Başvuru, apartmanın ortak alanındaki yapının bağımsız bölümlerden birinin eklentisi olarak yapılan tescilin iptali istemiyle açılan davada eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; apartmanın ortak alanındaki yapının bağımsız bölümlerden birinin eklentisi olarak yapılan tescilin iptali istemiyle açılan davada eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 17/8/2018 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 1970 doğumlu olup Antalya'da ikamet etmektedir. Başvurucu, Antalya ili Muratpaşa ilçesi Gençlik Mahallesi 1256 ada 10 parsel numaralı taşınmazda bulunun apartmanda bağımsız bölüm malikidir. Kat mülkiyetine tabi olan apartmanda toplam 15 adet bağımsız bölüm bulunmaktadır. Başvurucu, olayların geçtiği tarihte apartmanın yöneticisidir. Apartmanın bulunduğu taşınmazın içinde, ana yapıdan ayrı olarak inşa edilmiş 44 m² alana sahip bir yapı bulunmaktadır. Söz konusu yapı 9/9/1976 tarihinde noterde onaylanan kat malikleri listesinde (1) numaralı bağımsız bölümün eklentisi olarak gözükmektedir. Başvurucu, eklentiye ilişkin olarak (1) numaralı bağımsız bölüm adına yapılan tescilin iptali istemiyle apartman yöneticisi sıfatıyla 13/5/2011 tarihinde Muratpaşa Kaymakamlığı Tapu Sicil Müdürlüğüne karşı Antalya Asliye Hukuk Mahkemesinde (Asliye Hukuk Mahkemesi) dava açmıştır. Dava dilekçesinde, Muratpaşa Belediyesi (Belediye) tarafından eklentinin yıktırılmasına 2/3/2001 tarihinde karar verildiği hâlde yıkım kararının uygulanmasından 23/3/2001 tarihinde vazgeçildiği belirtilmiştir. Dava dilekçesinde, eklentinin ana vaziyet planında bulunmadığı ve kat maliklerinin rızası dışında inşa edildiği ileri sürülmüştür. Davaya müdahil olan (1) numaralı bağımsız bölüm maliki S.T. Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu cevap dilekçesinde, apartmanın 1976 yılında alınan inşaat ruhsatına istinaden inşa edildiğini belirtmiş; ihtilaf konusu yapının 21/1/1982 tarihinde (1) numaralı bağımsız bölümün eklentisi olarak tapuya tescil edildiğini ifade etmiştir. S.T. 4/4/1978 tarihinde eklentiye yapı kullanma izni verildiğini, ardından su ve elektrik aboneliklerinin tesis edildiğini vurgulamıştır. Asliye Hukuk Mahkemesince bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. İnşaat mühendisi bilirkişi tarafından hazırlanan 18/3/2013 tarihli raporda; belediye tarafından onaylanan mimari projedeki vaziyet planında eklentinin bulunmadığı, ayrıca proje müellifi mimar tarafından hazırlanan ve belediye arşivinde bulunan eklenti projesinin belediyeden onaylı olmadığı tespiti yapılmıştır. S.T. bu rapora itiraz etmiştir. İtiraz dilekçesinde, bilirkişinin eksik inceleme yaptığı belirtilmiş ve eklentiye ait projede belediye onayının bulunduğu ileri sürülmüştür. Eklentiye ilişkin mimarı proje dilekçe ekinde dosyaya ibraz edilmiştir. İtiraz dilekçesinde ayrıca 4/4/1978 tarihinde eklentiye yapı kullanma izni de verildiğine göre projenin onaysız olmasının mümkün olamayacağı iddia edilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesi bilirkişiden ek rapor düzenlemesini istemiştir. 23/10/2013 tarihli ek bilirkişi raporunda; S.T.nin ibraz ettiği müştemilat projesinde eklenti yer almakta ise de projenin ek yerlerinde sadece mühür olduğu, imza veya parafın bulunmadığı belirtilmiştir. Raporda; ana proje ile eklenti projesinin farklı ebatlarda olduğu, ana projede S.T.nin değişen K. soyadının üzeri çizilerek yeni soyadının yazıldığı hâlde eklenti projesinde yeni soyadının yer aldığı vurgulanmış, eklentinin elektrik ve tesisat projesinin de olmadığı, ayrıca Bina Aplikasyon Tutanağı'nda da müştemilatın yer almadığı ifade edilmiştir. Raporda sonuç olarak eklentinin sonradan kaçak olarak inşa edildiği görüşü açıklanmıştır. Asliye Hukuk Mahkemesi 4/12/2013 tarihinde davayı kabul ederek eklentinin tapu kaydının iptali ile yıkımına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, kapıcı konutu olarak imar mevzuatına uyulmaksızın inşa edilen eklentinin mimari projede bulunmadığı belirtilmiş; tapu kaydına ne şekilde eklenti olarak tescil edildiğinin de anlaşılamadığı vurgulanmıştır. Kararda, bu sebeple başvurucunun talebinin kabulü gerektiği açıklanmıştır. Yargıtay Hukuk Dairesi uyuşmazlığın sulh hukuk mahkemesince çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle 17/6/2014 tarihinde kararı bozmuştur. Bozma kararına uyan Asliye Hukuk Mahkemesi 14/11/2014 tarihinde görevsizlik kararı vererek talep hâlinde dosyanın sulh hukuk mahkemesine gönderilmesine hükmetmiştir. Dosyanın gönderildiği Antalya Sulh Hukuk Mahkemesi (Sulh Hukuk Mahkemesi) 1/7/2015 tarihinde, Asliye Hukuk Mahkemesi kararındaki gerekçelerle davayı kabul ederek eklentinin tapu kaydının iptali ile eklentinin yıkımına karar vermiştir. S.T. bu karara karşı temyiz yoluna başvurmuştur. Temyiz dilekçesinde, ilk derece aşamasında ileri sürülenlere ek olarak bilirkişinin suçlayıcı ve taraflı rapor düzenlediği iddia edilmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi 3/5/2016 tarihinde Sulh Hukuk Mahkemesi kararını bozmuştur. Bozma kararında, taşınmazın (1) numaralı bağımsız bölümüne müştemilat olarak kayıtlı yapının mimari projesinin bulunduğuna ve bu eklenti projesinin ana taşınmazın mimari projesine ekleme yapılarak birleştirildiğine işaret edilmiştir. Bozma kararında, onaylı projeye uygun olarak kat irtifakı kurulması için Tapu Müdürlüğüne başvuru sırasında hazırlanan ve 6/9/1976 tarihinde tasdik edilen noter listesinde 80/1200 paylı bodrum katının (1) numaralı mesken niteliği eklentisi olarak gösterildiği belirtilmiş; Muratpaşa Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün 16/12/2010 tarihli yazısında da söz konusu müştemilatın 21/1/1982 tarihinde tanımlandığının ve (1) numaralı bağımsız bölümün 4/4/1978 tarihli yapı kullanma izin belgesinin bulunduğunun belirtildiği vurgulanmıştır. Davalı S.nin değişen soyadının tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesi amacıyla yaptığı başvuru üzerine ihtilaf konusu eklenti için 14/3/2001 tarihinde şerh verildiğinin anlaşıldığı ifade edilmiştir. Bozma kararında sonuç olarak ihtilaf konusu eklentinin baştan itibaren mimari projesinin bulunduğu kanaati açıklanmış ve aksi kabul üzerine kurulan hükmün isabetli olmadığı değerlendirilmiştir. Sulh Hukuk Mahkemesi bozma kararına uyarak yargılamaya yeniden başlamıştır. Başvurucu tarafından bu esnada Sulh Hukuk Mahkemesine sunulan 10/2/2017 tarihli dilekçede, önceki kararda ısrar edilmesi gerektiği savunulmuştur. Anılan dilekçede başvurucu; bozma kararı üzerine Belediyeye müracaatta bulunduğunu belirtmiş ve Belediyenin 8/2/2017 tarihli cevabından söz etmiştir. Sulh Hukuk Mahkemesine ibraz edildiği anlaşılan söz konusu cevapta; müştemilatın onaylı projeye ek yapıldığı, eklenen belgede belediye mührü bulunsa da herhangi bir onayın mevcut olmadığı, müştemilatın çekme mesafesini ihlal ettiği, çekme mesafesini ihlal eden yapıya bugünkü koşullarda izin verilemeyeceği, müştemilata ait yapı kullanma izin belgesinin bulunmadığı başvurucuya bildirilmiştir. Sulh Hukuk Mahkemesi bozma kararındaki gerekçeye atıfla 20/2/2017 tarihinde davayı reddetmiştir. Karar, Yargıtay Hukuk Dairence 31/10/2017 tarihinde onanmıştır. Karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 26/6/2018 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihai karar 24/7/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. 23/6/1965 tarihli ve 634 sayılı Kat Mülkiyet Kanunu'nun "Bağımsız bölümlerle eklentiler ve ortak yerler arasındaki bağlantı" kenar başlıklı maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir: "Bir bağımsız bölümün dışında olup, doğrudan doğruya o bölüme tahsis edilmiş olan kömürlük, su deposu, garaj, elektrik, havagazı veya su saati yuvaları, tuvalet gibi eklentiler, ait olduğu bağımsız bölümün bütünleyici parçası sayılır ve o bölümün maliki, eklentilerin de tek başına maliki olur.Eklentiler kat mülkiyeti kütüğünün (Beyanlar) hanesine kaydedilir ve bunlardan anayapının oturduğu zeminin dışında kalanlar kadastro planında veya tapu haritasında ayrıca gösterilir."