(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2010/14264 E. , 2010/17111 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... 02.07.2004 tarihli dilekçesine ekli krokide sınırlarını ve miktarını gösterdiği, ... köyünde bulunan 272 m2 yüzölçümün
**(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2010/14264 E. , 2010/17111 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... 02.07.2004 tarihli dilekçesine ekli krokide sınırlarını ve miktarını gösterdiği, ... köyünde bulunan 272 m2 yüzölçümündeki taşınmazın genel kadastroda tapulama dışı bırakıldığını, çok ... yıllardır. ... alanı olarak zilyet edildiğini, yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğunu, taşınmazın tapuya adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın KABULÜNE, ... köyünde yer alan ve ... elemanı bilirkişi ... ... tarafından düzenlenen 08.11.2005 ... rapor ve krokide (A) ile gösterilen 271.64 m2 bölümün ... alanı olarak davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, arazi kadastrosunda tapulama dışı bırakılmış olan taşınmazın imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tapuya tesciline ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1979 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1988 yılında yapılıp dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu 1963 yılında yapılmış, sonuçları 08.03.1966 ila 06.04.1966 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşmiş, dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre geçmiş, 2924 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1996 yılında yapılan kadastro02.09.1996 ve 02.10.1996 tarihinde ilan edilmiştir. Kesinleşmiş orman kadastrosuna ilişkin tutanak ve haritaların uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli taşınamazın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı, davacı gerçek kişi yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarlının oluştuğunun belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de, çekişmeli taşınmazın 1966 yılında kesinleşen genel kadastroda ve 2924 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve 1996 yılında kesinleşen kadastroda niçin tapulama dışı bırakıldığı belirlenmemiş, çekişmeli taşınmazın önceki niteliği, ne zaman imar ihya edildiği ve ne kadar süreyle zilyet edildiği eski tarihli ve kadastro tesbitlerine en yakın tarihte üretilmiş olan memleket haritası amenajman planı ve ... fotoğrafları uygulanmamıştır. Diğer taraftan gerek yerel bilirkişi beyanları gerekse ziraat uzmanı bilirkişi raporlarıyla çekişmeli taşınmazın bir bölümünün üzerine ev yapılmak suretiyle ev yeri olarak zilyet edildiği, bir bölümünün ise bu evin bahçesi olarak kullanıldığı, 09.05.2006 tarihli keşif sonucu düzenlenen ziraat uzmanı bilirkişi raporunda açıklandığı üzere bahçe olarak kullanılan bölümde iki adet 25-30 yaşında ... ağacı ile 2 adet ceviz ağacı ile bununu dışında 15-20 yaşında 2 adet dut, 1 adet incir, 3 adet nar, 1adet şeftali ağacı ile 1 adet asmanın bulunduğu, ... ve ceviz ağaçlarının evin batısındaki (B) ile gösterilen ve avlu olarak kullanılan 354 m2 yüzölçümündeki boşlukta bulunduğu, bu boşluğun bir bölümünün taşlık olduğu, kenarda 15-20 yaşında birer adet ... dünya, nar ve dut ağaçları bulunduğu en az 30 yıl önce imar ihya edilip ... alanı niteliğiyle zilyet edildiği bildirilmişse de, 2006 yılında yapılan keşifte taşınmazda bulunduğu bildirilen ve çoğunluğu 15-20 yaşında olan 3-5 adet meyve ağacının, 2004 yılında davanın açıldığı tarihe kadar çekişmeli taşınmazın 20 yıldan fazla zilyet edildiğini ispatlamayacağı gibi, büyük bölümü ev yeri ve avlu olarak kullanılan taşınmazın imar imar ihyasının tamamlandığından ve ev yeri ve avlu olarak kullanmak şeklindeki zilyetliğin, ekonomik amacına uygun zilyetlik olduğundan söz edilemez. Ayrıca, 2924 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1996yılında yapılan genel kadastroda, çekişmeli taşınmaz tespit dışı bırakılmış ve bu işlem kesinleşmiştir. Tespit dışı kalan bir yer hakkında kadastro tutanağı düzenlenmemekle beraber, bu işlem bir kadastro işlemidir. Bu tür taşınmazlar üzerinde hak iddia edenler için izlenmesi gereken yol, eski 766 sayılı Yasanın 2. maddesinde ve halen yürürlükte olan ve uygulanan 3402 Sayılı Yasanın 7/4. maddesinde belirtilmiştir. Anılan maddelerde öngörülen süreler içerisinde hak iddiasında bulunulmaması halinde, tespit dışı bırakılma işlemi kesinleşir. Tespit dışı bırakılan bir yerin Medeni Yasanın 713/1. maddesi ve 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. maddeleri hükümlerine göre tapuya tescil edilebilmesi için, tespit dışı bırakma işleminin yapılarak paftanın düzenlenme tarihinden dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile yasada belirtilen koşullar altında tasarruf edilmesi gerekir. Somut olayda toplanan delil ve belgelere göre, tespit dışı bırakılma işleminin yapılarak, paftanın düzenlendiği 1996 yılı ile temyize konu davanın açıldığı 2004 yılı arasında 20 yıllık yasal edinme süresi dolmamıştır. Bu açıklamalara göre, kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleştiğinden söz edilemez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.10.2000 gün 2000/8-1264 E.-1250 K. sayılı kararları da aynı doğrultuda olup, bu uygulama Dairemizde ve Hukuk Genel Kurulunda istikrarlı bir şekilde devam etmekte ve kökleşmiş içtihat niteliğini almış bulunmaktadır. Açıklanan hususlar göz önünde bulundurularak davanın reddine karar vermek gerekirken, davacının davasının kabulü yolunda oluşturulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 30.12.2010 günü oybirliği ile karar verildi.