapsamı yönünden 1. 6100 sayılı HMK'nun 297/1.b maddesi kapsamında "b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile ... Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerinin" kararda doğru şekilde gösterilmesi gerekmektedir. 2. Somut olayda davalı ...Ş.'nin ... Sigorta A.Ş.'ne devrolarak birleştiği, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin ise unvan değişikliği ile ... Sigorta A.Ş unvanını aldığı halde karar içerik ve hüküm kısmında önceki unvanların gösterilmek suretiyle yazım hatası yapılmış olması da kanuna aykırı olmuştur. 3. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 4. O halde, re'sen gözetilen sebepler ile temyiz eden taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları gözetilmeli ve bu aşamada bozma sebeplerine göre sair temyiz itirazları incelenmeksizin Mahkemece verilen hüküm bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle 1. HUMK'nun 428/1 inci bendi gereğince davacılar vekili ile davalı ..., ... Sigorta AŞ ve ... vekillerinin sair temyiz itirazları bu aşamada incelenmeksizin Mahkeme kararının BOZULMASINA, 2. Temyiz eden tarafların peşin olarak yatırdıkları temyiz harçlarının istek halinde iadesine, 3. Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine, 26.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.